Aslında adada Türkiye gerçeklerini görüyoruz. Bir Karadenizlinin bir Doğulu ile çekişmesi, çekişmenin altında yatan siyasi etkenler olduğunu düşündürüyor bana...
Birbirlerini ötekileştirme çabaları ve altta kalmama hezeyanları var...
Survivor!
Tam da ağzımıza layık bir konu!
Oh yeahh!! İnanın, bu yarışma programı 12 Haziran Seçim Tarihinden sonra yapılsaydı daha farklı olurdu.
Seçim sürecinin yarışmaya etkisi olduğunu düşünüyorum. Örnek: Nihat Doğan. Milli, dini kavramları azımsanmayacak derecede bağlılık belirtmeleri ve "yurduma iyi bakın" tarzında söylevlerini garipsedim, sıradışı buldum.
Nihat'ın ideal dünyası yaşadığı dünyayı frenliyor. Not: Pascal Nouma vs. Nihat DOĞAN kavgası sonrası konseyde Nihat DOĞAN'ın "Sokrates in Savunması" A'dan Z'ye tarzında analizlerini dökmesini, anlatabilmesini takdir ettim.Kısmen hak verdim.
Taner(Yani 3T) : Kendisini 15.yy sonrası Osmanlı Devleti'ne benzetiyorum. Muz bulması, ormana gittim baktım demeçleri, yengeç yakalaması, kendisine karşı diğer yarışmacıları bağımlı hale getirmeye çalışma çabaları var.Yemek bulma konularında diğer gönüllülere karşı az üstünlüğü var! Ben Taner'den kertenkele kanıyla kan kokusuna çabuk gelen sığ sularda köpek balığı yavrusunu avlamasını beklerdim.
Osmanlı' da da Baharat Yolları vardı ancak Avrupa teknikte ilerleyince deniz yollarıyla sömürgeleşecek ülkeleri keşfedince Osmanlı'nın baharat yolları önemini yitirdi.Taner haricindeki diğer gönüllüler Taner'e karşı bu benzeri bir teknik ve zeka üstünlüğü kurmaya çalışsa da Taner sık sık padişah değiştiren Islahatçı yenilikçi tutum ve sürekli değişen görüşleriyle Osmanlı'nın duraklama dönemlerine iyice benzedi.Sanki her bölüm başka bir padişah var karşımızda! Aslında içten içe adadaki yarışmacı kızlara olan hayranlığı ve onların hepsinin üstündeki egemen tavrı ve eşitlikçi yaklaşımı padişah-harem kurgusunu kafamda oluşturdu.
Pascal NOUMA: Nihat'ı kovalarken kızına sarkıntılık eden serserileri kovalayan taşralı kızların babalarının atletle koşan görüntüsü geldi gözümün önüne. Asena: Nihat Doğan'ın Muhafazakar görüntüsüne rakip olmak istedi.Örgütlendi adada hatta müteasıp tavırlı bir örgüt başı oldu.Bayan yarışmacılar açlıkla mücadeleleri ve azı özümsemeleri ile sanki müteasıptılar artık.(Nihat DOĞAN: -Ben Pascal'a, Müslüman olmama rağmen çok iyi davrandım.) Konseyde Asena'nın Nihat'ın ağzından Müslüman kelimesi geçtiği anda bayılması sahiplendiği, psikolojisini ayakta tuttuğu son kalenin de Nihat tarafından yıkıldığını farkettim.
SONUÇ YERİNE: Nihat DOĞAN, Pascal'ın elenmesiyle sonlandığını düşündüğüm kavga silsilesinin galibi oldu; Türk-İslam üskimliğini adada tekeline aldı, tek temsilcisi olduğunu düşünüyor.Kendisini bu uğurda ıspat etme gereksinimi duyuyor.Nihat'ın ideali kendi gerçekliğini zorluyor ve frenliyor. Aslında adada Türkiye gerçeklerini görüyoruz. Bir Karadenizlinin bir Doğulu ile çekişmesi, çekişmenin altında yatan siyasi etkenler olduğunu düşündürüyor bana...Birbirlerini ötekileştirme çabaları ve altta kalmama hezeyanları var...Evet bir Türkiye panaroması bu! Belki de bu yüzden sevdik!Bu posta 418 defa okundu
Birbirlerini ötekileştirme çabaları ve altta kalmama hezeyanları var...
Survivor!
Tam da ağzımıza layık bir konu!
Oh yeahh!! İnanın, bu yarışma programı 12 Haziran Seçim Tarihinden sonra yapılsaydı daha farklı olurdu.
Seçim sürecinin yarışmaya etkisi olduğunu düşünüyorum. Örnek: Nihat Doğan. Milli, dini kavramları azımsanmayacak derecede bağlılık belirtmeleri ve "yurduma iyi bakın" tarzında söylevlerini garipsedim, sıradışı buldum.
Nihat'ın ideal dünyası yaşadığı dünyayı frenliyor. Not: Pascal Nouma vs. Nihat DOĞAN kavgası sonrası konseyde Nihat DOĞAN'ın "Sokrates in Savunması" A'dan Z'ye tarzında analizlerini dökmesini, anlatabilmesini takdir ettim.Kısmen hak verdim.
Taner(Yani 3T) : Kendisini 15.yy sonrası Osmanlı Devleti'ne benzetiyorum. Muz bulması, ormana gittim baktım demeçleri, yengeç yakalaması, kendisine karşı diğer yarışmacıları bağımlı hale getirmeye çalışma çabaları var.Yemek bulma konularında diğer gönüllülere karşı az üstünlüğü var! Ben Taner'den kertenkele kanıyla kan kokusuna çabuk gelen sığ sularda köpek balığı yavrusunu avlamasını beklerdim.
Osmanlı' da da Baharat Yolları vardı ancak Avrupa teknikte ilerleyince deniz yollarıyla sömürgeleşecek ülkeleri keşfedince Osmanlı'nın baharat yolları önemini yitirdi.Taner haricindeki diğer gönüllüler Taner'e karşı bu benzeri bir teknik ve zeka üstünlüğü kurmaya çalışsa da Taner sık sık padişah değiştiren Islahatçı yenilikçi tutum ve sürekli değişen görüşleriyle Osmanlı'nın duraklama dönemlerine iyice benzedi.Sanki her bölüm başka bir padişah var karşımızda! Aslında içten içe adadaki yarışmacı kızlara olan hayranlığı ve onların hepsinin üstündeki egemen tavrı ve eşitlikçi yaklaşımı padişah-harem kurgusunu kafamda oluşturdu.
Pascal NOUMA: Nihat'ı kovalarken kızına sarkıntılık eden serserileri kovalayan taşralı kızların babalarının atletle koşan görüntüsü geldi gözümün önüne. Asena: Nihat Doğan'ın Muhafazakar görüntüsüne rakip olmak istedi.Örgütlendi adada hatta müteasıp tavırlı bir örgüt başı oldu.Bayan yarışmacılar açlıkla mücadeleleri ve azı özümsemeleri ile sanki müteasıptılar artık.(Nihat DOĞAN: -Ben Pascal'a, Müslüman olmama rağmen çok iyi davrandım.) Konseyde Asena'nın Nihat'ın ağzından Müslüman kelimesi geçtiği anda bayılması sahiplendiği, psikolojisini ayakta tuttuğu son kalenin de Nihat tarafından yıkıldığını farkettim.
SONUÇ YERİNE: Nihat DOĞAN, Pascal'ın elenmesiyle sonlandığını düşündüğüm kavga silsilesinin galibi oldu; Türk-İslam üskimliğini adada tekeline aldı, tek temsilcisi olduğunu düşünüyor.Kendisini bu uğurda ıspat etme gereksinimi duyuyor.Nihat'ın ideali kendi gerçekliğini zorluyor ve frenliyor. Aslında adada Türkiye gerçeklerini görüyoruz. Bir Karadenizlinin bir Doğulu ile çekişmesi, çekişmenin altında yatan siyasi etkenler olduğunu düşündürüyor bana...Birbirlerini ötekileştirme çabaları ve altta kalmama hezeyanları var...Evet bir Türkiye panaroması bu! Belki de bu yüzden sevdik!Bu posta 418 defa okundu


