| STEROİD VE METEORLAR GEÇMİŞTE DÜNYAMIZI ALTÜST ETMİŞLERDİ... AMA, TEHLİKE HÂLÂ GEÇMİŞ DEĞİL... |
|
|
|
| kenan tarafından yazıldı. | |||
| Salı, 09 Mart 2010 10:02 | |||
|
Asteroid ve meteorların bir zamanlar dünyamızı yakıp yıktığını hepimiz biliyoruz. Milyonlarca yıl önce çoÄŸu canlı türünün ortadan kalkmasına neden olan, yeryüzünün fiziksel ve coÄŸrafik özelliklerini deÄŸiÅŸtiren bu olayların sırrı çözüldükçe ortaya ürkütücü bir gerçek çıkıyor: Bu korkunç olayların bir gün tekrarlanabileceÄŸi ihtimalinin farkında mıyız?  Asteroidlerin bir zamanlar dünyamızı yakıp yıktığı gerçeÄŸini hepimiz biliyoruz. Peki, bu korkunç olayın tekrar edebileceÄŸi ihtimalinin farkında mıyız? Bir bilim kurgu filminin senaryosu mu? Yıl .... dünya baÅŸkentlerinden herhangi biri... Aniden gökyüzünde parlak bir ateÅŸ izi beliriyor ve GüneÅŸ'in önünü kaplayıveriyor. Birkaç dakika sonra, 750 HiroÅŸima bombası deÄŸerinde enerji yayan büyük bir patlama oluyor. Bütün binalar çöküyor, milyonlarca insan bir anda ölüp gidiyor... Kente çarpan, 50- 100 metre geniÅŸliÄŸinde küçük bir asteroit... GüneÅŸ'in etrafında dönerken dünyanın yanından geçen binlerce asteroit ve kuyruklu yıldızdan sadece bir tanesi... Acaba bu bir bilim kurgu filminin senaryosu mu? Cevap pek hoÅŸunuza gitmeyebilir; bu bir filmin senaryosu deÄŸil, yaÅŸanma ihtimali olan bir gerçek...  1908 Siberya'da Tunguska'nın 6 km . üzerinde bir astroit infilak etti Asteroid ve kuyruklu yıldızların dünyamıza çarpması gerçekte çok sık rastlanan bir olay deÄŸil... 1908 yılında, 50- 100 metre çapındaki bir asteroid dünyanın atmosferine çarpmış ve Siberya'da Tunguska'nın 6 km . üzerinde infilak etmiÅŸti. Patlama o kadar büyüktü ki, kilometreler boyunca uzanan arazideki bütün aÄŸaçlar dümdüz olmuÅŸtu. Büyük bir mucize sonucu ölen olmamıştı. Bunda, asteroidin dünyanın ıssız bir bölgesine düşmüş olmasının büyük bir rolü vardı. Patlama sonucu sandalyesinden düşen en yakın kiÅŸi olaya 110 kilometre uzakta bulunuyordu. AnÂcak, patlama atmosfere o kadar toz yaymıştı ki, günlerce görülmeye deÄŸer kırmızılıkta günbatımları yaÅŸandı. GökÂyüzü uzun bir süre parlak kaldı, geceÂyarısı gazete okumak mümkün oldu.  Bir sonraki çarÂpışmada bu kadar ÅŸanslı olup olmaÂyacağımız meçhul... BilimadamlaÂrına göre, Tımguska'daki büyüklükte asteroidler bir kaç yüzyıl arayla dünÂyamıza çarpabilir. Bir kilometre büÂyüklüğündeki asteroidlerin bize çarpÂma ihtimali ise her 100 bin yılda bir... Bu büyüklükte bir çarpışmanın bir kıtanın tümünü yok etmesi ve atmosÂferin tümünü zehirle doldurmasına ise kaçınılmaz son olarak bakılıyor... Bunların haricinde, az ya da hiç hasar vermeyen küçük çaplı çarpışÂmalar da birkaç yılda bir yaÅŸanıyor. Ancak, küçük de olsa ÅŸehre çarpan bir asteroid veya kuyruklu yıldızın, binlerce insanın ölümüne yol açabileÂceÄŸi gözardı edilmemesi gereken bir acı bir gerçek...  AsteroidÂlerin çoÄŸu, Mars ve Jüpiter'in yörünÂgeleri arasında Asteroid ve kuyruklu yıldızların öyküleri oldukça eskilere dayanıyor. Asteroidler, GüneÅŸ sisteminde buluÂnan çeÅŸitli boyutlardaki kaya, ya da nikel-demir yığınlarından baÅŸka bir ÅŸey deÄŸiller. Dünyanın yörüngesinÂden milyonlarca kilometre ötede ve GüneÅŸ'ten hayli uzakta olan asteroidÂlerin çoÄŸu, Mars ve Jüpiter'in yörünÂgeleri arasında bulunuyor. Ancak, bazı asteroidlerin o kadar uzun yöÂrüngeleri var ki, bu onları GüneÅŸ'in oldukça yakınına getiriyor ve dünyaÂmızın bir yıl içinde dolaÅŸtığı yörünÂgeden geçmelerine neden oluyor.  DonmuÅŸ su ve diÄŸer bileÅŸiklerden oluÅŸan kuyruk Kuyruklu yıldızlara bazen "kirli kartopu" denmesinin nedeni, donmuÅŸ su ve diÄŸer bileÅŸiklerden oluÅŸmaları... Bunlar, GüneÅŸ sisteminin bir köşeÂsinde, trilyonlarca buzdan objenin oluÅŸturduÄŸu Oort Bulutu'nda yer alıÂyorlar. Kuyrukluyıldızların kuyruklaÂrı, onların GüneÅŸ'e yaklaÅŸmaları ile gerçekleÅŸiyor. GüneÅŸ'in yüksek ısısı buzun buharlaÅŸmasını saÄŸlıyor ve bu buhar, kuyruÄŸun oluÅŸmasına neden oluyor.  1972 yılında, 5- 10 metre büyüklükteki bir obÂje atmosferi sıyırıp geçti Hergün sayısız toz parçası dünyaÂnın atmosferine giriyor. Bu objelerin hızı o kadar fazla ki, geçiÅŸin meydaÂna getirdiÄŸi sürtünme bile onların yanmasına neden oluyor. Sonuçta oluÅŸanlar da, zararsız meteorlar ya da göktaÅŸları... 5- 10 metre geniÅŸliÄŸindeÂki daha büyük objeler ise, her sene bir kez dünyamızdan geçiyorlar. 1972 yılında, bu büyüklükteki bir obÂje atmosferi sıyırıp geçtiÄŸinde Batı Amerika ve Kanada'da inanılmaz bir ateÅŸ topu oluÅŸturmuÅŸtu.  Bir-iki metre geniÅŸliÄŸindeki objeÂlerin dünyamızdan geçmesi oldukça sık rastlanan bir olay Çünkü, bunlaÂrın sayısı milyarları geçiyor. DolayıÂsıyla, bunların dünya için yarattığı tehlike çok çok az. Ancak, bu boyutÂlardaki bir objenin atmosferden geÂçerken asıl büyüklüğünü koruması, 2-3 HiroÅŸima bombasının yaratacağı enerjiye eÅŸit deÄŸerde bir enerji üretÂmesi anlamına geliyor. Bununla beÂraber, obje atmosfere girerken çoÄŸunÂlukla kırılıyor ve vereceÄŸi zarar miniÂmuma iniyor...  Asteroidin denize düşmesi de yeÂterince tehlikeli bir olay... Tehlike denince, akla elbette ki daÂha büyük objeler geliyor. Tunguska asteroidi boyutundaki bir asteroidin dünyamıza çarpması her bir-iki yüzÂyılda bir gerçekleÅŸiyor. Bu da, bu büÂyüklükteki bir asteroid büyük bir ihtiÂmalle biz hayattayken dünyamıza çarpması demek... Bu boyuttaki bir objenin kalabalık bir ÅŸehre düşmesi, hiç kuÅŸkusuz milyonlarca insanın ölÂmesi ile aynı anlama geliyor. Böyle bir asteroidin denize düşmesi de yeÂterince tehlikeli bir olay... Kuzey DeÂnizi'ne düşecek bir asteroidin bile inÂsanlık için tehlikeli olabilecek büyük dalgalar oluÅŸturacağı söylenebilir..  Dünyadan geçen en büÂyük asteroid 40 kilometre çapında... İşin daha ürkütücü olan tarafı, verÂdiÄŸimiz örnekten daha da büyük asteÂroidlerin dünyaya çarpma ihtimalinin var olması... Dünyadan geçen en büÂyük asteroid 40 kilometre çapında... Bu boyutlardaki bir objenin dünyaÂmıza çarptığında oluÅŸacak felaketi düşünmek bile yeterince korkutucu...  10 km çapında bir asteroid 65 milÂyon yıl kadar önce dünyaya çarparak dinazorların ve pek çok canlı türünün yokolmasına neden olmuÅŸtu Aslında, astronomlara göre 10 kilometre çapındaki bir asteroid, 65 milÂyon yıl kadar önce dünyaya çarparak dinazorların ve pek çok canlı türünün yokolmasına neden olmuÅŸtu. BazılaÂrına göre de, o zamanlar bir deÄŸil. birden fazla çarpışma olmuÅŸtu... Bu kadar büyük objelerin sayısının oldukça az olması, hiç kuÅŸkusuz dünÂyamız ve insanlık adına büyük bir ÅŸans... Bununla birlikte, astronomlaÂrın tahminlerine göre, çapı 500 metÂrenin üzerinde olup, dünyamızdan geçme ÅŸansı olan cisimlerin sayısı 10 bin kadar... Bunlardan çaplan 100- 500 metre olanların sayısı ise yüzbinÂlerce... Tüm bunların Tunguska asteÂroidinden daha büyük olduÄŸu da acı bir gerçek... Bugüne kadar astoroÂnomlar, dünyamıza yakın geçen çeÂÅŸitli boyutlarda 200 asteroid saptaÂmışlar... Ancak bunca tehlikeye raÄŸÂmen, ne yazık ki yapılan araÅŸtırmalar oldukça sınırlı.  Gökyüzü izleniyor ama… Kuyruklu yıldızlan ve asteroidleri araÅŸtıran bazı astronomlar, çalışmalaÂrının bir kısmını yansıtıcı aynaları olan teleskopların yardımı ile gerçekÂleÅŸtiriyorlar. Bunlardan Arizona ÜniÂversitesi'ne baÄŸlı "Spacewatch" adı verilen grup, 36 inch 'lik yansıtıcı ayÂnalı teleskoplarıyla, Kitt Peak dağıÂnın tepesinde gökyüzünü izliyor. Kullandıkları teleskop, fotoÄŸrafık kaÂlıpların donuk ve zayıf bulup görünÂtüleyemediÄŸi gökyüzü objelerinin reÂsimlerini çekmeyi baÅŸarıyor. AstroÂnomlar dünyaya yaklaÅŸan asteroidleri ve kuyruklu yıldızları kolaylıkla farÂkedebiliyorlar. Nasıl araba giderken, uzaktaki daÄŸlar yavaÅŸ, yol çizgileri hızlı geçiyor gibi görünüyorsa, dünÂyaya yakın objeler de aynı mantıkla daha hızlı hareket ediyor gibi görünerek kendilerini belli ediyorlar.  Objelerden bir tanesi yakalansa bile yüzlercesi de gözden kaçarak kaÂyıp gidiyor... Yine onlar gibi, California Palomar RasatÂhanesi'ndeki astronomlar da uzayı gözlemleyerek atmosfere ani giriÅŸ yapabilecek objeleri inceliyorlar. AraÅŸtırmalara göre, GüneÅŸ'in etrafınÂda dönerken yolu dünyadan geçen 100'e yakın asteroid var. Bir grup astÂronom da Avusturya'daki güney seÂmalarını gözlem altında tutuyorlar. Uzayı inceleyen tüm astronomlar her ay iki-üç asteroid veya kuyruklu yılÂdızın dünyadan geçtiÄŸini belirliyorÂlar. Ancak bilimadamlarına göre, geÂçen objelerden bir tanesi yakalansa bile yüzlercesi de gözden kaçarak kaÂyıp gidiyor...  NASA’da özel bir ekip var Bu asteroidlerden sadece bir taneÂsinin toplu ölümlere yol açabileceÄŸiÂni artık herkes kabul ediyor. Bu tehdidi en çok ciddiye alan ülke, uzay araÅŸtırmalarında öncülük yapan Amerika BirleÅŸik Devletleri... Amerikan Kongresi, bu tehlikeyi en azından önceden haber almak isteÂdiÄŸinden NASA'dan özel bir ekip oluÅŸturmasını istedi. California'daki NASA Ames AraÅŸtırma MerkeÂzi'ndeki ekibin başında bulunan DaÂvid Morrison'un ilk ilettiÄŸi mesaj ise tehlikenin oldukça büyük olduÄŸu yoÂlunda...  Tüm asteroidleÂrin ve kuyruklu yıldızların çizelgesiÂni çıkarmak zaman alıyor ve pahalı bir iÅŸ Morrison'ın ekibi "Spaceguard" denilen bir sistem önermiÅŸti. Buna göre, belli bölgelere iki-üç metrelik teleskoplar yerleÅŸtirilecek ve gökyüÂzü buradan incelenecekti. Davetsiz bir misafir tesbit edilir edilmez, birÂçok küçük teleskop objenin yörüngeÂsini belirleyecek ve onu daha iyi tanımlayacaktı. Ancak, sistemin pek çok dezavantajı vardı; geniÅŸliÄŸi 1 kiÂlometreden fazla olan tüm asteroidleÂrin ve kuyruklu yıldızların çizelgesiÂni çıkarmak 25 seneden fazla bir zaÂman alıyordu ve oldukça da pahalıyÂdı. Uzaydaki objelere yönelik araÅŸtırÂma programlarının ortak amacı, asteÂroid veya kuyruklu yıldızlan dünyaÂya çarpmadan hemen önce tesbit etÂmek deÄŸil. Çünkü, böyle bir durumÂda birÅŸeyler yapabilmek için hiç zaÂman kalmıyor. Asıl amaç, dünyadan geçen objeleri dünyaya çarpmadan çok önce keÅŸfederek, uzmanlara çarÂpışmayı önlemeleri için zaman tanıÂmak...  Asteroid tesÂbit edilebilirse, çarpma zamanı ve yörüngesi önceden saptanabiliyor…EÄŸer bir iÅŸe yararsa… Bilinen o ki, çarpması beklenen asÂteroid ve kuyruklu yıldızların çoÄŸu, çarpışma olmadan önce dünyaya pek çok yakın geçiÅŸ yapıyorlar. EÄŸer bu yakın geçiÅŸler esnasında asteroid tesÂbit edilebilirse, astronomlar onun yöÂrüngesini ve çarpmanın ne zaman olacağını önceden kestirebiliyorlar. Bu da, NASA'ya potansiyel tehlikeyi takip edip yoketmek, ya da kenara itÂmek için yeterli zamanın tanınması anlamına geliyor. Bir olasılık da, obÂjenin yakınına bir uzay gemisi gönÂdererek, onun yanında bir nükleer bomba patlatmak... Bu patlama ile asteroidin yörüngesi deÄŸiÅŸebilecek, böylece dünya büyük bir felaketten kurtulmuÅŸ olacak...   Meteorit ve asteroidlerin evrimi: Bugün müzelerde bulunan meteoritler, 4,6 milyar yıl önce, GüneÅŸ sisteminin baÅŸlangıcındaki karambol de oluÅŸtular. Solar nebuladaÂki (üstte solda) toz parçacıkları yavaÅŸ yavaÅŸ büyüdüler ve "planetesiÂmal" adı verilen oluÅŸuma dönüştüler. Bir zaman sonra bunların bazıÂları ağır elementler haline geldiler ve demir gibi olanlar merkeze doÄŸru çöktüler. Silikatlar gibi hafif elementler de yüzeye yükseldiler (ortadaki kesit). Planetesimaller sürekli olarak birbirleriyle çarpışıyorÂlar, yeniden ayrışıyorlar ve düzensiz bir yapıya sahip olan maddeler haline geliyorlardı. Bazıları ağırlıklı olarak demir, bazıları da taÅŸtan oluÅŸmuÅŸlardı (orta saÄŸdaki kesit). OluÅŸan gezegenler, planetesimalleÂrin bir çoÄŸunu ortadan kaldırdılar. Planetesimaller sadece Mars ve Jüpiter arasındaki asteroid kuÅŸağında kaldılar. Buradan da Jüpiter'in yerçekimi gücünden etkilenerek dünyanın yörüngesine girdiler. "Lost City", "Innisfree" ve "Pribram" adındaki üç asteroidin birbirini kesen yörüngeleri yukarıda saÄŸda görülüyor. Meteoritler uzayda seyahat ederken meteorları yaratıyorlar ve bunlar da dünyanın atmosferinden yıldırım hızıyla geçiyorlar (ortada). Bu parçacıklar dünyaya "tektit" adı verilen küçük cam parçacıkları olarak düşebiliyorlar. Yukarıdaki renkli zaman çizgisinin altında görüldüğü gibi, meteoritÂler GüneÅŸ sisteminin ilk 700 milyon yılı içinde gezegenleri ve onların aylarını büyük bir sıklıkla bombardıman ettiler. O zamanlardan bu yaÂna, meteorların aktivitesi oldukça yavaÅŸladı...  Bilgi ve mineral kaynakları Potansiyel tehlikelerine raÄŸÂmen, dünyaya yaklaÅŸan obÂjelerin hepsine "tehlikeli" sıfatını yakıştırmak oldukça hatalı bir yaklaşım... Çünkü, sanılanların tam aksine, ayağımıza kadar geÂlen asteroidler, bize onları inceÂlemek ve belki de onlardan yaÂrarlanmak için büyük bir fırsat vermiÅŸ oluyorlar... Asteroidlerin detaylı olarak inÂcelenmelerinin en büyük nedenÂlerinden biri, onların GüneÅŸ sisÂteminden kopmuÅŸ bloklar olmaÂları... Öyle ki, onları inceleyerek yıllar öncesinde GüneÅŸ'in ve geÂzegenlerin nasıl oluÅŸtuklarını anÂlayabilmemiz mümkün... Ancak astronomlar, asteroidler hakkınÂda geniÅŸ bir bilgiye sahip deÄŸil; çünkü, dünyadan bakıldığı zaÂman rahat gözlemlenemiyorlar. Bunun en büyük nedeni, onların oldukça küçük ve dünyadan uzakta, Mars ile Jüpiter arasında yer almaları... Bize kendilerini inceleme imkanı verenler de dünyaya yaklaÅŸan asteroidler... Asteroidlerin çoÄŸu demir ve nikel kaynağı Yakın bir gelecekte dünyanın çok yakınından geçen asteroidler bize hem bilgi, hem de mineral saÄŸlayabilecekler. Asteroidlerin çoÄŸu demir ve nikel kaynağı. KüÂçük olmaları ve yerçekimlerinin az olması nedeni ile, bir asteroÂidden dünyaya materyal taşımak oldukça kolay olacak... Bu yönde geliÅŸtirilen bir baÅŸka fikir de, obÂjelerden bir tanesini dünyanın yakınlarına, hatta dünyanın çevÂresinde bir yörüngeye çekerek potansiyel bir ölüm tehlikesini potansiyel bir hayat kurtarıcıya dönüştürmek... Maden kazılarının meydana getirdiÄŸi zarardan oldukça etkilenen dünya, böyleÂce kendini kurtarmış olacak. AnÂcak, bu fikirlerin gerçek olabilÂmesi için getirilecek olan mineÂrallerin deÄŸerinin, harcamalarÂdan daha fazla olması ÅŸart... Aslında, ÅŸu anda bir asteroidÂden maden çıkarılıyor... 2 milyar yıl önce Kanada'da, Sudbury'e düşmüş olan 6 km . geniÅŸliÄŸindeki asteroid, bugün hâlâ kazılıyor ve batı dünyasının nikel ihtiyacının yüzde 75'i bu asteroidden karşıÂlanıyor.  Çarpışmanın gerçekleri â– Asteroidin hızı ne kadar fazla olursa, çarpışma anındaki kinetik enerjisi de o kadar fazla olur. ■ Çarpışma hızları saniyede 11 km 'den, 73 km 'ye kadar farklılık gösterir. Saniyede 3 km 'lik bir hızÂda, objenin kinetik enerjisi kendi kitlesi kadar TNT'nin enerjisine eÅŸit olur. â– Â Saniyede 30 kilometre hızla çarpan bir objenin ortaya çıkardığı enerji, kendi kütlesi kadar TNT'nin çıkardığı enejinin 100 katı kadardır. â– Saniyede 30 km hızla yol alan, 1 km . geniÅŸliÄŸindeki bir asteroidin çarpışma anında çıkaracağı enerji 140 bin megaton TNT'nin enerjisiÂne eÅŸittir. (Åžu ana kadar yapılmış en büyük nükleer bombanın gücüÂnün 2000 katı)  Nasıl bir riskle karsı karşıyayız? ASTEROİDLER Yörüngeleri dünyadan geçen asteroidlerin tahmin edilen ebat ve sayıları şöyle: â– Â GeniÅŸliÄŸi 1 km 'den fazla olanÂlardan 25.000 adet â– GeniÅŸliÄŸi 500 m 'den fazla olanÂlardan 10.000 adet â– GeniÅŸliÄŸi 100 m 'den fazla olanÂlardan 300.000 adet â– Â GeniÅŸliÄŸi 10 m 'den fazla olanÂlardan 150 milyon adet  Yukarıdaki asteroidlerden buÂgüne kadar bulunabilmiÅŸ olanların sayısı sadece 200 (genelde büyük olanlar), ancak yörüngeler hakkınÂdaki bilgiler oldukça iyi... â– Â Bunların dünyamıza çarpma ihtimali ise obje başına, senede 100 milyon ile 1000 milyonda bir... â– Asteroidlerin ortalama çarpma hızı saniyede 20 ile 30 km . arasında deÄŸiÅŸiyor (72.000-108.000 km/s)... â– Â GeniÅŸliÄŸi 1 km 'den daha fazla olan asteroidler, dünyaya her 100.000 yılda bir çarpıyorlar. â– Â 50 megatondan fazla TNT kaÂdar enerji çıkaracak bir çarpışma her 1000 yıl ■Çarpışmanın bütün dünyayı etÂkilemesi için, asteroidin geniÅŸliÄŸinin 1 km 'den fazla olması gerekiyor.  KUYRUKLU YILDIZLAR • Dünyanın yörüngesinden geÂçen ve belli aralıklarla geri geldiÄŸi bilinen kuyruklu yıldızların sayısı 25... • Dünyanın yörüngesinden geÂçen, ancak geri dönüşü periyodik olmayan kuyruklu yıldızların sayısı ise 400'den fazla... • Kuyruklu yıldızların çarpma hızları, asteroidlere göre daha fazla (saniyede 73 km )... • Dünyamıza yönelik tehdidin yüzde 25'i kuyrukluyıldızlara ait... Geriye kalan yüzde 75'i ise asteroÂidler oluÅŸturuyor... • Asteroidlerin keÅŸfedilmesi 25 yıllık bir araÅŸtırma gerektiriyor. Kuyruklu yıldızların ise sürekli göÂzaltında tutulması gerekiyor. Hazırlayanlar : merakediyorum grubu üyeleri Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleÅŸtirilmelidir Kaynak : Focus Mayıs 1995 sayısından "Davetsiz misafirler" baÅŸlıklı yazıdan alınmıştır. Paragraf baÅŸlıkları yazıya ilave edilmiÅŸtir. Lütfen bu kısmı silmeyiniz, kaynak göstererek paylaşınız. Saatlerce uÄŸraÅŸarak verdiÄŸimiz emeÄŸi bir "Delete" tuÅŸuyla yok etmeyin.
|
| Bugün | 125 |
| Dün | 1570 |
| Bu Hafta | 8048 |
| Bu Ay | 49704 |
| Toplam | 2315861 |