Asteroid ve meteorların bir zamanlar dünyamızı yakıp yıktığını hepimiz biliyoruz. Milyonlarca yıl önce çoğu canlı türünün ortadan kalkmasına neden olan, yeryüzünün fiziksel ve coğrafik özelliklerini değiştiren bu olayların sırrı çözüldükçe ortaya ürkütücü bir gerçek çıkıyor: Bu korkunç olayların bir gün tekrarlanabileceği ihtimalinin farkında mıyız?
Asteroidlerin bir zamanlar dünyamızı yakıp yıktığı gerçeğini hepimiz biliyoruz. Peki, bu korkunç olayın tekrar edebileceği ihtimalinin farkında mıyız?
Bir bilim kurgu filminin senaryosu mu?
Yıl .... dünya başkentlerinden herhangi biri... Aniden gökyüzünde parlak bir ateş izi beliriyor ve Güneş'in önünü kaplayıveriyor. Birkaç dakika sonra, 750 Hiroşima bombası değerinde enerji yayan büyük bir patlama oluyor. Bütün binalar çöküyor, milyonlarca insan bir anda ölüp gidiyor...
Kente çarpan, 50- 100 metre genişliğinde küçük bir asteroit... Güneş'in etrafında dönerken dünyanın yanından geçen binlerce asteroit ve kuyruklu yıldızdan sadece bir tanesi...
Acaba bu bir bilim kurgu filminin senaryosu mu? Cevap pek hoşunuza gitmeyebilir; bu bir filmin senaryosu değil, yaşanma ihtimali olan bir gerçek...
1908 Siberya'da Tunguska'nın 6 km . üzerinde bir astroit infilak etti
Asteroid ve kuyruklu yıldızların dünyamıza çarpması gerçekte çok sık rastlanan bir olay değil... 1908 yılında, 50- 100 metre çapındaki bir asteroid dünyanın atmosferine çarpmış ve Siberya'da Tunguska'nın 6 km . üzerinde infilak etmişti. Patlama o kadar büyüktü ki, kilometreler boyunca uzanan arazideki bütün ağaçlar dümdüz olmuştu. Büyük bir mucize sonucu ölen olmamıştı. Bunda, asteroidin dünyanın ıssız bir bölgesine düşmüş olmasının büyük bir rolü vardı. Patlama sonucu sandalyesinden düşen en yakın kişi olaya 110 kilometre uzakta bulunuyordu. Ancak, patlama atmosfere o kadar toz yaymıştı ki, günlerce görülmeye değer kırmızılıkta günbatımları yaşandı. Gökyüzü uzun bir süre parlak kaldı, geceyarısı gazete okumak mümkün oldu.
Bir sonraki çarpışmada bu kadar şanslı olup olmayacağımız meçhul...
Bilimadamlarına göre, Tımguska'daki büyüklükte asteroidler bir kaç yüzyıl arayla dünyamıza çarpabilir. Bir kilometre büyüklüğündeki asteroidlerin bize çarpma ihtimali ise her 100 bin yılda bir... Bu büyüklükte bir çarpışmanın bir kıtanın tümünü yok etmesi ve atmosferin tümünü zehirle doldurmasına ise kaçınılmaz son olarak bakılıyor...
Bunların haricinde, az ya da hiç hasar vermeyen küçük çaplı çarpışmalar da birkaç yılda bir yaşanıyor. Ancak, küçük de olsa şehre çarpan bir asteroid veya kuyruklu yıldızın, binlerce insanın ölümüne yol açabileceği gözardı edilmemesi gereken bir acı bir gerçek...
Asteroidlerin çoğu, Mars ve Jüpiter'in yörüngeleri arasında
Asteroid ve kuyruklu yıldızların öyküleri oldukça eskilere dayanıyor. Asteroidler, Güneş sisteminde bulunan çeşitli boyutlardaki kaya, ya da nikel-demir yığınlarından başka bir şey değiller. Dünyanın yörüngesinden milyonlarca kilometre ötede ve Güneş'ten hayli uzakta olan asteroidlerin çoğu, Mars ve Jüpiter'in yörüngeleri arasında bulunuyor. Ancak, bazı asteroidlerin o kadar uzun yörüngeleri var ki, bu onları Güneş'in oldukça yakınına getiriyor ve dünyamızın bir yıl içinde dolaştığı yörüngeden geçmelerine neden oluyor.
Donmuş su ve diğer bileşiklerden oluşan kuyruk
Kuyruklu yıldızlara bazen "kirli kartopu" denmesinin nedeni, donmuş su ve diğer bileşiklerden oluşmaları... Bunlar, Güneş sisteminin bir köşesinde, trilyonlarca buzdan objenin oluşturduğu Oort Bulutu'nda yer alıyorlar. Kuyrukluyıldızların kuyrukları, onların Güneş'e yaklaşmaları ile gerçekleşiyor. Güneş'in yüksek ısısı buzun buharlaşmasını sağlıyor ve bu buhar, kuyruğun oluşmasına neden oluyor.
1972 yılında, 5- 10 metre büyüklükteki bir obje atmosferi sıyırıp geçti
Hergün sayısız toz parçası dünyanın atmosferine giriyor. Bu objelerin hızı o kadar fazla ki, geçişin meydana getirdiği sürtünme bile onların yanmasına neden oluyor. Sonuçta oluşanlar da, zararsız meteorlar ya da göktaşları... 5- 10 metre genişliğindeki daha büyük objeler ise, her sene bir kez dünyamızdan geçiyorlar. 1972 yılında, bu büyüklükteki bir obje atmosferi sıyırıp geçtiğinde Batı Amerika ve Kanada'da inanılmaz bir ateş topu oluşturmuştu.
Bir-iki metre genişliğindeki objelerin dünyamızdan geçmesi oldukça sık rastlanan bir olay
Çünkü, bunların sayısı milyarları geçiyor. Dolayısıyla, bunların dünya için yarattığı tehlike çok çok az. Ancak, bu boyutlardaki bir objenin atmosferden geçerken asıl büyüklüğünü koruması, 2-3 Hiroşima bombasının yaratacağı enerjiye eşit değerde bir enerji üretmesi anlamına geliyor. Bununla beraber, obje atmosfere girerken çoğunlukla kırılıyor ve vereceği zarar minimuma iniyor...
Asteroidin denize düşmesi de yeterince tehlikeli bir olay...
Tehlike denince, akla elbette ki daha büyük objeler geliyor. Tunguska asteroidi boyutundaki bir asteroidin dünyamıza çarpması her bir-iki yüzyılda bir gerçekleşiyor. Bu da, bu büyüklükteki bir asteroid büyük bir ihtimalle biz hayattayken dünyamıza çarpması demek... Bu boyuttaki bir objenin kalabalık bir şehre düşmesi, hiç kuşkusuz milyonlarca insanın ölmesi ile aynı anlama geliyor. Böyle bir asteroidin denize düşmesi de yeterince tehlikeli bir olay... Kuzey Denizi'ne düşecek bir asteroidin bile insanlık için tehlikeli olabilecek büyük dalgalar oluşturacağı söylenebilir..
Dünyadan geçen en büyük asteroid 40 kilometre çapında...
İşin daha ürkütücü olan tarafı, verdiğimiz örnekten daha da büyük asteroidlerin dünyaya çarpma ihtimalinin var olması... Dünyadan geçen en büyük asteroid 40 kilometre çapında... Bu boyutlardaki bir objenin dünyamıza çarptığında oluşacak felaketi düşünmek bile yeterince korkutucu...
10 km çapında bir asteroid 65 milyon yıl kadar önce dünyaya çarparak dinazorların ve pek çok canlı türünün yokolmasına neden olmuştu
Aslında, astronomlara göre 10 kilometre çapındaki bir asteroid, 65 milyon yıl kadar önce dünyaya çarparak dinazorların ve pek çok canlı türünün yokolmasına neden olmuştu. Bazılarına göre de, o zamanlar bir değil. birden fazla çarpışma olmuştu... Bu kadar büyük objelerin sayısının oldukça az olması, hiç kuşkusuz dünyamız ve insanlık adına büyük bir şans... Bununla birlikte, astronomların tahminlerine göre, çapı 500 metrenin üzerinde olup, dünyamızdan geçme şansı olan cisimlerin sayısı 10 bin kadar... Bunlardan çaplan 100- 500 metre olanların sayısı ise yüzbinlerce... Tüm bunların Tunguska asteroidinden daha büyük olduğu da acı bir gerçek... Bugüne kadar astoronomlar, dünyamıza yakın geçen çeşitli boyutlarda 200 asteroid saptamışlar... Ancak bunca tehlikeye rağmen, ne yazık ki yapılan araştırmalar oldukça sınırlı.
Gökyüzü izleniyor ama…
Kuyruklu yıldızlan ve asteroidleri araştıran bazı astronomlar, çalışmalarının bir kısmını yansıtıcı aynaları olan teleskopların yardımı ile gerçekleştiriyorlar. Bunlardan Arizona Üniversitesi'ne bağlı "Spacewatch" adı verilen grup, 36 inch 'lik yansıtıcı aynalı teleskoplarıyla, Kitt Peak dağının tepesinde gökyüzünü izliyor. Kullandıkları teleskop, fotoğrafık kalıpların donuk ve zayıf bulup görüntüleyemediği gökyüzü objelerinin resimlerini çekmeyi başarıyor. Astronomlar dünyaya yaklaşan asteroidleri ve kuyruklu yıldızları kolaylıkla farkedebiliyorlar. Nasıl araba giderken, uzaktaki dağlar yavaş, yol çizgileri hızlı geçiyor gibi görünüyorsa, dünyaya yakın objeler de aynı mantıkla daha hızlı hareket ediyor gibi görünerek kendilerini belli ediyorlar.
Objelerden bir tanesi yakalansa bile yüzlercesi de gözden kaçarak kayıp gidiyor...
Yine onlar gibi, California Palomar Rasathanesi'ndeki astronomlar da uzayı gözlemleyerek atmosfere ani giriş yapabilecek objeleri inceliyorlar. Araştırmalara göre, Güneş'in etrafında dönerken yolu dünyadan geçen 100'e yakın asteroid var. Bir grup astronom da Avusturya'daki güney semalarını gözlem altında tutuyorlar. Uzayı inceleyen tüm astronomlar her ay iki-üç asteroid veya kuyruklu yıldızın dünyadan geçtiğini belirliyorlar. Ancak bilimadamlarına göre, geçen objelerden bir tanesi yakalansa bile yüzlercesi de gözden kaçarak kayıp gidiyor...
NASA’da özel bir ekip var
Bu asteroidlerden sadece bir tanesinin toplu ölümlere yol açabileceğini artık herkes kabul ediyor. Bu tehdidi en çok ciddiye alan ülke, uzay araştırmalarında öncülük yapan Amerika Birleşik Devletleri...
Amerikan Kongresi, bu tehlikeyi en azından önceden haber almak istediğinden NASA'dan özel bir ekip oluşturmasını istedi. California'daki NASA Ames Araştırma Merkezi'ndeki ekibin başında bulunan David Morrison'un ilk ilettiği mesaj ise tehlikenin oldukça büyük olduğu yolunda...
Tüm asteroidlerin ve kuyruklu yıldızların çizelgesini çıkarmak zaman alıyor ve pahalı bir iş
Morrison'ın ekibi "Spaceguard" denilen bir sistem önermişti. Buna göre, belli bölgelere iki-üç metrelik teleskoplar yerleştirilecek ve gökyüzü buradan incelenecekti. Davetsiz bir misafir tesbit edilir edilmez, birçok küçük teleskop objenin yörüngesini belirleyecek ve onu daha iyi tanımlayacaktı. Ancak, sistemin pek çok dezavantajı vardı; genişliği 1 kilometreden fazla olan tüm asteroidlerin ve kuyruklu yıldızların çizelgesini çıkarmak 25 seneden fazla bir zaman alıyordu ve oldukça da pahalıydı.
Uzaydaki objelere yönelik araştırma programlarının ortak amacı, asteroid veya kuyruklu yıldızlan dünyaya çarpmadan hemen önce tesbit etmek değil. Çünkü, böyle bir durumda birşeyler yapabilmek için hiç zaman kalmıyor. Asıl amaç, dünyadan geçen objeleri dünyaya çarpmadan çok önce keşfederek, uzmanlara çarpışmayı önlemeleri için zaman tanımak...
Asteroid tesbit edilebilirse, çarpma zamanı ve yörüngesi önceden saptanabiliyor…Eğer bir işe yararsa…
Bilinen o ki, çarpması beklenen asteroid ve kuyruklu yıldızların çoğu, çarpışma olmadan önce dünyaya pek çok yakın geçiş yapıyorlar. Eğer bu yakın geçişler esnasında asteroid tesbit edilebilirse, astronomlar onun yörüngesini ve çarpmanın ne zaman olacağını önceden kestirebiliyorlar. Bu da, NASA'ya potansiyel tehlikeyi takip edip yoketmek, ya da kenara itmek için yeterli zamanın tanınması anlamına geliyor. Bir olasılık da, objenin yakınına bir uzay gemisi göndererek, onun yanında bir nükleer bomba patlatmak... Bu patlama ile asteroidin yörüngesi değişebilecek, böylece dünya büyük bir felaketten kurtulmuş olacak...
Meteorit ve asteroidlerin evrimi:
Bugün müzelerde bulunan meteoritler, 4,6 milyar yıl önce, Güneş sisteminin başlangıcındaki karambol de oluştular. Solar nebuladaki (üstte solda) toz parçacıkları yavaş yavaş büyüdüler ve "planetesimal" adı verilen oluşuma dönüştüler. Bir zaman sonra bunların bazıları ağır elementler haline geldiler ve demir gibi olanlar merkeze doğru çöktüler. Silikatlar gibi hafif elementler de yüzeye yükseldiler (ortadaki kesit). Planetesimaller sürekli olarak birbirleriyle çarpışıyorlar, yeniden ayrışıyorlar ve düzensiz bir yapıya sahip olan maddeler haline geliyorlardı. Bazıları ağırlıklı olarak demir, bazıları da taştan oluşmuşlardı (orta sağdaki kesit). Oluşan gezegenler, planetesimallerin bir çoğunu ortadan kaldırdılar. Planetesimaller sadece Mars ve Jüpiter arasındaki asteroid kuşağında kaldılar. Buradan da Jüpiter'in yerçekimi gücünden etkilenerek dünyanın yörüngesine girdiler. "Lost City", "Innisfree" ve "Pribram" adındaki üç asteroidin birbirini kesen yörüngeleri yukarıda sağda görülüyor. Meteoritler uzayda seyahat ederken meteorları yaratıyorlar ve bunlar da dünyanın atmosferinden yıldırım hızıyla geçiyorlar (ortada). Bu parçacıklar dünyaya "tektit" adı verilen küçük cam parçacıkları olarak düşebiliyorlar.
Yukarıdaki renkli zaman çizgisinin altında görüldüğü gibi, meteoritler Güneş sisteminin ilk 700 milyon yılı içinde gezegenleri ve onların aylarını büyük bir sıklıkla bombardıman ettiler. O zamanlardan bu yana, meteorların aktivitesi oldukça yavaşladı...
Bilgi ve mineral kaynakları
Potansiyel tehlikelerine rağmen, dünyaya yaklaşan objelerin hepsine "tehlikeli" sıfatını yakıştırmak oldukça hatalı bir yaklaşım... Çünkü, sanılanların tam aksine, ayağımıza kadar gelen asteroidler, bize onları incelemek ve belki de onlardan yararlanmak için büyük bir fırsat vermiş oluyorlar...
Asteroidlerin detaylı olarak incelenmelerinin en büyük nedenlerinden biri, onların Güneş sisteminden kopmuş bloklar olmaları... Öyle ki, onları inceleyerek yıllar öncesinde Güneş'in ve gezegenlerin nasıl oluştuklarını anlayabilmemiz mümkün... Ancak astronomlar, asteroidler hakkında geniş bir bilgiye sahip değil; çünkü, dünyadan bakıldığı zaman rahat gözlemlenemiyorlar. Bunun en büyük nedeni, onların oldukça küçük ve dünyadan uzakta, Mars ile Jüpiter arasında yer almaları... Bize kendilerini inceleme imkanı verenler de dünyaya yaklaşan asteroidler...
Asteroidlerin çoğu demir ve nikel kaynağı
Yakın bir gelecekte dünyanın çok yakınından geçen asteroidler bize hem bilgi, hem de mineral sağlayabilecekler. Asteroidlerin çoğu demir ve nikel kaynağı. Küçük olmaları ve yerçekimlerinin az olması nedeni ile, bir asteroidden dünyaya materyal taşımak oldukça kolay olacak... Bu yönde geliştirilen bir başka fikir de, objelerden bir tanesini dünyanın yakınlarına, hatta dünyanın çevresinde bir yörüngeye çekerek potansiyel bir ölüm tehlikesini potansiyel bir hayat kurtarıcıya dönüştürmek... Maden kazılarının meydana getirdiği zarardan oldukça etkilenen dünya, böylece kendini kurtarmış olacak. Ancak, bu fikirlerin gerçek olabilmesi için getirilecek olan minerallerin değerinin, harcamalardan daha fazla olması şart...
Aslında, şu anda bir asteroidden maden çıkarılıyor... 2 milyar yıl önce Kanada'da, Sudbury'e düşmüş olan 6 km . genişliğindeki asteroid, bugün hâlâ kazılıyor ve batı dünyasının nikel ihtiyacının yüzde 75'i bu asteroidden karşılanıyor.
Çarpışmanın gerçekleri
■ Asteroidin hızı ne kadar fazla olursa, çarpışma anındaki kinetik enerjisi de o kadar fazla olur.
■ Çarpışma hızları saniyede 11 km 'den, 73 km 'ye kadar farklılık gösterir. Saniyede 3 km 'lik bir hızda, objenin kinetik enerjisi kendi kitlesi kadar TNT'nin enerjisine eşit olur.
■ Saniyede 30 kilometre hızla çarpan bir objenin ortaya çıkardığı enerji, kendi kütlesi kadar TNT'nin çıkardığı enejinin 100 katı kadardır.
■ Saniyede 30 km hızla yol alan, 1 km . genişliğindeki bir asteroidin çarpışma anında çıkaracağı enerji 140 bin megaton TNT'nin enerjisine eşittir. (Şu ana kadar yapılmış en büyük nükleer bombanın gücünün 2000 katı)
Nasıl bir riskle karsı karşıyayız?
ASTEROİDLER
Yörüngeleri dünyadan geçen asteroidlerin tahmin edilen ebat ve sayıları şöyle:
■ Genişliği 1 km 'den fazla olanlardan 25.000 adet
■ Genişliği 500 m 'den fazla olanlardan 10.000 adet
■ Genişliği 100 m 'den fazla olanlardan 300.000 adet
■ Genişliği 10 m 'den fazla olanlardan 150 milyon adet
Yukarıdaki asteroidlerden bugüne kadar bulunabilmiş olanların sayısı sadece 200 (genelde büyük olanlar), ancak yörüngeler hakkındaki bilgiler oldukça iyi...
■ Bunların dünyamıza çarpma ihtimali ise obje başına, senede 100 milyon ile 1000 milyonda bir...
■ Asteroidlerin ortalama çarpma hızı saniyede 20 ile 30 km . arasında değişiyor (72.000-108.000 km/s)...
■ Genişliği 1 km 'den daha fazla olan asteroidler, dünyaya her 100.000 yılda bir çarpıyorlar.
■ 50 megatondan fazla TNT kadar enerji çıkaracak bir çarpışma her 1000 yıl
■ Çarpışmanın bütün dünyayı etkilemesi için, asteroidin genişliğinin 1 km 'den fazla olması gerekiyor.
KUYRUKLU YILDIZLAR
• Dünyanın yörüngesinden geçen ve belli aralıklarla geri geldiği bilinen kuyruklu yıldızların sayısı 25...
• Dünyanın yörüngesinden geçen, ancak geri dönüşü periyodik olmayan kuyruklu yıldızların sayısı ise 400'den fazla...
• Kuyruklu yıldızların çarpma hızları, asteroidlere göre daha fazla (saniyede 73 km )...
• Dünyamıza yönelik tehdidin yüzde 25'i kuyrukluyıldızlara ait... Geriye kalan yüzde 75'i ise asteroidler oluşturuyor...
• Asteroidlerin keşfedilmesi 25 yıllık bir araştırma gerektiriyor. Kuyruklu yıldızların ise sürekli gözaltında tutulması gerekiyor.
Hazırlayanlar : merakediyorum grubu üyeleri Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Kaynak : Focus Mayıs 1995 sayısından "Davetsiz misafirler" başlıklı yazıdan alınmıştır. Paragraf başlıkları yazıya ilave edilmiştir.
Lütfen bu kısmı silmeyiniz, kaynak göstererek paylaşınız.
Saatlerce uğraşarak verdiğimiz emeği bir "Delete" tuşuyla yok etmeyin.
powered by SitelinkxBu posta 1233 defa okundu
Asteroidlerin bir zamanlar dünyamızı yakıp yıktığı gerçeğini hepimiz biliyoruz. Peki, bu korkunç olayın tekrar edebileceği ihtimalinin farkında mıyız?
Bir bilim kurgu filminin senaryosu mu?
Yıl .... dünya başkentlerinden herhangi biri... Aniden gökyüzünde parlak bir ateş izi beliriyor ve Güneş'in önünü kaplayıveriyor. Birkaç dakika sonra, 750 Hiroşima bombası değerinde enerji yayan büyük bir patlama oluyor. Bütün binalar çöküyor, milyonlarca insan bir anda ölüp gidiyor...
Kente çarpan, 50- 100 metre genişliğinde küçük bir asteroit... Güneş'in etrafında dönerken dünyanın yanından geçen binlerce asteroit ve kuyruklu yıldızdan sadece bir tanesi...
Acaba bu bir bilim kurgu filminin senaryosu mu? Cevap pek hoşunuza gitmeyebilir; bu bir filmin senaryosu değil, yaşanma ihtimali olan bir gerçek...
1908 Siberya'da Tunguska'nın 6 km . üzerinde bir astroit infilak etti
Asteroid ve kuyruklu yıldızların dünyamıza çarpması gerçekte çok sık rastlanan bir olay değil... 1908 yılında, 50- 100 metre çapındaki bir asteroid dünyanın atmosferine çarpmış ve Siberya'da Tunguska'nın 6 km . üzerinde infilak etmişti. Patlama o kadar büyüktü ki, kilometreler boyunca uzanan arazideki bütün ağaçlar dümdüz olmuştu. Büyük bir mucize sonucu ölen olmamıştı. Bunda, asteroidin dünyanın ıssız bir bölgesine düşmüş olmasının büyük bir rolü vardı. Patlama sonucu sandalyesinden düşen en yakın kişi olaya 110 kilometre uzakta bulunuyordu. Ancak, patlama atmosfere o kadar toz yaymıştı ki, günlerce görülmeye değer kırmızılıkta günbatımları yaşandı. Gökyüzü uzun bir süre parlak kaldı, geceyarısı gazete okumak mümkün oldu.
Bir sonraki çarpışmada bu kadar şanslı olup olmayacağımız meçhul...
Bilimadamlarına göre, Tımguska'daki büyüklükte asteroidler bir kaç yüzyıl arayla dünyamıza çarpabilir. Bir kilometre büyüklüğündeki asteroidlerin bize çarpma ihtimali ise her 100 bin yılda bir... Bu büyüklükte bir çarpışmanın bir kıtanın tümünü yok etmesi ve atmosferin tümünü zehirle doldurmasına ise kaçınılmaz son olarak bakılıyor...
Bunların haricinde, az ya da hiç hasar vermeyen küçük çaplı çarpışmalar da birkaç yılda bir yaşanıyor. Ancak, küçük de olsa şehre çarpan bir asteroid veya kuyruklu yıldızın, binlerce insanın ölümüne yol açabileceği gözardı edilmemesi gereken bir acı bir gerçek...
Asteroidlerin çoğu, Mars ve Jüpiter'in yörüngeleri arasında
Asteroid ve kuyruklu yıldızların öyküleri oldukça eskilere dayanıyor. Asteroidler, Güneş sisteminde bulunan çeşitli boyutlardaki kaya, ya da nikel-demir yığınlarından başka bir şey değiller. Dünyanın yörüngesinden milyonlarca kilometre ötede ve Güneş'ten hayli uzakta olan asteroidlerin çoğu, Mars ve Jüpiter'in yörüngeleri arasında bulunuyor. Ancak, bazı asteroidlerin o kadar uzun yörüngeleri var ki, bu onları Güneş'in oldukça yakınına getiriyor ve dünyamızın bir yıl içinde dolaştığı yörüngeden geçmelerine neden oluyor.
Donmuş su ve diğer bileşiklerden oluşan kuyruk
Kuyruklu yıldızlara bazen "kirli kartopu" denmesinin nedeni, donmuş su ve diğer bileşiklerden oluşmaları... Bunlar, Güneş sisteminin bir köşesinde, trilyonlarca buzdan objenin oluşturduğu Oort Bulutu'nda yer alıyorlar. Kuyrukluyıldızların kuyrukları, onların Güneş'e yaklaşmaları ile gerçekleşiyor. Güneş'in yüksek ısısı buzun buharlaşmasını sağlıyor ve bu buhar, kuyruğun oluşmasına neden oluyor.
1972 yılında, 5- 10 metre büyüklükteki bir obje atmosferi sıyırıp geçti
Hergün sayısız toz parçası dünyanın atmosferine giriyor. Bu objelerin hızı o kadar fazla ki, geçişin meydana getirdiği sürtünme bile onların yanmasına neden oluyor. Sonuçta oluşanlar da, zararsız meteorlar ya da göktaşları... 5- 10 metre genişliğindeki daha büyük objeler ise, her sene bir kez dünyamızdan geçiyorlar. 1972 yılında, bu büyüklükteki bir obje atmosferi sıyırıp geçtiğinde Batı Amerika ve Kanada'da inanılmaz bir ateş topu oluşturmuştu.
Bir-iki metre genişliğindeki objelerin dünyamızdan geçmesi oldukça sık rastlanan bir olay
Çünkü, bunların sayısı milyarları geçiyor. Dolayısıyla, bunların dünya için yarattığı tehlike çok çok az. Ancak, bu boyutlardaki bir objenin atmosferden geçerken asıl büyüklüğünü koruması, 2-3 Hiroşima bombasının yaratacağı enerjiye eşit değerde bir enerji üretmesi anlamına geliyor. Bununla beraber, obje atmosfere girerken çoğunlukla kırılıyor ve vereceği zarar minimuma iniyor...
Asteroidin denize düşmesi de yeterince tehlikeli bir olay...
Tehlike denince, akla elbette ki daha büyük objeler geliyor. Tunguska asteroidi boyutundaki bir asteroidin dünyamıza çarpması her bir-iki yüzyılda bir gerçekleşiyor. Bu da, bu büyüklükteki bir asteroid büyük bir ihtimalle biz hayattayken dünyamıza çarpması demek... Bu boyuttaki bir objenin kalabalık bir şehre düşmesi, hiç kuşkusuz milyonlarca insanın ölmesi ile aynı anlama geliyor. Böyle bir asteroidin denize düşmesi de yeterince tehlikeli bir olay... Kuzey Denizi'ne düşecek bir asteroidin bile insanlık için tehlikeli olabilecek büyük dalgalar oluşturacağı söylenebilir..
Dünyadan geçen en büyük asteroid 40 kilometre çapında...
İşin daha ürkütücü olan tarafı, verdiğimiz örnekten daha da büyük asteroidlerin dünyaya çarpma ihtimalinin var olması... Dünyadan geçen en büyük asteroid 40 kilometre çapında... Bu boyutlardaki bir objenin dünyamıza çarptığında oluşacak felaketi düşünmek bile yeterince korkutucu...
10 km çapında bir asteroid 65 milyon yıl kadar önce dünyaya çarparak dinazorların ve pek çok canlı türünün yokolmasına neden olmuştu
Aslında, astronomlara göre 10 kilometre çapındaki bir asteroid, 65 milyon yıl kadar önce dünyaya çarparak dinazorların ve pek çok canlı türünün yokolmasına neden olmuştu. Bazılarına göre de, o zamanlar bir değil. birden fazla çarpışma olmuştu... Bu kadar büyük objelerin sayısının oldukça az olması, hiç kuşkusuz dünyamız ve insanlık adına büyük bir şans... Bununla birlikte, astronomların tahminlerine göre, çapı 500 metrenin üzerinde olup, dünyamızdan geçme şansı olan cisimlerin sayısı 10 bin kadar... Bunlardan çaplan 100- 500 metre olanların sayısı ise yüzbinlerce... Tüm bunların Tunguska asteroidinden daha büyük olduğu da acı bir gerçek... Bugüne kadar astoronomlar, dünyamıza yakın geçen çeşitli boyutlarda 200 asteroid saptamışlar... Ancak bunca tehlikeye rağmen, ne yazık ki yapılan araştırmalar oldukça sınırlı.
Gökyüzü izleniyor ama…
Kuyruklu yıldızlan ve asteroidleri araştıran bazı astronomlar, çalışmalarının bir kısmını yansıtıcı aynaları olan teleskopların yardımı ile gerçekleştiriyorlar. Bunlardan Arizona Üniversitesi'ne bağlı "Spacewatch" adı verilen grup, 36 inch 'lik yansıtıcı aynalı teleskoplarıyla, Kitt Peak dağının tepesinde gökyüzünü izliyor. Kullandıkları teleskop, fotoğrafık kalıpların donuk ve zayıf bulup görüntüleyemediği gökyüzü objelerinin resimlerini çekmeyi başarıyor. Astronomlar dünyaya yaklaşan asteroidleri ve kuyruklu yıldızları kolaylıkla farkedebiliyorlar. Nasıl araba giderken, uzaktaki dağlar yavaş, yol çizgileri hızlı geçiyor gibi görünüyorsa, dünyaya yakın objeler de aynı mantıkla daha hızlı hareket ediyor gibi görünerek kendilerini belli ediyorlar.
Objelerden bir tanesi yakalansa bile yüzlercesi de gözden kaçarak kayıp gidiyor...
Yine onlar gibi, California Palomar Rasathanesi'ndeki astronomlar da uzayı gözlemleyerek atmosfere ani giriş yapabilecek objeleri inceliyorlar. Araştırmalara göre, Güneş'in etrafında dönerken yolu dünyadan geçen 100'e yakın asteroid var. Bir grup astronom da Avusturya'daki güney semalarını gözlem altında tutuyorlar. Uzayı inceleyen tüm astronomlar her ay iki-üç asteroid veya kuyruklu yıldızın dünyadan geçtiğini belirliyorlar. Ancak bilimadamlarına göre, geçen objelerden bir tanesi yakalansa bile yüzlercesi de gözden kaçarak kayıp gidiyor...
NASA’da özel bir ekip var
Bu asteroidlerden sadece bir tanesinin toplu ölümlere yol açabileceğini artık herkes kabul ediyor. Bu tehdidi en çok ciddiye alan ülke, uzay araştırmalarında öncülük yapan Amerika Birleşik Devletleri...
Amerikan Kongresi, bu tehlikeyi en azından önceden haber almak istediğinden NASA'dan özel bir ekip oluşturmasını istedi. California'daki NASA Ames Araştırma Merkezi'ndeki ekibin başında bulunan David Morrison'un ilk ilettiği mesaj ise tehlikenin oldukça büyük olduğu yolunda...
Tüm asteroidlerin ve kuyruklu yıldızların çizelgesini çıkarmak zaman alıyor ve pahalı bir iş
Morrison'ın ekibi "Spaceguard" denilen bir sistem önermişti. Buna göre, belli bölgelere iki-üç metrelik teleskoplar yerleştirilecek ve gökyüzü buradan incelenecekti. Davetsiz bir misafir tesbit edilir edilmez, birçok küçük teleskop objenin yörüngesini belirleyecek ve onu daha iyi tanımlayacaktı. Ancak, sistemin pek çok dezavantajı vardı; genişliği 1 kilometreden fazla olan tüm asteroidlerin ve kuyruklu yıldızların çizelgesini çıkarmak 25 seneden fazla bir zaman alıyordu ve oldukça da pahalıydı.
Uzaydaki objelere yönelik araştırma programlarının ortak amacı, asteroid veya kuyruklu yıldızlan dünyaya çarpmadan hemen önce tesbit etmek değil. Çünkü, böyle bir durumda birşeyler yapabilmek için hiç zaman kalmıyor. Asıl amaç, dünyadan geçen objeleri dünyaya çarpmadan çok önce keşfederek, uzmanlara çarpışmayı önlemeleri için zaman tanımak...
Asteroid tesbit edilebilirse, çarpma zamanı ve yörüngesi önceden saptanabiliyor…Eğer bir işe yararsa…
Bilinen o ki, çarpması beklenen asteroid ve kuyruklu yıldızların çoğu, çarpışma olmadan önce dünyaya pek çok yakın geçiş yapıyorlar. Eğer bu yakın geçişler esnasında asteroid tesbit edilebilirse, astronomlar onun yörüngesini ve çarpmanın ne zaman olacağını önceden kestirebiliyorlar. Bu da, NASA'ya potansiyel tehlikeyi takip edip yoketmek, ya da kenara itmek için yeterli zamanın tanınması anlamına geliyor. Bir olasılık da, objenin yakınına bir uzay gemisi göndererek, onun yanında bir nükleer bomba patlatmak... Bu patlama ile asteroidin yörüngesi değişebilecek, böylece dünya büyük bir felaketten kurtulmuş olacak...
Meteorit ve asteroidlerin evrimi:
Bugün müzelerde bulunan meteoritler, 4,6 milyar yıl önce, Güneş sisteminin başlangıcındaki karambol de oluştular. Solar nebuladaki (üstte solda) toz parçacıkları yavaş yavaş büyüdüler ve "planetesimal" adı verilen oluşuma dönüştüler. Bir zaman sonra bunların bazıları ağır elementler haline geldiler ve demir gibi olanlar merkeze doğru çöktüler. Silikatlar gibi hafif elementler de yüzeye yükseldiler (ortadaki kesit). Planetesimaller sürekli olarak birbirleriyle çarpışıyorlar, yeniden ayrışıyorlar ve düzensiz bir yapıya sahip olan maddeler haline geliyorlardı. Bazıları ağırlıklı olarak demir, bazıları da taştan oluşmuşlardı (orta sağdaki kesit). Oluşan gezegenler, planetesimallerin bir çoğunu ortadan kaldırdılar. Planetesimaller sadece Mars ve Jüpiter arasındaki asteroid kuşağında kaldılar. Buradan da Jüpiter'in yerçekimi gücünden etkilenerek dünyanın yörüngesine girdiler. "Lost City", "Innisfree" ve "Pribram" adındaki üç asteroidin birbirini kesen yörüngeleri yukarıda sağda görülüyor. Meteoritler uzayda seyahat ederken meteorları yaratıyorlar ve bunlar da dünyanın atmosferinden yıldırım hızıyla geçiyorlar (ortada). Bu parçacıklar dünyaya "tektit" adı verilen küçük cam parçacıkları olarak düşebiliyorlar.
Yukarıdaki renkli zaman çizgisinin altında görüldüğü gibi, meteoritler Güneş sisteminin ilk 700 milyon yılı içinde gezegenleri ve onların aylarını büyük bir sıklıkla bombardıman ettiler. O zamanlardan bu yana, meteorların aktivitesi oldukça yavaşladı...
Bilgi ve mineral kaynakları
Potansiyel tehlikelerine rağmen, dünyaya yaklaşan objelerin hepsine "tehlikeli" sıfatını yakıştırmak oldukça hatalı bir yaklaşım... Çünkü, sanılanların tam aksine, ayağımıza kadar gelen asteroidler, bize onları incelemek ve belki de onlardan yararlanmak için büyük bir fırsat vermiş oluyorlar...
Asteroidlerin detaylı olarak incelenmelerinin en büyük nedenlerinden biri, onların Güneş sisteminden kopmuş bloklar olmaları... Öyle ki, onları inceleyerek yıllar öncesinde Güneş'in ve gezegenlerin nasıl oluştuklarını anlayabilmemiz mümkün... Ancak astronomlar, asteroidler hakkında geniş bir bilgiye sahip değil; çünkü, dünyadan bakıldığı zaman rahat gözlemlenemiyorlar. Bunun en büyük nedeni, onların oldukça küçük ve dünyadan uzakta, Mars ile Jüpiter arasında yer almaları... Bize kendilerini inceleme imkanı verenler de dünyaya yaklaşan asteroidler...
Asteroidlerin çoğu demir ve nikel kaynağı
Yakın bir gelecekte dünyanın çok yakınından geçen asteroidler bize hem bilgi, hem de mineral sağlayabilecekler. Asteroidlerin çoğu demir ve nikel kaynağı. Küçük olmaları ve yerçekimlerinin az olması nedeni ile, bir asteroidden dünyaya materyal taşımak oldukça kolay olacak... Bu yönde geliştirilen bir başka fikir de, objelerden bir tanesini dünyanın yakınlarına, hatta dünyanın çevresinde bir yörüngeye çekerek potansiyel bir ölüm tehlikesini potansiyel bir hayat kurtarıcıya dönüştürmek... Maden kazılarının meydana getirdiği zarardan oldukça etkilenen dünya, böylece kendini kurtarmış olacak. Ancak, bu fikirlerin gerçek olabilmesi için getirilecek olan minerallerin değerinin, harcamalardan daha fazla olması şart...
Aslında, şu anda bir asteroidden maden çıkarılıyor... 2 milyar yıl önce Kanada'da, Sudbury'e düşmüş olan 6 km . genişliğindeki asteroid, bugün hâlâ kazılıyor ve batı dünyasının nikel ihtiyacının yüzde 75'i bu asteroidden karşılanıyor.
Çarpışmanın gerçekleri
■ Asteroidin hızı ne kadar fazla olursa, çarpışma anındaki kinetik enerjisi de o kadar fazla olur.
■ Çarpışma hızları saniyede 11 km 'den, 73 km 'ye kadar farklılık gösterir. Saniyede 3 km 'lik bir hızda, objenin kinetik enerjisi kendi kitlesi kadar TNT'nin enerjisine eşit olur.
■ Saniyede 30 kilometre hızla çarpan bir objenin ortaya çıkardığı enerji, kendi kütlesi kadar TNT'nin çıkardığı enejinin 100 katı kadardır.
■ Saniyede 30 km hızla yol alan, 1 km . genişliğindeki bir asteroidin çarpışma anında çıkaracağı enerji 140 bin megaton TNT'nin enerjisine eşittir. (Şu ana kadar yapılmış en büyük nükleer bombanın gücünün 2000 katı)
Nasıl bir riskle karsı karşıyayız?
ASTEROİDLER
Yörüngeleri dünyadan geçen asteroidlerin tahmin edilen ebat ve sayıları şöyle:
■ Genişliği 1 km 'den fazla olanlardan 25.000 adet
■ Genişliği 500 m 'den fazla olanlardan 10.000 adet
■ Genişliği 100 m 'den fazla olanlardan 300.000 adet
■ Genişliği 10 m 'den fazla olanlardan 150 milyon adet
Yukarıdaki asteroidlerden bugüne kadar bulunabilmiş olanların sayısı sadece 200 (genelde büyük olanlar), ancak yörüngeler hakkındaki bilgiler oldukça iyi...
■ Bunların dünyamıza çarpma ihtimali ise obje başına, senede 100 milyon ile 1000 milyonda bir...
■ Asteroidlerin ortalama çarpma hızı saniyede 20 ile 30 km . arasında değişiyor (72.000-108.000 km/s)...
■ Genişliği 1 km 'den daha fazla olan asteroidler, dünyaya her 100.000 yılda bir çarpıyorlar.
■ 50 megatondan fazla TNT kadar enerji çıkaracak bir çarpışma her 1000 yıl
■ Çarpışmanın bütün dünyayı etkilemesi için, asteroidin genişliğinin 1 km 'den fazla olması gerekiyor.
KUYRUKLU YILDIZLAR
• Dünyanın yörüngesinden geçen ve belli aralıklarla geri geldiği bilinen kuyruklu yıldızların sayısı 25...
• Dünyanın yörüngesinden geçen, ancak geri dönüşü periyodik olmayan kuyruklu yıldızların sayısı ise 400'den fazla...
• Kuyruklu yıldızların çarpma hızları, asteroidlere göre daha fazla (saniyede 73 km )...
• Dünyamıza yönelik tehdidin yüzde 25'i kuyrukluyıldızlara ait... Geriye kalan yüzde 75'i ise asteroidler oluşturuyor...
• Asteroidlerin keşfedilmesi 25 yıllık bir araştırma gerektiriyor. Kuyruklu yıldızların ise sürekli gözaltında tutulması gerekiyor.
Hazırlayanlar : merakediyorum grubu üyeleri Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Kaynak : Focus Mayıs 1995 sayısından "Davetsiz misafirler" başlıklı yazıdan alınmıştır. Paragraf başlıkları yazıya ilave edilmiştir.
Lütfen bu kısmı silmeyiniz, kaynak göstererek paylaşınız.
Saatlerce uğraşarak verdiğimiz emeği bir "Delete" tuşuyla yok etmeyin.
powered by SitelinkxBu posta 1233 defa okundu






