Gelişmemiş ülkelerden verilen rakamların kısmen tahrif edilmiş olduklarını, gerçekleri pek yansıtmadığını düşünüyorum.. örneğin Türkiye İstatistik Kurumu TUIK tarafından verilen ortalama yaşam süresi, kadın başına çocuk sayısı ve nüfus artış hızı değerleri büyük oranda yanlış ve çelişkilidir; (bkz. Ek-demografik parametreler ve Türkiyenin nüfusu) 80 milyonu aşmış olan Türkiye nüfusunu TUIK 73 milyon olarak gösteriyor. Son yaptığım incelemelerde tüm bu farklı verilerden yine de makul bir sonuç çıkarmaya çalıştım.. Sonuçta genel olarak şunları söyleyebilirim:
2011 yılında dünya nüfusu 6,9 milyar oldu.. Bu gidişle 2023 te dünya nüfusu 8 milyar, Türkiye'nin nüfusu da 94 milyon olacak; yani Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında nüfusumuz 1923 teki nüfusun tam 8 katına ulaşacak demektir. Şimdilik Türkiye'nin nüfusu 80 milyon, seçmen sayısı 54 milyon, yıllık nüfus artış hızı binde 14,3 ortalama yaşam süresi 64 yıl ve kadın başına çocuk sayısı 2,9 dur. (Doğu Anadolu' da 4,0 Batı Anadoluda 2,7) 2010 da doğanların yaşam beklentisi yaklaşık 85 yıldır.
Çin "kadın başına 1 çocuk" programını uygulamaya çalışıyor.. Hindistan ve Afrika'da benzer bir gayret görünmüyor.. Nijerya, Mali ve Uganda da kadın başına çocuk sayısı 5-8 arasında.. aşağıdaki grafiklerde ABD istatistik Kurumunun ülke verilerine göre belirlediği dünya nüfusu ve nüfus artış hızı gösteriliyor.
Nüfus bir yandan artarken, öte yandan dünyanın tahribatı ve yaşam kaynaklarının hoyratça tüketilmesi sürüyor.. Her gün, bir daha yerine gelmeyecek şekilde kaybedilen tropikal orman alanı yaklaşık 400 km2 dir. Bu arada birçok bitki, hayvan, ve böcek türü de yok oluyor; Özellikle iklim değişikliği etkisiyle arılar yok olursa, bu tüm florada insanlar için önemli bir bölümün yok olmasına da yol açabilir. Her yıl çölleşen toprakların alanı yaklaşık 200 km2 dir. Adam başı günde ortalama 4,5 ton CO2 (karbon-di-oksit) salınıyor atmosfere.. (30 milyar ton/yıl) Şu anda atmosferdeki CO2 derişimi son 10 bin yılda görülmemiş bir seviyeye, 390 ppm seviyesine çıkmıştır. (yani atmosferde 1 metreküp hava içerisinde yaklaşık 0,5 g CO2 bulunuyor. Otomobiller 1 km. de yaklaşık 200 g. CO2 üretiyorlar) Atmosferi en çok kirleten ülkelerin başında ABD geliyor; AB fert başına dünya ortalamasının 2 katı, ABD ise fert başına dünya ortalamasının 5 katı CO2 salıyor atmosfere. Çeşitli sektörlerin toplam CO2 üretimindeki payları yaklaşık şöyledir:
Güç üretimi % 40
Ulaşım % 20
Sanayi % 20
Binalar % 15
Diğer % 5
İnsanlık içinden kolay kolay çıkamayacağı tehlikeli bir tüketim sarmalına girmiş, bindiği dalı kesercesine, doğal kaynakları umursamaz bir savurganlıkla ve hızla tüketmektedir.. Dünyada adam başı yıllık 2500 kWh elektrik üretimi gerçekleşmektedir. Bunun için gerekli ilk enerjinin % 66 sı fosil yakıtlardan (kömür, petrol ve doğal gaz) % 17 si hidrolik olarak akarsulardan, %15 i nükleer santrallardan ve %2 si de yenilenebilir enerji kaynaklarından elde ediliyor. Petrol üretimi yıllık 32 milyar varildir. ( yaklaşık 5 milyar m3 = 4 milyar ton) Bu üretim hızıyla küresel petrol rezervleri 2040-50 arasında ekonomik anlamda tükenecek demektir.
Ağırlıklı olarak antropolojik nedenlerle (insanların etkisiyle) hızlandırılan Küresel ısınma tam gaz ilerliyor; daha şimdiden Kutuplardaki buzulların büyük bir kısmı erimiş durumda.. Sıcaklık artışı böyle giderse, ki gitmemesi yönünde herhangi bir girişim yok, nüfus kontrolu, tüketim disiplini vs. önlemler alınmıyor, bu yüzyılın ortasına kadar dünyadaki buzullar büyük oranda erimiş olacak.. Bu durumda denizlerde su seviyesi 10 metre kadar yükselebilir, ve insanlığın yaklaşık üçte birinin barındığı kıyı şehirleri ve birçok ada ve kıyılardaki tarım alanları sular altında kalabilir. Aşağıdaki grafikte 1880-2010 yılları arasında küresel sıcaklığın nasıl yükseldiği gösteriliyor.. son yüz yıl içersinde 1 derece yükselmiş bulunan ortalama küresel sıcaklık bu gidişle önümüzdeki 50 yıl içersinde 1 derece daha artacak görünüyor.
Bilim ve teknolojideki ilerlemenin tıp alanına olumlu katkılarından dolayı, tüm çevre olumsuzluklarına rağmen insan ömrü yine de 100 yaşına doğru uzamak eğilimindedir. Türkiye'de ortalama yaşam süresi her yıl yaklaşık 0,6 yıl artmaktadır. Ortalama yaşam süresinin 70 yıl üzerinde olduğu gelişmiş toplumlarda yıllık artış miktarı yaklaşık 0,2 yıldır. İnsanların ölüm nedenlerinin başında Kalp ve damar hastalıkları, ikinci sırada ise Kanser geliyor.. Ölümlerin kabaca % 30 u Kalp ve damar hastalıklarından, % 15 kadarı da kanserden ileri gelmektedir.. AIDS' in ölümlerdeki payı % 4, trafik (ulaşım) kazalarından ölenlerin oranı da %2 civarında.. Modern çağın tipik hastalıkları AIDS ve Alzheimer hastalıklarıdır. Tüm dünyada 35 milyon HIV taşıyıcısı var. (her bin kişide 5 kişi HIV taşıyıcısı) 1970 lerde başgösteren AIDS yayılımı aynı hızı devam ettirdiğinde 2040 larda 90-100 milyon HIV taşıyıcısı bulunacaktır. Alzheimer hastalarının bugünkü sayısı ise 40 milyon kadar..
2040-2050 arası, nüfusun 10 milyar sınırına dayandığı, besin kaynaklarının daraldığı, Petrolün bittiği, Suyun kritikleştiği, sosyal kaos derecesinin yükseldiği bir dönem, dünyada insanlığın en zor dönemlerinden biri olacaktır.. æ
Ek- Demografik parametreler
Bir toplulukta toplam nüfusu n, bir yılda doğanların sayısını D ve ölenlerin sayısını Ö, kadın ve erkek nüfus oranlarını fk ve fe ortalama yaşam sürelerini Yk ve Ye olarak gösterirsek; Yıllık nüfus artış hızı (c), kadın başına ortalama çocuk sayısı (d) ve ortalama yaşam süresi (Y) arasında sebestlik derecesi 2 olan matematik bir bağıntı vardır; yani bu değerlerden herhangi 2 parametre verilmişse diğer 3. parametre belirlenmiş olur.
*Yıllık nüfus artış hızı: c = (D-Ö)/n= [d–1–(fe.Yk)/(fk.Ye)]/Yk
*Kadın başına çocuk sayısı: d=Yk x D/nk veya
d=c.Yk +1+(fe.Yk)/(fk.Ye)
*Yıllık (kaba) doğum hızı: D/n=c.fk + (fk/Yk) + (fe /Ye)
*Ortalama yaşam süresi: Y = 2 / [2(D/n) – c] eşitlikleri ile verilebilir. æ
Prof.Dr.rer.nat. D. Ali Ercan
Bu posta 2219 defa okundu

