Anasayfa DÜNYA'DAN “Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Bakanlığı” kurmalıdır.

AddThis Social Bookmark Button
Milyonlarca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının uzun yıllardan beri devletimizden talep ettiği bir haklı ve elzem olan isteğin nihayet hayata geçirilmesinden son derece memnun olduk.  Sayın Devlet Bakanı Faruk Çelik’in koordinatörlüğünde 27 Şubat 2010 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen toplantının neticesinde, “Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı” adı altında bir müesseseleşmeye gidilmesi, sadece T. C. vatandaşları için değil, aynı zamanda başka ülkelerdeki soydaşlar ve tarih, kültür veya din bağımız olan diğer insanlar için de başvurulabilecek ilk adrestir.

 

Özellikle ATİB olarak, yıllardan beri hemen hemen her T. C. Hükümetinin yetkilisine, Yurtdışındaki Türklerden Sorumlu bir bakanlığın kurulması gerektiğini iletiyorduk. Sadece Batı Avrupa ülkelerine iş göçüyle gelerek buralara yerleşen Türklerin sayısı bugün itibariyle beş milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir. İster yaşadığı ülkenin vatandaşı, ister T. C. vatandaşı olsun, bu insanların hayati önem arzeden birçok meseleleri var ki, bu noktada anavatan konumundaki Türkiye mutlaka muhatap taraflardan birisi olarak devreye girmelidir.

Dünyanın her tarafında, aşağı yukarı her devletin içinde farklı soylardan azınlıklar vardır. Bu azınlıklardan bir örnek verelim Alman, Türk, Yahudi, Yunan, İtalyan, Arap vs. içinde yaşadıkları ülkelerin vatandaşları ama bağlı bundukları milletlerin kimliğini de yaşatmak istiyorlar. Bu azınlıkların insani bir haklarıdır. Kültürel kimlikleri yok saymak insanca bir tavır olamaz. Kazakistan’da, Rusya’da yaşayan Almanlarla Almanya’nın, Dünyanın değişik ülkelerinde yaşayan Yahudilerle İsrail’in ilgilenmesi nasıl bir haksa, Türkiye’nin de Türkiye dışında yaşayan ve kendi kültür değerlerine bağlı insanlarla ilgilenmesi, haklarını koruması en tabii hakkıdır.

Bugün gelinen Dünyamız da tek bir milletin bir devlet içinde tek başına yaşama şansı kalmamıştır. Azınlık olarak yaşayan topluluklar içinde yaşadıkları ülkelerin değerlerine, yasalarına, kültürel yapılarına saygı duymalı ve aynı saygıyı da mutlaka görmelidir. İçinde yaşadığımız ülkelerin vatandaşı olmamız, aynı zamanda kültürel kimlik olarak Türkiye ye bağlı olmamız, destek görmemiz, içinde yaşadığımız ülkelerinde zenginliğidir. Biz göçmenlerin iki kültüre sahip oluşumuz bu ülkelerin önemli bir kazancıdır.

Türkiye Cumhuriyetinin bu teşebbüsü sağlıklı bir teşebbüstür. Bunu doğru bir adım olarak görüyorum. Sayın Başbakan Recep Tayip Erdoğan, Sayın Devlet Bakanı Faruk Çelik ve Sayın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun teşebbüs ve gayretlerini takdir ediyorum. Atılan her hayırlı adım bizleri memnun edecektir.   

Şimdi böylesi bir ihtiyaca cevap verebilecek oluşuma gidilmesi, çağımız Türkiye’sine yakışan, hatta geç kalınmış bir adımdır. Temennimiz; Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın bir an önce samimi ve liyakat sahibi insanlar tarafından omuzlanarak hedefe doğru götürülmesidir. Bunu geçici bir hükümet politikası olmaktan çok, uzun vadeli devlet politikası olarak yetkililerin ağzından duymak, yurtdışındaki Türkler adına bizi ayrıca memnun etmiştir.
27 Şubat’ta İstanbul’da Sayın Başbakanın da desteğiyle, Sayın Devlet Bakanı Faruk Çelik’in tertiplediği, biz Sivil Toplum Kuruluşlarının katılımıyla yapılan toplantı çok faydalı olmuştur. Bu teşebbüs, Türkiye’nin Dünyaya bakışında bir şeylerin değiştiğinin de işaretidir. Hedef uyum içinde haklarını elde etmiş topluluklar olmaktır. Eşitsizlik uyumsuzluğu getirir, uyumsuzluk karışıklığa sebebiyet verir, bu da kimseye yarar getirmez.
ATİB’in hedefi kimlik değerlerine bağlı, yaşadığımız ülkelerle bütünleşmiş, yararlı, eğitimli insanlar yetiştirmektir. Bu düşüncelerimiz kimsenin aleyhine değildir.   

Farklı bir kültür coğrafyasının göçmen Türkleri olarak, Türkiye’de devletimiz nezdinde bizimle birebir ilgilenen bir adresin olması bile, insana psikolojik rahatlama veriyor: Demek ki bizim de sahibimiz var diyebiliyorsunuz. Çok bilinen bir Anadolu hikâyesinde olduğu gibi; adamın karnına vurmuşlar da, adamcağız vay arkam diye inlemiş ya... Ümit ederiz ki, bundan böyle karnımıza tekme yesek de, vay arkam diye sızlanan kimsesiz (arkasız) adamın durumuna düşmeyiz.
Dünyanın değişik ülkelerinde milyonlarca vatandaşı ve soydaşı olan Türkiye Cumhuriyeti gibi bir devlet, onların ihtiyacına cevap verebilmek için, şimdi olmasa da, uzun vadede “Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Bakanlığı”nı kurmalıdır.


Selahattin Saygın
ATİB Genel Başkanı




powered by Sitelinkx Bu posta 960 defa okundu