Kredi kartı yolsuzlukları na yönelik bir çalışmanın sonuçlarına göre dolandırıcılar kart bilgilerine ulaşmak için veri güvenliğinde zayıflığıyla tanınan otellere yönelmeye başladı
Kredi kartı kavramının ilk telaffuz edilmesi yazar Edward Bellamy’nin 1887 tarihinde kaleme aldığı Marksist temalarla bezeli ve döneminde en çok satanlar arasına giren Looking Backward adlı ütopik romanına denk geliyor. Bugünkü anlamıyla hayatımıza girmesiyse 1920’li yıllarda ABD’de başlayan bir öykü. Kağıttan imal edilen kredi kartlarının ilk kullanım alanı benzin alan araçlara kolaylık sağlamak. İlginç bir şekilde sahtelerinin çıkması da yine aynı yıllara denk geliyor.
1930’lardan itibaren kredi kartları asker künyelerindeki gibi kabartmalı isim ve numaraya kavuşur ve arkasında müşterinin imzasının bulunduğu bir bir bölüm eklenir. Ancak halen kredi kartları halen sadece o kart kuruluşunun anlaşmalı olduğu yerlerde geçmektedir. Bugünkü gibi her kredi kartının her noktada geçtiği yapıya ancak 1950’lerde Diner’s Club ve American Express markalarıyla kavuşmak mümkün olacaktır.
Sağlam sistem yok
Tarihindeki hangi sayfaya bakarsak bakalım bir gerçek hiçbir zaman sahneden çekilmiyor: kredi kartı yolsuzluğu ve sahtekarlığı. Bankalar tarafından alınan bütün önlemler bir şekilde istismar etmeye çalışanlar tarafından aşılıyor. Bu konudaki en güvenilir önlemlerden biri olarak sunulan chip ve pin uygulaması bile tanıtıldığı 2005 yılında bir basın toplantısı eşliğinde dolandırıcılıkta yeni bir kapıyı araladı. Hatta bu sene ortaya çıkarılan bir açık sayesinde ne girilirse girilsin şifreyi doğru kabul eden bir donanım ortaya çıktı.
2006 yılına ait resmi raporlara göre kredi kartı sahtekarlığı 7 baz puan.
Yani kredi kartlarıyla gerçekleştirilen her 100 dolarlık alışverişin 7 senti sahte işlemlerden oluşuyor. Küçük gibi görünse bile toplam hacme oranla bakıldığında işin boyutu endişe verici seviyelere geliyor. Örneğin sadece Britanya’da gerçekleşen sahtekarlığın yine 2006 yılındaki boyutu 800 milyon doların üstündeydi.
Sahtekarların şifre ya da kart kopyalama, boş kartlara özel cihazlara elde edilen gerçek bilgileri yazarak kullanma, fiziken kart çalma gibi bir dizi yöntem kullanıyor. İnternet işlemleri bu konuda sıklıkla gündeme gelse bile aslında kredi kartı mekanizmasındaki üst kurumlar internet üstünde gerçekleşen alışverişlerde itiraz durumunda aksi ispatlanamadı kça harcanan parayı üstleniyor.
Tatil keyfi
Bilgi güvenliği alanında çalışan Trustwave firmasına bağlı SpiderLabs tarafından gerçekleştirilen bir araştırma kredi kartı sahtekarlığında hiç odaklanılmayan bir alanı ortaya çıkardı. Sonuca göre mağduriyet yaratan olayların yüzde 38’i otellerde gerçekleşiyor. Sıralama finansal kurumlarda yüzde 19, mağazalar yüzde 14,2, restoran ve barlarda yüzde 13 olarak devam ediyor.
Elektronik dolandırıcıların otelleri seçmesindeki en büyük sebep olarak bu kurumların varlıklı müşterilere hizmet vermesine rağmen e-güvenlik konusunda en kötü durumda olması gösteriliyor. Otel müşterilerinin bir diğer ‘avantajı’, seyahat boyunca hesaplarının durumlarını çoğunlukla kontrol etmiyor olmaları.
Dolayısıyla başlarına gelen olayların farkına varıp bankayı bilgilendirmeleri çoğu zaman gecikiyor. Bu da dolandırıcılara uzun bir ‘eylem zamanı’ sunuyor.
Bu yapıdaki en büyük sıkıntı kullanıcı tarafında alınabilecek herhangi bir önlem olmaması. Özetle; tatildeyken fırsat buldukça internet şubesini kullanarak kredi kartı hareketlerini incelemekte fayda var. Elbette bu sırada internet şube bilgilerinizi kaptırmazsanız. .
Bu posta 309 defa okundu






