| evren virüsü |
|
|
|
| Hülya tarafından yazıldı. | |||
| Pazartesi, 22 Haziran 2009 22:20 | |||
|
Dünya çevre günü nedeniyle yayınlanan bir belgesel seyrettim. İnsan yaÅŸantısının geliÅŸtirdiÄŸi teknoloji ve ÅŸehirleÅŸme sistemlerinin yerküre doÄŸal kaynaklarını nasıl kemirdiÄŸini gördüm. Evrende neredeyse kayıp bir uçan top sayılabilecek kadar küçük olan Yerküre'nin toprağındaki, yerin altı ve havasındaki su döngü dengesinin insanın tüketim hızına ayak uyduramayarak nasıl bozulduÄŸunu izledim.Â
 Doğada sıkıştırılmış bir biçimde depolanmış olan güneş enerjisi biçimi olan kömür ve petrol türevlerini insanoğlu kendi beden enerjisinin yerine kullanmaya başladığı andan beri hızlanan medeniyet çarkları doğal döngü sistemlerini bozmaktadır. Başlangıçta bunun farkına varamadık. Hatta çok uzun, milyonlarca yıl içinde oluşabilen doğal kaynak birikimlerini tükenmez sandık. Ormanları kese kese bitiremeyiz, suları içe içe ve tarlaya sala sala bitiremeyiz sanmıştık. Oysa şimdi toprağın derinlerinden çıkardığımız maden ve fosil yakıtların ömrüne bir insan ömrü biçmekteyiz. İşin en tuhaf yanıysa, insanların sadece yüzde yirmisi yenilenemeyen doğal kaynakların yüzde seksenini tüketmektedir. Haliyle bu insanlar "ileri medeniyet" uluslarıdır; zengin ve rahat bir yaşantı sürmektedirler. Ancak artık insan farkına vardı ki zenginliğin "tüketim medeniyeti" bir kanser virüsü gibi Yerküre'yi kemirmektedir.  Belgeseli seyrederken evrenin ve özellikle de Dünya'nın ne denli tıkırında işleyen bir elementler ve sistemler eytişimi olduğunu fark etim. Bu tasarımı başarmış bir zekanın sahibi vardır ya da yoktur; hiç önemli değil. Esas olan, insan zekasının bu tasarımın işleyişini kavrayabilir oluşudur. İşte burada asıl tehlike baş gösterir. İnsan varlığı bu zekasıyla evrensel tasarımın en azından yeryüzündeki işleyiş sistemlerini kıracak kadar zeki bir korsan virüs olabilir. Bu durumda Tanrı kıyamet günü tespiitini insana bırakmış demektir.  Tabi ki insan sandığımdan daha zeki bir evren virüsü de olabilir; o zaman kendi varlığını sonsuza kadar taşımak üzere bu evrensel zeka tasarımını işletme becerisini de gösterebilir. Böyle olursa, Tanrı da yeryüzüne inip yalnızlığına son verecektir.  Yerküre'yi aslında yüzde yirmi olan zengin nüfusun üretim biçimi ve tüketimi hasta etmektedir. Hz. İsa Felsefesi'ne yakıştırılan, "fakirlik cennetliktir" deyişini insanlık adına doğru bir yaklaşım sayamasak da, bu deyişin ilahi bir uzak görü gerçeğine dönüştüğü kesindir. Çünkü Tanrı'nın kredi kartını sorumsuzca kullanan zenginlerdir. Buadaki günahkarlar, zengin olduğu için, ya da zengin olmak için Yerküre'yi istediği kadar kemirme ve pisletme hakkı olduğunu sananlardır. Anadolu Müslüman yaşantısında buna benzer bir inanış vardır. "Zenginin günahı fakirinkinden ağır çeker" derler. Ne kadar adil bir saptama, öyle değil mi!  Ahret varsayımı çerçevesinden bakınca, Tanrı'nın evrendeki en sanatsal baş yapıtı olan Dünya'yı talan ve tarumar eden zenginlerden bunun bedeli cehennemde tahsil edilecektir. Ben gene de ahrete kalmadan bu sorunu aramızda çözümleyerek, yeryüzünü ahrettekileri kıskandıracak bir cennete çevirmeyi denemek istiyorum.  Artık farkına vardık. Geleceği isteyen hiç kimse artık doğadaki bir taşı hoyrat ellerle kaldıramaz. İnsanoğlunun bence en öncelikli eğitimi ve işi, doğaya sevgi ve şefkatle yanaşarak, doğal varoluş kurallarına uygun biçimde doğadan yararlanmanın yöntemlerini bilmek ve bulmak olmalıdır. Los Angels'ta kişi başına petrole bağımlı bir otomobil düşmesinin zenginlik mi yoksa bir yakın felaket aymazlığı mı olduğu bilinmeli. Bunun için tüm dünya insanlarına deposu benzin dolu birer otomobil verip yollara salmayı hayal etmek yeterlidir. Ya oto-araçlardan vazgeçilecek, ya da oto-araçlar tez yenilenebilir enerjiyle yürüyecek.  Madem ki artık farkındayız, çölde tarım yapmaktansa çöldeki güneş ve ısı enerjisini depolayıp tıpkı petrol ve doğalgaz gibi dağıtmayı öğrenmeliyiz. Batı'nın tüketim savurganlığını medeniyet diye taklit eden Dubai denizlerine suni adacıklar, ve bu adacıkların üstüne şehirler kurmayı, deniz suyunu arıtıp içme suyu yapmayı biliyor da, hemen her günü güneşli olan bu ülke hiçbir bina ve sisteminde güneş enerjisi kullanmaz. Dubai'nin bol petrolü oldukça güneş enerjisini kullanmayışını mantıklı bulmak dar çevre bilincidir. Evini süpürüp sokağa silkelemek gibidir. Artık biliyoruz ki Dubai'de yanan petrol Grönland buzullarının erimesinde bir etkendir. Üstelik petrolün tükenebilir bir enerji kaynağı olduğunu da bilince, Dubai'de güneş enerjisini kullanmayışın geleceğe bakış açısında ne Dubai ne Dünya için geçerli bir mantığı kalmıyor.  Sorun sadece petrol ve türevlerinin kullanımından kaynaklı değil elbette. Madenler, mineraller, ilaçlı ve gübreli tarım teknikleri, orman sistemleri, su kullanım sistemleri; kısaca, ilerleyen medeniyetin muhtaç olduğu enerji kaynak sistemlerinin doğal tazelenme zincirini kırıcı etkisidir. Artık farkına vardık; geleceğe aynı itme gücüyle yürüyemeyiz. Bunun nedeni sadece fosil enerji ve yok edici tarım sistemleri kullanımıyla değişen iklim koşullarının tehdit edici hızla yaklaşması değildir. Böyle bir şey insan katkısı olmadan da olabilir elbette. Ancak şu anda bilinen gerçek, en baş etmenin insanın var ettiği medeniyet tüketiminin pisliği olduğudur. Ayrıca, küresel ısınmaya neden olarak doğal döngü zincirini törpüleyen etkime yapan bu enerji kaynaklarının tükenebilir ölçekte olduğunu bilmekteyiz. Asıl soru, bu kaynakları Yerküre'nin doğal dengesini tam olarak bozma pahasına kullanmaya devam edelim de ondan sonra ne halimiz varsa görelim mi, yoksa yol yakınken medeni yaşantımızı yenilenebilir enerji kaynaklarıyla sürdürmeyi öğrenelim mi?  Yapılmakta olan güzel şeyler de olduğu için insan umutlanıyor. Temiz enerjiye yöneliş ivme almakta; suya, toprağa ve yeşile gittikçe daha bilinçli bir değer biçilmektedir. En gündelik ilişiğimizden örnekse, marketlerde naylon poşet kullanımını azaltma arzusu büyümektedir. Pillerin eczanelerde toplanma kararı alınmıştır. Organik tarım ürünleri gittikçe daha çok ilgi görmektedir.  Artık farkına vardım: insan Tanrı'nın bağırsağına yerleşmiş akıllı bir virüstür. Ya Tanrı'ya yardım ederek onun sonsuz alemleri sindirmesinden nimetlenecek; ya da açgözlü tüketim pisliğiyle kirletip canına okuduğu Dünya ile birlikte Tanrı'nın bir ishal akıntısına kapılıp yok olacaktır. Bunu önlemek için dualar yetmez; evren haritasında kayıp bir adacıktan farkı olmayan dünyanın her hangi bir uzay cismine dönüşmesi ve üzerinde barınan insanların yok olması Tanrı'yı neden ırgalasın ki? O evrenin sahibi, isterse ne dünyalar kurar.... Biz nankörler kendimizi yok etmişiz, ona ne? Bunu önlemek için dualar yetmez; Yerküre'de ve evrenin her hangi bir yerinde yaşamaya devam etmek istiyorsak maddenin canlanma ve yaşama sistemlerini bozmayacak bir medeniyet kültürünü esas alarak var olmalıyız.  Bundan böyle kimse parası kadar konuşmasın; bundan böyle doğal döngü sarmalına bastığımız zehirlerimiz kadar utanıp susalım.  Muharrem Soyek   Kaçıranlar için "Home" (Yuva) Tr Dublaj  Caps:  http://rapidshare. com/files/ 246481393/ H.part1.rar http://rapidshare. com/files/ 246487909/ H.part2.rar http://rapidshare. com/files/ 246494079/ H.part3.rar http://rapidshare. com/files/ 246497841/ H.part4.rar  Format : AVI Length : 695 MiB for 1s 29dk 33s 680ms Video #0 : MPEG-4 Visual at 947 Kbps Aspect : 624 x 352 (1.773) at 25.000 fps Audio #0 : MPEG Audio at 128 Kbps Infos : 2 kanal, 48,0 KHz  Çekimleri 3 yıl süren ve 54 ülkede, havadan çekilen görüntülerle inanılmaz bir görsel mesaj sunan belgeselin yönetmenliğini Yann Arthus-Berntrand üstlenirken dağıtımını Luc Besson sağlıyor. Gezegenimizin geleceğini kurtarmak için hala geç değil. Ancak YUVA’nın (Home) alanında birbirinden deneyimli isimlerden oluşan ekibinin de söylediği gibi, karamsar olmak için artık çok geç! İnsanlık geçtiğimiz birkaç kısa on yılda, gezegenin yaklaşık dört milyon yıl süren evrimle kurulan dengesini altüst etti. Ödenecek bedel ağır, ama artık karamsar olmak için çok geç: İnsanlığın bu gidişatı tersine çevirmesi, Dünya’nın zenginliklerini yağmaladığının farkına varması ve tüketim kalıplarını değiştirmesi için hemen hemen 10 yılı var.  izleyin, izlettirin.. ..
|
| Bugün | 377 |
| Dün | 1526 |
| Bu Hafta | 7966 |
| Bu Ay | 5170 |
| Toplam | 2366808 |