Ol’uslarimizin ve sanrilarimizin “kaderimiz” olmakta Ol’dugu zamanlarda ve mekanlardayiz…
Ayirt etme yetenegimizi keskinlestirip; “Var” Ol’manin gercekten ne demek Ol’dugunu algilayarak, Kosmik Durusumuzu – Yonumuzu belirlememiz (Kozmik tarihimizi; kendimizi bilemedigimiz tum zamanlar boyunca gercekte bize ne olmus oldugu ve Simdi Buradan sonra ne olacagi ve nereye gidecegimiz), Evrensel Varolusumuzun “Nedenini” neye baglayacagimizi tespit etmis olmamiz ( icsel var olma nedenimiz) ve Ruh Kavrayisimizi bir An once derinlestirip ayaga kalkmamiz hayrimiza olacaktir.
Bu nedenle zihnin ve binlerce yildir semirmis Egolarin oyun malzemesi Ol’An, tum insanligin bilincinde sefilligin ve cehaletin nedeni Ol’An, inanildigi icin tum illuzyonik karmik baglari yaratan, secilmisleri- kurbanlari ureten, tanriciklari ve tapanlari icat eden; kader, okul, sinav, ders gibi kavramlara hicbir ogretinin, dinin ve sartlanmanin etkisi altinda kalmadan gonul gozu ile dikkatlice bakmanizi sevgiyle tavsiye ediyorum.
Biz insanlar Simdi Burada; bu dunyaya yiyip icip gezmek kendimizden gecmek icin gelmedik. Ama okulda okumak ve sinava girmek icin de gelmedik.
Okulda Ol’ma ve sinava girme iluzyonu; Evrende varliga yeni cikis yapan ve Evreni Sonsuzlugunu Sinirsizligini, Alemlerin ve boyutlarin paradoksal Varolusunu henuz anlayamayacak evrim skalasinda olan varlik boyutlarinda gecerli bir sanridir. Veya deneyimdir. Varlik buyudugunde Evrimlestikce “benlik Ol’uslarina” gore terk edilmesi hayrinadir.
Varligin; gorunuse cikisinda egitim araci iken, vakti saati geldiginde terk edilmez ise, Varligin icinden cikamayacagi hapishaneye donusur. Hapishane hem disardan illuzyona hizmet edenler tarafindan orulur hem de icerden Nefs tarafindan orulur. ( Okul, sinav ders illuzyonundan beslenen Alemler ve varliklar bizler bu kavramlara deger atfettikce ve inandikca, sanriyi devam ettirmek icin ellerinden geleni yaparlar, cunku onlarda kendi secimleri geregi bunun uzerine tekamul etmektedirler.)
Bu illuzyonda zihin (nefs) Yaptigi hizmetler icin hem bu dunyada hem ahirette odul beklemeye, cezadan acidan kacmaya alisir ve kendine yasayabilecegi konfor alani olusturur. Bu oyun alaninda; secilmisler, kurbanlar, gorevliler, tanrilar, tapanlar ve dolayisiyla kader, aci, sefalet, atalet, kibir, karanlik akliniza gelebilecek ve bizim su anda Yeni Dunyayi yeryuzune indirme adina ilerledigimiz yolda birakmaya calistigimiz eski kavramlar ve tekamul yollari ortaya cikar.
Ve boylece Sonsuz zamanlardir, Dunya topragindan “Insan” olarak Varolusa cikmak uzere OL’An, kendini henuz bilmeyen insanin ve haddini bilmeyen Alemlerin - varliklarin oyun alani olur.
Ne yaziktir ki bu Alemler; Insanin okulda, sinavda, ezada, cefada, Yaradan’dan ayri ve kul Ol’dugunu sanmasina neden OL’mus ve izin vermislerdir.
Halbuki Insani; sadece koruyup kollamalari ve sevgiyle buyutmeleri gerekirken, insan icin “kader” yazmislardir.
Oysa ki Insanin “Kaderi” kendisi iken ve kaderin ismi “”Alemlerin Efendisi”” iken.
Maksat korumak, kollamak sefkatle sevgiyle “Varolusu”, hicliginde buyutmekse ve bu da guzelligin ve sevginin hatiri icin yapiliyorsa, ne kutlu varolusu sevgiyle yureginde buyutenlere ve kol kanat gerenlere.
Bazen “masallar” gercek diye anlatilir. illuzyon Ol’ur yasanan.
Bazen; “Gercekler” masal diye aktarilir. Masal diye sunulanin icindeki Sonsuz Gercektir. Ol’dukca bilinir. Bilindikce Ol’unur.
Gezegenlerin var Ol’masinin nasil ki bir nedeni yoksa, Ol’makta Ol’Anin da bir nedeni yoktur. OL’Andir.
Insan; Alemlerin Efendisidir. Tanri’nin sirrinin sirridir.
Neden derseniz, bunun da bir nedeni yoktur.
Cunku “Insan” nedensiz “Nedendir”.
Ol’makta Ol’Anlara; kendinin ve kendisi Ol’An Butunun hayrina Simdi Buradan sonra neden OL’acak “Nedendir”. Tabiî ki “Kendini Bilenlere”.
Bize ogretilerle belletildigi gibi, yalan yanlis anlatildigi gibi ne kuluz ne cezaliyiz ne sinavdayiz. Ne otesi var ne berisi.
Her sey Simdi Burada.
Ve bizler her An’da masumduk. Ve sevgiydik.
Bizler sadece ve sadece “buyuyorduk”.
Kendi zamanimiza ve mekanimiza. Momentimize.
Artik “Insan” buyumus ve moment dolmustur.
Her seyin caresi insanin “Kendisidir”. Kendisini Insan Ol’arak bilmesidir.
Canlar Insan icin calmaktadir.
“Kutsal Vaad” insan icin sunulmaktadir. Almak icin hazir ve nazir OL’Anlara.
Insan; Alemlere hiclikte kaftan bicecek OL’Andir. Manalandiracak ve Rahmet gibi yagacak Ol’Andir.
Son perdeyi indirecek, Tamamlayacak, Butunleyecek, kendini kendinde dengelemesiyle ve merkezlemesiyle Evrenleri ve Alemleri de dengeleyecek OL’Andir.
Kendini bilisiyle; kendine ve Alemelere “hayir”, kendinden vazgecisiyle Alemlere “yem” ve “ser” Olacak Ol’Ândir.
Artik Ol’maya kara vermeli ve “Kendimizi” gercegimize buyutmeliyiz.
Cunku artik cok sey biliyoruz.
Yeteri kadar dersimizi aldik.
Yeteri kadar aci ve keder cektik.
Yeteri kadar taptik ve kurban olduk.
Bu rolleri defalarca defalarca yasadik
Ne Alemlere ne de yucelere hic birine ihtiyacimiz yok. Kendimizi bilmemiz ve “kendimizden” baska.
Vakit geldi. Artik buyuyebiliriz.
Insan; buyumeye kara verdiginde buyuyebilir, Ol’maya karar verdiginde Ol’abilir.
Ve Insan; O’ndan ayri degildir.
“O”; Sevgidir, Asktir, Nesedir. Dengedir.
Sevgiyseniz, asksaniz, neseyseniz, dengede ve merkezde iseniz O’sunuz.
O An’da O’dan ayri degilsiniz. Ruh Kavrayisindasiniz ve muhtesemsiniz.
Bu nedenle O, Bir, Simdi, Burada, An, Ebedilik gibi halleri ve Ruhun durusunu; kelimelerin yettigince tarif etmeye calismis olan Ken Wilber’in kisa yazilarini yolunuza isIk olmasi icin sizinle sevgiyle paylasiyorum.
************Ken Wilber der ki; " Insan Tanri’dan ayri oldugunu ve ona tekamul ederek varmaya calisabilecegini sanir. Tanri’nin bireye acik gorunmeyebilmesinin nedeni, bu hep var olan Tanri bilgisinin biraz tuhaf dogasidir; yani “O” ikilik- olmayan'dir ( "ikilik - olmayan" tam olarak Bir anlamina gelmez. Cunku ari Birlik daha cok kendi Cokluk karsitini disladigi icin ikiliktir. Tekil Bir cogul Cok'a karsitken, ikilik-olmayan her ikisini de kapsar. "Ikincisi olmayan Bir'in anlami "Karsiti olmayan Bir'dir, yoksa Cok'a karsit anlaminda degildir. Hem coklugu hem de birligi denge icinde kucaklar.)
Bir kimsenin onu biliyor gorunmemesinin tek nedeni, ozne olarak kisinin ister zihinsel isterse fiziksel olsun bir nesneye baktiginda, seyleri ikilik icinde gormeye cok alisIk olmasi ve "kendisi" ve "o nesne"nin bambaska iki sey oldugu dusuncesiyle, " Evet nesneyi cok acik olarak goruyorum" diye duyumsamasidir. Ozne olarak kisi, bundan dolayi, dogal olarak Tanriyi da orada bir yerde bakilacak ve kavranacak bir nesne olarak gorebilecegini varsayar. Bu yuzden o, kavrayici, Tanriyi, yani kavranani elde edebilmeli diye dusunulur.
Ama Tanri elde edici ve elde edilen olarak ikiye bolunmeyecektir. Cunku butundur. Tanri oldugunuz icin elbette Tanriyi goremezsiniz. Tipki gozun kendini gorememesi, kulagin kendini isitememesi gibi.
Ve Zenrin basitce soyle der; "Kesen, ama kendini kesemeyen bir kilic gibi; goren ama kendini goremeyen bir goz gibi." Gercekten de, gozunuz kendini gormeye calissa, kesinlikle hic bir sey goremez. Benzer olarak bosluk da, Tanri'yi aramaya calistiginiz su anda goremediginiz seydir.
“””“O”, Bosluk, tam olarak, her zaman aramakta oldugunuz, ama hic bir zaman bulamadiginiz ya da goremediginiz seydir. VE TAM DA O GOREMEYIS O'DUR. """"
Gercekligin tumunde yalnizca bir ikincisi olmayan Bir vardir, ama yine de kisi, aliskanliktan oturu, Onu iki yapmaya, bolmeye, boylece sonunda Onu yakalamaya veya surekli bir "varilmayan- varis " yeri olarak ayri algilamaya calisir.
“””””Ken Wilber; " ikilik –olmayanin (O’nun) disinda gercekte hic birsey olmadigi icin, uzayda ya da zamanda Tanrinin olmadigi hic bir nokta yoktur. Bu, Tanrinin bir parcasinin---panteizmde oldugu gibi-- her bir seyde bulundugu anlamina gelmez, cunku bu sonsuzun icerisine bir sinir getirmek, her seye sonsuz pastanin farkli bir dilimini yuklemek demektir. Dogrusu, Butunun---ikilik-olmayanin--Tanrinin---uzay ve zamanin her noktasinda EKSIKSIZCE ve BUTUN olarak bulundugudur ve bunun nedeni HER BIR NOKTADA FARKLI SONSUZUNUZUN OLAMAYACAK OLMASIDIR. Aziz Bonaventura nin dedigi gibi; “Tanri merkezi her yerde olan ve cevresi hic bir yerde olmayan bir kuredir,"
Oyleki, Plotinos'un sozleriyle, " hicbir yerdeyse de, hic bir yer O degildir."
"Tanrinin, ancak kendisi uzaysizsa, uzayin her noktasinda butunuyle var olabilecegine dikkat edin. Nasil ki gozleriniz yalnizca kendisinde kirmizi renk olmadigi ya da "kirmizisiz" oldugu icin kirmizi renkli seyleri gorebiliyorsa, ayni sekilde Tanri da tum uzayi kapsayabilir, cunku Kendisinde uzay yoktur, ya da "uzaysiz"dir. "
"Ne olursa olsun, sonsuz denilen sey, baska noktalar, uzaylar ve boyutlar arasinda bir nokta, bir uzay--hatta cok buyuk bir uzay---ya da bir boyut degildir; tersine noktasiz, uzaysiz, boyutsuzdur-- bircoklari arasinda bir degil, ama bir ikincisi olmayan bir. Ayni sekilde, sonsuzun butunu uzayin tum noktalarinda bulunabilir, cunku kendisi uzaysiz oldugundan, uzayla catismaz ve dolayisiyla onu butunuyle kapsamak icin ozgurdur--tipki sekilsiz ve formsuz oldugu icin suyun tum sekil ve formlardaki kaplari doldurabilmesi gibi. Hem sonsuz, uzayin her noktasinda kendi butunlugu icinde var olduguna gore, sonsuzun tumu tam BURADA eksIksiz olarak bulunur. Aslinda, sonsuzun gozunden orasi diye bir yer yoktur ( cunku, kabaca dile getirirsek, eger oradaki bir baska yere giderseniz, yine yalnizca buradaki ile ayni sonsuzu bulursunuz, cunku her bir yerde baska bir sonsuzluk bulunmaz.)"
"Zaman icinde bu boyledir. Tanri ancak eger Kendisi zamansizsa, zamanin her noktasinda butunlugu icinde bulunabilir. Ve zamansiz olan Ebedidir. Ebedilik "sonsuz zaman suresi degil, zamansizliktir". Baska bir deyisle, Ebedilik; hep-suren zaman degil, ama zaman olmaksizin bir An'dir. Bu yuzden zamansiz oldugundan Ebediligin tumu zamanin her noktasinda butun ve tam olarak bulunur.
Dolayisiyla ebediligin tumu tam SIMDI zaten vardir. Ebediligin gozunden, ister gecmis isterse gelecek olsun, o zaman diye bir sey yoktur. HER YERDE VE HER ZAMAN HAZIR OLMANIN ANLAMI YALIN OLARAK BUDUR. TANRI ESZAMANLI OLARAK, HER YERDE VE HER ZAMAN BUTUNLUGUN ICINDE BULUNUR. "
"TANRIYI HER YERDE VE HER SEYDE GOREMEYEN BIRI, ASLINDA ONU HIC BIR YERDE GOREMEZ."
"Yalnizca daha ote gelisim, yalnizca daha ote evrim olan meditasyon- farkindalik soyle ilerler----birlikten birlige bir donusum, ta ki yalnizca Birlik olana dek; oyle ki Tanri, uyarisiz gelen bir fark edisin ve son olarak animsayisin verdigi sarsinti icinde, sessizce kendi kendine gulumser, gozlerini kapar, derin bir soluk alir ve milyonuncu kez kendisini disavurur; tumuyle kendi eglencesi ve oyunu olan belirisinde kendini yitirir. "" KEN WILBER, The Atman Project
*********************************************************************************
“KENDI” zaten vardir ve biz zaten O'yuz.
Parcalar birlesecek Butunu olusturacak, Butun bizde olmayacak parcasiyiz dersek nasil “kendisi” OL’abiliriz.
Simdi YOL’dayim varacagim dersek; dusunce ve secim An’daki “Gercekligimizi” yaratiyorsa nasil SIMDI BURADA OL’abiliriz.
OL’mak icin artik karar vermezsek nasil “Kendisi” olabiliriz.
Yaradan'in olmakta olani bilmemesi, “Kaderi” bilmemesi diye bir sey soz konusu olamaz. Olmakta olanin "Kendisi" zaten O'dur. Ve insan basitce “Kendisi” yani Efendi ise OL’makta Ol’anin hayri mi ser mi olacagini Ilahi Iradesi ile secer ve karar verir. Ve kendi kendini “Gercek” kilar. Ve “Kendisi” kaderdir.
Yaradan her Varligin secimini bilmektedir. Cunku Yaradan’dir.
Varlik Kader var derse; atalete girer. Irade ve cesaret gostermesini bilmek gerek.
Varlik Kader yok derse sefalete duser. Teslim OL’masini da bilmek gerek.
Nihayetinde Insan ne oldugunu basitce biliyorsa ve OL’uyorsa Efendidir. Ozgurdur. Kaderini yaratir.
Eger ki Insan “kendisinden” ve ne oldugundan bi haber ise kaderi yaratanlarin ve dolayisiyla da kendisi icin yaratilan kaderin kurbanidir.
Insana; ozgurluk, sevgi, ask, asalet kisaca Efendilik yakisir.
(Evrensel Varolus II – “Kendinin Sorumlulugu” ile devam edecek)
Yazan Nilgun Nart
03.05.2008 / Istanbul
Bu posta 831 defa okundu

