70.YILINDA BİR AYDINLANMA ATILIMI KÖY ENSTİTÜLERİ
Cumhuriyeti kuran çağdaş aydın kadrolar, o günün şartlarında kalkınmanın köyden başlayacağına inanıyorlardı. Eğitim köylere inmeliydi. Köyden gelen yetenekli öğrenciler, bu okullarda eğitim gördükten sonra köylerine dönerek, okuma fırsatı bulamayanlara okuma-yazma öğreteceklerdi. Pratik ve teorinin birarada gösterildiği Köy Enstitülerinde yaşama dair ne varsa herşey öğretiliyordu. Tarih, tarım, el işleri, güzel sanatların yanında yurttaşlık bilinci veriliyordu. Dünya klasikleri okuyan köy çocukları, müzik ve tiyatro yaparak eğitildiler. Genç cumhuriyetin temelleri böylece sağlamlaştırıldı.
Köy Enstitülerinin ana amacı köylüğü eğitmek ve üretici durumuna getirmekti. Özellikle ka-
dınların durumu çok kötüydü! Okuma yazması olan köylüler parmakla gösterilecek kadar azdı.
Yalnızca köylüğü kalkındırmayı değil, onu biliçlendirerek çağdaş bir yaşama kavuşturmayı da
amaçlayan Köy Enstitüleri devrimci bir hareketti. Böylece 17 Nisan 1940'da Köy Enstitüleri ku-
rulmaya başlandı.
Enstitülerde kararlar, öğretmen-öğrenci birlikteliği sonucunda alınırdı. Okul yöneticileri ile
öğrenciler her konuyu özgürce tartışırlardı. Bugün bile göremediğimiz okul içi demokrasi bu okul-
larda fazlasıyla vardı. "Eğitim üretim içindedir" şiarıyla hareket eden bu okulların ana amacı ülke-
yi kalkındırmaktı. Bu çağdaşlaşma atılımı kısa zamanda etkilerini gösterdi. Köylerden gelen ürkek
üstü başı yırtık köy çocukları, artık Dünya klasikleri okuyor, müzik aletleri kullanıyor ve tiyatro ya-
pıyordu. Bunun yanında duvar ören, marangozluk, demircilik ve tarım yapan genç, dinamik, eği-
timli bir nesil yetişiyordu. Tonguç Hoca'nın yönetiminde yürütülen Köy Enstitüleri'ni UNESCO tüm
geri kalmış ülkelere çağdaş bir kalkınma modeli olarak gösterdi. Enstitülü köylü kız çocukları başla-
rında okuL şapkalarıyla özgür ve eşitlikçi bir birey olmanın hazzını yaşadılar
Bu okullardan mezun olan öğretmenler, gittikleri köylerde hemen işe sarıldılar. Köylerde sosyal
çalışmalar başladı, köy okuma odaları, tiyatrolar kuruldu. Ekilen tohumlar yeşeriyor, geri kalmışlık,
cehalet terkediliyordu. O dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel bu aydınlanma projesini yön-
lendiriyordu. Köy Enstitüleri'nin etkileri bütün ülkeye yayılıyordu. Amerikan hükümetinin hazırladığı
raporda "Dikkatli olun Türkler büyük bir eğitim atılımıyla gelmektedirler" deniyordu. İçeride ise bü-
yük toprak sahipleri, ağalar, gericiler bu gelişmelerden hiç memnun değillerdi. Enstitüleri karalama
kampanyası başlatmışlardı. Köylünün uyanışı, eğitilmesi, Köy Enstitülü öğretmenlerin varlığı onları
çok rahatsız ediyordu.
Amerika'nın, toprak ağalarının baskısı sonucunda, oy kaybetme korkusuyla CHP, 1946 sonrası
bu okulların özünü kaybettirecek değişiklikler yaparak büyük darbe vurdu. Yüksek Köy Enstitülerini
kapattı! Daha sonra ise bundan cesaret alan DP, 1954 yılında bu aydınlanma okullarını tamamen ka-
pattı!.. Ne yazık ki ülkemiz bu büyük, çağdaş atılımı koruyamadı! Bu okullardan birçok sanatçı, ya-
zar yetişti ve yapıtlarıyla kültür yaşantımıza renk kattılar. Değerli dostlarım Fakir Baykurt, Dursun
Akçam, Hasan Kıyafet'in yanında Mehmet Başaran. Mahmut Makal, Osman Şahin, Talip Apaydın, Hür-
rem Erman akla ilk gelen yazarlardır. Bu satırların yazarının babası da, Köy Enstitüleri'nin kuruluşun-
da bulunmanın onurunu yaşamıştır.
Cumhuriyetin bu aydınlanma okulları kapatılmasaydı bugün çok çok ilerilerde olacaktık! Eğitim-
cilerin bugün bile hayranlıkla bahsettikleri, ülkemize has bu büyük proje yaşatılsaydı yoksulluk da,
geri kalmışlık da ortadan kalkacaktı. KÖY ENSTİTÜLERİ YARIM KALMIŞ BİR TÜRKÜ, KÖY ÇOCUKLARININ
VE KÖYLÜNÜN KURTULUŞUYDU!..
MUAMMER BİLGE
powered by SitelinkxBu posta 889 defa okundu






