Başta Çanakkale olmak üzere,
şehitlerimizin o kutsal bedenlerine karşı girişilen hoyratlığı, sağa sola
dağılmış kemiklerini düşündükçe,
Düzmece davalar açarak bu ülkeye
bedenlerini siper etmiş askerlerimizi karalayanlara karşı hala bir direnç
gösterilmemesini gördükçe,
Şerefsiz bir hainin iftiralarıyla bir
GAZİMİZİN ÖLÜMÜ SEÇMESİ KARŞISINDA HEP BİRLİKTE AYAĞA
KALKAMADIKÇA
Gazilerimizin kaybettikleri organlarına
minnet yerine acıma duygusuyla baktıkça, bu insanlarımızla gururlanmak
yerine sadece merhametli olduğumuzu göstermek için
yaklaştıkça,
Kendini bilmez dangalakların ve yobazların
askerimize karşı başlattığı karalama kampanyaları karşısında
sustukça,
AŞAĞIDAKİ YAZI HEPİMİZE UTANÇ
VERMELİ!
Sonra da salak salak bağırıyoruz kahrolsun
ABD, emperyalizm, işbirlikçiler vs diye...
Sen vatanını namus gibi koruyanlara,
kendisinden, ailesinden önce düşünenlere sahip çıkmazsan, dil
uzatanların dilini kökünden kopartıp, boynuna dolamazsan
işbirlikçin çoğalır, hainin artar, vatana olan bağlılıklar
körelir...
Üstelik ABD askeri coniler PARAYLA,
Türk'ün askeri GÖNÜLLÜ GÖREV YAPAR!
Bu nankörlüğümüz devam ettiği sürece sorar
dururuz, niye ABD gibi köksüz bir devlet süper güç oluyor da biz
hala sömürge gibiyiz?
HA BİR DE TBMM'YE GİRİP KENE
GİBİ KANIMIZI EMEN MOLLA İBLİSLERİN MAAŞLARINI ARTTIRMAK İÇİN HİLEYLE
GAZİLERLE İLGİLİ YASAYA KENDİLERİNİ
SOKUŞTURMALARINI UNUTMAMAK GEREK!!!
Melike
MOR KALP
GEÇEN hafta
Amerika'da iken "bir otomobilin plakası" dikkatimizi çekti. Plakada
"damga... Mühür... Madalya gibi bir şey" vardı.
Sonra "sürücüsüne"
baktık. Madalyalıydı. Sürücü otomobilini parketti.
Park yerindekiler ona
"saygıyla... Sevgiyle... Tebessümle" bakıyorlardı. Kimi de gidiyor
"madalyalı adamın" elini sıkıyordu.
Yanımızdakilere sorduk:
- Bu adam kim? Bu madalya
neyin, nesi?
Dediler ki "bu bir gazi... Yakasındaki de Purple
Heart."
Purple Heart...
Türkçesi "mor
kalp."
Askerlik görevini yaparken yaralananlara verilen madalya. Polis
"mor kalpli" adama selam duruyor. Lokantadaki garson "mor kalpli" adama
"en iyi masayı" gösteriyor. Bazı müşteriler de "mor kalpli" adamın yanına
yaklaşıp "siz, bizim için savaştınız... Teşekkürler" diyor. "Mor kalpli"
adamla resim çektirenler bile var.
* * *
SAĞIMIZ,
solumuz "gazi" dolu... Ara, sıra gazetelerde bir röportaj yayınlanır...
Gülhane Hastanesi'ndeki gazilerle ilgili.
Sonra... Sonrasını
bilmiyoruz.
"Bizim için" yaralanan bu
adamlar "ne yer, ne içerler?" "Lokantaya gidecek" paraları var mı? Garson
onlara "nasıl davranır?" Polis "selama durur mu?" Bilmiyoruz.
* *
*
MADALYA...
"Alt tarafı" teneke parçası. Maliyeti "kaç
para" ki? Ama "anlamı... Ağırlığı" para ile ölçülebilir gibi
değil.
Sahi biz de
"bizim için yaralanan" insanların yakalarına "böyle bir madalya" takıyor
muyuz? Bunu da bilmiyoruz.
* * *
AMERİKA'da "mor kalpli"
adamla ilgilendik. Öğrendik ki "asker emeklileri için" bir hastane vardır.
Ve bu hastanenin kapıları, "mor kalpli" adama, ömür boyu açıktır.
* *
*
AMERİKA'da bazı "şehitlikler" mevcut. En bilineni Washington'daki
Arlington Mezarlığı. "Mor kalpli" adamın gömüleceği yer orası.
* *
*
BİZ bu konu ile ilgilenince, yıllardır Amerika'da (Evansville)
üniversite hocalığı yapan Mehmet Kocakülah "takvimi" gösterdi.
Takvimde
"önemli günler" işaretli. Bunlardan biri de "11 Kasım, Gaziler
Günü." Her yılın 11 Kasım'ında bankalar, okullar, hükümet
binaları kapalı. Her yerde "geçit törenleri" düzenleniyor.
Ve bütün
ülke "mor kalpli" adama teşekkür ediyor.
* * *
KOCAKÜLAH Hoca'nın
eşi Amerikalı... Janine. Ondan rica ettik.
"Mor kalpli" adam ne yer, ne
içer, nerede çalışır? Öğrenmesini istedik. Öğrendi... "gazi"
çalışabilir durumdaysa, devlet ona mutlaka iş buluyor. Çalışamayacak
durumdaysa.. . Devlet onun bütün ihtiyaçlarını, ömürboyu
karşılıyor.
* * *
AMERİKA'da beyaz, siyah, kadın, erkek,
zengin, fakir "herkes eşit."
Ama "mor kalpli" adam, "üstün
insan." "Ayrıcalıklı." Onun sahip olduğu ayrıcalığa "Amerikalı parlamenter
bile" sahip değil.
* * *
AMERİKA'dan döneli yarın bir hafta
olacak.. Kafamız hala "mor kalpli" adamda. O "mor kalpli" adam, ülkesi
için yaralandı.
Ya bizim "gazilerimiz" ne için, kim için
yaralandılar?
Ey gazi!.. Yakana bir madalya takamadık. Madalyalı pek
çok "Kurtuluş Savaşı Gazisi"ni ise bir dilim ekmeğe muhtaç ettik.
Amerikalı, 11 Kasım'da gazisine "şükranını" sundu. Bari biz de bugün
özürümüzü sunalım: - Ey gazi, senden özür diliyoruz.
Yavuz
DONAT