SİTEDE ARA
ÜCRETSİZ PROGRAMLAR

Giveaway of the Day

BİZİ TAKİP EDİN
Anasayfa

Bilim, biyoenerji tedavisinin yaraların iyileşmesine ya da ağrıların azalmasına yardımcı olup olamayacağını tartışıyor.

Janet Quinn, hastasının birkaç santimetre uzağında tuttuğu ellerini hastanın başından ayaklarına kadar götürüyor, elleriyle çeşitli hareketler yapıyordu.
Kolorado Üniversitesi Hemşirelik Okulu'nda doçent olan Quinn, hastasına 'iyileştirici dokunuş' uyguluyordu.
İyileştirici dokunuş, Amerika'da hemşireler arasında yaygın olarak kullanılan bir çeşit biyoenerji tedavi yöntemi.
San Diego Üniversitesi'nden Dr. Florencia Davis, uygulamanın temelinde fizik bedenin enerji alanıyla çevrelenmiş olduğu ve eğitim almış uygulayıcıların bu alanı algılayabildiği varsayımı bulunduğunu söylüyor.
Maryland Üniversitesi Tıp Merkezi de bu uygulamayı enerji alanlarındaki bozuklukları düzeltmede, enerji alanlarını dengeye kavuşturmada ellerin kullanıldığı bir çeşit iyileştirme yöntemi olarak tanımlıyor.
Ateş ya da vücutta iltihaplanma olduğunda yapılmasını tavsiye etmiyor.

Son yıllarda çeşitli biyoenerji tedavileri birçok klinikte, hatta Children's Memorial Hospital gibi Amerika'nın en iyi hastanelerinden bazılarında tamamlayıcı tedavi olarak kullanılıyor.

Bilimsel çalışmalar biyoenerji tedavisinin yaraların iyileşmesine, ağrıların azalmasına, bağışıklık sisteminin güçlenmesine neden olabileceğini gösteriyor.
Örneğin Missouri Üniversitesi'nden Dr. Guy McCormack yönetiminde yapılan, sonuçları bu yıl yayımlanan bir çalışma, ameliyat sonrası iyileştirici dokunuş tedavisi gören hastaların yüzde 73'ünün ağrılarında azalma olduğunu ortaya koydu.
Ameliyattan sonra daha rahat uyuyor, ilaç istekleri daha az oluyordu.
Son yıllarda çeşitli biyoenerji tedavileri Amerika'nın birçok hastanesindeki hemşirelerce tamamlayıcı tedavi olarak uygulanıyor. Ulusal Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Merkezi (NCCAM) konuyla ilgili araştırmalar yürütüyor.
Hücre biyolojisi uzmanı olan Profesör Gloria Gronowicz ve ekibinin deneyleri ise insanı hayrete düşürüyor.
Connecticut Üniversitesi'nde görev yapan Profesör Gronowicz, meslek hayatının çoğunu kemik hücrelerini araştırmakla geçirmişti.
Hormonlara ve doku mühendisliğine ilişkin çalışmalarının, hareket bozukluğuna neden olan hastalıklara tedaviler bulunmasına yardımcı olabileceğini düşünüyordu.
Bir gün meslektaşlarından biri, iyileştirici dokunuşun etkisini araştırmayı teklif etti. Bu ilginç teklifi kabul eden Gronowicz, Amerika'nın Ulusal Sağlık Enstitüleri'nden 250 bin dolarlık destek de aldı.
Araştırma için kemik hücresi kültürü üç ayrı gruba bölündü.
Bir kaptaki hücrelere haftada iki defa onar dakikalık iyileştirici dokunuş uygulandı.
İkinci kaptaki hücrelere sahte tedavi uygulandı. Yani enerji uzmanı olmayan kişiler haftada iki kere, on dakika boyunca ellerini hücrelerin üstünde tuttu.
Üçüncü kaptaki hücrelere ise hiçbir şey yapılmadı.
Laboratuvara gelen enerji uzmanlarından Hemşire Holly Major, 'İçeri girdiğimi ve bir petri kabına (hücre kültürü konulan kap) nasıl şefkat ve şifa yönelteceğim diye düşündüğümü hatırlıyorum' diyor. Ama sonuçlar oldukça şaşırtıcıydı. İyileştirici dokunuş, petri kabındaki kemik hücrelerinin çoğalmasına neden olmuş görünüyordu.
Araştırma ekibi, 'sahte tedavi' uygulanan ve hiçbir şey yapılmayan hücrelere kıyasla biyoenerji uygulaması yapılan kemik hücrelerinin, hem daha çok çoğaldığını, hem de daha fazla kalsiyum emdiğini keşfetti.
İşin bir ilginç yanı daha var. Gronowicz, aynı deneyi kanserli hücrelerle tekrarladı. Sonuçları, Explore dergisinin 2009 Mayıs/Haziran sayısında yayımlanan bu yeni araştırma, iyileştirici dokunuşun kanserli hücrelerin çoğalmasına neden olmadığını gösterdi. Aksine, iyileştirici dokunuş uygulanan kanserli hücrelerin, sahte tedavi uygulanan ve hiçbir şey yapılmayan hücrelere göre yüzde 29 daha az çoğaldığı tespit edildi.
Gronowicz, bulguların hasta tedavisinde kullanılıp kullanılamayacağının anlaşılabilmesi için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini söylüyor.

Görünüşe göre, sosyal bağları güçlü toplumlardaki insanlar, soyutlanmış insanlara göre daha çabuk iyileşiyor ve daha sağlıklı oluyor.
Gronowicz ve ekibinin bulgularının, bunun nedenini de açıklamaya başlayabileceği belirtiliyor. Belki de nedeni sadece psikolojik değildir...

Yazı: Selcen Pirge / Atlas Eylül 2009, sayı 198

Bu posta 534 defa okundu