SİTEDE ARA
ÜCRETSİZ PROGRAMLAR

Giveaway of the Day

BİZİ TAKİP EDİN
Anasayfa

 
BİLİM-GÖNÜL      
PROF. DR. OKTAY SİNANOĞLU     

 Birkaç gün önce ABD'de bir radyo haberi: Bay Buş diyor ki: "Türkiye'deki hükümet bizim dostumuz. Ancak oradaki kamuoyunun üzerlerinde büyük baskısı var. Halk Kuzey Irak'ta harekete geçilmesini istiyor. Hükümet de halkı yatıştırmaya çalışıyor."
Bu haber Sayın Başbakan'ın mütekerrir Bay Buş ziyaretlerinden üç dört gün önceydi; hani dün Türkiye TV'lerinde bol bol gösterdiler ya yeni ziyareti. Doğrusu ikisi yan yana iki koltukta birbirlerine çok yakışıyorlar. Dostumuz ve müttefikimiz hayranları için iftihar vesilesi.

Süt Limanın Anlamı
O ara bazı TV'lerde bu sabah bir haber daha gördük. [Duyan da her gün TV seyrediyorum zannedecek. Yok canım. Kazayla gözüme ilişti, hava raporunu ararken. Başka şeye gerek yok, nasıl olsa ne diyecekleri baştan belli.] Haber şöyleydi:
ABD dostumuz Kuzey Irak'a, yani bizim sınıra askerî birlikler göndermiş. Niye diye merak eden dış basın mensupları şaşmışlar bu işe. Öyle ya Irak'ın tek istikrarlı bölgesi Kuzey Irak'mış, dostumuzun tabiriyle "Kürt bölgesi". Ortalık süt limanmış, Türkiye'den de oraya hayli yatırım varmış. ["Süt liman" ise demektir ki oralarda hiç Türk-Türkmen bırakmamış olacaklar. Zâten var iken de ne dostumuzdan, ne de dostumuzun dostu Türkiye Cumhuriyeti yetkili mercilerinden hiç "Türkmen" lâfı çıkmıyordu ya.]   
Biz dönelim sabahki habere: Peki ABD'cik birlikleri neden Kuzey Irak'a gelmiş [Irak'ın gerisindeki batak duruma askeri (ve parası) yetmezken]?   Dış basın muhabirlerine denmiş ki: "El Kaide"yi arıyor, onları kovalıyoruz".  Ama herkes biliyormuş ki Kuzey Irak'ta "El kaide" yokmuş. Ee, o hâlde? Canım işte besbelli. Daha ne diyelim?
 
Baskın Basanındır
Sen daha "Kuzey Irak'a gireceğiz. Baskın yapacağız. Vuracağız, vb. vb." de dur.
Vay canına. Ne uzun baskınmış bu, aylardır lâfı ediliyor. İlâhi. "Baskın basanındır" atasözümüzü hiç mi duymadınız. Baskın, adı üstünde, habersiz ve aniden olur; düşman apışıp kalır. Sonra geri çekilirsin, ortadan kaybolur, beklenmedik bir yerden yeni bir baskın yaparsın.   Bu taktikleri, 2500 yıl önceki, Çin'den Tuna Nehri'nin güney kıyılarına, Karadeniz ve Hazar Denizi'nin kuzeyinden şimdiki Finlândiya'ya kadar çok geniş bir alanda muhteşem bir idarî ve askerî düzenle, ve de görülmemiş derecede bir üstün sanat, bir metal işleme tekniği ile çok güçlü ve medenî bir imparatorluk kurmuş olan SAKA Türkleri atalarımız gayet iyi biliyor ve ustalıkla kullanıyorlardı. 1800- 2000 yıl önce Batı'nın büyük Roma İmparatorluğu gücünün zirvede olduğu dönemde bile Saka ve onların devamı Sarmat Türklerimizi yenemiyor, onlardan çok çekiniyorlardı. Ama Sakalar, sonra Sarmatlar dış siyasetlerinde de hünerli idiler; zaman ve mekâna göre değişik budunlarla yararlı ittifaklar kuruyorlardı. [Sakaların, sonradan onların devamı Sarmat Türklerinin (Selçuk Türkleri'nin devamı Osmanlı Türkleri, onun da devamı Türkiye Cumhuriyeti Türkleri oluşu gibi) tarihi için, Kaynak Yayınlarından yeni çıkmış olan   (İstanbul, Eylül 2007), Prof. Dr. İlhâmi Durmuş'un veriler, kaynaklar ve uslamlamalarla dolu iki kitabını hararetle öneririm.]
Şimdiyse altı ay "baskın yapacağım" diye defalarca ilân ediyor, kaç askerimizi sınırda nerelere yığdık diye (özür de dileyerek) AB'ye, ABD'ye bilgi veriyor, onlarla istihbarat paylaşıyoruz (!). Türk kamuoyu da (iç taktik icâbı) bekleyedursun; ABD memnun ya yeter.   
AYDINLIK
11Kasım 2007

--
"Gözlerimizi bir pula satıp geçmişiz bir yana,
Ölmesini bilenlere yüz çevirmemiz bundan!
Körüz gözbebeklerimize mil çekilmiş mil…
Acımasız bir namlu şakağımızda soğuk,
Tetikte kendi parmağımız yabancının değil!"
Rıfat ILGAZ
Bu posta 3376 defa okundu