SİTEDE ARA
ÜCRETSİZ PROGRAMLAR

Giveaway of the Day

BİZİ TAKİP EDİN
Anasayfa

"Dünyadaki bütün bu hırgür, bu keşmekeş neye hizmet ediyor? Para hırsıyla canımızı dişimize takmış, zenginlik, iktidar ve mükemmellik peşinde koşuyoruz; bu koşunun sonunda bizi ne bekliyor?

Doğanın gereklerini mi yerine getirmeye uğraşıyoruz? Bir işçinin yevmiyesi bile doğanın gereklerini karşılamaya yeter. Öyleyse daha iyi şartlarda yaşamak adına verdiğimiz o yüce amacın nasıl bir yararı var bize?" (A. Smith)

Ne yararı var bir düşünelim, üstelik kadınlar için nasıl bir yararı var?!

Sosyal yapı içinde evlilik aktini yerini getiren iki cins için konumlandırma değişir bir anda. İş güç sahibi erkek birden arkasında destek unsuru olacak güç ilavesi bulmuş olur. Kadın ne olursa olsun, her şart ve koşulda eşin sosyal rolüne uygun bir rol üzerinde yaşamaya mükellef. Hele buna dünden razı hemcinsler için, bulunmaz bir imkandır tabii bu!

Erkeğin sosyal statüsü, kadının yaşantısı üzerinde belirleyici bir unsur mu?
Kadın tüm varlığıyla, eşin prestijine uygun davranmak zorunda mı?

Ortalıkta dolaşan sözlü atışmaların konusudur; yapmalı yapmamalı münakaşası. Bilhassa kalburüstü tabakaya mensup, belli bir kalıba sahip erkekler için; yanında eşiyle görüntü vermek önemli mi değil mi? "Gerekli mi, degil mi?" gibi bir lafazanlık ağızlara sakızdır.

Her zaman için statü sahibi olmak; insanlar için ulaşılmaza ulaşılmanın yolu olarak görülmüş, tüm mücadele bu uğurda süregelmiştir. En uç noktasında faydacılık gibi bir muhtevası olduğu düşündürülmek istense de; insanların beğenisine mazhar olmak, itibar görmek gibi bir amaç taşır aslında.

Peki kadınlar, statünün içinde nasıl bir konumlandırma içinde olabilir?

Kendi bilgi, beceri ve yetenekleriyle kurduğu bir basamakta mı?
Yoksa eş durumundan gelen bir etiketin, bilinçli icracısı olma sıfatıyla mı?

Yaygın bir kabul var bu konuda. Bilhassa, devamlı gözönünde olunan meslek sahibi erkekler için, eşleriyle görüntü vermek, mutlu aile tablosu sergilemek, faaliyetlere elele katılmak gerekli ve önemlidir. Halkta zaten böyle istediğinden (!) hedefe giden yolu kısaltması adına, önemli bir manevradır yapılması gereken.

Kadın ne düşünmeli ve ne yapmalı böyle bir durumda?

"Hayat benim hayatım istediğim gibi yaşarım, kendi önceliklerim vardır ve önemlidir. Kendi geleceğim için yapmak istediklerim olduğundan senin hayatını yaşamak zorunda değilim." mi demeli?

Yoksa: "Evlendik artık eşim ne derse o olur. Benim kendime ait bir düşüncem, kimliğim yok. Kariyer yapmak gibi bir düşüncem hiç yok. Kendime ait hayat da neymiş? Eşimin kariyerini gururla omuzlarımda taşır ve yapmam gereken ne ise yaparım" mı demeli?

Rekabet içindeki insan gücü, eş durumu içinde rekabet klasmanını genişletiyor artık. Eşinin yanında olan, desteğini esirgemeyen kadına; aferin! Yanında olmayıp Onun yaşadığı hayatın içine girmeyen kadına; yuh!

Bu kadar kolay mı gerçekten? Nerede özgürce yaşama ve tercih hakkı? Kadınların toplum içinde konumlandırılacağı yeri erkek mi belirleyecek? Ünvan, mevki erkeğin sunacağı bir lütuf olarak mı asılı duracak, kadınların boyunlarında?

"Geldik yine; daha iyi şartlarda yaşamak adına verdiğimiz, yüce amaçlarının ne yararı olduğuna?"

Değerli hissedilmekten başka, hiçbir yararı yok. Kendisinin ne olmadığının farkında ve bilincinde olan kadın için, kolay bir kaçış yolu, doğru eş seçimi! Kabul etmeyenlere ve istediğince kendi hayatını yaşayanlara değil sözümüz.

Erkek egemenliğine girmeden"Ayakları mın üzerinde dururum ve dişe diş mücadele ederim" diyen tayfasından olanlarla; olmayan iki fazla bacağına son moda ayakkabı alma telaşıyla, "Güttürürüm, güdülürüm dünya kimseye kalmaz!" kısrağının tefrikaları devam edecektir!

Bu posta 770 defa okundu