Her insanın temel bir kişiliği vardır..... Ben bu kişiliğin daha ana rahmindeyken genlerinde var olan ve tüm varoluşun ilk gününden bu yana insanoğlunun edindiği deneyimlerin birikimi olduğunu düşünüyorum....
Yani ruhdaki asıl öz.....
Bu öz, dünyanın var oluşundan beri zıtlıkların da var olduğu gibi iyi ve kötüyü içinde barındırarak gelir...Maddesel bedene giren ruha akıl, özgür irade ve seçim yapma yeteneği verilir....ve ruh kendi seçimini kendi yapar....
O zamana kadar öğrenmiş olduklarını iyilik adına mı, kötülük adına mı kullanacaktır....Özgür iradesi ile SEVGİ için mi yoksa KORKU için mi hizmet edeceğine karar verir ve seçimleri ile ona sunulan o yaşam kesitinde ruhunu bu iki yoldan birinde olgunlaşmasını sağlar....
Bu nedenle aslında benim kişilik anlayışım diğer insanlarınkine pek uymaz....Çünkü insanların kişilik dediği şey aslında bugüne kadar var olmuş tüm enerjilerin öğrenmiş olduğu, kendilerinin yaratmış olduğu ve insan DNA'sına işlenen birikimlerin bir toplamıdır....Aksilik, cimrilik, saldırganlık, mutsuzluk, nefret ve hatta hastalıklar ve de daha ileri giderek ölüm bile öğrenilmiş, yaratılmış ve maalesef genlerimize işlenmiş birer alışkanlıktır ....ve alışkanlıklar tabii ki değişime uğrayabilir....
Ama özü değiştiremezsiniz...bu o ruhun özgür iradesidir çünkü...O ruh iyi veya kötüye hizmet etme seçimine göre kendine bir yol çizer, duygular yaratır ve/veya öğrenilmiş duygu ve bilgileri kullanarak bunları ya başkalarına hizmet etmek için ya da kendisine hizmet etmek için kullanır...Bu yolda ilerlemek için kullandığı, seçtiği bu insan bedenindeki davranışlarını, duygularını değiştirmek ise belki bir mucize ile olabilir ancak.....
Tabii ki gönül Yaradan'a hizmet edenlerden yanadır...Fakat bu ikililik dünyanın var olma nedenidir ve dünya ruhlarımızı olgunlaştırmak için bir tiyatro sahnesidir....Akıl, özgür irade ve seçim yapma yeteneği bu yüzden insanoğluna sunulmuştur.....
Aslında dünyasal yaşam bize, dünyanın tüm o baştan çıkarıcı maddeselliği ve duyguları karşısında, hangi koşulda, hangi kara parçasında, hangi tür insanlarla birlikte olursak olalım Yaradan'ı hatırlayabilme, O'nun SEVGİ enerjisini ne pahasına olursa olsun yayabilme ve varoluşu tekrar O' nun BİRLİĞİNE yönlendirebilmektir....
Aslında görünen, görünmeyen, saklanan, açığa vurulan, kişilik, kişiliksizlik sahnede oynadığımız ve birbirimizin aynası olmamız dışında hiçbir şey değildir....Bu oyun iyi ve kötünün, KARANLIK ve IŞIĞIN oyunudur....gözle görünmeyen enerji savaşıdır.....
Yani ruhdaki asıl öz.....
Bu öz, dünyanın var oluşundan beri zıtlıkların da var olduğu gibi iyi ve kötüyü içinde barındırarak gelir...Maddesel bedene giren ruha akıl, özgür irade ve seçim yapma yeteneği verilir....ve ruh kendi seçimini kendi yapar....
O zamana kadar öğrenmiş olduklarını iyilik adına mı, kötülük adına mı kullanacaktır....Özgür iradesi ile SEVGİ için mi yoksa KORKU için mi hizmet edeceğine karar verir ve seçimleri ile ona sunulan o yaşam kesitinde ruhunu bu iki yoldan birinde olgunlaşmasını sağlar....
Bu nedenle aslında benim kişilik anlayışım diğer insanlarınkine pek uymaz....Çünkü insanların kişilik dediği şey aslında bugüne kadar var olmuş tüm enerjilerin öğrenmiş olduğu, kendilerinin yaratmış olduğu ve insan DNA'sına işlenen birikimlerin bir toplamıdır....Aksilik, cimrilik, saldırganlık, mutsuzluk, nefret ve hatta hastalıklar ve de daha ileri giderek ölüm bile öğrenilmiş, yaratılmış ve maalesef genlerimize işlenmiş birer alışkanlıktır ....ve alışkanlıklar tabii ki değişime uğrayabilir....
Ama özü değiştiremezsiniz...bu o ruhun özgür iradesidir çünkü...O ruh iyi veya kötüye hizmet etme seçimine göre kendine bir yol çizer, duygular yaratır ve/veya öğrenilmiş duygu ve bilgileri kullanarak bunları ya başkalarına hizmet etmek için ya da kendisine hizmet etmek için kullanır...Bu yolda ilerlemek için kullandığı, seçtiği bu insan bedenindeki davranışlarını, duygularını değiştirmek ise belki bir mucize ile olabilir ancak.....
Tabii ki gönül Yaradan'a hizmet edenlerden yanadır...Fakat bu ikililik dünyanın var olma nedenidir ve dünya ruhlarımızı olgunlaştırmak için bir tiyatro sahnesidir....Akıl, özgür irade ve seçim yapma yeteneği bu yüzden insanoğluna sunulmuştur.....
Aslında dünyasal yaşam bize, dünyanın tüm o baştan çıkarıcı maddeselliği ve duyguları karşısında, hangi koşulda, hangi kara parçasında, hangi tür insanlarla birlikte olursak olalım Yaradan'ı hatırlayabilme, O'nun SEVGİ enerjisini ne pahasına olursa olsun yayabilme ve varoluşu tekrar O' nun BİRLİĞİNE yönlendirebilmektir....
Aslında görünen, görünmeyen, saklanan, açığa vurulan, kişilik, kişiliksizlik sahnede oynadığımız ve birbirimizin aynası olmamız dışında hiçbir şey değildir....Bu oyun iyi ve kötünün, KARANLIK ve IŞIĞIN oyunudur....gözle görünmeyen enerji savaşıdır.....
Sevgiyle Kalın.....
Bu posta 464 defa okundu

