z ne kadar kitap, dergi, gazete varsa, kâğıt, ambalaj,kutu varsa, velev ki, bir ilaç prospektüsü dahi olsa, kapının önünekoyun. İsviçre'nin kalkınmasına yardımcı olun. Fazla ağaç ziyanınaengel olun.Beş yaşında idim. Babaannem rahmetli, pirinç ayıklıyordu. Bir taneyere düştü. Babaannem eğildi, aramaya başladı. Sağa bakıyor, solabakıyor, bulmaya çalışıyor. Çocukluk iste, aman babaanne dedim. Birpirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya, yorulmaya değer mi?Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu. Senoturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, dedi. Hiç pirinç üretilirken gördünmü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaçinsanin göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun?Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.Aradan yıllar geçti. Hukuk Fakültesinde öğrenciyim. Alain'inproposlarini okuyorum. Birden irkildim. Babaannemi hatırladım. Alain,bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlığakarşı ihanet etmiş olur diyordu. İlave ediyordu. Biriğnenin üretiminde binlerce insanin alın teri, göz nuru, el emeğivardır diyordu.Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevazı yasayan insanlardır.Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar Japonlara göre ruhen tekamüledememiş, hayatın manasını anlayamamış, zavallı kimselerdir.Böyleleriyle, zavallı, evini mezat salonuna çevirmiş diye eğlenirler.Bir insanin gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır.hepimizin yaptigi gibi Vaktiyle Japon ekonomisi bir darboğazdangeçiyor. İç borçlar, dış borçlar gırtlağı aşıyor. Zamanın başbakanımeclisi toplar. Kürsüye çıkar. Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleriile anlatır ve su andan itibaren der, Allah şahidim olsun ki,Japonların iç ve dış borçları son kursuna kadar ödenmeden, pirinçtenbaşka bir şey yemeyeceğim. Su üstümdeki elbiseden başka elbisegiymeyeceğim. Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftankaçınma kampanyası açılır. Japonya bütün borçlarını öder. Bu durumuntoplumun bütün kesimlerini, tek istisna olmadan kapsadığını söylemeyegerek yok.Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm. Yarabbim, ne kadarsade, ne kadar mütevazı, ne kadar gösterişten uzak... Gerekmediğihalde elektriği yakmakla, suyu kapamadan bos yere akıtmakta, geceçamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden yatmakla, yemek yediğimizkapları yıkamadan bırakmakla biz de zalimler sınıfına geçmiyor muyuz?Hayat çok ince, akil almaz incelikte ipliklerle örülmüştür.Her şey o kadar birbirine bağlıdır ki,İlkokul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç unutmadım.Bir mıh bir nal kaybettirir. Bir nal, bir atı, bir at bir orduyasavası kaybettirir diyordu.Maddi durumumuz ne olursa olsun, ister zengin olalım, ister fakir,hepimiz çok dikkatli olmak zorundayız.Bunda parayı da, maddiyatı da aşan büyük bir edep ve incelik vardır.-- Mustafa Molla
Bu posta 1013 defa okundu

