Eşek
ölür.
Kalır semeri.
İnsan ölür.
Kalır
eseri.
Kalbimin bütün samimiyetiyle söylüyorum. Başbakan,
bulabildiği en güzel halk deyişini buldu. Herkes eseriyle anılmalı,
övünmeli, gönenmeli. Bu açıdan bakınca; Ankara-Eskişehir arasında
vagonlarına 50 yandaş gazeteci doldurularak, törenle, tantanayla, yapımcı
şirket Alarko’nun; “hızlı tren hayalini gerçeğe dönüştüren Başbakan’a,
bakanlara, Türk milletinin ödeyeceği borca kefil olan Hazine
müsteşarlarına, TCDD’nin üst krema kadrosuna” tam sayfa teşekkür ilanları
verilerek duyurulan “hızlı tren” bir gerçek eser midir? Osmanlı’dan ve
Cumhuriyet’in Mustafa Kemal döneminden kalma demiryollarını düzeltip
üstüne Fransızlar ile Japonlar’ın tam 37 yıl önce (1972 yılında) terk
ettiği teknolojiyi koyarak yapılan nedir? Bu eser, hızlı tren midir? Yoksa
hızlı tren adı altında “yavaş hortumlamayı hızlı hortumlamaya” dönüştürmek
midir?
Acaba hangisidir?
Biz gerçeği arıyoruz.
Gerçek
olan nedir?
Gerçeği aramaya; sizi sıkmayacak kısa hoş bilgiler vererek başlayayım. İlk raylar ahşaptı. 16. yüzyılda insanoğlu ahşap tekerlekli arabaları ahşap raylar üzerinde yürüttü.
Sonra döküm bulundu.
Raylar dökümden yapıldı.
Demir tekerlek de icat oldu, James Watt buharlı motoru çalıştırdı. Richard Trevithick de ilk lokomotifi 1804 yılında yaptı ve bugünkü “raylı taşıma teknolojisi” gelişmeye başladı. Japonların hızlı treninin adı “Shinkansen” yani “Mermi Tren”dir. Japonlar, hızlı tren teknolojisinde 1964 yılında 300 km hıza ulaştılar. Fransız demiryollarını n treninin adı TGV yani “Yüksek Hızlı Tren”dir. Fransa 1967 yılında 267 km hıza ulaştı ve 1972 yılında 318 km’yi devirdi. Fransa ve Japonya bugün saatte 578 km hız ve üstünü deniyor. Türkiye’ye satılan teknoloji, Fransızlar’ın ve Japonların 1967’lerde kullanmaya başladığı ve 1972’de terkettiği eski teknolojidir. Ankara-Eskişehir hattına, eski raylar yenilenerek konulan ve “hızlı tren” diye halka yutturulan “geleneksel ray sisteminin” son örneğidir.
Uyanın!
Ayılın!
Gözlerinizi açın!
Bize “yeni teknoloji” diye yutturulan sistem dünyada terk ediliyor.
Bizi eşekleştirdiler.
Eşek yerine koydular.
Hem çok paramızı aldılar, hem dünyanın terk ettiği eski teknolojiyi Türk milletine saatte 500 km hız sınırına ulaşan yeni teknolojiden daha pahalı fiyata soktular. Fransa’da ve Japonya’da saatte 500 kilometre hız yapabilen “hızlı trenin” 1 kilometre maliyeti 2 milyon euro iken Türkiye’ye satılan geri teknoloji 250 kilometre hızdaki trenin maliyeti 3 milyon euroya geliyor. Ankara-Eskişehir etabının yapımını önce 459 milyon euroya yerli şirket Alsim-Alarko liderliğinde İspanyol OHL firmasına verdiler. Japon ve Fransız firmaları devre dışında bırakılınca projede değişiklik yapıp 459 milyon euro fiyatı 629 milyon euroya yükselttiler.
Niçin proje değişti?
Niçin eski teknoloji?
Niçin yüksek fiyat?
Susuyorlar. Cevap vermiyorlar. İlk hortumlama; Turgut Özal döneminde “otoyollarda” başlatılmıştı. Dünyanın en pahalı otoyollarını Türk milletine yine böyle yandaş yalaka gazeteci ağırlamalar, tantanalı törenler, teşekkür ilanlarıyla sokmuşlardı. Bu sonradan anlaşıldı. Ve Karayolları’nın o dönemki Genel Müdürü Atalay Coşkunoğlu; “hortumlamaya göz yumup rüşvet almaktan 5 yıl hapis” yemişti. Özal döneminde otoyollarda başlatılan “eski yavaş hortumlama” şimdi Tayyip Erdoğan döneminde demiryollarında “hızlı hortumlamaya” dönüştü.
Uyanın!
Ayılın!
Gözlerinizi açın!
Milleti eşek yerine koydular. Meydanlara toplayıp, gözünün içine bakarak “eşek ölür kalır semeri...” diye nutuk atıyorlar.


