Birgün mağrur bir gramer bilgini, sahilde duran bir kayığa binip karşı sahile geçmek ister. Kıyıda müşteri bekleyen kayıkçılardan birine seslenir. Kayık yanaşır, bilgin de kayığa atlar. Kayık deniz üzerinde seyretmekte iken, bilgin kayıkçıya sorar :
- Sen hiç gramer okudun mu ?
- Hayır. Ben cahil bir kayıkçıyım.
Bilgin :- Vah vah çok üzüldüm. Demek yarı ömrün boşa gitmiş. Diye, acıyarak kayıkçıya bakar. Tam bu sırada, bir fırtına kopar. Kayık denizin ortasında yalpalar yapmakta, kayıkçı bütün gücüyle tehlikeyi atlatmak için çalışmaktadır. Fırtına gittikçe artar, kayık batmak üzeredir. O zaman kayıkçı karşısında tir tir titreyen bilgine :
- Ey her şeyi bilen alim dostum. Şimdi ben sana soruyorum. Yüzme bilir misin ?
- Hayır.
Cevabını alınca kayıkçı :
- Vah vah, sen ömrünü boşa harcamışsın. Şimdi bütün ömrün gitti. Çünkü biraz sonra kayık batacak. İyi bil şimdi burada nahiv (gramer) bilgisi değil, mahiv (yüzme) bilgisi lazım. Mahiv biliyorsan denize dal !
Diye cevap verir.
MESNEVI:
İstersen dünyada zamanın allamesi ol, ama, dünyanın yokluğunu da gör, zamanın
yokluğunu da. Gramerciyi size, yok olma gramerini öğretmek için hikaye ettik. Fıkıhı bilmeyi de yok olmada bulursan, nahvi tahsil etmeyi de, sarftaki değişiklikleri de.
Bu posta 508 defa okundu

