SİTEDE ARA
ÜCRETSİZ PROGRAMLAR

Giveaway of the Day

BİZİ TAKİP EDİN
Anasayfa

“Dünyada hiçbir belirsizlik yoktur aslında. Doğada bütün ihtimaller mevcuttur. Belli koşullar gerçekleştiğinde hangi durumun hangi sonucu beraberinde getireceği de belli iken, neyin gerçekleşeceğini seçemeyen, bizizdir. ”

Ders notlarımın arasına özenle sıkıştırdığım, öğretim görevlimizinse bir çırpıda söylediği cümleler… Sonrasında çok sordum kendime, gerçekten “bu ise bu” diyebilir miydik hayatta? İstisnalar vardı hani? An olur, o istisnaların gerçekleşmesini diler, bazen de gerçekleşmesinden korkardık. Aklımızın eremediği o yerde, ihtimaller deryasında zihnimiz alabora olur, bir çıkar yol arardık hani… Göremeyen, bazen de görmek istemeyen, biz miydik, sahi?

“Ne yapayım Ilgıt, ne geçiyor içinden?” dedin. Gözlerinin o hiç yitmesin dilediğim parlayışını aradım… Kalbi yüzünden okunan insanlar misali, içindeki dalgalanmadan mıydı o gördüğüm buğu… Derinlerine dalgalar erişemezdi, belli ki sahile vurduğun anlardan biriydi. Ben de beklemekteydim kıyında, buluştuk… Ne çok kabuk getirmiştin gelirken, yoksa yaralarını, bunlarla mı örtmüştün… Örtmüştün madem, ya neden şimdi onlar da burada, dokunabileceğim yerdeler… Yaralarına ne oldu, iyiler mi…

Dur, bulanma yeniden, biliyorum, geride kaldı hepsi, geldin ya buralara kadar, şimdi biraz soluklanıp yeniden deryaya karışma zamanı.  Ne yapmalı, ben de bilmiyorum, keşke bilebilsem… Kafamda var gerçekleşmesi ‘muhtemel’ ve ‘zor’ türlü sonlar ama, hangisine yöneleceğine kendin karar vereceksin. Hem de öyle bir karar ki, “şunu yapmalıyım” bile diyemeyeceksin çünkü neyin hayırlı olduğunu hala bilemeyeceksin. Yalnızca “şunu yapacağım” diyebileceksin, çünkü kendinden ancak bir yere kadar vazgeçebileceksin ve o son raddede de başka türlüsünü yapamayacaksın.

Hayatta her ne kadar tercih hakkımız olmasını dilesek de, içimizin bir yanı nasıl da istekli, bir adım atacakken buna mecbur kaldığına inanmaya… Kolaya kaçan bir yan bu, sorumluluğu üzerinden atmaya çalışan bir yan. İleride duyulacak olası bir pişmanlıkta “Elimden ancak bu gelirdi, hatırlasana, kime diyorum?” diyerek kenara çekilecek bir yan. İçimiz, nasıl da kaplı bu yanla…

Bir de her şeyin olabildiğince farkında, bize hayatta yaptığımız yapmadığımız ne varsa hepsinin kendi seçimimiz olduğunu hatırlatan yanımız var. Ne zaman geçmişe dönük keşke’li bir cümle kursak, susturmaya çalıştığımız. Galiba iç huzurumuzu da, bu yanımızla dost olarak sağlayabiliyoruz. “Evet, beni buraya getirdi yaptıklarım ama, yapmak istediklerimin de farkındaydım ve vazgeçemeyeceğim değerler vardı. Çünkü ben vardım, her şeyden önce… Yaşadıklarımın üstesinden nasıl geleceğim ve nasıl biri olacağım benim elimdeydi ve tüm o yaptıklarımı yapmaya karar verdim. Çünkü ben vardım, her şeyden önce ve yine ben kalacaktım, her şey bittikten sonra da…”

Ne yapmalı, inan ben de bilmiyorum. Tek bildiğim, her an değişebilecek de olsa yapacaklarımız ve yapmayacaklarımız var. Seni hayalindeki sona eriştirecek başlangıçların eşiğindesin, hem de her an. Tek gereklilik, o hayale yürüdüğünden emin olmak. Gerisi yalnızca, cesaretini toplayıp yaptığın, kendi seçimlerin… Hiç değilse sen, şu kısa konukluk boyunca, seninsin. Başka kimsenin değil ve başkası da hiçbir zaman, senin değil…

Sen, seninsin.

kendiliğimizi bir
hayallerimizi eş kılmaya
olur ya vardır mecalin…
seviye inanasım gelir…

Alıntı..Bu posta 419 defa okundu