"Life is Relationships" - "Hayat ilişkilerdir"
Ben sadece bir ilişkideki “birbiriyle geçinme” konusunu kastetmiyorum.
Zaten, “biriyle iyi geçinmek” mi iyi bir ilişki durumumudur?
Güzel bir ilişki, karşındaki insanın nasıl olması gerektiğine dair oluşturduğun kalıba onu oturtmaya çalışmadan
kendisi olabilmesine izin verebilmekle olur.
Birbirinize kendiniz gibi olma izni verirsin.
İlişkide tamamen kendin olma özgürlüğü varsa keyif ve dostluk işte ancak o zaman oluşur.
Çoğunlukla şöyle hikâyeler duyarız:
“Birbirimizi 8 yıldır tanıyoruz.
Birlikte çok mutluyduk ve birbirimize âşıktık,
böylece daha bir sene önce evlenmeye karar verdik.
Ve o andan beri her şey tepetaklak oldu!
Evlenmeden önce aramızda ne büyük bir aşk ve bağlılık vardı.
Öyleyse neden evlendik? Şimdi ise tam bir cehennem!
Ben onu suçluyorum, o da beni.
Hatta birbirimizin anne babasından bile nefret ediyoruz.
Her şey tam bir arapsaçı!”
Çok tanıdık bir hikâye. Peki, hata nerede?
Evlilik birçok gizli kavramı ve beklentiyi su yüzüne çıkarır.
Evlendiğiniz dakikada yani karı koca olduğunuzda,
daha önceki “arkadaşlık” rolleriniz değişir.
Artık yeni bir role girmeniz gerekiyordur: karı-koca rolüne.
Ki bunun ne olduğuyla ilgili size ve diğer insanlara ait anlayışları ve beklentileri de yanınıza alarak.
Sürekli olarak bir role girmeye çalışırsınız. Fakat aynı kişiler değilsiniz.
Eğer karı-koca iken ve özellikle de çocuklarınıza karşı ebeveyn rolündeyken
arkadaş kalabilseniz bu muhteşem olurdu!
Dostluğun bir sistemi yoktur zira o
karşısındaki kişinin gerçekten olduğu gibi olmasına izin verir.
Bir dost haline gelmeye ve o rolü üstlenmeye siz karar veremeyebilirsiniz.
Fakat karı, koca, baba, anne gibi diğer rolleri üstlenebilirsiniz...
Bu basit bir seçimdir. -
Sri Bhagavan
Çeviri: BaharBu posta 287 defa okundu
Ben sadece bir ilişkideki “birbiriyle geçinme” konusunu kastetmiyorum.
Zaten, “biriyle iyi geçinmek” mi iyi bir ilişki durumumudur?
Güzel bir ilişki, karşındaki insanın nasıl olması gerektiğine dair oluşturduğun kalıba onu oturtmaya çalışmadan
kendisi olabilmesine izin verebilmekle olur.
Birbirinize kendiniz gibi olma izni verirsin.
İlişkide tamamen kendin olma özgürlüğü varsa keyif ve dostluk işte ancak o zaman oluşur.
Çoğunlukla şöyle hikâyeler duyarız:
“Birbirimizi 8 yıldır tanıyoruz.
Birlikte çok mutluyduk ve birbirimize âşıktık,
böylece daha bir sene önce evlenmeye karar verdik.
Ve o andan beri her şey tepetaklak oldu!
Evlenmeden önce aramızda ne büyük bir aşk ve bağlılık vardı.
Öyleyse neden evlendik? Şimdi ise tam bir cehennem!
Ben onu suçluyorum, o da beni.
Hatta birbirimizin anne babasından bile nefret ediyoruz.
Her şey tam bir arapsaçı!”
Çok tanıdık bir hikâye. Peki, hata nerede?
Evlilik birçok gizli kavramı ve beklentiyi su yüzüne çıkarır.
Evlendiğiniz dakikada yani karı koca olduğunuzda,
daha önceki “arkadaşlık” rolleriniz değişir.
Artık yeni bir role girmeniz gerekiyordur: karı-koca rolüne.
Ki bunun ne olduğuyla ilgili size ve diğer insanlara ait anlayışları ve beklentileri de yanınıza alarak.
Sürekli olarak bir role girmeye çalışırsınız. Fakat aynı kişiler değilsiniz.
Eğer karı-koca iken ve özellikle de çocuklarınıza karşı ebeveyn rolündeyken
arkadaş kalabilseniz bu muhteşem olurdu!
Dostluğun bir sistemi yoktur zira o
karşısındaki kişinin gerçekten olduğu gibi olmasına izin verir.
Bir dost haline gelmeye ve o rolü üstlenmeye siz karar veremeyebilirsiniz.
Fakat karı, koca, baba, anne gibi diğer rolleri üstlenebilirsiniz...
Bu basit bir seçimdir. -
Sri Bhagavan
Çeviri: BaharBu posta 287 defa okundu


