SİTEDE ARA
ÜCRETSİZ PROGRAMLAR

Giveaway of the Day

BİZİ TAKİP EDİN
Anasayfa

Artık acı çekmek istemiyorum?
Artık onu unutmak istiyorum?
Seni yüreğimden silip atabilseydim?

Kimbilir kaçımız , bizim için özel olan bir insan için böyle şeyler düşünmüşüzdür. İlişkimizi sürdüremediğimiz için öfkelenip acı çekmişizdir. Hatta ondan nefret etmişizdir. Belki de onunla ilişkimizi bitirmişizdir. Ama yine de onu tam anlamıyla kalbimizden, beynimizden söküp atamamışızdır.

Ayrılıklar, bir ilişkinin en zor kısmıdır. Başlarken ne kadar yukarıya çıkıyor, bulutların üzerinde ne kadar kalabiliyorsak, ayrılırken de o kadar dibe vurur, acı çekeriz. Eğer duygularınızı bastırmıyorsanız, acı çekersiniz.

Bazen de duygularımızı bastırmayı tercih ederiz çünkü acı çekmeyi istemeyiz. Acı çekmekten kaçınmak, aslında ruhumuzda bir yerlerde gizli bir DİRENÇ olduğunu gösterir. Hayatın akışına direnç gösteriyorsak, acı çekmeye başlarız. Tıpkı hızla akıp giden bir nehirde ters yönde hareket etmeye çalışmak gibi bir şeydir bu. Hiçbir yere varamayız. Hatta üzüldüğümüzle kaliriz.

Oysa acıları, beynimizle, düşünce gücümüzle baştıramayız. Tam tersine, acımızı dindirecek tek yol, ona kabul vermektir. Dibe vurmaya direnç göstermezsek, ve duygularımıza sahip çıkarsak, zaman içinde ferahlar, unutmamız gerekenleri unutur, karşımızdaki kişiyi affederiz.

Peki aynı acıyı bir daha yaşamamak için ona kabul vermek yeterli olur mu?
Ne yazık ki hayır. Çünkü yaşadığımız açıların ardında aslında yine bir korku yatıyordur.

Kaybetme korkusu, bir insanı ne olursa olsun hayatımızda tutmaya çalışmamıza sebep olur. Ama kaybetme korkusunun da derinlerinde ?Ben yetersizim? korku kalibi yatar.

Pek çoğumuzun kök korkuları, ?Yetersizlik?, ?Güçsüzlük?, Güvensizlik? gibi belli başlı ana korkulardan türer. Bunların sonucunda karşımızdaki kişiyi kontrol etmek isteriz. Onu kaybetmemek için ödünler veririz. Hatta kimimiz sevgisini adeta karşısındakini borçlu bırakmak için fazlasıyla lüzumsuzca verir. ?Bak ben sana kendimi feda ettim, bana bunu nasıl yaparsın?? diyebilmek için.

Oysa, asla kurban yoktur. Kurban rolünü oynamayı seçen bizleriz. Bu rolden bazen beslendiğimizi bile fark eder çok şaşırırız.

Acı çektiğimiz bir ilişkiyi bitirebilmek, yine bu duygunun içine korkmadan dalıp, kendimizle yüzleşmekten geçer. Kendimizi tanıyabilirsek, zaten artık bir daha aynı hataları yapmayız. O dürtümüz kaybolur. Ve bir sonraki ilişkimizde daha iyi bir erkeği hayatımıza çekebiliriz. Eğer biten bir ilişkinin ardından dönüp te kendimize bakmıyorsak, hatalarımızı görmüyorsak, dengeye gelmek olumsuz kalıplarımızı, kök korkularımızı temizlemeye çalışmıyorsak, bir sonraki ilişkimizi yine aynı tarz olur. Ve bu kez, artık kısır döngünü içine hapsoluruz.

Korku, öfke, kırgınlık, kıskançlık gibi olumsuz duyguları sistemimizden çıkartıp, yaşananların nedenini düşünmeyi bıraktığımızda, karşımızdaki insana sadece 3 his besleyebiliriz.

SEVGI
ŞÜKRAN
VE SAYGI

Sevgi, seni olduğun gibi kabul ediyorum ve böylece seviyorum diyebilmektir. Onu kontrol etmeden sevebilmektir.

Şükran, hayatıma girdiğin ve bana yeni hayat dersleri öğrettiğin için, ruhsal gelişimime katkıda bulunduğun ve yaşattığın tüm güzel anılar için teşekkür ederim diyebilmektir.

Saygı ise, onu değiştirmeye çalışmadan, olduğu gibi hiç kontrolsüzce kabul etmek, varlığına, seçimlerine, davranışlarına saygı gösterebilmektir. Öyle ya, her insanın ruhu yücedir. Eğer bu şekilde davranmayı seçiyorsa, biz kim oluyoruz da onu değiştirmeye çalışıyoruz ki?Karşımızdaki kişinin yaşam dersi almasına zorla vesile olamayız.

Unutmayın.

Kendimizi değiştirir, geliştirirsek, tüm evren değişir.

Kırılamayacak hiçbir kısır döngü yoktur

Bu posta 484 defa okundu