39 yaşında bencil olmaya karar verdim aslında bencil demeyelim ama ben merkezci..
Ben merkezci yaşamayınca, hayatındaki öznelerin “ sen, O, biz, siz ve onlar “ olduğunu anlıyorsun,
belki biraz geç oluyor ama bunu anlayabilecek bilgi ve birikime ancak bu yaşlarda bir sürü deneyimden sonra ulaşabiliyorsun.
“ Sen nasıl istersen “ “ o ne düşünür acaba ? “ Siz öyle diyorsanız bende uyarım “ “ onlar gelmeden yapamam “ v.s..
bu kendimizi hiçe saydığımız cümleleri çoğaltabiliriz.
Neden kendimizi hep arka plana itip, başkalarının mutluluğu için çaba harcıyoruz ki ?
Yada neden kendi mutluluğumuz birincil önceliğimiz değil ?
Tabii ki korktuğumuz için, sevilmemekten ve yalnız kalmaktan..
“ Sen nasıl istersen “ yani benim ne istediğimin önemi yok, ben kendi fikrime, isteklerime önem vermiyorum ve senin istediğini yaparım yeter ki beni sev ve bırakma !
“ o ne düşünür acaba ? “ ben ne düşündüğümü ve ne yapmak istediğimi biliyorum ama benim düşüncemden çok O’nun düşüncesi daha önemli , çünkü ya benim gibi düşünmüyorsa ve benim düşüncemi beğenmeyip beni artık sevmezse ve terkederse ? J
Yaw arkadaşlar bir ömrü yada uyanana kadar yıllarımızı bu şekilde tüketiyoruz
kendi benliğimizi, bütünlüğümüzü hiçe sayarak
Ne uğruna ? .. sevilmek ve yalnız kalmamak uğruna
Peki sonuç: KOCAMAN BİR YALNIZLIK ! ve hüsran
Çevrenizde bir sürü insan olabilir, arkadaşlarınız, sevgiliniz, aileniz v.s..
ama siz önce kendinizi sevip, kabullenmezseniz
kendinize güvenmeden önce başkalarına güvenmeyi, kendinizi onaylamadan önce hep başkalarını haklı görmeyi, kendinizi beğenmeyip başkaları gibi olmayı denemeyi tercih ederseniz
özünde sevilmezsiniz, aldatılırsınız VE üzülürsünüz…
Nasıl başlıyoruz ilişkilere ? beklentileri sorgulayarak
Kendimizi beğenmiyor, sevmiyor, değer vermiyor ve sonra karşımızdakilerin bize önem, sevgi ve değer vermesini bekliyoruz.
Öyle ki bizi gerçekten sevebileceğine inanamıyoruz.
Hep sormuyormuyuz, “ beni gerçekten seviyormusun ? “ “ Sen beni seviyormusun ? “ bundan emin olabilirsek sonra acaba ne kadar daha sevmeye devam eder diye sorgulamaya ve paranoya yapmaya başlıyoruz.
Bizi sevmeye devam etmesi için O’nun istediği gibi biri olmaya çalışarak kendimizi unutuyor ve rol yapmaya başlıyoruz. Birazcık kendimiz olsak tepki hemen geliyor
“ Sen artık çok değiştin “ oysa sadece kendim olmaya çalışıyorum.
Ama yok kendim olursam beni sevmez çünkü zaten ben bile kendimi sevmiyorum !
Ancak kendi bütünlüğünüzü partnerinizle paylaştığınızda gerçek ilişkiyi yaşarsınız
Kendinizi çok sevdiğinizde kendi bütünlüğünüzü karşınızdaki insanla paylaşır ve bu deneyimin hazzını yaşarsınız.
Bırakın başkası olmayı ve sadece kendiniz olun. Sizin bütünlüğünüzü paylaşmak isteyenler gelsin size, kendi eksikliğini sizinle tamamlamak isteyenler değil !
Karşı cinse kendimizi beğendirme çabamız ve bu çabanın sonucunda bir beklentimiz vardır. Davranışlarımızın karşılığını bekleriz. Eğer ilişkide sevgi ihtiyacındaysak sevgi vermeye başlarız, kabul ihtiyacındaysak karşımızdakinin davranışlarını hosgörmeye başlarız, beğenmediğimiz davranışları görmezden geliriz. Vermek istediğimiz mesaj kendimize de aynı şeylerin yapılmasıdır aslında. Yani davranışlarımızda koşul vardır. Karşılık bulmadığında da hayal kırıklığı oluşur. Nasıl yaşamayı arzuluyorsak önce onun senaryosu zihnimizde oluşur. Yani isteklerimizi bir şablonun içine sığdırırız ve onlar gerçekleşsin diye bekleriz. Böylece yaşamlarımızın sınırlarını çizer, o sığ düşüncelerin içinde yaşamlarımızı sürdürürüz. Karşımızdakine bağımlı olarak !!!
İlişkileriniz için koşulunuzun beklentinizin olmadığı, kendinizi olduğu gibi kabul ettiğiniz, kendinizi olduğunuz gibi sevebildiğiniz, tüm duygularınızı dilediğiniz gibi ifade edebildiğiniz, aşkla dolu bir yaşamı düşleyin... İsterseniz bu mümkün. ! Beklentileri , koşulları kaldırdığınızda yaşam sonsuzluğun içinde mucizelerle doludur. Yeterki siz onları seçin, kendinizi sınırlandırmayın.......
Yeterki kendinizi farkedin ve o mucizelere dokunun , mucizenin kendisi olduğunuzu göreceksiniz....
Bu posta 561 defa okundu
Ben merkezci yaşamayınca, hayatındaki öznelerin “ sen, O, biz, siz ve onlar “ olduğunu anlıyorsun,
belki biraz geç oluyor ama bunu anlayabilecek bilgi ve birikime ancak bu yaşlarda bir sürü deneyimden sonra ulaşabiliyorsun.
“ Sen nasıl istersen “ “ o ne düşünür acaba ? “ Siz öyle diyorsanız bende uyarım “ “ onlar gelmeden yapamam “ v.s..
bu kendimizi hiçe saydığımız cümleleri çoğaltabiliriz.
Neden kendimizi hep arka plana itip, başkalarının mutluluğu için çaba harcıyoruz ki ?
Yada neden kendi mutluluğumuz birincil önceliğimiz değil ?
Tabii ki korktuğumuz için, sevilmemekten ve yalnız kalmaktan..
“ Sen nasıl istersen “ yani benim ne istediğimin önemi yok, ben kendi fikrime, isteklerime önem vermiyorum ve senin istediğini yaparım yeter ki beni sev ve bırakma !
“ o ne düşünür acaba ? “ ben ne düşündüğümü ve ne yapmak istediğimi biliyorum ama benim düşüncemden çok O’nun düşüncesi daha önemli , çünkü ya benim gibi düşünmüyorsa ve benim düşüncemi beğenmeyip beni artık sevmezse ve terkederse ? J
Yaw arkadaşlar bir ömrü yada uyanana kadar yıllarımızı bu şekilde tüketiyoruz
kendi benliğimizi, bütünlüğümüzü hiçe sayarak
Ne uğruna ? .. sevilmek ve yalnız kalmamak uğruna
Peki sonuç: KOCAMAN BİR YALNIZLIK ! ve hüsran
Çevrenizde bir sürü insan olabilir, arkadaşlarınız, sevgiliniz, aileniz v.s..
ama siz önce kendinizi sevip, kabullenmezseniz
kendinize güvenmeden önce başkalarına güvenmeyi, kendinizi onaylamadan önce hep başkalarını haklı görmeyi, kendinizi beğenmeyip başkaları gibi olmayı denemeyi tercih ederseniz
özünde sevilmezsiniz, aldatılırsınız VE üzülürsünüz…
Nasıl başlıyoruz ilişkilere ? beklentileri sorgulayarak
Kendimizi beğenmiyor, sevmiyor, değer vermiyor ve sonra karşımızdakilerin bize önem, sevgi ve değer vermesini bekliyoruz.
Öyle ki bizi gerçekten sevebileceğine inanamıyoruz.
Hep sormuyormuyuz, “ beni gerçekten seviyormusun ? “ “ Sen beni seviyormusun ? “ bundan emin olabilirsek sonra acaba ne kadar daha sevmeye devam eder diye sorgulamaya ve paranoya yapmaya başlıyoruz.
Bizi sevmeye devam etmesi için O’nun istediği gibi biri olmaya çalışarak kendimizi unutuyor ve rol yapmaya başlıyoruz. Birazcık kendimiz olsak tepki hemen geliyor
“ Sen artık çok değiştin “ oysa sadece kendim olmaya çalışıyorum.
Ama yok kendim olursam beni sevmez çünkü zaten ben bile kendimi sevmiyorum !
Ancak kendi bütünlüğünüzü partnerinizle paylaştığınızda gerçek ilişkiyi yaşarsınız
Kendinizi çok sevdiğinizde kendi bütünlüğünüzü karşınızdaki insanla paylaşır ve bu deneyimin hazzını yaşarsınız.
Bırakın başkası olmayı ve sadece kendiniz olun. Sizin bütünlüğünüzü paylaşmak isteyenler gelsin size, kendi eksikliğini sizinle tamamlamak isteyenler değil !
Karşı cinse kendimizi beğendirme çabamız ve bu çabanın sonucunda bir beklentimiz vardır. Davranışlarımızın karşılığını bekleriz. Eğer ilişkide sevgi ihtiyacındaysak sevgi vermeye başlarız, kabul ihtiyacındaysak karşımızdakinin davranışlarını hosgörmeye başlarız, beğenmediğimiz davranışları görmezden geliriz. Vermek istediğimiz mesaj kendimize de aynı şeylerin yapılmasıdır aslında. Yani davranışlarımızda koşul vardır. Karşılık bulmadığında da hayal kırıklığı oluşur. Nasıl yaşamayı arzuluyorsak önce onun senaryosu zihnimizde oluşur. Yani isteklerimizi bir şablonun içine sığdırırız ve onlar gerçekleşsin diye bekleriz. Böylece yaşamlarımızın sınırlarını çizer, o sığ düşüncelerin içinde yaşamlarımızı sürdürürüz. Karşımızdakine bağımlı olarak !!!
İlişkileriniz için koşulunuzun beklentinizin olmadığı, kendinizi olduğu gibi kabul ettiğiniz, kendinizi olduğunuz gibi sevebildiğiniz, tüm duygularınızı dilediğiniz gibi ifade edebildiğiniz, aşkla dolu bir yaşamı düşleyin... İsterseniz bu mümkün. ! Beklentileri , koşulları kaldırdığınızda yaşam sonsuzluğun içinde mucizelerle doludur. Yeterki siz onları seçin, kendinizi sınırlandırmayın.......
Yeterki kendinizi farkedin ve o mucizelere dokunun , mucizenin kendisi olduğunuzu göreceksiniz....
Bu posta 561 defa okundu


