Parıltılı bakışlar ve ışıltılı bir yüz ardında saklı yeryüzünün en kıymetli hazineleri...
Tüm bir insanlığın peşine düştüğü;
ancak çok az kişiye varlığının bildirildiği ve daha da azına ulaşım yollarının gösterildiği hazine...
Huzur... Ya kendini kandırıp elde etmiş gibi yaparsın ya da kendini bırakıp elde edersin huzur hazinesini...
Hiçbir zaman benlik ve huzur aynı bedende can bulamadılar...
Birinin gücü diğerine mutlak hakimiyet kurdu daim...
Yalnızlığın adı oldu sonra bu hakimiyet savaşında huzurun can verişi...
Kederin adı oldu;huzurun itlaf edilişi...
Nerede bir sükun varsa dudakların ardında,kalplerin mekanında...
Huzur işte sadece orada...
Sekinenin,huzurun varlığı çağ geçtikçe azalır ve hatta şemaili unutulurken,
isimlerin içinde gizli ve isimlerin içinde aşikar huzurun sesleri...
Yaratılışta ruhlara fısıldanan,bakir tüm hallerin adı olan isimlerde gizli,huzurun sesleri...
Dinletisi huzurun şimdi yüreklerde...
Dinlemeyi bilen kalplerin işitecekleri yerlerde...
Duyabilenlerin,ardına düşenler olduğu;
elde edebilenlerin ise seçilmişler olduğu bir mekanda...
Aklımın keskin fikir kılıçları,ruhumun derin kabulleri altında inleyen huzurun bu son sesleri...
Ya yeni bir huzur yaratacak ardından,ya tümden alıp götürecek müsebbip hislerimi...
Acıyan yaralarım,kanayan ruhum...
Huzurun özlediği masum çocukluğum...
Kim öğretti bize zararın bunca yakın oluşunu?
Kim anlattı acının en büyük zarar oluşunu?
Zarar ve acı korkusundan huzuru anmayı bile unuturken,
ruhumun feryatları göğün yamaçlarını süslerken,
kim anlattı bana insan olmanın nisyanı bırakmak olduğunu?
Nisyanım insanlığımın en şefkatli kanatlarından biriyken,
huzurun bedenine güç verecek kanatlarımı kim çaldı yitiriliş korkusuyla?
Kim anlatmadı bana acının huzura basamak kılınabileceğini?
Kim anlatmadı en büyük zararın kendini savaşmaktan sakınmak olduğunu?
Kim alıkoydu yeni başlangıçlar için nisyanımı yeni başlangıç edinmemden?
Ruhumun tüm insanlık adına bu son feryatlarını kim sadece bir yazı diye okuyup yüreğine pay çıkarmadan bıraktı yine ardında?
Oysa acı,oysa nisyan,oysa mücadele ardında huzur,ruhun ebediyete ulaşmadaki en tatlı adımlarıydı...
En önemli adımları işitmeye gayret göstermeksizin ve hatta ruhuna göstermeden,ruhunu mücadeleden sakınarak kim katletti ruhunun bu "an" içindeki duasını?
Ey insan!Ey sadece kul olan!
Bırakma kendini,vazgeçme!...
Mücadelenin her anına dünyadan daha çok değer biçen bir yürek takipçin var ve unutmaman gereken tek bir telkin:
"Üzülme!İnanıyorsan,üstün geleceksin!" Bu posta 447 defa okundu
Tüm bir insanlığın peşine düştüğü;
ancak çok az kişiye varlığının bildirildiği ve daha da azına ulaşım yollarının gösterildiği hazine...
Huzur... Ya kendini kandırıp elde etmiş gibi yaparsın ya da kendini bırakıp elde edersin huzur hazinesini...
Hiçbir zaman benlik ve huzur aynı bedende can bulamadılar...
Birinin gücü diğerine mutlak hakimiyet kurdu daim...
Yalnızlığın adı oldu sonra bu hakimiyet savaşında huzurun can verişi...
Kederin adı oldu;huzurun itlaf edilişi...
Nerede bir sükun varsa dudakların ardında,kalplerin mekanında...
Huzur işte sadece orada...
Sekinenin,huzurun varlığı çağ geçtikçe azalır ve hatta şemaili unutulurken,
isimlerin içinde gizli ve isimlerin içinde aşikar huzurun sesleri...
Yaratılışta ruhlara fısıldanan,bakir tüm hallerin adı olan isimlerde gizli,huzurun sesleri...
Dinletisi huzurun şimdi yüreklerde...
Dinlemeyi bilen kalplerin işitecekleri yerlerde...
Duyabilenlerin,ardına düşenler olduğu;
elde edebilenlerin ise seçilmişler olduğu bir mekanda...
Aklımın keskin fikir kılıçları,ruhumun derin kabulleri altında inleyen huzurun bu son sesleri...
Ya yeni bir huzur yaratacak ardından,ya tümden alıp götürecek müsebbip hislerimi...
Acıyan yaralarım,kanayan ruhum...
Huzurun özlediği masum çocukluğum...
Kim öğretti bize zararın bunca yakın oluşunu?
Kim anlattı acının en büyük zarar oluşunu?
Zarar ve acı korkusundan huzuru anmayı bile unuturken,
ruhumun feryatları göğün yamaçlarını süslerken,
kim anlattı bana insan olmanın nisyanı bırakmak olduğunu?
Nisyanım insanlığımın en şefkatli kanatlarından biriyken,
huzurun bedenine güç verecek kanatlarımı kim çaldı yitiriliş korkusuyla?
Kim anlatmadı bana acının huzura basamak kılınabileceğini?
Kim anlatmadı en büyük zararın kendini savaşmaktan sakınmak olduğunu?
Kim alıkoydu yeni başlangıçlar için nisyanımı yeni başlangıç edinmemden?
Ruhumun tüm insanlık adına bu son feryatlarını kim sadece bir yazı diye okuyup yüreğine pay çıkarmadan bıraktı yine ardında?
Oysa acı,oysa nisyan,oysa mücadele ardında huzur,ruhun ebediyete ulaşmadaki en tatlı adımlarıydı...
En önemli adımları işitmeye gayret göstermeksizin ve hatta ruhuna göstermeden,ruhunu mücadeleden sakınarak kim katletti ruhunun bu "an" içindeki duasını?
Ey insan!Ey sadece kul olan!
Bırakma kendini,vazgeçme!...
Mücadelenin her anına dünyadan daha çok değer biçen bir yürek takipçin var ve unutmaman gereken tek bir telkin:
"Üzülme!İnanıyorsan,üstün geleceksin!" Bu posta 447 defa okundu


