SİTEDE ARA
BİZİ TAKİP EDİN
ÜCRETSİZ PROGRAMLAR

Giveaway of the Day

Anasayfa

Yaşamlarımızın her alanında şifalanmaya, bütünlenmeye duyduğumuz ihtiyaç ve arayışlarımız, spritüel alanda Şifacılığın sektörünü oluşturmak üzere.

İçimizdeki Şifacıya veya kendimiz OL’An şifanın kaynağına ulaşamazsak, şifalanmaya çalıştığımız alanın üstüne bu sefer de Ruhlarımızda, başka türlü daha derin yaralar açabiliriz. Yaratmaya adandığımız Yeni Dünyada içinden çıkılmaz kalıplar ve şartlanmalar oluşturmaya başladığımızı fark etmek kendimizin ve Bütün’ün hayrına olacaktır.
Şifalanmanın İlk Algı Eşiği; şifalanmak için bir şeye, bir kimseye, özel bir enerji türüne, bir ritüele ihtiyacımız olduğu inancından kurtulduğumuzda aşılır ve gerçekleşir. Bunu bilmek aynı zamanda hastalığın veya her ne ise derdimiz, bu durumun yanılsama olduğunun da bilgisini beraberinde getirir. “Her zaman Muhteşemdik”.
Şifalanmanın İkinci Algı Eşiği; Bütün ve Tam bir Varlık olduğumuzun Ruh Kavrayışına, merkezine ve dengesine aşinalik sağlayabildiğimizde aşılır ve her An’da şifanın “bilgisine” hakimiyet sağlanır.

Şifa; varlığın “Kendinde” merkezinde ve dengesinde durma farkındalığıdır.
Ve bu bir Bilinç Halidir. Biliş halidir.

Biz; bir kişiden şifa enerjisi istediğimizde veya gönderdiğimizde; Ol’makta OL’An aslında Bilinç Halinin, Biliş halinin aktarımıdır. Hatırlayış aktarımıdır. Titreşim ritimleri olarak aktarılır. (şifanın kendi içimizde olduğunun hatırlayışının-bilgisinin aktarımıdır). Karşımızdaki kişinin Şifanın veya Bütünlenmesinin Algı Eşiklerini geçmeye hazır olup olmadığına göre şifa gerçekleşir.
Dünyanın zaman ve mekan momentinden Şimdi Burada şifalanma ve yükselme An’ı olduğu için herkes ve her şey “Kendi” ve kendiyle birlikte “Alemlerin” şifalanması için buradadır. Şifa Algı Eşikleri doğru zamanda kedini merkezlemiş ve dengelemiş “Bilinçle” karşılaşmanıza göre çok çabuk gerçekleşebilir.

Şifa sırasında OL’makta OL’AN; Kendi içsel bütünlüğünde ve Bir’liğinde duran kişinin Ruh Duruşundaki “kavrayış” “Şifanın Kaynağı olduğunun Bilişi” titreşimler halinde enerji alanımıza – auramıza gelir. Auramız tarafından algılanır. Ve Ruh kendini hatırlamaya başlar. Bütündür ve Tamdır. Şifanın Kaynağıdır. Mesaj budur. Şifa veren kişinin kendi içindeki şifa gücüne imanı veya iman derecesi, şifayı alan kişinin hatırlayışını destekler. Ve şifayı alan kişinin şifanın kaynağının kendisi olduğu inancında durabilme ölçüsünde şifalanmasına vesile olur.
Şifalanmanın zaman alması, şifa alan kişinin zihinsel süreçlerde yine uykuya dalarak “Şifanın Kaynağı” olduğu bilgisini unutmasındandır. Birkaç defa şifa enerjisi aktarmak gerekebilir. (Bazen hatırlayış hiç olmaz. Bazen de An’da mucizeler yaratılır Birlikte)

Bütünlenmek ve Bir’ varlığında durmak gerçek şifadır.

Şifa enerjisini göndermek aslında Ruh Bütünlüğü ve Bir’liği içinde; karşımızdaki şifa bekleyen kişinin veya uzağımızda şifa gönderdiğimiz varlığın; özünün muhteşemliğini kutsamak, sonsuz imanla iyiliğine ve mutluluğuna Bütünlüğüne dua etmektir. Şükretmektir.

Herkes “Ne” OL’duğunu hatırladığı oranda Şifanın Kaynağı Ol’duğu bilgisini görünüşe çıkartır ve kendini şifacı olarak bu dünyada gerçek kılar.
Kendini hatırlayarak kaynağından, fiziksel Alemde “Şifacı” olarak görünüşe çıkarmış “İnsan” da ne şifacıyım der ne de bu konuda idiada bulunur.
Basitçe, sessizce, sözleriyle eylemleriyle düşünceleriyle; dokunduğu, gördüğü, eylemde bulunduğu herkesi ve her şeyi şifalandırır. “kendisi” basitçe şifadır.


Yaradan’ın kendisine şifacı diye seçtiği özel şifacıları veya kulları yoktur. Yaradan’ın bazı enerjileri bazılarının kullanımına bağışladığı kendine aracı yaptığı sanrısı; Nefsin; “küçük dağları ben yarattım” oyununu oynayarak, başkalarından güç alarak beslenmeye devam etmesinden başka bir şey değildir.

Şifacılığın özel yetenek olduğu, kendisine de ayrıcalıklı yeteneklerin bağışlanmış olduğu sanrısında olanlar; şifacılıkla kendisine Öte Alemde ve bu dünyada özel çıkarlar sağlamaya çalışarak ayrılık illuzyonunu besleyenler; ve bu kalıpları eylemleriyle sözleriyle düşünceleriyle insanlara yansıtanlar; her sözlerinden, eylemlerinden; bu dünyada ve öte Alemlerde sorumludurlar.
Yarattıkları ayrılık ve ektikleri “diken tohumları”; Tüm Alemlerden temizlenene kadar ayrılığın sarmallarında veya deneyimerinde kalabilirler. Ta ki ne yaptıklarının; kendileri ve diğerleri için nasıl bir dünya yarattıklarının farkındalığına erene ve bütün bunları ortalıktan temizleyene kadar.
Ki Alemler dünyadan çıkan oluşumlara göre şekillenmekte iken ve bu oluşumlardan her birimiz kendimizden yarattığımız oluşumlar ile bütün Alemlerde sorumlu iken; Güzel Varlığımızın hatırına bu konu düşünülmesi gereken mihenk taşıdır.

Mevlana’nın dediği gibi “sen görmüyorsun diye Alemler yok değil”.

Eğer Yaradan şifayı özel kişilere bağışlamış olsaydı; bu durum yine Yaradan’ın Tüm Alemlerde ve Evrenlerde Varlığa Çıkışın Yasaları olarak belirlediği;
Evrensel Eşitlik, Özgür İrade, Bütünlük, Denge, Birlikte Yaratım, Sorumluluk Yasaları ve daha ismini sayamayacağım pek çok yasayla çelişen bir durum ortaya çıkarırdı.

Ki Evren hiçbir zaman “Çelişki” içinde değildir.

Çelişki içinde OL’An ve kendini bütün özel görevlere adayan ve kendine zihinden kaftanlar biçen ben..ben…ben …bilirim” diyen Egodan başkası değildir.

Çünkü ayrılık deneyimindedir. Bu da pekaladır. Yeter ki kişi ne eylediğinin ve ne söylediğinin farkında OL’sun. Farkındalık her şeydir.

Şifa kişinin kendi sorumluluğudur.
Şifada bazı uygulamalar ritüeller, süreçler olabilir.
Nihayetinde buda bir insan kardeşin belirsiz bir ormanda önden giderek yolu sevgiyle diğerleri için açmasından, onların zihinsel süreçlerinden çıkmasına yardımcı olacak bir takım yöntemleri geliştirmesinden ve yine bunları sevgiyle paylaşmasından başka bir şey değildir.

Ve şifa uzaktan yakından Ol’sun şifadır. Zaman ve mekan; zihnin bir oyunudur.
Ruh veya “kendisi” her yerde ve her mekandadır. Zamansız ve mekansızdır.
Zaman ve mekan illuzyonik bir kavramdır. Hiç kimse kimseden ayrı değildir.
Bir kişiyi iyi niyetlerle duygularla düşündüğümüz An’da enerji (şifa bütünlenme) aktarımı başlar. Ayrıca bu o kişinin en yüksek vizyonunu beslemektir. Tutmaktır. Bunun yanı sıra olan ritüeller sözler ve çizimler ve eylemler içimizdeki şifaya imanımızı güçlendiren etmenlerden başka bir şey değildir.

Düşünmek, hissetmek; dokunmaktır. Hissetmek Gönül Gözüdür. Ve Gönül Gözünden gören kişi hissettiği An’dadır. Ruh’un An’ı; zamanın ve mekanın Bir OL’duğu yerdir. Varlıkta zaman ve mekan Bir OL’duğunda zihinden çıkılır veya zamandan ve mekandan düşülür. Ve An kalır.
Ve Ruh her yerdeliği deneyimler.

Sözler şifadır. Eylemler şifadır. Düşünceler ve şu An’da gözümüzle görebildiğimiz “Kendimizi” Bir’liğe ve Bütünlüğe götüren hatırlayış adına, içimizde Ruh Kavrayışımızda Bir varlığımızda durmamıza vesile olan ve aynalık yapan her “Güzellik” şifadır.

Bizler Şifanın kendisiyiz. Kaynağıyız.
Her şey içimizde.
Kendimiz sevgidir ve “Sevgi Şifadır”.

Yazan Nilgün Nart
11.04.2008 / İstanbulBu posta 1030 defa okundu