Gencim, güzelim, eğlenceliyim ve tüm eski erkek arkadaşlarıma göre "Her erkeğin birlikte olmak isteyeceği mükemmel bir kadınım!" Anlamakta zorluk çektiğim şu; yine yalnızım. Ve hep aynı cevabı alıyorum: "İnan sorun bende, sende değil. Sen mükemmelsin ama ben şu ilişki işini beceremiyorum…"
Ayrılık acısının üstesinden gelmeye çalıştığım şu geçmiş günlerde en yakın arkadaşlarımdan Hande'yi arıyorum ve ilişkimin bittiği haberini veriyorum. "Niye?" diye soruyor. Ben cevabı söyleyince, "Ya Allah aşkına Hale! Bu sefer de başka bir sebep söyle! Aldatıldım, başka bir kadınla bastım, de. Ama bunu deme!" deyip gülme krizine giriyor. Ben de fark ettiğim ama kabul etmeyi reddettiğim kendimle ilgili bu acı gerçeğin yüzüme vurulması siniriyle gülme krizine giriyorum. Telefonu kapatınca kendi kendime soruyorum: "Gerçekten 'neden hep aynı şey' oluyor?"
Neden Kaçıyorlar?
Birlikte olmayı seçtiğim erkekler, önce benimle olmaktan büyük bir heyecan duyup, tam arzu edilen erkek arkadaş olurken, ilişkinin ilerleyen aylarında aslında bağlanmaktan korktuklarını keşfediyor ve 5. viteste geri kaçıyorlar. Ve ben de elimde, kendimin mükemmel olduğu ama sorunun onlarda olduğu bilgisiyle kalakalıyorum.
Tabii ki ayrılık acısını yaşayan her insan gibi ben de acımı hafifletmek adına tüm sorumluluğu karşımdaki şahısa yüklüyorum. Eee hazır kendisi de zaten sorunlu olduğu gerçeğini bana sunup gitmişken, gaza gelip onun tüm kötü yanlarının upuzun bir listesini yapıyorum. Vee şok içinde, iki gün önce aşık olduğumu düşündüğüm erkeğin aslında nasıl bir kişilik olduğunu fark ediyorum. Kaybettiğimin aslında o kadar da mükemmel ve rüya gibi olmadığını görmek doğrusu beni rahatlatıyor.
Ayrılık acısının üstesinden gelmeye çalıştığım şu geçmiş günlerde en yakın arkadaşlarımdan Hande'yi arıyorum ve ilişkimin bittiği haberini veriyorum. "Niye?" diye soruyor. Ben cevabı söyleyince, "Ya Allah aşkına Hale! Bu sefer de başka bir sebep söyle! Aldatıldım, başka bir kadınla bastım, de. Ama bunu deme!" deyip gülme krizine giriyor. Ben de fark ettiğim ama kabul etmeyi reddettiğim kendimle ilgili bu acı gerçeğin yüzüme vurulması siniriyle gülme krizine giriyorum. Telefonu kapatınca kendi kendime soruyorum: "Gerçekten 'neden hep aynı şey' oluyor?"
Neden Kaçıyorlar?
Birlikte olmayı seçtiğim erkekler, önce benimle olmaktan büyük bir heyecan duyup, tam arzu edilen erkek arkadaş olurken, ilişkinin ilerleyen aylarında aslında bağlanmaktan korktuklarını keşfediyor ve 5. viteste geri kaçıyorlar. Ve ben de elimde, kendimin mükemmel olduğu ama sorunun onlarda olduğu bilgisiyle kalakalıyorum.
Tabii ki ayrılık acısını yaşayan her insan gibi ben de acımı hafifletmek adına tüm sorumluluğu karşımdaki şahısa yüklüyorum. Eee hazır kendisi de zaten sorunlu olduğu gerçeğini bana sunup gitmişken, gaza gelip onun tüm kötü yanlarının upuzun bir listesini yapıyorum. Vee şok içinde, iki gün önce aşık olduğumu düşündüğüm erkeğin aslında nasıl bir kişilik olduğunu fark ediyorum. Kaybettiğimin aslında o kadar da mükemmel ve rüya gibi olmadığını görmek doğrusu beni rahatlatıyor.
Benim Sorunum Ne?
Tam yırttım derken bu acı gerçeği fark ediyorum. Sürekli aynı sorunu tekrar tekrar yaşıyorsam acaba sorunun bende olma ihtimali olamaz mı diye düşünmeye başlıyorum. Ayrılık acısını hafifletmek adına suçu karşıya yüklemek kolay! Ama 'Haleti Ruhiye' teorilerinin temel aldığı "Herkes kendi davranışlarının ve hayatının sorumluluğunu üstlenmeli" kuralı da tabii yakamı rahat bırakmıyor!
Ve kendime soruyorum: Benim sorunum ne?
Aslında burada karşımdaki erkeklerin kişiliklerinin ne olduğunun bir önemi yok. Bağlanma korkusuna sahip olmaları onları ne iyi ne de kötü birer insan yapar. Onları yargılamak sadece kendimle ilgili bir gerçeği görmezden gelmek olur. Onların ne olduğu gerçeğini de hiç değiştirmez! Burada önemli olan benim seçimlerimde neden hep aynı hatayı yapıyor olduğumu anlamam! Bunun cevabını bulabilirsem belki ilişkilerimde de bir değişme olabilir diye umut ediyorum. Kişisel gelişim uzmanım Canan Yolaç'la saatlerce çalışma yapıyorum ama nafile!
Sorunun bende olduğunu kabul ediyorum ama ne olduğunu çözemiyorum. Yani kafam TIN TIN! Arkadaşlarımla aramızda dediğimiz gibi 'Evde kimse yok!' durumları. Sonuç olarak bir hayal kırıklığı daha yaşamamak adına yapmam gerekeni biliyorum. Sorumluluktan korkan erkeklerden uzak duracağım. Bunun için de tabii ki (laf aramızda, çapkın bir insan olarak kendimi durdurmayı becerebilirsem) yeni adayımızı iyice tanımadan öyle hoooptirik ilişkiye atlamayacağım!
Bunları lütfen verilmiş sözler olarak kabul etmeyin. Altında ezilme ihtimalim yüksek!!! Önemli olan şu: Erkeklerin kendilerini rahatlatmak için söyledikleri "Sorun bende, sende değil!" yalanına, kendini rahatlatmak adına inanma! Sen de biraz kendini kurcala! Bendeki sorunun ne olduğuna dair bir fikri olan varsa, email'im yukarda! Yoksa yakın bir zamanda Hale yine yanlış yollarda!
Hale Caneroglu
Bu posta 672 defa okundu

