SİTEDE ARA
BİZİ TAKİP EDİN
ÜCRETSİZ PROGRAMLAR

Giveaway of the Day

Anasayfa

Son zamanlarda seslendirilen bir konu var.
Samsunda sivil toplum kuruluşları gündeme sessiz kalıyor deniliyor.

Ben de katılıyorum buna.

Bir elin parmaklarını geçmeyen sivil toplum kuruluşunun şu veya bu şekilde konuşması yeterli değil.

Üstelik neden ve niçin konuştukları önemli.

Burada tamamıyla kendi değil, kentin menfaati söz konusudur.

Neyse geçelim bunları.

***

STK lardan teslimiyetçi yaklaşım bekliyorlar.

Gözünün üstünde kaşın var dememelerini istiyorlar.

Yani besleme mantığıyla yaklaşmalarını, koro halinde alkış tutmalarını yaşa padişahım senden büyük kimse yok demelerini bekliyorlar.

Maşallah bazı STK’ların da gelene ağam gidene paşam demeleri işlerine geliyor.

Mesela belediyeler için düşündükleri…

Ya isteklerimi yerine getirmezse.

Ya toplantılarımızda ayranımı vermezse.

Ya pikniğe giderken otobüs tahsis etmezse.

Davetiyelerimi afişlerimi bastırmazlarsa…

Toplantılarda salon kirası isterlerse..

Yoo arkadaş ya yardan geçecek ya serden geçeceksin.

Hem yardan geçme hem de serden geçme. Bu iş böyle olmaz. Olmuyor da.

O zaman bırakıp gideceksin.

Hatta olmaması olmasından iyidir.

Hiç de olmazsa lafı olmaz.

Birilerinin gözünün içine bakarak yürütülen STK ancak bu kadar olur.

Yerel yönetim seçimleri biteli 3 ay oluyor.

Üç aydır küvezde ağlayan çocukların durumunda bazı belediyeler.

İşbaşına gelenler ağlamaya mı geliyor güldürmeye mi anlamakta zorlanıyorum?

Eskiden beri klasikleşmiş enkaz edebiyatı sökmüyor artık.

Bu vatandaş şikâyet değil gelişim bekliyor. Değişim bekliyor.

Meydana çıkmışsanız güreşeceksiniz.

Yoo şikayet edecek idiyseniz orada ne işiniz vardı?

Biz oraların ağlama odaları değil, belediye binaları olduğunu biliyorduk.

Bu kentin öncelikli sorunları vardır. Zaman kaybedilmemelidir. Enkaz edebiyatı ile kendilerine pay çıkarmanın bir mantığı da yoktur. Vatandaş böyle takdir etmiş al sen yürüt demiştir. Fakat şikâyet et ağla dememiştir. Şikâyetlerden, sızlamalardan malzeme olmaz.

Şu hale bir bakın üç aydır vatandaşlar olarak ninni dinleyen bebeler gibi dinliyoruz.

***

Ben bu sözleri başkanı yönetim kurulu üyesi ve üyeleri bulunduğum tam altı STK adına konuşuyorum.

Üç maymun hikâyesini oynamaya gerek yok.

Birbirimizle laf yarıştıracağımıza kentimizin sorunlarına çözüm üretmeye çalışalım.

Kimsenin kendini ispat etme gibi bir çabası da olmamalı.

Tek çabamız kentimiz için olmalıdır.

Bizim tek derdimiz yaşadığımız şehirdir.

Boşuna “sel gider kumu kalır” dememişler. Gün gelir sel gider de kum olarak yine biz kalırız.

Yeter artık biz bu filmi daha öncede seyretmiştik dediğimiz gibi bu enkaz edebiyatlarını daha öncede dinlemiştik.

Artık bir şeyler yapmaya çalışın.

Bu insanlar sizden bunu bekliyor.

Umutlarına beklentilerine cevap verin.

Umutlarını istismar ettirmeyin, tükettirmeyin.

Yani STK lar artık ayrancılığı, otobüs tahsisatını, salon işlerini bırakıp varlıklarının nedenini hatırlamalılar.

Unutmayın burası Samsun Burası Kurtuluş Güneşinin doğduğu şehirdir.

Ağlamaya feryada yer yoktur.

Bu posta 495 defa okundu