Müslümanların gayri müslimlere bu tür iyi davranmaları dinimizin bize açık bir emridir. Bu emri bizler dogrudan Kuranı Kerim deki şu ayeti kerimeden alıyoruz. Yüce hayat rehberimizde Allah (cc) mealen şöyle buyuruyor:
*** Allah, din ugrunda sizinle savaşmayan, sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimseler iyilik yapmanızı ve onlara karşı adil davranmanızı yasak kılmaz. Dogrusu Allah adil olanları sever. (mümtehine suresi.ayet.8.) *** Buyrugu bizlere bir vazgeçilmez düsturdur.
İslam dini, son din olarak ilahi dinlerin en mükemmelidir. Emir ve yasaklarının, tüm insanlara hitap etmesi bakımından da cihanümül yani evrenseldir. İslam dinine göre insanlar, Allah indinde İNANANLAR VE İNANMAYANLAR olarak iki kısma ayrılırlar. Buna göre de ceza ve mükafatlarını göreceklerdir.fakat insan olarak hepsi yaratılmışların en şereflisi olma degerine sahiptirler.
Şüphe yokturki. İNANAN insanlar. İnanç ve takvaları bakımından. Allah (cc) katında. İNANMAYANLARA göre üstün derecelere sahiptirler. Eger özet olarak ifade edecek olursak İslam dinine, İslam Peygamberine inanmayan onu şehadet kelimesi ile ifade etmeyen insanlara GAYRİ MÜSLİMLER diyoruz.
Kur’an-ı Kerim’de; “Ey mü’minler! Allah’a ortak koşan kadınlarla, onlar iman edinceye kadar evlenmeyin. (...) Müşrik erkeklere de, onlar iman edinceye kadar (müm’in kadınları) nikâhlamayın. Mü’min bir kul, müşrikten elbette hayırlıdır. Onlar (müşrikler) sizi cehenneme çağırırlar. Allahû Teâlâ ise, kendi iradesiyle sizi cennete ve mağfirete çağırır. Allah, insanlara âyetlerini apaçık söyler. Ta ki, iyice düşünüp ibret alsınlar” (El Bakara Sûresi: 221) hükmü beyan buyurulmuştur.
Allahu teala (cc) Müslümanlarla savaş halinde olmayan, müslümanlar aleyhine olacak şekilde başkalarına yardım etmeyen gayrı müslimlere iyilikte, ihsanda bulunup adaletle davranmamızı yasaklamamıştır. Gayrı müslimlerle ilişkilerimiz uzak komşu anlayışı içerisinde ve komşuluk haklarına riayet ederek sürdürülmesi, onlara zulmedilmeyip mal ve canlarına kast edilmemesi, emniyet ve güvenlerinin saglanması, onları tedirgin edecek her türlü davranışlardan sakınılması biz müslümanların Uzak komşularına karşı uymamız emir buyurulan adabı muaşeret esaslarındandır.
Gayrı müslimlerin fakirlerine yardım ederiz. Veya hastalarını ziyaret gibi hususlarda da hassas davranırsak tabiiki iyilik etmiş oluruz.
Bu hususta örnek alacagımız büyük Sahabi Hz. Ömer efendimiz gayrı müslimlerin muhtaç, hasta, sakat, ve ihtiyarlarına devlet hazinesinden yardımda bulunmuş, onlara verilmek üzere zekat olarak alınan mallardan pay dahi ayırmıştı. (Adabı muaşeret,görgü kuralları.zeki duman.s.243.)
Peygamber efendimizin (sav) gayrı müslimlerin hastalarını ziyaret edip hidayete ermesine vesile olması ise oldukça ilginç ve tenbih edicidir. Sahihi Buhari bizler ulaşan Hadisi şerifi Sahabeden Enes (ra) rivayet ediyor: Peygamber efendimiz Yahudilerden bir çocugun (ölüm halinde iken) ziyaretine gitmiş, Başucuna oturup ona : ** MÜSLÜMAN OL ** buyurmuştur. Bu teklif üzerine çocuk yanında duran babasına bakınca babası ona: Kasımın babasına itaat et demiş ve çocuk ta müslüman olmuştur. Oradan ayrılırken Peygamber efendimiz şöyle diyordu: ** Çocugu ateşten kurtaran Allaha hamdolsun. **
Bu olay gösteriyorki, gayrı müslim bir hastayı ziyaret etmek ve ona İslamı telkinde bulunmak İslam Âdabından önemli bir esastır.
Gayrı müslimlerle alış veriş yani Ticaret yapmak, Onlarla münasebetlerde mümkün oldugunca sakin islam ahlakının geerektirdigi ölçüde uygun dillerle konuşup, anormal davranışlardan kaçınmak, Onlara yumuşak uyumlu şözlerle cevap vermek esas uyacagımız kaidelerden olmalıdır. Hiç bir zaman katı ve sert tavır takınmayacagız. Çünkü örnek ve önderimiz Peygamber efendimizin (sav) davranışları bize örnek olmalıdır.
Hz. Aişenin (ra) naklettigine göre . bir gün Yahudilerden beş-on kişilik bir gurup Hz. Peygamberin yanına geldiler. Ve * ESSAMU ALEYKÜM * -Allah seni helak etsin- şeklinde selam verdiler. Ben bunu anladım ve * Ya Rasulallah sana –essamu aleyküm- dediler. Dedim. Bunun üzerine Rasulullah: ** Yavaş ol ya Aişe, Allah bütün işlerde yumuşaklıgı sever ** buyurdu. Ben dedimki: Ya Rasulallah dediklerini işitmedinmi ? O - ** Evet ben de onlara ve Akleyküm demiştim ya ** buyurdu.(Buhari.edep.) bu hadise de gösteriyorki, onların sözden öteye geçmeyen davranışlarına yumuşaklıkla mukabele etmek, kızıp öfkelenmemek sadece İSLAMA has âdâbdan birisidir.
Gayrı müslimlerle alay etmemek, özellikle kızdırmak için inançlarına ,putlarına, mabutlarına hakarette bulunmamak Allah teala tarafından emrolunmuş ilahi bir edep tir. Enam suresi Ayet.108.de mealen şöyle buyurulmaktadır: *** Allahtan başkasına tapanların taptıkları şeylere sövmeyiniz. Onlarda karşılık olarak * Bizde seninkine * diyerek Allaha sövmesinler. (yani sövmelerine sebep siz olursunuz.) Böyle hareket etmemizle İslam dini ve onun degerlerine dil uzatılmasına hem de kafir dahi olsalar, onlarla iyi insani ilişkileri bozacak edep dışı davranışlardan kaçınmış ve uzak durmuş oluruz.
Tarihi bir gerçektirki, Müslümanlar ehli kitaptan olan komşularını (yani, Yahudi ve Hristiyan olanları) tarih boyunca gözetmişler onları korumuşlar ve adaletle muamele etmişlerdir.Asırlardır Hıristiyan ve Yahudi ler Müslümanların yanında can, mal, namus ve inançlarından emin vaziyette güven içinde yaşamışlar ve iyi komşuluk, güzel muamele ve inanç hürriyeti içinde hayatlarını sürdürmüşlerdir. Müslümanların hakimiyeti altında yüzlerce kalan bölgelerde havra ve kiliselerin dim dik ayakta durması bunun açık göstergesidir.(Lakin ne yazıkki; mesela hıristiyanlar üsküp şehrinde seksen sene önce.120. Olan camii sayısını bir, iki ye indirmişlerdir zannediyoruz onu da sembolik olarak bırakmışlardır.)
Şu kadar varki iyi ilişkiler her iki tarafın birbirleriyle iyi münasebetler içerisinde oldugu zaman geçerlidir. Ama gayrı müslimlerin müslümanlar aleyhine fitneye sebep olan davranışlarına tabiidirki müsamaha ile bakılmaz ve zaten bakılmamıştırda. Her hangi bir fitnenin, bozgunculugun, anarşinin oldugu yerde bilhassa yahudilerin kendilerine has karakterleri sebebiyle Cenabı Allah onları dost edinmememizi, onları veli, amir tanımamamızı müslümanlara emretmiştir.
Konumuzu bir ayeti kerime ile bitirelim: Ali imran suresi. Ayet.28.de mealen şöyle buyuruluyor: *** Mü’minler, mü’minleri bırakıp da gayri müslimleri dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa (ona) Allahtan hiç bir şey ( Yardım) yoktur. Meger ki onlardan gelebilecek bir tehlike den dolayı sakınmış olasınız. Allah size asıl kendisinden korkmanızı emrediyor. Nihayet gidiş te Allahadır. ***
Kur’ân, gayrimüslimlerle ilişkide üç kırmızıçizgi belirlemiştir:
1. Dinimizden dolayı bizimle savaşmaları,
2. Bizi yurdumuzdan çıkarmaları,
3. Yurdumuzdan çıkaranlara destek vermeleri.
Bu çizgileri çiğnemeyenlerle dostluk kurabiliriz. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Allah, din hususunda sizinle savaşmayan ve sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik etmenizi ve değer vermenizi yasaklamaz. Allah değer bilenleri sever. Allah sadece, din hususunda sizinle savaşmış, sizi yurdunuzdan çıkarmış ve çıkarılmanıza destek vermiş kimselere yakınlık göstermenizi yasaklar. Onlara yakınlık gösterenler zalimlik etmiş olurlar.” (Mümtahane 60/8-9)
Sermed Kadir RENDA...
Bu posta 2173 defa okundu

