Ateş yürüyüşü
Hindistan, Japonya, Güney Afrika, Endonezya, Tahiti gibi yerlerde binlerce
yıldan beri dini geleneklere dayanarak uygulanagelmiş tir. Günümüzde ise
gösteri ve psikolojik tedavi de dahil bir çok amaçla uygulanmakta, bu
konuda bilimsel toplantılar ve seminerler düzenlenmektedir. Psikolojik
tedavi amacı ile uygulayanlar asıl amacın ateşin üzerinden yürümeyi
başarmak değil, bunu başardıktan sonra güven duygusu ile özel hayatta ve
iş yaşamında da başarılı olmak olduğunu söylüyorlar. Önemli olanın ateşe
hükmetmek değil, güvenemediğimiz her şeyin üzerine cesaretle gitmek
olduğunu savunuyorlar.
Peki nasıl oluyor da ateşte yürüyenlerin
ayaklarına bir şey olmuyor? Olaya ruhsal bilinç değil de bilimsel açıdan
yaklaşanların değişik görüşleri var. Bir görüşe göre 200 - 300 derece
sıcaklıkta ayak tabanları normalden çok ter atmakta, bu ter tabakası
koruyucu bir örtü oluşturmaktadı r.
Nasıl kızgın bir tava üzerine düşen su damlası, aralarında oluşan buhar tabakası nedeniyle hemen yok olmaz, tava üzerinde zıplayıp durursa, onun gibi bir şey. Ancak ayak tabanı ile kızgın kömürler arasında böyle bir şeyin oluşması mümkün görülmüyor.
Bir diğer görüşe göre önemli olan ayağın kömürler üzerine basış süresidir. Buna göre yüksek sıcaklıklar, çok kısa bir sürede etkili oldukları zaman acı vermiyorlar. Deri yüzeyindeki alıcılar ısıya oldukça yavaş reaksiyon gösterdiklerinden 0,3 saniyeden kısa bir sürede etkili olan 500 derecelik bir sıcaklığı yalnızca 2 derece olarak algılıyorlar. Bu nedenle ateş üzerinde yürüyenler işin tekniğini biliyorlar ve çok hızlı hareket ediyorlar, böylece ateşe basış sürelerinin çok kısa olmasını sağlıyorlar.
Ama bu görüş de
tam tatminkar değil. Basış süresi 0,3 saniyeyi geçmesine hatta 7 saniyeyi
bulmasına rağmen ayakları yanmayan yürüyücüler de var. Ateş üzerinde
çorapla yürüyenlerin ayaklarının duyarsızlığı trans hali ile açıklansa
bile bu, çorapların nasıl olup da yanıtladığını açıklayamaz.
Yürüyüş
sırasında beynin acıyı bastıran ‘endorfin’ gibi maddeleri salgıladığı
doğrudur ama bu da ayak taban derilerinin nasıl olup da yanmadığına
açıklık getirmez.


