Esasında Alzheimer daha çok kadınlarda görülen bir hastalık olmasına rağmen ülkemizde ki evliliklerde kadın erkek arasında ki yaş farkı nedeniyle erkekler hasta olup kadınlar kocalarına bakmak zorunda kalıyor. (Eh o kadar avantajımız da olsun artık..) Bizler yaşlandığımızda Türkiye’miz artık modernleşmiş ve çağ atlamış bir Avrupa birliği ülkesi(!) olacağından bu gibi fedakarlıklar muhtemelen modası geçmiş davranışlar olarak mazide kalacak.. Dileğimiz, sağlık alt yapımızın da aynı hızda gelişmesi ve yaşlandığımızda başımızı sokabilecek bir hastane bulabilmemiz.....
· Unutmayın ailenizde(anne, baba, kardeş) Alzheimer veya erken bunama varsa, sizin de hasta olma ihtimaliniz olmayan kişilere göre 4 misli fazla....
· Geçmişte kısa bir süre de olsa bilincinizi kaybettiyseniz, örneğin kazayla kafanızı bir yere çarpıp bir süre bayıldıysanız veya boks, futbol gibi kafaya darbe alan bir spor yaptıysanız gene riskiniz artıyor..
· Hastalığın eğitimsiz insanlarda görülme şansı daha yüksek. Bu nedenle “üniversite mezunlarının bile iş bulamadığı ülkede neden okuyayım?.. diyen çocuğunuza “Hiç olmazsa yaşlanınca Alzheimer olma ihtimalin azalır...” diyebilirsiniz.
Şu anda Alzheimer hastalığının tedavisi için kullandığımız ilaçlar pek yüz güldürücü sonuçlar vermiyor... Tedaviye başlamadan önce, ziyarete gelen oğlunu görünce “Nerden çıktı bu bıyıklı adam..” diyen bir hasta tedaviden sonra “Bu adamı bir yerden gözüm ısırıyor ammmma nereden çıkaramadım..” demeye başlıyor o kadar....
Esasında hastalığa neyin sebep olduğu tam olarak bilinmediği için tedavisi de yakın zamanda zor gibi görülüyor. üstelik zengin ülkelerde gittikçe artan yaşlı nüfusu önümüzdeki yıllarda Alzheimer hastalığının gittikçe daha fazla görülmesine sebep olacak. Bu da ellerini ovuşturan ilaç firmaları için yeni bir gelir kapısı demek. Bu nedenle, ilerde hastalığı önleyen veya tamamen geçiren bir tedavi metodu veya ilaç bulunmasını boş yere beklemeyin. Muhtemelen öyle bir ilaç piyasaya çıkaracaklar ki ilacı kullandığınız sürece yukarıdaki hasta gibi sizi ziyarete gelen çocuğunuza “Ooooo yavrucuğum hoş geldin...” diyerek sarılacak; ilaca birkaç gün ara verince de “Bu adam kim yahu.....” diye sopaya davranacaksınız......
Alzheimer olmak istemiyorsanız işte size tavsiyelerim;
· Tansiyonunuz yüksekse tedaviyle kontrole girdiğinden emin olun...
· Şeker ve tatlıdan uzak durun.
· Fazla balık yemeyin. “ Hoppalaaaa... Her gün balık ye.. balık ye...derken bu da nerden çıktı?” diyeceğinizi biliyorum ama denizlerdeki bakır ve cıva kirliliğinin Alzheimer’in oluşumunda önemli rolü olduğunu gösterildi.
· Spor yapın, her gün yürümeye çalışın..
· Grip aşısı olmayın.
· Erken emekli olmayın.... Patronunuzun işten çıkarma imalarını anlamazlıktan gelin...
· Dişlerinizdeki eski tip dolgu-amalgamları değiştirtin.
· Alimünyum tencere ve çaydanlık kullanmayın.
· Zihninizi devamlı aktif tutacak işler yapın. Örneğin; bulmaca çözün, kitap okuyun, anılarınızı yazın, gazeteleri takip edin, İnternete girin.
· Hastam emekli Rıza bey gibi durmadan dilekçe yazın ve ısrarla sonucunu takip edin. Mesela sokağa çöp atıyor veya gürültü yapıyor diye karşı komşunuzu belediyeye şikayet edin. Şikayet edecek kimseyi bulamıyorsanız belediyeyi vilayete, valiyi başbakana şikayet edin. Tembel tembel televizyon karşısında uyuklamayın..
· Ailenizle ve torunlarınızla birlikte olmaya çalışın. Sakın 40’ından sonra azıp, paraları tüketince de yalnız başına kukumav kuşu gibi düşünenlerden olmayın...
· Omega 3 balık yağının koruyucu etkisi olduğunu söyleniyor. (Eğer ailenizde erken bunama varsa şimdilik 1 gr.lık kapsüllerden günde bir adet almanızı öneririm..)
· Yaban mersini kuvvetli antioksidan özelliğiyle Alzheimer’den korunma açısından önemli. Yaz sonu bol bol taze meyvesini yiyebilir veya kurutulmuşunu kullanabilirsiniz..
http://www.kriter.org/index.php?option=com_content&task=view&id=27&Itemid=25Bu posta 1049 defa okundu


