ARISÜTÜ NEDİR :
Arısütü; 5-15 günlük yaştaki işçi balarılarının, kraliçe (ana) arıyı beslemek için yutakaltı bezlerinden (hypopharyngeal) salgıladıkları, hammaddesi binbir çiçeğin balözü, çiçek poleni ve balarılarının enzimlerinden oluşan sedef görünümünde, peltemsi, (1/1 gr/cm3) özgül ağırlığında, organik asit karakterinde, %100 naturel, olağanüstü yüksek oranda hayati vitaminler, enzimler, mineraller, proteinler ve aminoasitler taşıyan yüksek besin değerli bir balarısı ürünüdür.
Dünyanın en üstün doğal gıdasıdır ve doğadaki bütün doğal ilaçların annesi sayılır. Balarısı ortalama 40 gün yaşar, Arısütüyle beslenen kraliçe arı ise 7 sene yaşar ve dünyanın en fazla yumurtlayan canlısı olarak günde ortalama 3000 kez yumurtlar. Arısütünün içinde neler olduğu saptanamamış %3 oranında X maddeleri bulunmaktadır ki; Dünya bilimadamlarınca buna Allah vergisi denilmiş ve Arısütünün olağanüstü etkilerinde X maddelerinin büyük payı olduğu öngörülmüştür. Aynı zamanda kanser hücrelerinin üremelerini engelleyen karınca asidi Arısütünde yüksek oranda mevcuttur.
Arısütünün olağanüstü faydaları Dünya Bilimadamlarınca onaylanmıştır. Arısütünün dünyadaki tüm besinlerden, bitkilerden, ilaçlardan, gıdalardan, vitaminlerden, otlardan vs. ayıran en büyük özelliği; Her yaş insan vücudunda tepeden tırnağa vücuttaki bütün hücreleri YENİLER, besler, onarır, tamir eder, geliştirir, metabolizma dengesi kurar, tüm hastalıkları yok eder, doğal, işlenmemiş vitamin verir, yaşlanma hızını keser, beyin-beden-direnç gücünü yüksek oranda arttırır En önemli unsur ise Arısütünün extra 1.kalitede, tahlilinden olumlu sonuç alınmış, %100 saf, bilimsel sistemde üretilen ve dozajına uygun kullanılan Arısütü olmasıdır.
ARISÜTÜ'NÜN FAYDALARI NELERDİR :
Saf Arısütü "Gençlik İksiri", "Hayat İksiri", gibi tanımlamalarla yüzyıla yakın zamandır bilinmektedir. Ancak yakın geçmişte besleyicilik üstünlüğünün yanında içerdiği Hayatsal değerleri de bilimsel çalışmalar sonucu başta A.B.D. ve Uzakdoğu olmak üzere birçok ülkede saptanarak yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Düzenli kürler uygulanarak kullanılması halinde;
1 - Yorgunluk, halsizlik, bitkinlik ve çalışma isteksizliklerini gidererek organizmaya aktivite kazandırır. Enerji açığını kapatır.
2 - Beyin performansı gerektiren durumlarda özellikle öğrencilerin sınav dönemlerinde daha başarılı olmalarında, yorgunluk ve endişe duymamalarında yardımcı olur.
3 - Üstün hücre yenileyici özelliği nedeniyle yaşlanmayı geciktirir ve çocuk sahibi olmak isteyenlere yardımcı olur
4 - Seks performansını en yüksek düzeye çıkartarak dengeli bir seks yaşantısının sürdürülmesi ile cinsel isteksizliklerin giderilmesine yardımcı olur.
5 - Sporcuların harcadıkları aşırı enerjiyi dengeler, yarışma önceleri yapılan kürlerle vücuda mukavemet ve aktivite kazandırarak sporcunun öz enerjisini en rantabl bir şekilde kullanması için beyin-beden uyumunu sağlar.
6 - Yaşlılıkla oluşan damar sertliğinin tedavisi, bitkinlik ve yaşama isteksizlikleri ile kandaki kolesterol-lipid seviyesinin ayarlanmasında yardımcı olur.
7 - Anemi (kansızlık) ve ağır kan kayıplarında organizmanın yeterli kan üretimini sağlar.
8 - Hastalıkların ve ameliyatların iyileşme dönemlerinin çabuklaştırılması ile zaafiyetlerde, nekahat dönemlerinde vücudun gıda rejimini desteklemek amacıyla kullanılmaktadır.
9 - Mide-barsak sistemine ait hastalıklarda ( Kolit-Ülser-Gastrit )
10 - Böbrek ve idrar yolu hastalıklarında
11 - Karaciğerin fonksiyonlarını tam olarak yerine getiremediği durumlarda ve alerjik rahatsızlıklarda,
12 - Solunum sistemi hastalıklarında ( Tüberküloz, Astım, Bronşitte )
13 - Saç dökülmelerinde, saçlı ve saçsız derinin değişik hastalıklarında,
14 - Bayanların regl dönemlerindeki düzensizlik ve ağrıların giderilmesinde,
15 - Özellikle menapoz ve andrepoz dönemlerinde kadın ve erkeklerdeki yaşlanmaya bağlı şikayetlerin giderilmesinde,
16 - Vücut organlarının deforme olmadan orjinal şekillerinin korunmasında ( özellikle bayanların göğüslerinde ) süt verme fonksiyonunun arttırılmasında ve özel cilt bakımlarında,
17 - Hamilelerde gebeliğin sağlıklı geçmesinde, fetusun ve annenin sağlıklı beslenerek zararlı etkilerden korunmasında,
18 - Bebeklerin çabuk ve sağlıklı gelişerek ruh ve beden bütünlüğünün sağlanmasında,
19 - Çocuklarda görülen gelişim güçlükleri, kemik ve kas kuvvetsizliklerinde,
20 - Erken bunama, hafıza kaybı, zeka geriliği, alkolizm gibi rahatsızlıkların tedavisine yardımcı olarak,
21 - Zayıflama rejimlerinde dengeli bir beslenme temin ederek vücut direncini arttırmada,
22 - Çocuklarda görülen gece işemelerinin tedavisinde,
23 - Şeker hastalığının tedavisine yardımcı olarak
24 - Romotoloji (KANSER) tedavisinde Kemoterapi ve Radyoterapi tedavisini destekleyici olarak yaygın şekilde pek çok ülkede kullanılmaktadır.
yerpolen
POLEN NEDİR :
Arıların 200 ila 3000 arası çiçekten toplayarak, kanatlarında kovana getirdikleri bitkinin erkek üreme hücresi olan doğa harikası bir bitki özüdür. Arılar bal yapmak için çiçeklerden besin toplarken, çiçekten çiçeğe konarlar. Böylece hem çiçeklerin döllenmesini sağlarlar hem de yavrularını beslemek için kovana polen götürürler. Polenin çok yüksek besin değerli olduğu keşfedildikten sonra kovanların girişlerine polen tuzakları yerleştirilmiş ve bu sayede arıyı rahatsız etmeden kovandaki polen stokları toplanmaya başlanmıştır. Arıların kovana girişlerinde kanatlarından tuzaklara düşen polen; naturel kurutma sistemiyle kurutulur ve çok kıymetli bir besin haline gelir
yerbilima
DÜNYA BİLİMADAMLARINA GÖRE POLEN VE FAYDALARI :
"Geleneksel tıbbi tedaviler gören MİDE ÜLSER'li hastaların %29'u iyileşebilirken, Polen yedirilerek tedavi edilmiş MİDE ÜLSER'lilerin %59.2'sin de Mide yaralarının iyileştiği denenerek kanıtlanmıştır."
Rusya Irkomtsk Tedavi Kliniği
"Günde 2 gram Polen yiyen hastalardaki YARA VE YANIKLAR'ın iyileşmesinde %30 hızlanış ve artış olmuştur."
ABD Wagne Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Prof.Dr.N.S.Gimbal
"Polen, hayatın sırrı olan RNA ve DNA doludur. Uzun zamanlı hafıza, kromozonların yapısına giren RNA' ya bağlıdır. RNA'sız beyin taşıyan insan, kendi adını bile hatırlayamaz. Polen ZEKA'yıda arttırmaktadır.
Vikingler gözlemsel olarak farkettikleri poleni, "mabud yemeği " olarak savaşlara giderken yerler ve ortalama 100 yıl yaşarlardır.
'Ensafalit' (Beyin iltihabı)'na yakalanan Danimarka'lı Jyte Elmgaad'a doktorları dört ay ömrü kaldığını açıkladılar. Kısa zamanda duyu özelliklerini kaybeden genç kadın, sağır, dilsiz ve kör olur. Bunun üzerine, Polen özü enjeksiyonları yapılır. Sonuç hayret vericidir. Hasta mucize şekilde ölümden kurtulur ve eski sağlığını kazanır.
BEYİN, PROSTAT, KARACİĞER, SOLUNUM YOLU İLTİHAPLARI VE DAMAR SERTLİĞİ'inde sonucu şaşkınlık veren tıbbi kürler devam etmektedir."
ABD / Call Enterprise -Jim Kenner
"Bizler bilim adamları henüz polenin nasıl olup da hastalıkları iyi ettiğini bilmiyoruz. (1969'da polenin bileşimi henüz tam bilinemiyordu). Fakat, çeşitli antibiyotik ilaçlarla tedavi edildiği halde iyi olmayan pek çok hastam, gözlerimin önünde iyi olmuşlardır. Bir çok SOLUNUM HASTALIKLARI'ının da polenle tedavi edildiğini ve hastaların gerçekten hastalığı ve nekahat süresini süratle atlattıklarını müşahade ettik. Söylenecek tek şey yok. İnsanlık demek ki burnunun dibinde bulunan bu "Harika İlacı" şimdiye kadar hiç farketmeden yaşamış"
İsveç Upsala Üniversitesi - Eric Ask Umparc
"Polen, harika besinlerin en üstünüdür. Kimyasal analizler polende tüm vitaminler, proteinler, yağ, şeker, mineral, hormon, büyütücü faktör, pigment vs. bulunduğunu gösteriyor. Bu canlı dengeli besin beyni ve vücudu yorgun ve uyuşuk insanlara bir kaç günde canlılık ve yaşama neşesi veriyor. Büyüme faktörleriyle cılız ve durgun çocukların hızlı gelişmesini sağlıyor. Kansızlarda, bir ay süreyle her gün bir kahve kaşığı polen yedikten sonra yapılan laboratuvar denemeleri, kırmızı küreciklerin, milimetre küpte 500.000 arttığını gösteriyor.
Hafif laktasif, yani BARSAK ÇALIŞTIRICI'dır. İÇ ZEHİRLENMELER'i önleyicidir. Sabah ve öğle, vitamin almak için polen yiyiniz. Ilık süt, bal veya suya karıştırılır. Veya doğrudan yenilir. AŞIRI YORGUNLUK, ZAYIFLIK, HASTALIK, KANSIZLIK, YAVAŞ GELİŞME gibi durumlarda doz arttırılmalıdır. Hiç bir yan etkisi tespit edilmemiştir.
Son araştırmalar ERKEN İHTİYARLAMA'dan koruduğunu gösteriyor. Siz, 60 yaşından sonra 40 yıl daha dinç yaşamak istiyorsanız Poleni hemen her gün yiyiniz."
Kaynak : Pour vivre cink fois vingt ans ( 100 Yıl dinç yaşamak )
Yazar : Fransız Tıp Profesörü Dr.Robert Tocquet (5 ayrı dilde 26 tıbbi kitap ve ansiklopedi yazan Bilimadamı)
"Değişik laboratuvarlarda özellikle Rusya vitaminler Enstitü'sünde birçok kez yapılan analizlere göre Polen, vitamin ve ferment gibi canlı cevherlerden yana çok zengindir. Prof.Joiriche, Dr.Chauvin ve Alain Caillas'ın yaptıkları Polen analizleri gözönüne alınırsa, en başta SİNİR DENGESİ'ni korumaya yaradığı anlaşılır. BEYİN YORGUNLUĞU ve DÜŞÜNSEL BUNALIM sonucu ortaya çıkan, zayıf sinirli, gücü tükenmiş ve uyuşuk insanlar, günde yedikleri iki kaşık polenle gerçek bir sağlık verici, sakinleştirici ve dinçleştirici ilaç bulabiliyorlar.
ŞİŞMANLIK ve ZAYIFLIK, SÜRGÜN ve PEKLİK gibi karşıt durumlarda dengeye getirici, SAĞLIK KAZANDIRICI bir etki yapar. SALGI BEZLERİ'ni, HORMONAL SİSTEMİ uyarır. KOLİT, İNCE BARSAK İLTİHABI VE BARSAK KOKUŞMASI'nda faydalıdır. Özellikle KOLİBASİLLERE, MİKROPLARA, öldürücü ve üremeyi önleyici etkisi denenmiştir."
Kaynak : Le miel et pollen ( Bal ve Polen )
Yazar : Fransız Dr.Raymond Dextreit (Sağlık ve beslenme konularında 30'dan fazla kitap yazarı)
"Polenin iştahsızlık ve BARSAK TEMBELLİĞİ'ne faydaları bütün kullananlarla iyi bilinir. Polen ayrıca, MORAL ve RUH SAĞLIĞI'na yararlıdır. Bunları yitirenlere güven verir. Etkisi kısa süren "doping" ilaçlardan değildir. Vücuda tam bir kalıcı sağlık kazandırır. YORGUNLUĞU AZALTIR ve sürekli etkisiyle BEYİN ve KAS GÜCÜ sağlar.
Sayısız ŞEKER HASTASI polen kürü yapıyor. Örneğin, Lyon'dan Bayan B. son devrede ileri bir şeker hastası (diabetik) idi. İdrarının litresinde 48 gram şeker ölçüldü. Çeşitli ilaçlar kullanmasına rağmen iyileşme ümidini yitiriyordu. Günde 3 gram polen yiyerek 15 günlük kür yaptı. İlk kürün sonunda idrardan dışarı atılan şeker %87 düştü. Yenilenen kürler sonunda şeker, litrede 1 grama indi ve kol, bacak ve bel ÖDEM'leri (ŞİŞLİKLER) ile, Anjindö Puatrini (KALP YETMEZLİĞİ) daha iyi olduğu görüldü."
Fransa Tarım Akademisi - Dr. Alain Caillas ( Polen araştırmaları ile ödül kazanmış )
"BEYİN YORGUNLUĞU ve AŞIRI SİNİRLİLİĞİN çok görüldüğü entellektüel hastalarda, miyokard enfaktüsü ve kalbin KRONER DAMARLARININ TIKANMASI'nda polen sayesinde şaşırtıcı iyileşmeler görülüyor."
Dr.Mauntzune
"Polen YÜKSEK TANSİYON'a, DAMAR TIKANIKLIĞI'na, KOLESTEROL YÜKSEKLİĞİ'ne, KRONER TROMBAZ ve FELÇ'lere karşı koruyucu ve iyileştirici etki yapıyor."
Dr. Nemarov - Dr. Egerov - Dr. Mistchenko - Dr. Kodiser
Rus Bilimler Akademisi
"Polenin PROSTAT hastalıklarına da şaşırtıcı etkisi vardır. Prostat büyümesindeyse, ballı polen kürüyle yapılan denemeler, aralıklı gelen ve uzun süren hafif ağrıların yok olduğunu ve idrara çıkma sayısının azaldığını gösterdi. Polen yaşlı hastaları bazı durumlarda ameliyattan kurtarıyor."
İsveç Upsala Üniversitesi Kliniği - Prof. Eric Ask Upmarc
İsveç Lund Üniversitesi Cerrahi Kliniği Üroloji Bölümü - Dr. Gasto Jonson
"Polen bütün vitaminleri taşımaktadır."
CNRS Araştırma Uzmanı - Armond Pons
"Şişmanlık ve zayıflık gibi iki karşıt durumda; vücuttaki fazla karbonhidrat, glikoz ve yağları yakarak şişman bünyeyi yok eder, metabolizma dengesi sayesinde zayıf düşen hücreyi derhal uyarır, üstün kan yapıcı özelliğiyle kas gücü ve metabolizmayı çalıştırarak cılız ve zayıf bünyeyi, güçlü ve dinç hale getirir."
Kaynak : Le miel et pollen ( Bal ve Polen )
Yazar : Fransız Dr.Raymond Dextreit (Sağlık ve beslenme konularında 30'dan fazla kitap yazarı)
"Arıların binlerce yıl önce bulduğu bu harika besin, onların lavrasını en hızlı büyüten, kendi vücutlarını en sağlıklı kılan, en çok yaşatan, en güzel balı sağlayan bir besin. Poleni deneyerek buldu arılar. Oysa insanlar ancak 20.yüzyıl sonlarına doğru analizlerini yapınca polenin değerini anlayabildiler. En önemli besinlerinden binlerce kat fazla vitaminler taşıdığını görünce 1 gram polenin insana gün boyu yeterli olduğunu hesapladılar.
Bir arının günde 4000 çiçeğe konarak 35 günlük ömründe yapabildiği 10 gramcık balı, insanların kovandan çalarak yediklerini görüyordu arılar. Oysa, günün birinde 2-200 mikronluk biricik besinlerini insanların da "Harika Besin" yapacaklarını, bir santimlik boylarını ve küçücük beyinleriyle düşünemezlerdi arılar. Bitki hayatının sırrını taşıyan çiçek tozlarını "Doğanın En Üstün Besini" seçerek ömür boyu yiyen ve gerçek balı yapan arılar onun "Tam Besin" olduğunu biliyorlardı. Öyle bir besin ki, yapısında 70'e yakın cevher taşımaktadır. Bütün vitaminleri, 22 çeşit aminoasiti, sindirim fermentlerini, hormonları, yağları, doğal şekerleri, mineralleri yapısında bulundurmaktadır. Polen besinler dünyasının son harikasıdır."
Kaynak : Gayelord Hauser ( Güzel ol, Dinç yaşa )
Türkiye - Dr. Erdal Erkan ( İlk Bilimadamlarımızdan )
Bal Mumundaki Şifa: PROPOLİS
Bilindiği gibi bal, çok iyi bir gıda olması yanında, çeşitli organik ve inorganik maddelerin çok ince ölçülerle terkibinden ibaret bir şifa kaynağıdır. Balın bu şifa özelliğinin dışında balmumu içine yerleştirilmiş propolis denilen kimyevi terkib son zamanlarda arı isimli mucizevî mahlûk tekrar dikkatleri çekmiştir.
Propolis, çeşitli bitki tomurcuklarından, yaprak ve gövdelerinden, anlar tarafından toplanıp biriktirilen mumdan daha farklı olarak reçinemsi bir karışımdır. İçindeki bileşikler, propolisin toplandığı bitkilerin tür ve çeşitlerine göre değişir. Arı, bitkinin özsuyunu veya reçinesini parçalar ve corbiculae denilen torbaya sokar. Daha sonra bu yük, kovana taşınır ve oradaki çatlak ve yarıkların kapatılmasında kullanılır. Kovandaki propolis birikiminin sebebi henüz bütün yönleriyle anlaşılamamıştır. Bir teoriye göre çatlak ve yarıkların tamiri dışında kovana bal çalmak üzere giden böceklerin mumyalanmasında da kullanılır. Yabancı böcek önce öldürülür ve sonra kovan dışına atılır. Eğer böceğin cesedi kovan dışına taşınamayacak kadar büyükse, olduğu yerde propolisle mumyalanır, böylece enfeksiyon ve hastalıklara sebep olabilecek olan cesed, ancak mumyalama maddesi olan propolisin antibakteriyel ve antifungal özellikleriyle çürümekten korunur. Propolis eski Mısır'da da mumyalamada kullanılmakta olan bir madde olup, yapılan bir deneyle dört yıl boyunca antibakteriyel tesirini kaybetmemiştir. Diğer bir görüşe göre, ise propolis, arılar üzerinde psikolojik tesir göstermekte ve arıların kovan içindeki hareketlerini kontrol etmektedir.
Propolis, rengi sarımsı yeşilden koyu kahverengiye kadar değişen, balmumundan ancak alkolle eriyerek ayrılabilen, muhteviyatı henüz tam olarak analiz edilememiş kimyevi bir karışımdır. İçinde bulunan maddeler, kaynağı olduğu bitkiye göre değişir. Propolis daha çok kayın, karaağaç ve kozalaklı ağaçlardan toplanır. Bazı arı türleri daha fazla propolis biriktirir. Mesela, Kafkas dağlarında yaşayan arı kolonileri, botanik zenginliğin yardımıyla hem propolis yoğunluğu hem de balın kalitesi açısından ayrı bir öneme sahiptir. İtalya ve Ukrayna'daki arılar daha az propolis biriktirirken, tropik bölgelerdeki arılar hiç propolis biriktirmezler.
Propolis üzerinde yapılan çalışmalarla bu arı mahsulünün birçok antimikrobiyal özellikler taşıdığı ispatlanmıştır. Sayısı tam olarak bilinmemekle beraber her propolis bileşiği başta Staphylacoccus Aureus, Streptococcus; Escherichia Coli, çeşitli Salmonella türleri, Shigella, Proteus, Mycobasterium, Bacillus türleri, Candida türleri, Microsporum türleri olmak üzere birçok mikroorganizmaya karşı müessirdir.
Anti mikrobiyal özellikleri yanında, Propolisin içinde insan sağlığı için çok mühim ve lüzumlu olan vitaminler, mineral ve elementler de bulunur. B1, B2, C ve E vitaminleri, bakır, tanganez, kalsiyum, aliminyum, stronsiyum, vanadyum elementleri bunların başlıcalarıdır. Ayrıca Myristik Asit, Benzoik Asit, Benzil Alkol, Cafeik Asit, Vanilin, Sinamik Asit, Acacetin, Kampheride İzovanilini gibi birçok kimyevi bileşikler bulunur.
Propolis, yaraların iyileşmesinde hücre yenileyici olarak, verem, ülser, romatizma, egzama, bazı dermatolojik hastalıklara, mantar hastalıklarına, ağız ve diş hastalıklarına iyi gelir. Çoğumuzun bildiği gibi Kafkaslar'da yaşayan insanlar dünyanın diğer bölgelerindeki insanlardan 30-40 yıl fazla yaşayabiliyor. Temiz hava, yoğurt ve bazı bitkilerin yenilmesinin yanında bu insanların, bol miktarda propolis ihtiva eden petekleriyle beraber Kafkas balı yemelerinin de fazla yaşamalarında önemli bir faktör olduğu düşünülmektedir.
KAYNAKLAR
1. Aripov K. A., Kamilov I., Aliev U. 1968 Effect of Propolis On Experimental Stomach Uker in Rats BDT Özbekistan)
2. Alexandrova L. 1972 Rosin and Beewax Composition BDT.
3. Cailas A. 1923 Composition of Propolis of Bees,
4. Ghısalbeti E. L. The World ol Bees Avusturalya (Okyanusya) Bu posta 725 defa okundu
Arısütü; 5-15 günlük yaştaki işçi balarılarının, kraliçe (ana) arıyı beslemek için yutakaltı bezlerinden (hypopharyngeal) salgıladıkları, hammaddesi binbir çiçeğin balözü, çiçek poleni ve balarılarının enzimlerinden oluşan sedef görünümünde, peltemsi, (1/1 gr/cm3) özgül ağırlığında, organik asit karakterinde, %100 naturel, olağanüstü yüksek oranda hayati vitaminler, enzimler, mineraller, proteinler ve aminoasitler taşıyan yüksek besin değerli bir balarısı ürünüdür.
Dünyanın en üstün doğal gıdasıdır ve doğadaki bütün doğal ilaçların annesi sayılır. Balarısı ortalama 40 gün yaşar, Arısütüyle beslenen kraliçe arı ise 7 sene yaşar ve dünyanın en fazla yumurtlayan canlısı olarak günde ortalama 3000 kez yumurtlar. Arısütünün içinde neler olduğu saptanamamış %3 oranında X maddeleri bulunmaktadır ki; Dünya bilimadamlarınca buna Allah vergisi denilmiş ve Arısütünün olağanüstü etkilerinde X maddelerinin büyük payı olduğu öngörülmüştür. Aynı zamanda kanser hücrelerinin üremelerini engelleyen karınca asidi Arısütünde yüksek oranda mevcuttur.
Arısütünün olağanüstü faydaları Dünya Bilimadamlarınca onaylanmıştır. Arısütünün dünyadaki tüm besinlerden, bitkilerden, ilaçlardan, gıdalardan, vitaminlerden, otlardan vs. ayıran en büyük özelliği; Her yaş insan vücudunda tepeden tırnağa vücuttaki bütün hücreleri YENİLER, besler, onarır, tamir eder, geliştirir, metabolizma dengesi kurar, tüm hastalıkları yok eder, doğal, işlenmemiş vitamin verir, yaşlanma hızını keser, beyin-beden-direnç gücünü yüksek oranda arttırır En önemli unsur ise Arısütünün extra 1.kalitede, tahlilinden olumlu sonuç alınmış, %100 saf, bilimsel sistemde üretilen ve dozajına uygun kullanılan Arısütü olmasıdır.
ARISÜTÜ'NÜN FAYDALARI NELERDİR :
Saf Arısütü "Gençlik İksiri", "Hayat İksiri", gibi tanımlamalarla yüzyıla yakın zamandır bilinmektedir. Ancak yakın geçmişte besleyicilik üstünlüğünün yanında içerdiği Hayatsal değerleri de bilimsel çalışmalar sonucu başta A.B.D. ve Uzakdoğu olmak üzere birçok ülkede saptanarak yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Düzenli kürler uygulanarak kullanılması halinde;
1 - Yorgunluk, halsizlik, bitkinlik ve çalışma isteksizliklerini gidererek organizmaya aktivite kazandırır. Enerji açığını kapatır.
2 - Beyin performansı gerektiren durumlarda özellikle öğrencilerin sınav dönemlerinde daha başarılı olmalarında, yorgunluk ve endişe duymamalarında yardımcı olur.
3 - Üstün hücre yenileyici özelliği nedeniyle yaşlanmayı geciktirir ve çocuk sahibi olmak isteyenlere yardımcı olur
4 - Seks performansını en yüksek düzeye çıkartarak dengeli bir seks yaşantısının sürdürülmesi ile cinsel isteksizliklerin giderilmesine yardımcı olur.
5 - Sporcuların harcadıkları aşırı enerjiyi dengeler, yarışma önceleri yapılan kürlerle vücuda mukavemet ve aktivite kazandırarak sporcunun öz enerjisini en rantabl bir şekilde kullanması için beyin-beden uyumunu sağlar.
6 - Yaşlılıkla oluşan damar sertliğinin tedavisi, bitkinlik ve yaşama isteksizlikleri ile kandaki kolesterol-lipid seviyesinin ayarlanmasında yardımcı olur.
7 - Anemi (kansızlık) ve ağır kan kayıplarında organizmanın yeterli kan üretimini sağlar.
8 - Hastalıkların ve ameliyatların iyileşme dönemlerinin çabuklaştırılması ile zaafiyetlerde, nekahat dönemlerinde vücudun gıda rejimini desteklemek amacıyla kullanılmaktadır.
9 - Mide-barsak sistemine ait hastalıklarda ( Kolit-Ülser-Gastrit )
10 - Böbrek ve idrar yolu hastalıklarında
11 - Karaciğerin fonksiyonlarını tam olarak yerine getiremediği durumlarda ve alerjik rahatsızlıklarda,
12 - Solunum sistemi hastalıklarında ( Tüberküloz, Astım, Bronşitte )
13 - Saç dökülmelerinde, saçlı ve saçsız derinin değişik hastalıklarında,
14 - Bayanların regl dönemlerindeki düzensizlik ve ağrıların giderilmesinde,
15 - Özellikle menapoz ve andrepoz dönemlerinde kadın ve erkeklerdeki yaşlanmaya bağlı şikayetlerin giderilmesinde,
16 - Vücut organlarının deforme olmadan orjinal şekillerinin korunmasında ( özellikle bayanların göğüslerinde ) süt verme fonksiyonunun arttırılmasında ve özel cilt bakımlarında,
17 - Hamilelerde gebeliğin sağlıklı geçmesinde, fetusun ve annenin sağlıklı beslenerek zararlı etkilerden korunmasında,
18 - Bebeklerin çabuk ve sağlıklı gelişerek ruh ve beden bütünlüğünün sağlanmasında,
19 - Çocuklarda görülen gelişim güçlükleri, kemik ve kas kuvvetsizliklerinde,
20 - Erken bunama, hafıza kaybı, zeka geriliği, alkolizm gibi rahatsızlıkların tedavisine yardımcı olarak,
21 - Zayıflama rejimlerinde dengeli bir beslenme temin ederek vücut direncini arttırmada,
22 - Çocuklarda görülen gece işemelerinin tedavisinde,
23 - Şeker hastalığının tedavisine yardımcı olarak
24 - Romotoloji (KANSER) tedavisinde Kemoterapi ve Radyoterapi tedavisini destekleyici olarak yaygın şekilde pek çok ülkede kullanılmaktadır.
yerpolen
POLEN NEDİR :
Arıların 200 ila 3000 arası çiçekten toplayarak, kanatlarında kovana getirdikleri bitkinin erkek üreme hücresi olan doğa harikası bir bitki özüdür. Arılar bal yapmak için çiçeklerden besin toplarken, çiçekten çiçeğe konarlar. Böylece hem çiçeklerin döllenmesini sağlarlar hem de yavrularını beslemek için kovana polen götürürler. Polenin çok yüksek besin değerli olduğu keşfedildikten sonra kovanların girişlerine polen tuzakları yerleştirilmiş ve bu sayede arıyı rahatsız etmeden kovandaki polen stokları toplanmaya başlanmıştır. Arıların kovana girişlerinde kanatlarından tuzaklara düşen polen; naturel kurutma sistemiyle kurutulur ve çok kıymetli bir besin haline gelir
yerbilima
DÜNYA BİLİMADAMLARINA GÖRE POLEN VE FAYDALARI :
"Geleneksel tıbbi tedaviler gören MİDE ÜLSER'li hastaların %29'u iyileşebilirken, Polen yedirilerek tedavi edilmiş MİDE ÜLSER'lilerin %59.2'sin de Mide yaralarının iyileştiği denenerek kanıtlanmıştır."
Rusya Irkomtsk Tedavi Kliniği
"Günde 2 gram Polen yiyen hastalardaki YARA VE YANIKLAR'ın iyileşmesinde %30 hızlanış ve artış olmuştur."
ABD Wagne Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Prof.Dr.N.S.Gimbal
"Polen, hayatın sırrı olan RNA ve DNA doludur. Uzun zamanlı hafıza, kromozonların yapısına giren RNA' ya bağlıdır. RNA'sız beyin taşıyan insan, kendi adını bile hatırlayamaz. Polen ZEKA'yıda arttırmaktadır.
Vikingler gözlemsel olarak farkettikleri poleni, "mabud yemeği " olarak savaşlara giderken yerler ve ortalama 100 yıl yaşarlardır.
'Ensafalit' (Beyin iltihabı)'na yakalanan Danimarka'lı Jyte Elmgaad'a doktorları dört ay ömrü kaldığını açıkladılar. Kısa zamanda duyu özelliklerini kaybeden genç kadın, sağır, dilsiz ve kör olur. Bunun üzerine, Polen özü enjeksiyonları yapılır. Sonuç hayret vericidir. Hasta mucize şekilde ölümden kurtulur ve eski sağlığını kazanır.
BEYİN, PROSTAT, KARACİĞER, SOLUNUM YOLU İLTİHAPLARI VE DAMAR SERTLİĞİ'inde sonucu şaşkınlık veren tıbbi kürler devam etmektedir."
ABD / Call Enterprise -Jim Kenner
"Bizler bilim adamları henüz polenin nasıl olup da hastalıkları iyi ettiğini bilmiyoruz. (1969'da polenin bileşimi henüz tam bilinemiyordu). Fakat, çeşitli antibiyotik ilaçlarla tedavi edildiği halde iyi olmayan pek çok hastam, gözlerimin önünde iyi olmuşlardır. Bir çok SOLUNUM HASTALIKLARI'ının da polenle tedavi edildiğini ve hastaların gerçekten hastalığı ve nekahat süresini süratle atlattıklarını müşahade ettik. Söylenecek tek şey yok. İnsanlık demek ki burnunun dibinde bulunan bu "Harika İlacı" şimdiye kadar hiç farketmeden yaşamış"
İsveç Upsala Üniversitesi - Eric Ask Umparc
"Polen, harika besinlerin en üstünüdür. Kimyasal analizler polende tüm vitaminler, proteinler, yağ, şeker, mineral, hormon, büyütücü faktör, pigment vs. bulunduğunu gösteriyor. Bu canlı dengeli besin beyni ve vücudu yorgun ve uyuşuk insanlara bir kaç günde canlılık ve yaşama neşesi veriyor. Büyüme faktörleriyle cılız ve durgun çocukların hızlı gelişmesini sağlıyor. Kansızlarda, bir ay süreyle her gün bir kahve kaşığı polen yedikten sonra yapılan laboratuvar denemeleri, kırmızı küreciklerin, milimetre küpte 500.000 arttığını gösteriyor.
Hafif laktasif, yani BARSAK ÇALIŞTIRICI'dır. İÇ ZEHİRLENMELER'i önleyicidir. Sabah ve öğle, vitamin almak için polen yiyiniz. Ilık süt, bal veya suya karıştırılır. Veya doğrudan yenilir. AŞIRI YORGUNLUK, ZAYIFLIK, HASTALIK, KANSIZLIK, YAVAŞ GELİŞME gibi durumlarda doz arttırılmalıdır. Hiç bir yan etkisi tespit edilmemiştir.
Son araştırmalar ERKEN İHTİYARLAMA'dan koruduğunu gösteriyor. Siz, 60 yaşından sonra 40 yıl daha dinç yaşamak istiyorsanız Poleni hemen her gün yiyiniz."
Kaynak : Pour vivre cink fois vingt ans ( 100 Yıl dinç yaşamak )
Yazar : Fransız Tıp Profesörü Dr.Robert Tocquet (5 ayrı dilde 26 tıbbi kitap ve ansiklopedi yazan Bilimadamı)
"Değişik laboratuvarlarda özellikle Rusya vitaminler Enstitü'sünde birçok kez yapılan analizlere göre Polen, vitamin ve ferment gibi canlı cevherlerden yana çok zengindir. Prof.Joiriche, Dr.Chauvin ve Alain Caillas'ın yaptıkları Polen analizleri gözönüne alınırsa, en başta SİNİR DENGESİ'ni korumaya yaradığı anlaşılır. BEYİN YORGUNLUĞU ve DÜŞÜNSEL BUNALIM sonucu ortaya çıkan, zayıf sinirli, gücü tükenmiş ve uyuşuk insanlar, günde yedikleri iki kaşık polenle gerçek bir sağlık verici, sakinleştirici ve dinçleştirici ilaç bulabiliyorlar.
ŞİŞMANLIK ve ZAYIFLIK, SÜRGÜN ve PEKLİK gibi karşıt durumlarda dengeye getirici, SAĞLIK KAZANDIRICI bir etki yapar. SALGI BEZLERİ'ni, HORMONAL SİSTEMİ uyarır. KOLİT, İNCE BARSAK İLTİHABI VE BARSAK KOKUŞMASI'nda faydalıdır. Özellikle KOLİBASİLLERE, MİKROPLARA, öldürücü ve üremeyi önleyici etkisi denenmiştir."
Kaynak : Le miel et pollen ( Bal ve Polen )
Yazar : Fransız Dr.Raymond Dextreit (Sağlık ve beslenme konularında 30'dan fazla kitap yazarı)
"Polenin iştahsızlık ve BARSAK TEMBELLİĞİ'ne faydaları bütün kullananlarla iyi bilinir. Polen ayrıca, MORAL ve RUH SAĞLIĞI'na yararlıdır. Bunları yitirenlere güven verir. Etkisi kısa süren "doping" ilaçlardan değildir. Vücuda tam bir kalıcı sağlık kazandırır. YORGUNLUĞU AZALTIR ve sürekli etkisiyle BEYİN ve KAS GÜCÜ sağlar.
Sayısız ŞEKER HASTASI polen kürü yapıyor. Örneğin, Lyon'dan Bayan B. son devrede ileri bir şeker hastası (diabetik) idi. İdrarının litresinde 48 gram şeker ölçüldü. Çeşitli ilaçlar kullanmasına rağmen iyileşme ümidini yitiriyordu. Günde 3 gram polen yiyerek 15 günlük kür yaptı. İlk kürün sonunda idrardan dışarı atılan şeker %87 düştü. Yenilenen kürler sonunda şeker, litrede 1 grama indi ve kol, bacak ve bel ÖDEM'leri (ŞİŞLİKLER) ile, Anjindö Puatrini (KALP YETMEZLİĞİ) daha iyi olduğu görüldü."
Fransa Tarım Akademisi - Dr. Alain Caillas ( Polen araştırmaları ile ödül kazanmış )
"BEYİN YORGUNLUĞU ve AŞIRI SİNİRLİLİĞİN çok görüldüğü entellektüel hastalarda, miyokard enfaktüsü ve kalbin KRONER DAMARLARININ TIKANMASI'nda polen sayesinde şaşırtıcı iyileşmeler görülüyor."
Dr.Mauntzune
"Polen YÜKSEK TANSİYON'a, DAMAR TIKANIKLIĞI'na, KOLESTEROL YÜKSEKLİĞİ'ne, KRONER TROMBAZ ve FELÇ'lere karşı koruyucu ve iyileştirici etki yapıyor."
Dr. Nemarov - Dr. Egerov - Dr. Mistchenko - Dr. Kodiser
Rus Bilimler Akademisi
"Polenin PROSTAT hastalıklarına da şaşırtıcı etkisi vardır. Prostat büyümesindeyse, ballı polen kürüyle yapılan denemeler, aralıklı gelen ve uzun süren hafif ağrıların yok olduğunu ve idrara çıkma sayısının azaldığını gösterdi. Polen yaşlı hastaları bazı durumlarda ameliyattan kurtarıyor."
İsveç Upsala Üniversitesi Kliniği - Prof. Eric Ask Upmarc
İsveç Lund Üniversitesi Cerrahi Kliniği Üroloji Bölümü - Dr. Gasto Jonson
"Polen bütün vitaminleri taşımaktadır."
CNRS Araştırma Uzmanı - Armond Pons
"Şişmanlık ve zayıflık gibi iki karşıt durumda; vücuttaki fazla karbonhidrat, glikoz ve yağları yakarak şişman bünyeyi yok eder, metabolizma dengesi sayesinde zayıf düşen hücreyi derhal uyarır, üstün kan yapıcı özelliğiyle kas gücü ve metabolizmayı çalıştırarak cılız ve zayıf bünyeyi, güçlü ve dinç hale getirir."
Kaynak : Le miel et pollen ( Bal ve Polen )
Yazar : Fransız Dr.Raymond Dextreit (Sağlık ve beslenme konularında 30'dan fazla kitap yazarı)
"Arıların binlerce yıl önce bulduğu bu harika besin, onların lavrasını en hızlı büyüten, kendi vücutlarını en sağlıklı kılan, en çok yaşatan, en güzel balı sağlayan bir besin. Poleni deneyerek buldu arılar. Oysa insanlar ancak 20.yüzyıl sonlarına doğru analizlerini yapınca polenin değerini anlayabildiler. En önemli besinlerinden binlerce kat fazla vitaminler taşıdığını görünce 1 gram polenin insana gün boyu yeterli olduğunu hesapladılar.
Bir arının günde 4000 çiçeğe konarak 35 günlük ömründe yapabildiği 10 gramcık balı, insanların kovandan çalarak yediklerini görüyordu arılar. Oysa, günün birinde 2-200 mikronluk biricik besinlerini insanların da "Harika Besin" yapacaklarını, bir santimlik boylarını ve küçücük beyinleriyle düşünemezlerdi arılar. Bitki hayatının sırrını taşıyan çiçek tozlarını "Doğanın En Üstün Besini" seçerek ömür boyu yiyen ve gerçek balı yapan arılar onun "Tam Besin" olduğunu biliyorlardı. Öyle bir besin ki, yapısında 70'e yakın cevher taşımaktadır. Bütün vitaminleri, 22 çeşit aminoasiti, sindirim fermentlerini, hormonları, yağları, doğal şekerleri, mineralleri yapısında bulundurmaktadır. Polen besinler dünyasının son harikasıdır."
Kaynak : Gayelord Hauser ( Güzel ol, Dinç yaşa )
Türkiye - Dr. Erdal Erkan ( İlk Bilimadamlarımızdan )
Bal Mumundaki Şifa: PROPOLİS
Bilindiği gibi bal, çok iyi bir gıda olması yanında, çeşitli organik ve inorganik maddelerin çok ince ölçülerle terkibinden ibaret bir şifa kaynağıdır. Balın bu şifa özelliğinin dışında balmumu içine yerleştirilmiş propolis denilen kimyevi terkib son zamanlarda arı isimli mucizevî mahlûk tekrar dikkatleri çekmiştir.
Propolis, çeşitli bitki tomurcuklarından, yaprak ve gövdelerinden, anlar tarafından toplanıp biriktirilen mumdan daha farklı olarak reçinemsi bir karışımdır. İçindeki bileşikler, propolisin toplandığı bitkilerin tür ve çeşitlerine göre değişir. Arı, bitkinin özsuyunu veya reçinesini parçalar ve corbiculae denilen torbaya sokar. Daha sonra bu yük, kovana taşınır ve oradaki çatlak ve yarıkların kapatılmasında kullanılır. Kovandaki propolis birikiminin sebebi henüz bütün yönleriyle anlaşılamamıştır. Bir teoriye göre çatlak ve yarıkların tamiri dışında kovana bal çalmak üzere giden böceklerin mumyalanmasında da kullanılır. Yabancı böcek önce öldürülür ve sonra kovan dışına atılır. Eğer böceğin cesedi kovan dışına taşınamayacak kadar büyükse, olduğu yerde propolisle mumyalanır, böylece enfeksiyon ve hastalıklara sebep olabilecek olan cesed, ancak mumyalama maddesi olan propolisin antibakteriyel ve antifungal özellikleriyle çürümekten korunur. Propolis eski Mısır'da da mumyalamada kullanılmakta olan bir madde olup, yapılan bir deneyle dört yıl boyunca antibakteriyel tesirini kaybetmemiştir. Diğer bir görüşe göre, ise propolis, arılar üzerinde psikolojik tesir göstermekte ve arıların kovan içindeki hareketlerini kontrol etmektedir.
Propolis, rengi sarımsı yeşilden koyu kahverengiye kadar değişen, balmumundan ancak alkolle eriyerek ayrılabilen, muhteviyatı henüz tam olarak analiz edilememiş kimyevi bir karışımdır. İçinde bulunan maddeler, kaynağı olduğu bitkiye göre değişir. Propolis daha çok kayın, karaağaç ve kozalaklı ağaçlardan toplanır. Bazı arı türleri daha fazla propolis biriktirir. Mesela, Kafkas dağlarında yaşayan arı kolonileri, botanik zenginliğin yardımıyla hem propolis yoğunluğu hem de balın kalitesi açısından ayrı bir öneme sahiptir. İtalya ve Ukrayna'daki arılar daha az propolis biriktirirken, tropik bölgelerdeki arılar hiç propolis biriktirmezler.
Propolis üzerinde yapılan çalışmalarla bu arı mahsulünün birçok antimikrobiyal özellikler taşıdığı ispatlanmıştır. Sayısı tam olarak bilinmemekle beraber her propolis bileşiği başta Staphylacoccus Aureus, Streptococcus; Escherichia Coli, çeşitli Salmonella türleri, Shigella, Proteus, Mycobasterium, Bacillus türleri, Candida türleri, Microsporum türleri olmak üzere birçok mikroorganizmaya karşı müessirdir.
Anti mikrobiyal özellikleri yanında, Propolisin içinde insan sağlığı için çok mühim ve lüzumlu olan vitaminler, mineral ve elementler de bulunur. B1, B2, C ve E vitaminleri, bakır, tanganez, kalsiyum, aliminyum, stronsiyum, vanadyum elementleri bunların başlıcalarıdır. Ayrıca Myristik Asit, Benzoik Asit, Benzil Alkol, Cafeik Asit, Vanilin, Sinamik Asit, Acacetin, Kampheride İzovanilini gibi birçok kimyevi bileşikler bulunur.
Propolis, yaraların iyileşmesinde hücre yenileyici olarak, verem, ülser, romatizma, egzama, bazı dermatolojik hastalıklara, mantar hastalıklarına, ağız ve diş hastalıklarına iyi gelir. Çoğumuzun bildiği gibi Kafkaslar'da yaşayan insanlar dünyanın diğer bölgelerindeki insanlardan 30-40 yıl fazla yaşayabiliyor. Temiz hava, yoğurt ve bazı bitkilerin yenilmesinin yanında bu insanların, bol miktarda propolis ihtiva eden petekleriyle beraber Kafkas balı yemelerinin de fazla yaşamalarında önemli bir faktör olduğu düşünülmektedir.
KAYNAKLAR
1. Aripov K. A., Kamilov I., Aliev U. 1968 Effect of Propolis On Experimental Stomach Uker in Rats BDT Özbekistan)
2. Alexandrova L. 1972 Rosin and Beewax Composition BDT.
3. Cailas A. 1923 Composition of Propolis of Bees,
4. Ghısalbeti E. L. The World ol Bees Avusturalya (Okyanusya) Bu posta 725 defa okundu


