Bu sabah, neden bilmem, uzun zamandır kafamda taşıdığım
baş ağrımın beni terk ettiğini fark ederek kalktım.
Belki de artık evrime inanmadığım içindi. Darvin'in Türler'in Kökeni kitabının olduğu yerde, Saidi Nursinin hadisleri kitabı olduğunu ise hiç fark etmedim bile. Evren kadar geniş bir olayı, yıldızları gezegenleri, türleri ve türemeyi kafam almıyordu işte.
Başım da ağrımıyordu.
Aynaya gittim.
Elimi yüzümü yıkamak için suyu açtığımda, farkında olmadan kollarımı sıvadığımı ve çoraplarımı çıkardığımı farkettim.
Alyuvar sayımı artırayım bari diye düşünerek abdest almaya başladım.
Odaya geri döndüğümde televizyonu fark ettim.Uyanır uyanmaz televizyonu açıp haberleri izlemek adetimdir. Ama televizyonda benim izlediğim kanalların hiçbiri yoktu.
Yemek tarifi veren, şarkı söyleyip, oynayan bir gruba farkında olmadan bakmaya başladım.
Kafamın içi bomboştu.
Ne kadar olduğunu bilmediğim bir süre boş boş televizyona baktıktan sonra kapının çalışıyla kendime geldim.
Kapıda belediyeden görevliler yardım kolisini bırakmak için uğramışlardı.
Aylardır işsiz olan bana verdikleri bu koliyle sevinçten kendimden geçerek hemen içeri aldım.
Süper loto'nun büyük ikramiyesi bana vurmuş kadar sevinçliydim.
Neden kendi işimi yapmadığımı sorgulamıyordum bile.
Kafamın içi bomboştu.
Derken O'nun sesini duydum.
Davos fatihi'nin.
Elimdeki koliyi bırakmadan koşarak salona girdim.
Televizyon kumandasını alıp sesi sonuna kadar açtım.
O ise bütün azametiyle meydanda elinde mikrofon bağırıyordu;
"Hızlı Tren Projesi" biziiiimmm iktidarımız zamanında olmuşturrr... Yurdun her tarafını demir ağlarla sardıııkk... Biiizzz vatanaaaa hizmettt için varızzzz."
Gözlerim dolu dolu seyrederken, koliden çıkardığım ülker bisküviyi kemiriyor, altyapı yetersizliğinden 38 kişinin öldüğü,80 kişinin yaralandığı "hızlı! tren" kazasını aklıma bile getirmek istemiyordum.
Isparta'daki uçak kazasından sonra çözülemeyen kara kutuları da!
Amsterdam'da düşen uçakla birlikte "kimsenin burnu kanamadı" açıklamalarını da!
Bak yine başıma ağrılar giriyordu düşündükçe. Aklımdan bu düşünceleri kovup, doğruca Rabbime sordum.
İçimden bir ses:
Sen bilirsin. dedi.
Özgür
Bu posta 319 defa okundu
Belki de artık evrime inanmadığım içindi. Darvin'in Türler'in Kökeni kitabının olduğu yerde, Saidi Nursinin hadisleri kitabı olduğunu ise hiç fark etmedim bile. Evren kadar geniş bir olayı, yıldızları gezegenleri, türleri ve türemeyi kafam almıyordu işte.
Başım da ağrımıyordu.
Aynaya gittim.
Elimi yüzümü yıkamak için suyu açtığımda, farkında olmadan kollarımı sıvadığımı ve çoraplarımı çıkardığımı farkettim.
Alyuvar sayımı artırayım bari diye düşünerek abdest almaya başladım.
Odaya geri döndüğümde televizyonu fark ettim.Uyanır uyanmaz televizyonu açıp haberleri izlemek adetimdir. Ama televizyonda benim izlediğim kanalların hiçbiri yoktu.
Yemek tarifi veren, şarkı söyleyip, oynayan bir gruba farkında olmadan bakmaya başladım.
Kafamın içi bomboştu.
Ne kadar olduğunu bilmediğim bir süre boş boş televizyona baktıktan sonra kapının çalışıyla kendime geldim.
Kapıda belediyeden görevliler yardım kolisini bırakmak için uğramışlardı.
Aylardır işsiz olan bana verdikleri bu koliyle sevinçten kendimden geçerek hemen içeri aldım.
Süper loto'nun büyük ikramiyesi bana vurmuş kadar sevinçliydim.
Neden kendi işimi yapmadığımı sorgulamıyordum bile.
Kafamın içi bomboştu.
Derken O'nun sesini duydum.
Davos fatihi'nin.
Elimdeki koliyi bırakmadan koşarak salona girdim.
Televizyon kumandasını alıp sesi sonuna kadar açtım.
O ise bütün azametiyle meydanda elinde mikrofon bağırıyordu;
"Hızlı Tren Projesi" biziiiimmm iktidarımız zamanında olmuşturrr... Yurdun her tarafını demir ağlarla sardıııkk... Biiizzz vatanaaaa hizmettt için varızzzz."
Gözlerim dolu dolu seyrederken, koliden çıkardığım ülker bisküviyi kemiriyor, altyapı yetersizliğinden 38 kişinin öldüğü,80 kişinin yaralandığı "hızlı! tren" kazasını aklıma bile getirmek istemiyordum.
Isparta'daki uçak kazasından sonra çözülemeyen kara kutuları da!
Amsterdam'da düşen uçakla birlikte "kimsenin burnu kanamadı" açıklamalarını da!
Bak yine başıma ağrılar giriyordu düşündükçe. Aklımdan bu düşünceleri kovup, doğruca Rabbime sordum.
İçimden bir ses:
Sen bilirsin. dedi.
Özgür


