Insanlar yuzyillar boyunca icgudusel olarak, hayvan davranislarini gozlemleyerek veya deneme-yanilma yoluyla hangi bitkilerin zehirli, hangilerinin gida, hangilerinin ise ilac amaciyla kullanilabilecegini ogrenmis ve bu bilgiler surekli aktarilarak gunumuze kadar ulasabilmistir. Bizler bugun o bilgileri bilim suzgecinden gecirerek yeni ilaclar kesfediyoruz veya geleneksel tipta kullanilan bitkilerin yararli ozelliklerini ispatliyoruz.
Basit bir yaklasimla bakacak olursak, bir ilac tableti ile bir tibbi bitki yapragi arasinda pratik olarak fark yoktur. Her ikisi de vucutta etkilerini icerdikleri kimyasallar yoluyla yaparlar. Tabletin ozelligi icindeki kimyasalin dozunun ayarlanmis olmasidir. Yaprakta ise kimyasallar daha dusuk dozda bulunurlar. Bu nedenle aralarinda doz farki vardir. Alinacak yaprak sayisi arttirilarak veya icindeki kimyasallar tuketme (ekstraksiyon) yoluyla zenginlestirilerek etkili doza ulasilabilir. Anlasilabilecegi gibi bir maddeyi ilac yapan onun vucuda verilebilecek sekle sokulabilmesi ve uygun dozudur. Bu da standardizasyonla saglanir.
Tibbi bitkilerin tarihi insanlik tarihi kadar eskidir. Hakkari'nin guneyinde Kuzey Irak'in kuzey sinirinda bulunan Sanidar magarasinda Neanderthal insana ait iskeletlerin bulundugu mezarlarda tibbi bitkilere ait polenlere bolca rastlanmis olmasi M.O. 50.000 yillarinda o bolgede tibbi bitkilerin kullanildiginin kaniti olarak gosterilmektedir. Son 5000 yillik dunya tarihinde butun uygar kavimlerin biraktigi eserler bitkileri hastaliklarin tedavisinde kullandiklarina isaret etmektedir. Bunlar arasinda Asurlulari, Sumerleri, Hititleri, eski Misirlilari ve daha yakin zamanlarda Roma, Grek, Bizans ve Osmanli medeniyetlerini sayabiliriz. Geleneksel Cin Tibbi ile Hindistan alt kitasinda hukum suren Ayurveda, Siddha ve Yunani tip sistemleri de cok koklu bir gecmise sahiptir.
Ulkemizde tibbi bitki denince akla aktarlar ve kocakari ilaclari gelmekte. Yani, bitkiler halkin hemen hemen tum kesimlerince sempatik bulunurken, tip mensuplari konuya suphe ve kusku ile bakmakta. Tabii bunun cesitli sebepleri var. 1950'li yillarda Tip Fakultelerinin egitim programlarindan bitkilerle tedaviyi de icine alan Materia Medica dersinin cikarilmasi sonucu, hekimlerimiz tibbi bitkiler konusunda egitim almadan mezun oluyorlar. Avrupa ve Amerika'da, hic olmazsa, alternatif ve tamamlayici tip adi altinda bu egitim verilmekte iken ulkemizde henuz bu konuda bir niyet veya girisim yoktur. Halbuki hekimlerimizin, kokenini bilerek veya bilmeyerek recetelerine yazdigi morfin, kodein, papaverin, kinin, kinidin, atropin, hiyosin, digitoksin, digoksin, sennozit, taksol, rezerpin, rutin, vinkristin, vinblastin, mentol, timol, okaliptol, ginkgo ekstresi, ginseng ekstresi, vb. gibi yuzlerce ilac hammaddesi bitkilerden elde edilmektedir. Bir iki istisna disinda butun antibiyotikler ve mantar oldurucu ilaclar mikroorganizmalar tarafindan uretilmektedir. Bilhassa, Almanya'da bitkisel ilac endustrisinin gelismis olmasi ve piyasada cok sayida bitkisel ilac bulunmasi, 1980'lerin basinda, halkin hekimleri recetelerine bitkisel ilac yazmaya zorlamalari sonucunu dogurmus ve bu talep artisi, Tip ogrencilerinin baskisiyla Tip Fakultelerini ders programlarina bitkilerle tedavi dersleri koymaya itmistir. Ulkemizde ne yazik ki ilac sanayiimiz cok az sayida bitkisel mustahzar uretmektedir ve bu yuzden Turkiye ithal bitkisel ilac ve caylarin kontrolsuz pazari haline gelmistir. Pek cok bitkisel formul "gida takviyesi" sinifina dahil edilip Tarim Bakanliginin izniyle yurda girmekte ve Saglik Bakanligi'nin konuya gereken hassasiyeti gostermemesi yuzunden farkli standartlarda cok sayida yerli ve yabanci bitkisel urun kontrolsuz bir sekilde kullanima sunulmaktadir.
Bu konuda alinmasi gereken ilk ve en onemli onlem, tedavide kullanimi amaclayan her turlu tibbi bitkisel urunun, ister ilac, ister tibbi cay isterse gida takviyesi olsun sadece eczaneler eliyle satilmasini saglamak olmalidir. Zira, eczaci, tibbi bitkiler ve bitkisel ilaclar konusunda universite egitimi almis tek meslek mensubudur ve ulkemizde ilaclarin imalati ve dagitimi yasalarimiza gore sadece eczacilar tarafindan yapilabilir. Saglik Bakanligi, Almanya'da oldugu gibi, Standart Cay Ruhsatlari hazirlayip, prospektusleriyle birlikte resmi gazetede yayinlamali ve bu urunleri her eczane Bakanliktan izne gerek olmadan hazirlayip kendi etiketiyle eczanesinde satabilmelidir. Yetkisiz ve bilgisiz kisi ve kuruluslarin bu urunleri uretmesi, ithal etmesi ve dagitmasi engellenmelidir.
Tedavide kullanilmasi onerilen bitkiler Turkiye'nin de 1994 yilindan beri uyesi oldugu Avrupa Farmakope'sinde kayitlidir. En son baskisi 2005'de yapilan bu kitap ve ekleri Avrupa'da oldugu gibi ulkemizde de yasal uyma zorunlulugu olan bir resmi belge niteligindedir. Turkiye'nin de uye verdigi cok genis bir uzmanlar grubu tarafindan titizlikle hazirlanan ve surekli guncellenen Avrupa Farmakopesinde halen 200'u askin tibbi bitki standarti mevcuttur. Eczacilarin temel kitabi olan farmakopedeki standartlar sentetik ve dogal ilac hammaddelerinin kalite sinirlarini ve yapilmasi gereken standart test ve miktar tayini yontemlerini belirledigi icin ilac kalitesinin surekli iyi olmasinin bir nevi teminatidir.
Halk tarafindan tedavide kullanilan bitkilerin sayisi tum dunya'da 70.000 olarak tahmin edilmektedir. Ulkemizde 1000 kadar bitki tibbi amaclarla kullanilmaktadir. Dunya nufusunun %80'i tedavi icin tibbi bitkilerden medet ummaktadir zira gelismekte ulkelerde yasayan bu nufus modern tip olanaklarindan yoksundur. Cin ve Hindistan gibi nufusu kalabalik ve genellikle yoksul ulkelerde geleneksel tip sistemleri gucludur ve bugun de hukmunu surdurmektedir.
Halkimizin bitkisel ilaclarin kullanimi konusunda dikkatli ve duyarli olmasi gerekir. Bitkilerle tedaviden iyi sonuc alinmasi su faktorlere baglidir: <!--[if !supportLineBreakNewLine]-->
<!--[endif]-->
Dogru bitkinin, dogru zamanda toplanmis olmasi, dogru kisminin kullanilmasi
Taze kullanilacak bitkinin curumeden kullanilmasi, kurutulacak veya islemden gecirilecekse bunun uygun sekilde yapilmasi
Ilacin dogru yontemle, dogru sekilde ve uygun miktar hammadde kullanilarak hazirlanmasi ve dogru dozda alinmasi
O bitkisel urunun ilac hazirlamaya uygun miktar ve dogru bitki kimyasallarini icermesi
O bitkisel urun ile ilgili bilimsel literaturun uzmanlarca dogru okunmasi, degerlendirilmesi ve dogru tibbi tavsiyenin alinmasi
Bu bes unsur gerceklestigi takdirde bitkisel tedaviden arzulanan sonuc alinabilir. Surasi unutulmamalidir ki ev ilaclarinin hazirlanmasinda kullanilan ihlamur, nane, kekik, adacayi, rezene, dereotu meyvesi, anason, papatya, salep, zencefil, kakule, vs. gibi masum bitkiler sadece basit rahatsizliklarin semptomatik tedavisinde kullanilmalidir. Daha ciddi hastaliklarda mutlaka modern tibbin olanaklarindan yararlanmak gerekir. Uzerinde yeterince toksisite testleri ve klinik deneyler yapilmamis veya cok uzun suredir halk arasinda guvenli ve etkili kullanimi bilinmeyen bitkilerle kulaktan dolma eksIk bilgilerle yapilacak tedavi girisimi husranla sonuclanabilir. Zira, bilinmelidir ki, bitkiler de vucuttaki etkilerini diger ilaclarda oldugu gibi icerdikleri kimyasallar yoluyla gerceklestirirler. Yanlis ilac kullanimi nasil komplikasyonlara ve istenmeyen durumlarin olusmasina yol acabiliyorsa, yanlis bitki kullanimi da benzer istenmeyen sonuclari dogurabilir.
Ilac sanayiinin bitkisel ilac gelistirmeye yonelik yatirim yapmakta tereddutlu davranmasinin bir nedeni bitkilerin patentlenememesidir. Kullanim yolu patentlenebilir ama sanayi bunu yine de bir risk olarak gormektedir. Bir baska risk, geleneksel kullanimi olan bir bitkiden ilac gelistirildiginde, ilk bilginin sagladigi yore insaninin o ilactan hak talep etmesidir. Ancak, pek cok firma urettigi standart bitki ekstrelerinin etkilerini ve guvenirliklerini klinik deneylerle ispatladigi icin dunya capinda basari saglamis bitkisel ilaclari piyasaya surebilmistir. Ginkgo biloba (Mabet agaci) yapraklarinin standart ekstresi ulkemizde Tebokan adiyla beyinde kan dolasimini duzenleyici etkisinden oturu cok satilan ve bilhassa yaslilarin kullandigi receteli bir bitkisel ilactir.
Yaptigimiz bir on incelemeye gore dunya uzerinde 96 bitki uzerinde 748 adet klinik deney yapildigi anlasilmistir. Bunlar arasinda meyan koku 67 deneyle ilk sirayi almaktadir. Ikinci sirada 52 deneyle sari kantaron yer almakta, onu 42 deneyle sarimsak izlemektedir.
Gonul ister ki her tibbi bitki klinik deneylere tabi tutulabilsin. Ama ne yazik ki klinik denemeler yuksek maliyetli ve zahmetli uygulamalardir ve bu maliyeti ancak buyuk ilac firmalari yuklenebilir. Bu nedenle, ancak, hayvan deneylerinde olaganustu etki gosteren bitkiler uzerinde klinik deneme yapilmaktadir. Piyasada receteli bitkisel ilaclarin azligi yukarida siraladigim sebepler yuzundendir. Yine de bitkiler âleminin buyuk bir potansiyel tasidigi bu sanayi tarafindan kabul edilmektedir. Zira, dunyamizda mikroorganizmalar 3.8 milyar yil; algler 1.8 milyar yil; kara bitkileri ise 450 milyon yildir evrimlesmektedir. Bu canlilarin sahip oldugu biyokimyasal cesitlilik bilim adamlarinin sentezleyebileceginin cok cok ustundedir. Bu potansiyel kaynagin sadece %10'unu iyi-kotu inceledigimizi farz edersek, dunyamizin sahip oldugu biyokimyasal cesitliligi yasam kalitesini yukseltmek amaciyla kullanabilmek icin daha cok calismamiz gereklidir.
Prof.Dr.K.Husnu Can BASERBu posta 1391 defa okundu

