| ESRAR-I SON |
|
|
|
| siyah tarafından yazıldı. | |||
| PerÅŸembe, 16 Ekim 2008 23:57 | |||
![]() Bir ses ki altın bilezikler gibi o kokuyu taşır Bir ses ki bir tüy gibi taşır ebabilleri. Hurilerin yuvası, gözlerin derininde Ses verir kanatlanmış düş/eğrileri Sabahtan önce kurulur karlar başıma Yağmur sıcak sıcak düşer yanağıma Görürüm her vahşi nemde gözlerini. Ellerinin bıraktığı izlerden bellisin Kapatma gözlerini, öpüyorum parmak izlerini Kalk da düşler kurulsun yanağına Zaman kar gibi düş/sün gözlerine. Zaman bir kor yanığı gibi doldursun Acılarının hayatla boşluğunu…  Dinle ve ısrar et sızımı Bir deprem, bir yağmur alev gibi düş/tü altın yazıtlara Bir gülüş ki can verir, kapalı gözlerime Bir gülüş ki düş verir, merhametime. Gözlerinin dibinde ulur sessizliğimin çığlığı Zeytin karanlığının barışıdır, sıcak ve ipince Issız bir türkü söylersin, gurur çiçeklerinde Bir mumun çiziğinde sallanır, Mushaf sözleri Gözlerimin gözlerine değdirdiği yerde/sin. Gözlerin, gözlerin ve parmak uçların Geziyor baharın çiçeklerinde Gözlerin, gözlerin ve parmak uçların… Seni doya doya almalıyım Ben öteliyim.  Ne çok acı var/mış gerçekliğini yitiren gözlerinde Saat ne kadar da çabuk geçer/miş Akşam olunca, ezanında kalırken Sarı bir çiçek buruşur, hüzün limanında Gitmemeliyim, sesinin soluğunda Masum bakışında yerleşmeliyim. Utanırken aya, kalmalıyım yanında. Henüz dinlemedin benden, yeni başlıyor şiirler En güzel şiirini, sessizliğim söyler Sabırla olgunlaşacak, uzaklığında başaklar Sabırla büyüyecek, uzaklığında başaklar. Kapanır sonrasında, yollarında giderken gözlerim Uyudu sanırım taşlar, loş aydınlıktaki kırmızı ışıkta Gözlerin gelirken aklıma, yakarım metropoldeki Neon aydınlıklarını. Ne çok acı varmış, gözlerine bakarken gerçekliğini yitirmiş. Bilal Can
|
| Bugün | 206 |
| Dün | 1570 |
| Bu Hafta | 8129 |
| Bu Ay | 49785 |
| Toplam | 2315942 |