CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, Irak’ı ziyaretinde
“Kürdistan” sözcüğünü kullandı mı, kullanmadı mı?
Cüneyt Özdemir’in dediği gibi, “Güneydoğu’da yerel seçimin galibi PKK” mı?
Biz bunları tartışırken ve seçimden sonra bile Güneydoğu’da “Biji Apo” sloganları atılırken, Hulusi Turgut’un kitabı çıktı piyasaya...
Hulusi Turgut, gündeme göre kitap yayınlamakta usta bir yazar. Mesut Barzani gündemde ise “Barzani Dosyası”nı, Abdullah Öcalan gündemde ise “130 Günlük Kovalamaca” adını taşıyan ve Öcalan’ı yakalamak için üç kıtada sürdürülen takibin belgeselini yayınlıyor. Onca belgeyi nasıl topladığına, onca bilgiyi nasıl bir araya getirdiğine akıl sır erdirmek zor.
“130 Günlük Kovalamaca” da, bir polisiye roman tadında okumaya başlayınca, bitirmeden bırakamıyorsunuz.
Mesela kitabın önsözünün bir bölümünde şunlar anlatılıyor:
“Kıtalararası bir telefon konuşmasındaki şu ilginç mesaj, dünya kamuoyunun peşine düştüğü olayın en can alıcı şifresiydi: ‘Bir uçak gelecek, karşılanmasıyla ilgilenin. Yolcuları bir hafta boyunca ağırlayın. Safariye çıkmak istiyorlar. Onlara gereken ilgiyi gösterin, ayrıca aslanlar ve kaplanlar ayarlayın.’
Yolcular gelmişti. Ağırlandılar. Bu arada başka bir telefon konuşmasında yine şifreler yarışı vardı. Bu sefer şöyle deniyordu: ‘Söylediklerinizi Büyük Şarkıcı’ya söyleyeceğim. Büyük Şarkıcı’nın şarkısını dinledikten sonra, size şarkı söyleyeceğim.”
İnsan bunları okuyunca, diplomasiye ve diplomatlara bir kez daha saygı duyuyor. Sayın Başbakanımızın “Monşerler” dediği diplomatlara...
*
“130 Günlük Kovalamaca”yı okurken, bilmediğimiz birçok bilgiye de ulaşıyoruz.
Abdullah Öcalan’ın yakalanması ve Türkiye’ye teslim edilmesi için Kenya’nın neden seçildiğini bilmiyorduk mesela...
Meğer orası, hiç Kürt’ün bulunmadığı, CiA ve MOSSAD’ın eylem alanı bir ülkeymiş.
1999 yılında Suriye ile savaşın eşiğinden döndüğümüzü de kitaptan öğreniyoruz. Zamanın Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu, “Suriye ile gerekirse savaşacaktık. Bunun kolay bir savaş olacağını düşünüyorduk. Eylem planımızı MGK’ya taşıdık” diyor.
Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in Türkiye-Suriye savaşını önlemek için Ankara’ya geldiğini de...
Bunun öncesi de var tabii.
Demirel’in Esad’a Öcalan’ın Suriye’deki adresini vermesi, sabrımızın taşmak üzere olduğunu dünyaya ilan etmesi, Suriye’nin Türkiye’ye sabotajcı göndermesi ve ABD’nin Öcalan’ı teslim edelim teklifi...
*
GAZETECİ-yazar Hulusi Turgut, kriptoları, bilgi ve belgeleri birleştirmiş, zamanın Başbakanı Mesut Yılmaz, Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu ve Devlet Bakanı Cavit Çağlar ile de görüşerek, dört dörtlük bir belgesel hazırlamış.
Abdullah Öcalan’ı Kenya’dan Türkiye’ye getirmek için Cavit Çağlar’ın şirketinden uçak kiralanmıştı.
O uçak şimdi nerede diye hep merak ederdim.
Meğer o uçak, PKK’nın hedefi olunca, bir Fransız işadamına satılmış.
powered by SitelinkxBu posta 512 defa okundu
Cüneyt Özdemir’in dediği gibi, “Güneydoğu’da yerel seçimin galibi PKK” mı?
Biz bunları tartışırken ve seçimden sonra bile Güneydoğu’da “Biji Apo” sloganları atılırken, Hulusi Turgut’un kitabı çıktı piyasaya...
Hulusi Turgut, gündeme göre kitap yayınlamakta usta bir yazar. Mesut Barzani gündemde ise “Barzani Dosyası”nı, Abdullah Öcalan gündemde ise “130 Günlük Kovalamaca” adını taşıyan ve Öcalan’ı yakalamak için üç kıtada sürdürülen takibin belgeselini yayınlıyor. Onca belgeyi nasıl topladığına, onca bilgiyi nasıl bir araya getirdiğine akıl sır erdirmek zor.
“130 Günlük Kovalamaca” da, bir polisiye roman tadında okumaya başlayınca, bitirmeden bırakamıyorsunuz.
Mesela kitabın önsözünün bir bölümünde şunlar anlatılıyor:
“Kıtalararası bir telefon konuşmasındaki şu ilginç mesaj, dünya kamuoyunun peşine düştüğü olayın en can alıcı şifresiydi: ‘Bir uçak gelecek, karşılanmasıyla ilgilenin. Yolcuları bir hafta boyunca ağırlayın. Safariye çıkmak istiyorlar. Onlara gereken ilgiyi gösterin, ayrıca aslanlar ve kaplanlar ayarlayın.’
Yolcular gelmişti. Ağırlandılar. Bu arada başka bir telefon konuşmasında yine şifreler yarışı vardı. Bu sefer şöyle deniyordu: ‘Söylediklerinizi Büyük Şarkıcı’ya söyleyeceğim. Büyük Şarkıcı’nın şarkısını dinledikten sonra, size şarkı söyleyeceğim.”
İnsan bunları okuyunca, diplomasiye ve diplomatlara bir kez daha saygı duyuyor. Sayın Başbakanımızın “Monşerler” dediği diplomatlara...
*
“130 Günlük Kovalamaca”yı okurken, bilmediğimiz birçok bilgiye de ulaşıyoruz.
Abdullah Öcalan’ın yakalanması ve Türkiye’ye teslim edilmesi için Kenya’nın neden seçildiğini bilmiyorduk mesela...
Meğer orası, hiç Kürt’ün bulunmadığı, CiA ve MOSSAD’ın eylem alanı bir ülkeymiş.
1999 yılında Suriye ile savaşın eşiğinden döndüğümüzü de kitaptan öğreniyoruz. Zamanın Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu, “Suriye ile gerekirse savaşacaktık. Bunun kolay bir savaş olacağını düşünüyorduk. Eylem planımızı MGK’ya taşıdık” diyor.
Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in Türkiye-Suriye savaşını önlemek için Ankara’ya geldiğini de...
Bunun öncesi de var tabii.
Demirel’in Esad’a Öcalan’ın Suriye’deki adresini vermesi, sabrımızın taşmak üzere olduğunu dünyaya ilan etmesi, Suriye’nin Türkiye’ye sabotajcı göndermesi ve ABD’nin Öcalan’ı teslim edelim teklifi...
*
GAZETECİ-yazar Hulusi Turgut, kriptoları, bilgi ve belgeleri birleştirmiş, zamanın Başbakanı Mesut Yılmaz, Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu ve Devlet Bakanı Cavit Çağlar ile de görüşerek, dört dörtlük bir belgesel hazırlamış.
Abdullah Öcalan’ı Kenya’dan Türkiye’ye getirmek için Cavit Çağlar’ın şirketinden uçak kiralanmıştı.
O uçak şimdi nerede diye hep merak ederdim.
Meğer o uçak, PKK’nın hedefi olunca, bir Fransız işadamına satılmış.
powered by SitelinkxBu posta 512 defa okundu






