| ABD'NİN YENİ NATO ve AVRASYA HESABI |
|
|
|
| Bora tarafından yazıldı. | |||
| Çarşamba, 20 Mayıs 2009 23:56 | |||
|
Mehmet Ali
Güller GİRİŞ ABD, Büyük OrtadoÄŸu’da yaÅŸadığı geri çekilmeleri telafi etmek için, aslında Bush döneminde baÅŸlattığı “NATO’yu devreye sokma politikasını” olgunlaÅŸtırarak Obama döneminde yürürlülüğe soktu. ABD, bu dönemde NATO’yu tıpkı 1991 öncesinde olduÄŸu gibi yine “saldırı” ve “denetleme” aracı olarak deÄŸerlendirecek. 2001 yılından beri doÄŸuya ve güneye doÄŸru geniÅŸlemeyi sürdüren NATO, 60. yılında 28 üyeli hale gelerek, “küresel bir askeri aygıt” misyonunu hedefliyor. ABD, NATO’yu geniÅŸleterek ve Afganistan’da olduÄŸu gibi “alan dışı”na çıkartarak, Rusya’yı güneyden kuÅŸatma ve Çin’e uzanmayı planlamaktadı r. ABD Irak’tan kademe kademe çekilerek Baltık devletlerinden baÅŸlayıp DoÄŸu Avrupa devletleri, Karadeniz devletleri (Batıda Romanya ve Bulgaristan, güneyde Türkiye, kuzeyde Ukrayna ve doÄŸuda Gürcistan), Afganistan-Pakistan hattı ile Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’ ne üsler vasıtasıyla yerleÅŸmeye çalışmaktadır. Washington bu hattı saÄŸlamlaÅŸtırdığı oranda, hem Rusya’yı kuÅŸatmış, hem Çin’e uzanmış hem de bu iki kutup devlet arasına kama gibi girmiÅŸ olacak. Bush döneminde büyük yenilgiler alan ABD Projesi, Obama’nın ilk aylarında da Özbek ve Kırgız hükümetlerinin Rusya’yla ittifak yaparak ABD üslerini kapatması nedeniyle bir yenilgi daha aldı. ABD bu hatta yığınak yapmak istediÄŸi için kademe kademe Irak’tan çekilecek, Bush döneminde üstüne gittiÄŸi İran’a karşı sertlik politikalarından vazgeçip iliÅŸki yolları arayacak ve İsrail’i Filistin konusunda kısmen frenleyecek. ABD’nin Baltık Devletlerinden baÅŸlayarak Orta Asya’ya uzatmak istediÄŸi hattın ağırlık merkezini ise Afganistan ve Pakistan oluÅŸturacak. (1) Ekonomik krizle boÄŸuÅŸan ABD’nin bu zorluktaki Avrasya hesabını hayata geçirebilmek için kullanacağı aygıt ise NATO’dur; daha doÄŸrusu “Yeni NATO”dur. ABD’nin, yeni NATO’yla baÅŸarıya ulaÅŸmasının yolu ise 3 devletle iliÅŸkisine baÄŸlıdır. 1.     AB ile ortaklık. a.      Washington, AB’nin çıkarlarının son tahlilde Batı ittifakı içinde olduÄŸuna Brüksel’i ikna etmek zorunda. b.     Fransa’nın NATO’ya dönüşüyle Avrupa Ordusu kurulması projesi bir kez daha rafa kaldırıldı. c.      ABD olası bir kutup potansiyeli taşıyan AB’yi, NATO iliÅŸkileri içerisinde 1991 öncesinde olduÄŸu gibi yine denetim altında tutacak. d.     ABD olası bir kutup potansiyeli taşıyan AB’yi derinleÅŸmek yerine geniÅŸlemeye zorlayacak. Washington AB içine daha çok Truva Atı yerleÅŸtirmeyi ve AB’nin baÄŸlarını zayıflatmayı amaçlıyor. 2.     Türkiye ile “model ortaklık”. a.      Washington Irak’tan çekilirken Kuzey Irak’ta kurduÄŸu devleti, Türkiye’nin himayesine kabul ettirmeye çalışacak. ABD bu plan için yıllarca kullandığı PKK’yı da “kısmen” tasfiye edecek. b.     ABD Baltık devletlerinden baÅŸlayarak Orta Asya’ya uzanan hattın en önemli bileÅŸeni olan Türkiye’yi, “Rusya-Çin-İran” seçeneÄŸinin oluÅŸmaması koÅŸullarını saÄŸlamamaya zorlayacak. İç politik baskı aracı olarak NATO geleneksel rolünü yeniden oynayacak. ABD Ankara’yı NATO-Gladyo aracılığıyla denetim altında tutmaya çalışacak. 3.     Rusya ile çatışma konularında ısrar etmeme ve bekleme. a.      ABD Ukrayna’yı NATO’ya üye yaparak Rusya’yla direkt karşı karşıya gelmektense, Ukrayna’nın öncelikle AB’ye üye olmasını bekleyecek. b.     ABD “DoÄŸu Avrupa’ya füze kalkanı kurma” projesi için fırsat kollayacak. c.      ABD Gürcistan için de Kafkas dengelerini lehe çevirme politikalarına devam edecek. d.     ABD NATO-Rusya Konseyi’ni yeniden canlandıracak.
“AMERİKAN LİDERLİĞİNİ YENİLEMEK” NATO’nun yeni dönem stratejisini ya da “Yeni NATO”yu analiz etmeye yarayacak en önemli belgelerden biri ABD Devlet BaÅŸkanı Barack Obama’nın, Foreign Affairs’in Temmuz/AÄŸustos 2007 sayısında yayınlanan “Amerikan liderliÄŸini yenilemek” baÅŸlıklı makalesidir. Obama bu makalede, Washington’un (NATO’nun) yeni dönemde uygulayacağı politikaları genel hatlarıyla özetlemiÅŸtir. Daha doÄŸrusu ABD Devleti bu makalede, Bush’la erozyona uÄŸrayan “ABD’nin küresel liderliÄŸini” yeniden canlandırmanın yol haritasını çiziyor. Obama, “tehditlerin küresel terörden, haydut devletlerden ve ülkelerini kontrol edemeyen zayıf devletlerden geldiÄŸini” belirtiyor ve “bu tehditlerin varlığının aslında ABD liderliÄŸine çaÄŸrı olduÄŸunu” savunuyor. (2) “ABD’NİN DİKKATİNİ BÜYÜK ORTADOÄžU’YA YÖNELTMEK” Clinton Doktrini’nin devamı niteliÄŸi taşıyacak Obama’lı dönemde, “Washington’un önceliÄŸi Irak savaşını sona erdirmek ve ABD’nin dikkatini Büyük OrtadoÄŸu’ya yöneltmek”! Obama “Irak’tan çekilmenin ve bu ülkede iyi kötü bir çözüm bulunmasının ABD’nin Büyük OrtadoÄŸu’daki diÄŸer planları için hayati olduÄŸunu” savunuyor. (3) Obama, “yeni dönemde askeri gücü savunma amaçlı durumların dışında, küresel istikrarın temin edilmesi için de kullanmanın gerekebileceÄŸ ini” belirtiyor ve “bu durumda uluslararası desteÄŸin saÄŸlanması gerektiÄŸinin ÅŸart olduÄŸunu” vurguluyor. (4) “YENİDEN ANTİ-KOMÜNİST İŞBİRLİĞİ” Obama, bu noktada “yeni dönem ABD/NATO politikalarını n merkezinde Afganistan ve Pakistan’ın olacağını, KeÅŸmir ve PeÅŸtun krizlerini çözme çabası göstereceklerini” belirtiyor. “Diplomatik çaba ve giriÅŸimlerin yanında askeri yöntemlere de ağırlık verileceÄŸini” söyleyen Obama, Washington’un “SoÄŸuk Savaşı kazanan anti-komünist iÅŸbirliÄŸine benzer bir oluÅŸumu” hayata geçireceÄŸini ve “Cibuti’den Kandahar’a kadar saldırıya hazır bir ÅŸekilde konuÅŸlanacak güçlü bir askeri oluÅŸum kurmayı” hedeflediÄŸini belirtiyor. Obama “Küresel Amerikan LiderliÄŸi için yeni ittifaklar, ortaklıklar ve kurumlar kurmayı” hedefliyor. (5) YENİ NATO İLE YENİ YÖNTEMLER 3-4 Nisan 2009 tarihli son NATO Zirvesi, NATO’nun “Yeni NATO”ya dönüştürülmesinin karara baÄŸlandığı bir zirve oldu. Yeni NATO “Stratejik Kavram” ve “Kapsamlı Yaklaşım” adını taşıyan iki yeni konsept çerçevesinde dönüştürülecek. “Stratejik Kavram” konsepti, Yeni NATO’nun yeni ilgi alanlarını, tehdit algılamalarını ve misyon anlayışını belirliyor. “Kapsamlı Yaklaşım” konsepti ise “askeri yöntem dışında baÅŸvurulacak siyasi, ekonomik ve sosyal yöntemleri” belirliyor. Sami Kohen, bu iki projenin olgunlaÅŸtırılması yla, “eskisinden farklı, günün koÅŸullarına uygun yeni bir NATO’nun ortaya çıkacağını” belirtiyor. (6) YENİ NATO VE YENİ(DEN) ORTAKLIKLAR ABD’nin AB, Türkiye ve Rusya ile olumlu-olumsuz iliÅŸkileri, hesaplarının gerçekleÅŸip gerçekleÅŸmemesini gösterecek. 1.     ABD/YENİ NATO – AB ORTAKLIÄžI ABD’nin AB ile iliÅŸkisi iç içe geçmiÅŸ halkalar ÅŸeklindedir. ABD’nin Yeni NATO üzerinden AB ile kurduÄŸu iliÅŸki hem AB lehine hem aleyhine cereyan etmektedir. Clinton’un “AB’nin ABD yararına geniÅŸletilmesi” politikası Obama döneminde de sürecek. Clinton, NATO’nun geniÅŸlemesi konusunda “NATO’yu 1999 yılından baÅŸlayarak geniÅŸletmeliyiz. Böylece bir zamanlar düşmanımız olan ülkeler müttefikimiz olacaktır... GeniÅŸletilmiÅŸ NATO, Amerika için iyidir” demekteydi. (7) Obama döneminde bu politika daha da teÅŸvik edilecek. ABD’nin en önemli dört politika yapım kurumu tarafından hazırlanan “İttifakın yeniden doÄŸuÅŸu: 21. Yüzyıl için Atlantik SözleÅŸmesi – Washington’un NATO Projesi” baÅŸlıklı kapsamlı raporda, ABD ve AB’nin NATO üzerinden birbirine yeniden baÄŸlanması-çapalanması gerektiÄŸi belirtiliyor. (8)
a.      ABD’nin tek kutuplu dünya politikasına karşı çıkan Almanya-Fransa merkezli AB, son 10 yıl içinde belirlediÄŸi coÄŸrafyaya kadar geniÅŸledi. Brüksel, son dönemde de geniÅŸlemeyi bırakıp derinleÅŸmeyi/ entegrasyonu önüne görev koydu. ABD’yle OrtadoÄŸu konusunda çıkar çatışması yaÅŸayan AB, hem Irak konusunda Washington’u yalnız bıraktı hem de baÅŸta enerji olmak üzere önemli bazı konularda Rusya’yla yakınlaÅŸtı. Washington, Avrasya’ya hakim olmak için AB ile ortaklık kurmak ve AB’nin çıkarlarının son tahlilde batı ittifakı içinde olduÄŸuna Brüksel’i ikna etmek; geleneksel anti-komünist (ÅŸimdi de anti-Avrasya) ittifakı hayata geçirmek zorunda. b.     Washington, 1999 yılından beri “Avrupa Ordusu” kurmaya çalışan AB’nin karşısına ÅŸimdi de “Yeni NATO” engeli çıkardı. ABD, Avrupa Ordusu’nu engellemek için NATO’yu AB içinde daha da geniÅŸletiyor. ABD, 60. yıl zirvesinde Hırvatistan ve Arnavutluk’u da NATO saflarına katarak 28 üyeli bir yapı oluÅŸturdu. Avrupa’da geniÅŸleyen NATO, bir kez daha “Avrupa Ordusu” arzusunun önüne geçti. “NATO’yu geniÅŸleterek” ABD’nin etki alanını büyütmek isteyen Barack Obama, 60. Yıl zirvesinden hemen önce Fransa CumhurbaÅŸkanı Sarkozy ile yaptığı görüşmenin ardından AB’ye ÅŸu önemli mesajı verdi: “Avrupa’nın savunma yeteneklerini güçlendirmesini bekliyoruz… Biz Avrupa’nın patronu olmak istemiyoruz, Avrupa ile ortak olmak istiyoruz. Avrupa savunma alanında ne kadar daha güçlü olursa, bugün yüz yüze kaldığımız ortak sorunlara karşı daha uyumlu hareket edebiliriz.” (9) Fransa CumhurbaÅŸkanı Nicolas Sarkozy, De Guelle’nin 1966’da NATO’nun askeri kanadından çıkardığı Paris’i yeniden NATO’nun askeri kanadına döndürdü! Fransa’nın bu hamlesine, savunma harcaması yapmak istemeyen ve NATO güvencesinden memnun olan bazı AB ülkelerinin tutumu da eklenince, Almanya “Avrupa Ordusu” kurma konusunda yalnız kalmış oldu. Avrupa Parlamentosu’ nda 19 Åžubat 2009 tarihinde alınan “AB güvenliÄŸinde NATO’nun rolü” konulu karar AB’yi NATO’ya sıkı sıkı baÄŸlamıştır. GeliÅŸme, Le Monde Diplomatique’ de şöyle deÄŸerlendirilmiÅŸ tir: “Askeri gücü olmayan Avrupa BirliÄŸi ‘havlayan, ama ısırmayan bir köpek’ haline getirilmiÅŸtir. (10) c.      NATO’nun “savunma/saldı rı örgütü” olmasının ötesindeki baÅŸat özelliÄŸi yani üyesi olan devletleri ABD adına denetim altında tutma görevi, Obama’lı yeni dönemde tekrar hayata geçiyor. Washington, yeni dönemde de NATO aracılığıyla AB’yi denetim altında tutmaya çalışacak. d.     ABD olası bir kutup potansiyeli taşıyan AB’yi derinleÅŸmek yerine geniÅŸlemeye zorlayacak. Washington AB içine daha çok Truva Atı yerleÅŸtirecek ve AB’nin baÄŸlarını zayıflatacak. ABD, tüm AB ülkelerini NATO’ya alacak ve NATO’ya almak istediÄŸi tüm ülkeleri de AB’ye tam üyelik ya da imtiyazlı ortaklık ÅŸeklinde yerleÅŸtirmeye çalışacak.
2.     ABD/YENİ NATO – TÜRKİYE İLE MODEL ORTAKLIK ABD’nin Avrasya Hesabı’nda Irak’ın kuzeyi özel bir öneme sahip. Washington bu konuda yıllardır Türkiye’yi sıkıştırıyor. ABD, Irak’ın kuzeyinde kuracağı Kukla Devlet ile hem İsrail’in güvenliÄŸini saÄŸlamayı, hem Türkiye’yi kontrol edilebilir ÅŸekilde bölmeyi hem de bu devleti bir tramplen gibi kullanarak Balkanlar, Kafkaslar ve OrtadoÄŸu arasında kritik bir siyasi üs oluÅŸturmayı hedefliyor. ABD, Kukla Devlet içinde dünyanın en büyük askeri üssünü zaten kurmuÅŸ durumda. Irak’ın kuzeyi, Washington için bir devlet olmanın ötesinde, ABD’nin Türkiye’yi ve İran’ı denetim altında tutmak açısından büyük önem taşıyor. 1 Mart tezkere kriziyle önemli bir kırılma yaÅŸayan Türk-ABD iliÅŸkileri Obama döneminde hem Clinton politikalarıyla tamir edilmeye çalışılacak hem de Yeni NATO üzerinden biçimlendirilecek. Clinton, TBMM’de yaptığı konuÅŸmada Türkiye’yi ABD’nin Avrasya hesabına kapı açacak ya da kapatacak bir “kilit” olarak tanımlamıştı. Clinton döneminin en önemli politikası da, Ankara’yı Rusya-Çin-İran eksenine kaymaması için AB kapısına baÄŸlamaktı. Obama Clinton’un kaldığı yerden devam etme yolunda. ABD devleti Obamalı dönemde Türkiye’ye Clinton’un kilit tanımı benzeri bir tanım getirdi: “Model ortaklık”. Türkiye ziyaretinde “Küresel ve bölgesel sorunların çözümü Türkiye-ABD arasında model ortaklık kurulması ile mümkündür” diyen Obama “model ortaklık” tanımını da ÅŸu ÅŸekilde yaptı: “Türkiye’nin önemini vurgulamak istiyorum. Türkiye Batı ve DoÄŸu arasında köprü görevi gören bir ülke olarak adlandırılır. Sıradışı ve zengin bir mirasa sahip. Söz konusu eski medeniyet ve yeni ulus devletlerin birlikte barındığı, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye önem veren, canlı ekonomisi olan, NATO üyesi ve çoÄŸunluÄŸu Müslüman olan, bu anlamda özgün bir yere sahip. Bölgesel ve stratejik anlamda son derece önemli. Bunun sonucu olarak birlikte çalışmamız bizi heyecanlandırı yor. Birlikte çalışmak Müslüman dünyası ile Batı dünyası arasında birleÅŸmeyi saÄŸlayacak, bizi refah ve güvenliÄŸe götüren bir yol olacak. BaÅŸarı Türkiye ve ABD'nin model ortaklık oluÅŸturmasıyla mümkün olabilir. Baskın bir Hıristiyan ulusla Müslüman ulus bir araya gelecek ve iki kıtayı birleÅŸtirecek. Bizim son derece büyük bir Hıristiyan nüfusa sahip olmamıza raÄŸmen biz kendimizi vatandaÅŸların oluÅŸturduÄŸu, ideallerin birbirine baÄŸladığı bir ulus olarak görüyoruz. Laik bir ülke vaadinin ve hukuk üstünlüğüne saygı gösterme vaadinin sürdürülmesinin Batı ve DoÄŸu olarak birlikte hareket edebilecek olursak son derece sıradışı bir etkisi olacaktır.” (11)
a.      Model Ortaklık tanımı yeniyse de, ABD Devleti Türkiye ile bu dönemde uygulayacağı politikaları Bush’un son yılında olgunlaÅŸtırmaya baÅŸlamıştı. ABD devleti için bu dönemin temel çizgisi “PKK’nın tasfiyesi karşılığında Kukla Devleti Türkiye’ye tanıtmak” ÅŸeklinde özetlenebilir. Kademe kademe Irak’tan Irak’ın kuzeyine çekilecek yani kukla devletine yerleÅŸecek olan ABD, Türkiye’nin bu devleti himaye etmesine mecbur. Türkiye’nin himaye etmediÄŸi bir Kukla Devlet’in yaÅŸaması mümkün olmayacak. ABD bu plan için, yıllarca kullandığı PKK’yı da “kısmen” tasfiye edecek. Washington’un hedefinde GüneydoÄŸu Anadolu Bölgesi’nin tamamen BarzanileÅŸtirilmesi var. b.     ABD, 90’ların başında “hizadan çıktığını” tespit ettiÄŸi Türk Ordusu’nu yeniden hizaya sokmak için uzun süredir uÄŸraşıyor. Hükümetler üzerinden denetlemeye çalışmak ve içerden bölmek üzerine inÅŸa edilen TSK karşıtı hesaplarında baÅŸarı kazanamayan ABD, Yeni NATO’yu Türkiye’de çoktan harekete geçirdi. Washington Ergenekon tertibiyle, Yeni NATO’yu yine Ankara’yı denetim altında tutmak için araç olarak kullanıyor. c.      ABD ve Türkiye’nin ulusal menfaatleri ÅŸiddetli çatışma halindedir. Irak, Kıbrıs, Ermeni sorunu önde gelen çatışma alanlarıdır. Öyle ki, Türkiye dünyanın en anti-Amerikan dalgasının yükseldiÄŸi ülke olmuÅŸtur. 1 Mart 2003 tezkere kriziyle büyük kırılma yaÅŸayan Türk-Amerikan iliÅŸkilerini onarmak ve Türkiye’ye “stratejik ortak” ve “model ortak” kavramlarıyla BOP politikaları uygulatmak, Washington açısından olmazsa olmazdır. CIA Türkiye Masası eski ÅŸefi Graham Fuller, “Esasen Türkiye’nin, ABD politikalarını n hala Türk çıkarlarına hizmet ettiÄŸine ikna edilmesi gerekmektedir” demektedir. (12) İşte Yeni NATO bu “ikna” sürecinin aygıtı olacaktır!
3.     ABD/YENİ NATO – RUSYA İLE ÇATIÅžMA KONULARINDA ISRAR ETMEME ABD/Yeni NATO, Rusya’yı askeri-siyasi çevreleme politikasını sürdürecek ancak Bush döneminden farklı olarak “kontrollü çatışma” politikası izleyecek. Washington’un 2001-2008 yıllarına damga vuran “ya bendensin, ya düşmandansın” politikası, yeni dönemde “kontrollü çatışma” denilen, “çatışma konularında ısrar etmeme, bekleme, ortaklıklarla çevreleme” politikasına dönüşecek. “Washington’un NATO Projesi” raporunda iliÅŸki “niÅŸanlanma ve sorunları yeniden çözme” ÅŸeklinde tarif ediliyor. Rapor Moskova’yla yürütülecek politika için Washington’un önüne iki aÅŸamalı yol çiziyor. Buna göre izlenecek ilk yol, ABD’nin, potansiyel yarar saÄŸlayacak konuları somutlaÅŸtırması ve önde tutması; ikinci yol da, sorunları BM ve Helsinki prensipleri gibi uluslararası kurallar içinde ele alınmaya Moskova’yı zorlaması. (13)
Rusya’nın ABD’nin kışkırttığı Gürcistan’a 2008 AÄŸustos’unda verdiÄŸi sert yanıt sonrası rafa kaldırılan NATO-Rusya Konseyi çalışmaları, yeni dönemde tekrar hayata geçiyor. ABD, 5 Mart 2009’daki NATO DışiÅŸleri Bakanları toplantısında, NATO-Rusya Konseyi’nin yeniden harekete geçirilmesi kararını aldırdı. a.      Yeni NATO’nun Rusya’yla iliÅŸkiler konusunda en sıkıntılı olacağı çatışma alanlarının başında Ukrayna geliyor. Avrasya’yı çevreleme hattının önemli bir noktasında yer alan Ukrayna, ABD’nin son 5 yılda üzerine olanca abanmasına raÄŸmen, baÅŸarı elde edemediÄŸi bir ülke oldu. ABD/Yeni NATO bu dönemde Ukrayna’ya direkt abanmaktan vazgeçecek ve Rusya’yla dolaylı çatışmayı sürdürecek. Zbigniew Brzezinski ve Brent Scowcroft gibi politika yapıcıların ABD’ye bu konuda çizdiÄŸi yol haritası “AB’yi dışarıya uzanması için özendirmek” ve “AB’yi bu bölgelere itmek ve durumun günbegün geliÅŸmesine izin vermek” ÅŸeklinde. Brzezinski ve Scowcroft şöyle diyor: “AB’nin tüm üyeleri NATO üyesi olacak. Bu nedenle eÄŸer Ukrayna bir gün AB’nin bir parçası haline gelirse, NATO üyesi olmanın yollarını arayacaktır.” (14) ABD DoÄŸu Avrupa’ya füze kalkanı projesini de kısmen rafa kaldırıyor. Bush dönemimin önemli çatışma alanlarından biri olan bu konu, Rusya’nın sert tepkisine yol açmış ve Washington bu konuda ilerleme saÄŸlayamamıştı. Washington, yeni dönemde bu konuda da “kontrollü çatışma” politikası izleyecek ve AB’yi ileri cepheye sürecek. b.     Gürcistan da ABD’nin Bush döneminde abandığı ama Rusya engeline sert çarptığı bir çatışma alanı. Kafkaslara Gürcistan üzerinden girmeye çalışan ABD/NATO, Rusya’nın AÄŸustos 2008’de verdiÄŸi sert yanıtla büyük gerileme yaÅŸadı. Karadeniz’e dahil olmaya çalışan ABD, Rusya’nın bu hamlesiyle önemli mevziler kaybetti. Üstelik Rusya Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlıklarını tanıdı. Moskova Abhazya’nın Gudauta ve Güney Osetya’nın Åžinvali kentinde, 2010 yılında aktif hale gelecek iki üs hazırlıklarına baÅŸladı. Gürcistan’ın NATO’ya üyeliÄŸi konusu Moskova açısından kırmızı çizgi olma özelliÄŸi taşıyor. Rusya DışiÅŸleri Bakanı Sergei Lavrov, “Rusya ile Gürcistan arasında yaÅŸanan savaÅŸ, NATO’nun geniÅŸleme politikalarını n ne kadar tehlikeli sonuçlar doÄŸurabileceÄŸinin ispatıdır” diyerek ABD ve AB’ye uyarıda bulundu. “Gürcistan NATO’ya üye yapılırsa AÄŸustos krizi tekrarlanır” mesajı veren Moskova’nın kararlılığı yankı buldu ve Aralık ayındaki NATO zirvesinde, Almanya’nın bloke etmesiyle Gürcistan’ın “üyelik aksiyon planı”na dahil edilmesi engellenmiÅŸ oldu. c.      ABD 5 Mart 2009 tarihindeki NATO DışiÅŸleri Bakanları toplantısında NATO-Rusya Konseyi’nin yeniden iÅŸlerlik kazanmasını karara baÄŸlattı. Washington böylece, yeni dönemin “kontrollü çatışma” politikasını izleyecek aygıtı devreye sokmuÅŸ oldu. Ancak bu aygıt, yani NATO-Rusya Konseyi, aynı zamanda Moskova’nın NATO içine kama gibi girmesine de olanak vermekte.
SONUÇ 1990-2000 yılları arasında kısmen “dünyanın hakimi” olan ABD, Bush döneminde 2025’ten sonra da bu egemenliÄŸi sürdürebilmek için, stratejik hamleler yaptı ama kazanamadı. Üstelik 2000-2008 dönemi Rusya’nın yeniden toparlandığı, Çin’in dünya siyaset sahnesine daha ağırlıklı çıktığı, Hindistan’ın Avrasya ekseninde yükseldiÄŸi, Brezilya’nın ABD’nin arka bahçesini deÄŸiÅŸtirdiÄŸi, İran’ın Washington’a kafa tuttuÄŸu bir dönem oldu. 2009’a ağır ekonomik bunalımla giren ABD emperyalist devleti, ilerleyen yıllarda da süper güç olabilmek adına önüne koyduÄŸu Büyük OrtadoÄŸu Projesi’nde ilerleme saÄŸlayabilmek için Obama döneminde taktik deÄŸiÅŸikliklere gidiyor. İşte Yeni NATO bu taktik deÄŸiÅŸikliÄŸin uygulanmasının aracı olarak karşımıza çıkacak/çıkmaya baÅŸladı. Yeni NATO’nun karşısında da günbegün etkinliÄŸi artacak olan Åžangay İşbirliÄŸi Örügütü’nü göreceÄŸiz. Rusya ve Çin’in ABD’ye karşı askeri iÅŸbirliÄŸi aygıtı olan ŞİÖ, aynı zamanda ABD’nin hedefinde olan Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’ ne de kalkan görevi görüyor. ABD, son tahlilde dünyanın deÄŸiÅŸen dengeleri içinde baÅŸarı ÅŸansına asla sahip deÄŸil. 21 yy. ABD’nin gerilemesine ve Avrasya’nın yükselmesine sahne olacak. Çıkarları ABD ile çeliÅŸen Türkiye de, er geç NATO’dan çıkacak ve yükselen Avrasya içindeki yerini alacaktır.
DİPNOTLAR (1) (The Afghan-Pakistan War: New NATO/ISAF Reporting on Key Trends, Center for Strategic and International Studies, 10 Şubat 2009) (2) (Barack Obama, Renewing American Leadership, Foreign Affairs, July/August 2007) (3) (Barack Obama, Renewing American Leadership, Foreign Affairs, July/August 2007) (4) (Barack Obama, Renewing American Leadership, Foreign Affairs, July/August 2007) (5) (Barack Obama, Renewing American Leadership, Foreign Affairs, July/August 2007) (6) (Sami Kohen, Milliyet, 3 Nisan 2009) (7) (6 Şubat 1999, Yeni Yüzyıl) (8) (Alliance Reborn: An Atlantic Compact for the 21st Century - The Washington NATO Project, Atlantic Council of the United States, Center for Strategic and International Studies, Center for Technology and National Security Policy NDU, Center for Transatlantic Relations, Johns Hopkins University SAIS, Şubat 2009) (9) (Deutsche Welle, 3 Nisan 2009) (10) (Le Monde Diplomatique, Mart 2009, Serge Halimi) (11) (7 Nisan 2009 tarihli günlük gazeteler) (12) (Graham Fuller, Yeni Türkiye Cumhuriyeti, Timaş Yayınları)
(13)
(Alliance Reborn: An Atlantic Compact for the 21st Century - The
Washington NATO Project, Atlantic Council of the United States, Center for
Strategic and International Studies, Center for Technology and National
Security Policy NDU, Center for Transatlantic Relations, Johns Hopkins
University SAIS, Şubat 2009) (14) (Zbigniew Brzezinski-Brent Scowcroft, Amerika ve Dünya, Profil Yayınları)
|
|||
| Son Güncelleme: Çarşamba, 20 Mayıs 2009 23:56 |
| Bugün | 388 |
| Dün | 1526 |
| Bu Hafta | 7977 |
| Bu Ay | 5181 |
| Toplam | 2366819 |