Muhalefetin haklı gerekçelerle engellemeye çalıştığı Mayınların temizlenmesi işi Milli Güvenlik Kurulunun olumlu görüşü ile Bakanlar Kurulu tarafından 11.06.2001’de kararlaştırılmıştı ...
21 Ekim 2004 tarihinde onayladığımız Ottawa Sözleşmesiyle de 1 Mart 2008’den itibaren depolarda bulunan mayınları imha etme ve en geç 1 Mart 2004’e kadar da toprağa döşeli tüm mayınları temizleyip uluslar arası kuruluşlara bildirmeyi taahhüt etmişiz...
615 bin 419 adeti 510 km’lik Türkiye-Suriye sınırında olmak üzere sınırlarımızda toplam 1 milyon 536 bin 499 mayın döşeli durumda... Türk tarafındaki mayınların temizlenmesiyle ortaya 178 bin 500 dekarı mayın döşenmiş toplam 216 bin 500 hektar (Kıbrıs’ın iki katı büyüklüğünde ) dünyanın en verimli arazisi çıkacak...
Daha önce ‘yap-işlet-devret ‘ yöntemiyle ihaleye çıkarılan ve ulusal güvenlik nedeniyle iptal edilen Mardin İhalesine İsrail’in destek verdiği Quarda, Redwing ve Mott isimli firmaların da içinde bulunduğu üç ayrı konsorsiyumun başvuruda bulunduğu biliniyor... İsrail’in ‘Arzı Mevud’ içinde yer alan bu bölgeye yönelik ihaleleri almak istediği daha önce Kilis Valisi Aslan Kütük tarafından da dile getirilmişti. ..
CHP’nin başvurusu üzerine Danıştay 13. Hukuk Dairesi 11 Mart’ta söz konusu arazinin, mayınları temizleyen şirkete 44 yıllığına tarımsal amaçlı kullandırılması amacıyla hazırlanan ve2005 yılındaki Bakanlar Kurulu Kararnamesine istinaden çıkartılmış bulunan ‘ ihale şartnamesinin’ yürütülmesinin durdurulmasına karar verdi. Kararın gerekçesinde mayın temizle işi ile arazinin tarıma açılmasının ayrı işler olduğu ve bir ihale ile aynı şirkete verilmesinin sakıncalı olacağına vurgu yapıldı...
Bu karar üzerine hükümet bu defa da Danıştay kararındaki sakıncaları gidermeden, TBMM’ne sevk ettiği Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Devleti arasındaki Kara Sınırı Boyunca Yapılacak Mayın Temizleme Faaliyetleri ile İhale İşlemleri Hakkında Kanun Tasarısı ile kararı ‘by-pass’ etmeyi tercih etti... Hukuka saygılı ve bağlı olmadığını bu tutumuyla bir kez daha ortaya koyan AKP hükümetinin bu ihale ile ne yapmaya çalıştığı muhalefet partileri tarafından sert ifadelerle kamu oyuna duyurulunca hükümet ortalığın yatışması için olacak geri adım atar gibi yapıp görüşmeleri bu haftaya bıraktı...
2001 yılında Genel Kurmay mayınları 35 milyon dolarlık bir maliyetle temizleyebileceğ ini Ecevit hükümetine bildirmişti. Maliye Bakanlığına göre İsrailliler ‘astronomik’ rakamlarla bir maliyet çıkartmışlar... Bakanlık yetkilileri nedense bu rakamın ne olduğu hususunda açıklama yapmaktan kaçındılar. Bu açıklamayı yapma yerine, mayın temizleme işinin karşılığını ortaya çıkartılacak arazinin 44 yıl kiralanması ile verilmesinin daha uygun olacağını savunmakla yetindiler.. .
Uzun yıllar NATO’da görev yapan Hava Pilot Tümgeneral İrfan Sarp, elli yıldır üyesi olduğumuz NATO’nun mayın temizleme işlerini minimum maliyetle yürüten NASAP adlı bir biriminin bu temizleme işine talip olduğunu söylemiş...
TSK’nin de uzmanlık alanına giren mayın temizleme işinin, 13.06.2005 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile Maliye Bakanlığı’na verilmiş olmasına anlam verilemiyor! .. Genel Kurmay’ın “biz bu işi yapamayız” şeklinde bir görüş bildirmediği halde, hükümetin hazırladığı tasarıyı bu şekilde savunmaya çalışması akıllara: Elinde kendi döşediği mayınların krokisi olduğu halde bunları temizlemeyi beceremeyen bir ordu, PKK’nın döşediği mayınları nasıl temizleyecek sorusunu getirdi!.. 100 civarında mayın temizleme tankı, teçhizatı, eğitimi ve bütün ordulardan daha çok tecrübesi bulunan TSK’nin 2008 verilerine göre terör örgütü PKK’nın döşediği mayınların %71’ini bulduğu da biliniyor... TSK’nin bu mayınları temizlemek için ihtiyaç duyduğu 35 milyon doları bulamayan hükümet Başbakana ikinci bir uçak satın almak için 60 milyon dolar bulabiliyor! ..
Bu durum karşısında hükümete göre; Allah göstermesin Suriye ile bir savaş çıkarsa TSK kendi döşediği mayınları geçemeyecek!.. Bülent Arınç da daha önce “iyi ki bu paşalarla savaşa girmemişiz” diyerek, AKP’nin TSK’ne bakışını özetlemişti!..
Mayın temizleme konusunda TSK adına böyle bir söz söylenmişse, “Türk Silahlı Kuvvetlerinin Toptan Terhisi Hakkında Kanun Tasarısı” vermenin de vakti gelmiştir!...
Suriye sınırındaki bölgenin mayından arındırılıp, 49 yıllığına ”yap-işlet-devret” modeliyle işletilmesini öngören tasarı yasalaşırsa ;
1.) İsrail fiili olarak Suriye’ye kuzeyden, Türkiye’ye güneyden komşu olacaktır…
2.)Kontrolü İsrail’in elinde bulunan ve Akdeniz’den Ortadoğu’ya kadar uzanan bir koridor oluşturulmuş olacaktır…
3.) ABD tarafından da gerektiğinde kullanılacağı tartışmasız olan bu koridorun İncirlik Üssü ile bağlantılı olacağı düşünülürse Orta Doğu’da yakın zamanda dengeler de değişecektir.. .
4.) ABD’nin Afganistan’daki NATO güçlerinden tutun da Irak’a ve İran’a daha süratli bir şekilde askeri güç göndermesi için bu koridor güvenli bir karayolu olarak da kullanılabilecektir…
5.) Ortadoğu ve Ön Asya’dan Akdeniz’e getirilecek petrol ve doğal gaz için Türkiye’nin hak ileri süremeyeceği bir alternatif boru hattı döşenecek bir alan ortaya çıkacaktır…
6.) 1 Mart Tezkeresi nedeniyle ABD’nin bölgede kaybettiği prestij bu koridoru kullanmak suretiyle fazlasıyla geri alınacaktır...
Bunları “komplo teorisiyle” açıklamak çok kolaydır... Ama Türkiye’de tarımı ve hayvancılığı bitiren bu hükümetin, sınır güvenliği nedeniyle mayınlanan arazileri organik tarım yapılacağı gerekçesine sığınarak İsrail’e kazandırılmasını savunmak çok kolay olmayacaktır! ...
powered by SitelinkxBu posta 636 defa okundu






