| Sanki Maden Ocağı |
|
|
|
| kenan tarafından yazıldı. | |||
| Çarşamba, 03 Mart 2010 09:00 | |||
|
Organizmamızdaki minerallerin hangisine ne kadar ihtiyaç duyduÄŸumuzu bilmek çok önemli. Çünkü bu maddelerin fazlası yarardan çok zarar veriyor... İçimizde tam üç kilo mineral taşıyoruz Bunların bir kısmı, organizmanın saÄŸlıklı çalışması için vazgeçilmez unsurlar... Bazıları ise tehlikeli, "istenmeyen" grubundan maddeler... Ancak önemli olan, organizmanın bütün bu minerallere ne kadar ihtiyaç duyduÄŸunu bilmek ve bu kadarla yetinmek... Çünkü fazlası yarardan çok zarar veriyor... İnsan organizmasını, deÄŸerli ve ender bir maden ocağı sayılabilir EÄŸer kalsiyum olmasaydı, diÅŸleriniz sert bir elmaya bile dayanamaz, ortasından kırılırdı. EÄŸer demir olmasaydı, hemoglobin moleküllerinden yoksun kalır, bu nedenle de dokularımıza oksijen ulaÅŸmazdı. EÄŸer kükürt olmasaydı, saçlarımız zamana karşı bu kadar direnemez, derimiz canlılığını asla koruyamazdı. EÄŸer potasyum ve sodyum olmasaydı, hücrelerimiz elektrik gücünü kaybedecek ve hızla yaÅŸlanacaktık. Organizmanın saÄŸlığı için vazgeçilmez olan minerallerin listesi bunlarla sınırlı deÄŸil. Daha arkada fosfor, magnezyum, manganez, flor, çinko ve bakır var... Bütün bu mineraller, ağırlığımızın yaklaşık yüzde 4'ünü oluÅŸturuyor. Üç kiloluk bu mineral zenginliÄŸine bakarsak, insan organizmasını son derece deÄŸerli ve ender bir maden ocağı sayabiliriz... İdeal bir denge içinde bulunuyorlar Tüm bu mineraller, genel olarak organizmamızda ideal bir denge içinde bulunuyorlar. Organizma, bu minerallerin eksikliÄŸini ya da fazlalığını kendi iç mekanizmalarıyla ayarlayabiliyor. ÖrneÄŸin, kandaki kalsiyum miktarında bir azalma olduÄŸunda, vücut bir baÅŸka kalsiyum deposu olan kemiklerden gerekli miktarı bir süre için ödünç alabiliyor ve kandaki bu eksikliÄŸi gideriyor. Aynı ÅŸekilde, organizma, besinlerdeki demirin normal koÅŸullarda sadece yüzde 10'unu emiyor. Ancak, organizmada herhangi bir nedenden dolayı bir deÂmir eksikliÄŸi doÄŸarsa, emme kapasiteÂsini beÅŸ kez artırabiliyor. Bu doÄŸal dengenin bir baÅŸka tipik örneÄŸi de sodyum miktarı... Kandaki sodyum miktarı aşırı tuzlu beslenme sonucu yükseldiÄŸi zaman, hemen böbrekler devreye giriyor ve bu sodyum fazlasıÂnı idrar yoluyla organizmadan temizliÂyor. "makro-mineraller", "mikro-mineraller" Organizmadaki mineraller, ihtiÂyaç olunan miktarlara göre de sınıflanÂdırılıyorlar. İnsanın günlük ortalama 100 mikrogramdan fazla ihtiyaç duyÂduÄŸu mineraller "makro-mineraller", diÄŸerleri ise "mikro-mineraller" olarak tanımlanıyorlar.  "faydalı" , "zararlı" ve "nötr" mineraller Bir baÅŸka sınıflandırÂma ise "faydalı" , "zararlı" ve "nötr" mineraller kategorileri... Potasyum, kalsiyum, fosfor gibi saÄŸlık açısından vazgeçilmez olan mineraller birinci kategoriye; civa, kurÅŸun ve amyant giÂbi mineraller ikinci kategoriye; nikel, kobalt ve vanadyum gibi mineraller de üçüncü kategoriye giriyorlar. Büyümenin ve hücre üretiminin motoru... MAGNEZYUM Magnezyumun insan organizÂmasındaki ana deposu keÂmikler... İnsan vücudunda yaklaÂşık 20- 28 gram magnezyum var. Bunun yaklaşık yüzde 60'ı kalsiÂyum ve fosforla birlikte kemiklerÂde bulunuyor. Ancak, magnezyuÂmun asıl fonksiyonu, yüzde 60'ının bulunduÄŸu kemiklerde deÂÄŸil, yüzde 40'ının bulunduÄŸu kan ve kas sisteminde... —Kasların güçÂlenmesi, —protein sentezi, —hücrelerin büyümesi ve yenilenmesi, magnezyum sayesinde mümkün oluyor. Nerede bulunuyor? Normal bir beslenme, insanın günlük magnezyum ihtiyacını koÂlaylıkla karşılayabilir. Öte yanÂdan, magnezyum organizma tarafından kolaylıkla absorbe ediÂlen bir maddedir. Besinlerdeki magnezyum miktarının yaklaşık yüzde 40 ile 60'ı organizma taraÂfından rahatlıkla absorbe edilir. Bütün yeÅŸil yapraklı bitkiler, sebÂzeler, ceviz, balık, kakao, çikolata ve buÄŸday ürünleri magnezyum açısından zengindir. Ne kadar ihtiyaç var? Amerikan SaÄŸlık Örgütü'nün verdiÄŸi rakama göre, insan vücuÂdu günde ortalama 350 ile 280 miÂligram arasında deÄŸiÅŸen oranda magnezyuma ihtiyaç gösteriyor. Ancak, bazı özel durumlarda orÂganizmanın magnezyuma olan ihtiyacı artabilir. ÖrneÄŸin, kalsiÂyum veya D vitamini açısından zengin bir diyet programı uyguÂlandığında, organizmadaki magÂnezyum oranını artırmak gerekir. Yine, alkol, idrar yoluyla magnezÂyum miktarını azalttığı için, içki alındığında da organizmaya magÂnezyum takviyesi yapılması gereÂkir... Aynı durum yoÄŸun stres yaÂÅŸandığında da geçerlidir... Ayrıca bazı ilaçlar, örneÄŸin idrar söktüÂrücüler organizmadaki magnezÂyum oranını azaltır. Magnezyum eksikliÄŸi kendisini, titreme, kas kontrolünün yitirilmesi ve aşırı sinirlilik biçiminde gösterir. Organizmanın "Sine quanon" (olmazsa olmaz) minerali... FOSFOR Fosfor, kalsiyumdan sonra orgaÂnizmada en yaygın bulunan miÂneraldir. Vücuttaki fosforun yüzde 85'i kalsiyumla birlikte kemiklerdeÂdir. İnsanın kemik yapısındaki fosÂfor-kalsiyum oranı 1'e 2'dir. Fosfor, kemik yapısından baÅŸka yerlerde de vazgeçilmez olan temel bir miÂneraldir. —Vücudun hücre dengesini saÄŸlar —hücre zarlarının özellikle de sinirsel hücre zarlarının oluÅŸuÂmunu kolaylaÅŸtırır. —Organizmanın enerji kaynağı olan nükleik asitleÂrin molekülünü oluÅŸturur. —YaÄŸlı madddelerin organizma içinde taÂşınmasını, ÅŸekerli maddelerin de organizma tarafından absorbe edilmesini kolaylaÅŸtırır. Fosfor yetersizliÄŸi: Yetersiz bir beslenmenin sonuÂcu olarak ortaya çıkan fosfor ekÂsikliÄŸi, kendisini ciddi böbrek yeÂtersizlikleri ve barsak hazımsızlıÂğıyla gösterir. Nerede bulunur? Fosfor, genellikle protein açısınÂdan zengin olan besin maddeleÂrinde bulunur. Et, balık, yumurta, ceviz, süt ve süt ürünleri gibi... İnÂsanoÄŸlu günde ortalama 800 miÂligram fosfora ihtiyaç duyar. YeÂterli bir beslenme bu miktarda fosÂforu rahatlıkla saÄŸlayabilir. BesinÂlerdeki fosfor, organizma tarafınÂdan yüzde 50-70 gibi yüksek bir oranda kolaylıkla absorbe edilir.  Az, ama çok önemli... SELENYUM DeÄŸeri, son yıllarda gerçekleÅŸtiÂrilen çalışmalarla ortaya çıkan bir mineraldir... Ortaya çıkarılan iki fonksiyonuyla, birdenbire tüm dikÂkatleri üzerine çekmiÅŸtir. SelenyuÂmun birinci özelliÄŸi, —dokuları, kanÂsere yol açan bağımsız köklere karşı koruyan bir enzimin önemli bileÅŸim maddesi olmasıdır. —Yeni keÅŸfedilen ikinci fonksiyonu ise, vücudu zehirli maddelerden temizÂlemesidir... Bugün özellikle geliÅŸÂmiÅŸ ülkelerde selenyum eksikliÄŸi hayvanlar üzerinde yapılan deneyÂlerle araÅŸtırılıyor. Selenyum eksikliÄŸi Birinci göstergesi, kas yapısında ÅŸiddetli bir zayıflığa yol açmasıdır. Bu raÂhatsızlık, selenyum takviyesiyle kolaylıkla giderilebilir. İkinci belirtiÂsi ise, kalp ve damarlardaki esneÂme yeteneÄŸinin eksilmesidir... KuÅŸkusuz bu durum, ileride çok tehlikeli kalp ve damar rahatsızlıkÂlarına yol açabilecek bir olaydır. Son yıllarda selenyum konusunÂda bir baÅŸka iddia daha var: YükÂsek dozda C vitaminiyle birlikte orÂganizmayı kanserli tümörlerden koruduÄŸu ileri sürülüyor. Ancak bu henüz kanıtlanmış deÄŸil... Nerede bulunur? Selenyum, balıkta, ciÄŸerde, ette ve buÄŸdayda bulunan bir miÂneral... Organizmanın günlük selenyum ihtiyacı 70 ile 100 mikrogÂram arasında deÄŸiÅŸiyor. Özel duÂrumlarda bu rakam 200 mikrograma kadar rahatlıkla çıkabiliyor.  Organizmanın oksijen taşıyıcıları DEMİR Demir, oksijenin organizma içinde dolaşımı için vazgeçilmez bir miÂneraldir... YetiÅŸkin bir organizmadaki demir miktarı, yaklaşık 3 ile 5 gram arasında deÄŸiÅŸir. Bunun çok az bir kısmı kanda bulunur ama, "transfeÂrin" denilen protein ile birlikte oksijeÂnin kan içinde dolaşımını saÄŸlar. GeÂri kalan demir miktarının yüzde 70'i ise, hemoglobinin bir bileÅŸimi olan "eme" molekülünü oluÅŸturur. OrgaÂnizmada demir stoklayan diÄŸer organlar, karaciÄŸer, dalak ve kemik iliÂÄŸidir... Ne kadarı yararlı? Organizmanın demir ihtiyacı, yaÅŸa ve kiÅŸiye göre deÄŸiÅŸen oranlar gösÂterir. YetiÅŸkin erkek ve kadınlarda günlük demir ihtiyacı yaklaşık 10 miÂligramdır. Ancak, menopoz döneÂminde kadınlar için bu oran 15 miligÂrama yükselir. Hamilelik ve büyüme çağı da fazla demir tüketilen dönemÂlerdir... Bu günlerde organizmaya demir takviyesi gerekir. Demir yeterÂsizliÄŸinin en somut belirtileri, cansızÂlık ve aşırı yorgunluktur. Ancak heÂmen belirtelim ki, demir eksikliÄŸi kaÂdar aşırı demir yüklenmesi de çok tehlikelidir. Demir fazlası, ender de olsa hepatik yetersizliÄŸe yol açabilir. Bu durumda, organizmanın dışarı atamadığı demir miktarı, mide kramplarına, baÅŸ dönmesine, kusÂmaya, ÅŸoka ve hatta bazı durumlarÂda komaya bile neden olabilir. Nerede bulunur? Demir, ciÄŸerde, ette, kuru fasulyeÂde, yulafta, kakaoda ve midyede buÂlunur. Ancak, organizma tarafından kolay kolay absorbe edilen bir madÂde deÄŸildir. Besinlerdeki demirin saÂdece yüzde 10'u organizma tarafınÂdan emilir. C vitamini, organizmanın demiri absorbe etmesini kolaylaÅŸtıÂrır. Çay ve kahve gibi içecekler orgaÂnizmanın demiri absorbe etmesini olumsuz etkilerler.  CinselliÄŸin itici gücü... ÇİNKO insan organizmasındaki çinko miktarı 2- 3 gram kadardır. Çinko, kanda, alyuvarlarda, prostatta, ciÂÄŸerde, pankreasta, bazı kaslarda ve kemiklerde bulunur. Çinkonun organizmada çok çeÅŸitli fonksiyonÂları vardır: —Organizmanın genel geÂliÅŸimini düzene sokar, —sperm üretiÂmini ve cinselliÄŸe geçiÅŸi kolaylaÅŸtıÂrır, —protein ve RNA sentezlerine müdahale eder. Bir iddia da, çinkoÂnun insülin fonksiyonunda önemli bir iÅŸlevi olduÄŸudur... Ancak, bu henüz kanıtlanmış deÄŸildir. Nerede bulunuyor? Çinko, mercimekte, bezelyede, yulafta ve ekmekte bulunan bir miÂneraldir. Bir erkeÄŸin günlük çinko gereksinmesi 15 miligram, bir kadıÂnın ise 12 miligramdır. SaÄŸlıklı bir beslenmeyle bu miktar rahatlıkla alınabilir... Çinko yetersizliÄŸi: Çinko eksikliÄŸi, cinsel geliÅŸmede bozukluklara, bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve deride doku boÂzukluklarına neden olur. Daha ilerÂki aÅŸamalarda, enfeksiyonlara, kansızlığa, enfarktüse, tümör oluÂÅŸumuna, böbrek rahatsızlıklarına ve sarılığa yol açabilir. Hamilelik ve ostrojen kullanımı, organizmaÂdaki çinko oranında bir düşüş yaraÂtır. Bu nedenle, doktorlar hamile kadınlara çinko açısından zengin bir beslenme programı önerirler. Çinko fazlalığı da oldukça tehlikeliÂdir. İnsana damar acıları ve iÅŸtahÂsızlık verebilir. Ender de olsa, barÂsak kanamalarına ve bazı sinirsel problemlere yol açabilir. Organizmanın en çok minerali... KALSİYUM İnsan vücudunun ağırlığının yüzÂde 1,5 ile 2'sini kalsiyum mineÂrali oluÅŸturur. İnsan vücudunun tüm kemiklerinde ve diÅŸlerde, fosÂfor ile birlikte kalsiyumfosfat biçiÂminde bulunur. Bu bileÅŸim, yetiÅŸÂkinliÄŸe kadar kemiklerde ve diÅŸlerÂde "gevÅŸek bir yapı" gösterir. Bu nedenle kemikler daha esnektir ve kırılma durumunda çok daha kolay kaynar. Ancak, zamanla kalsiyumÂfosfat kristalleri kemiÄŸin kristalleÅŸÂmemiÅŸ bölümüne de yerleÅŸir ve kemikler daha katılaşır. EsnekliÄŸiÂni yitirdiÄŸi için çok daha kolay kırıÂlır ve kaynaması da çok güçleÅŸir. Organizmadaki kalsiyumun yüzde 1 kadarı da, kanda, kaslarda ve yumuÅŸak dokularda bulunur. Bu nedenle, kalsiyum —kemik yapısının oluÅŸumundan baÅŸka, —kas kasılmaÂlarını, sinir sisteminden gelen sinÂyallerin kaslara iletilmesini ve —hücre zarlarının oluÅŸumunu kolayÂlaÅŸtırır. Ayrıca, kalsiyum mineraliÂnin barsak tümörlerini önlediÄŸi ileÂri sürülmektedir. Kalsiyum oranı: Kandaki kalsiyum oranının, önerilen miktar olan, bir desilitreÂde 9-11 miligram düzeyinde sabit tutulması çok önemlidir. EÄŸer oran bu miktarın altına düşerse, insanÂda kas kasılmaları, kramplar ve titremeler görülür. Bu durumda organizma kalsiyum yeterÂsizliÄŸini kemiklerdeki ve böbrekÂlerdeki kalsiyum miktarından alaÂrak karşılama yoluna gidecektir. Bu durumda da kemik yapısı boÂzuklukları ve idrar kaybı gibi duÂrumlar ortaya çıkar. EÄŸer oran, önerilen miktardan daha yükseÄŸe çıkarsa, bir aşırı kalsiyum yüklenÂmesinden söz edilebilir. Kalsiyum yüklenmesi kendisini, kusma, baÅŸ dönmesi ve iÅŸtahsızlık biçiminde gösterir. Aşırı kalsiyum böbrek taÅŸlarının oluÅŸumuna ve kireçlenÂmeye yol açar. Nerede bulunur? Kalsiyum, esas olarak süt ve süt ürünlerinde bulunur. Ancak bir süt ürünü olan tereyağında kalsiyum yoktur. Ayrıca, yeÅŸil yapraklı bitkiÂlerde, sebzelerde, cevizde ve kaÂlamarda da kalsiyum bulunur. 18-24 yaşına kadar günde 1200 miligÂram, 25 yaşından sonra da günde 800 gram kalsiyum alınması gereÂkir. Hamilelikte ve son araÅŸtırmaÂlara göre menopoz döneminde bu günlük kalsiyum oranı artırılabilir. Besin maddelerindeki kalsiyumun yaklaşık yüzde 30 ile 40'ı organizÂma tarafından absorbe edilir. KorÂtizon ve bazı ilaçlar organizmadaÂki kalsiyum miktarını düşürürler.  Tiroidin can damarı.. İYOT İnsan organizmasında bulunan 20 ile 50 miligram iyot, ağırlıkla tiroid bezlerinde, deride, genel keÂmik sisteminde ve sinir sisteminÂde depolanmıştır. İyodun organizÂmada temel fonksiyonu, -tiroid bezi hormonlarının üretimine yardımcı olmaktır. Ne kadar gerekli? Amerikan SaÄŸlık Örgütü'nün raporuna göre, organizmanın günlük iyot gereksinmesi 150 mikrogram kadardır. Yeterli bir beslenmeyle bu miktar rahatlıkla doÄŸal bir biçimde alınabilir. AyrıÂca, iyotlu tuz takviyesi de mümÂkündür... DoÄŸal haliyle iyot, balıkÂta, deniz ürünlerinde, sığır yüreÄŸinde, ıspanakta ve pirinçte buluÂnur. İyot yetersizliÄŸi: Bu maddenin organizmada azalması, tiroidi etkileyeceÄŸi için hipotiroid hastalığına yol açar. İyot yetersizliÄŸinin neden olduÄŸu diÄŸer rahatsızlıklar ise, kalp atışÂlarının zayıflaması ve metabolizÂmanın azalmasıdır. MetabolizmaÂyı güçlendiren tiroksin ve tridotiÂronin, tiroid tarafından üretilen hormonlardır, iyot azlığı nedeniyÂle tiroid bu hormonları yeterince üretemez ve bunun sonucu olaÂrak metabolizma olumsuz olarak etkilenir, iyot fazlası ise genellikle çok ender görülen bir olaydır.  Hücrelerin mimarları… SODYUM VE POTASYUM 1807 yılında, potasyum ve sodyum maddelerinin hücrelerin dengesini saÄŸladıkları keÅŸfedildi. Bu iki mineÂralin birbiriyle kaynaÅŸması, hücreÂnin dışındaki potasyum maddesini hücrenin içine, hücrenin içindeki sodyum maddesini hücrenin dışına taşımakta ve böylece hücre ile dış atmosfer arasındaki denge saÄŸlaÂmaktadır... Bu iliÅŸki, hücre zarlarıÂnın elektrik potansiyelini korumakÂta ve kandaki Ph oranının deÄŸiÅŸikÂliklere uÄŸramasını önlemektedir. Sodyum İnsan organizmasının günde orÂtalama 83 ile 97 gram sodyuma ihÂtiyacı vardır. Sodyum maddesinin özellikle kanda fazlalaÅŸması tansiÂyonun artmasına neden olmaktaÂdır. Bunun için, diyet uzmanları orÂganizmadaki fazla sodyumun yok edilmesini önerirler. Sodyum fazlası yemeklerde tuz kullanıldığı için sık görülen bir olaydır. ÖrneÄŸin, birçok geliÅŸmiÅŸ ülkede insanlar yemek sıÂrasında 10- 12 gram kadar tuz tükeÂtirler. Oysa, organizma için 3- 5 gram tuz rahat rahat yeterli olmakÂtadır. Ayrıca sodyum, sodyumkloÂrür biçiminde birçok besin maddeÂsinde de bulunmaktadır.  Potasyum YetiÅŸkin bir kiÅŸi için gerekli günÂlük potasyun miktarı, 115 ile 131 gram arasında deÄŸiÅŸmektedir. AnÂcak, sportif faaliyetlerde bulunanÂlar bu oranı yüzde 50 artırabilirler. Potasyum, —kasların hareketliliÄŸini dengeler, —gücün konsantrasyonuÂna yardımcı olur. Kandaki potasÂyum oranının azalması sık görülen bir olaydır. İshal, kısa süreli de olÂsa yetersiz beslenme ve yorucu bir yolculuk, kandaki potasyum oranının düşmesi için yeterli olÂmaktadır. Bu azalma, kendisini, kas aÄŸrıları, kramplar ve yorgunÂluk biçiminde gösterir. Potasyum açısından zengin olan besin madÂdeleri ÅŸunlardır: KurutulmuÅŸ kayıÂsı, kuru fasulye, domates, muz ve kuru badem...  Kandaki büyük dost... BAKIR İnsan vücudunda yaklaşık 100- 150 gram kadar bakır bulunmaktadır. Bunun yüzde 10'u karaciÄŸer ve beÂyinde, geri kalanı ise dolaşım halinÂdeki kanın içindedir. Bakır, kanda hem plazmaya hem alyuvarlara daÂğılmıştır; -kanda demir ile birlikte heÂmoglobinleri oluÅŸturur. Bakır, ayrıca birçok enzimin fonksiyonunu da düÂzenler. Nerede bulunur? İstiridye, karaciÄŸer, fındık ve kuru üzüm bakır açısından en zengin beÂsin maddeleridir. Organizmanın günÂlük bakır ihtiyacı ise 1,5 ile 3 miligÂram arasında deÄŸiÅŸmektedir. Bakır, organizma tarafından zor absorbe edilen bir maddedir. Besinlerdeki baÂkırın ancak yüzde 5'i organizma taraÂfından emilir. Bakır yetersizliÄŸi Bakır eksikliÄŸi, kendisini hipokroÂmik kansızlık ve kemik yapısında boÂzukluklarla gösterir. Bakır fazlası çok ender görülen bir olaydır ve problem yaratmaz.  DiÅŸlerimizin hammaddesi... Flor —Flor, kemik ve diÅŸ oluÅŸumunda çok önemlidir. DiÅŸ çürükleriÂnin büyük ölçüde nedeni, orgaÂnizmadaki flor eksikliÄŸidir. BuÂgün özellikle 6 yaşına kadar olan çocuklara diÅŸ saÄŸlığı açısından flor takviyesinde bulunulmaktaÂdır. Nitekim, bugün birçok diÅŸ macununa flor maddesi ilave ediliyor. Nerede bulunur? Sadece balık ve deniz ürünleri bol miktarda flor içerir. Bir de çay yapraklarında flor bulunur. DiÄŸer bütün besin maddelerinde flor oranı çok ama çok azdır. Flor yetersizliÄŸi: Bu maddenin organizmadaki azlığı, diÅŸ çürüklerinin yanısıra kemik erimesine de yol açmakÂtadır. Organizmanın günde yakÂlaşık 1,5 ile 4 miligram arasında deÄŸiÅŸen miktarda florüre ihtiyacı vardır. Flor fazlalığı ise, vücutta çeÅŸitli mine hastalıklarına yol acar. Küçük,ama yararlı... Bazı mineraller organizmada o kadar küçük miktarlarda buÂlunurlar ki, çoÄŸu zaman bunların varlıkları es geçilir. Oysa orgaÂnizmanın bu minerallere ne kaÂdar ihtiyaç duyduÄŸunu ve onların organizma içinde nasıl bir rol oyÂnadıklarını çok iyi biliyoruz. Manganez Organizmanın günlük mangaÂnez ihtiyacı ortalama 2 ile 5 miligram kadardır. Manganez, kemikÂlerin büyümesine ve geliÅŸmesine yardımcı olur, yaÄŸlı maddelerin dönüşümünü kolaylaÅŸtırır. TahılÂlarda, meyvalarda ve sebzelerde bulunur. Molibden Organizmanın günlük molibÂden ihtiyacı 75 ile 250 mikrogram arasında deÄŸiÅŸir. Molibdenin damla hastalığına karşı olumlu bir etkisi olduÄŸu ileri sürülmekteÂdir. Kuru fasulyede, sütte ve bazı tahıllarda bulunur. Krom Organizmanın günlük krom ihÂtiyacı ortalama 50 ile 200 mikrogÂram arasında deÄŸiÅŸir. YaÄŸlı ve ÅŸeÂkerli maddelerin metabolizmasını olumlu bir biçimde etkiler. Krom, yulafta, yumurtada, ette ve bazı sebzelerde bulunur. İnsan organizmasında ayrıÂca çok küçük miktarlarda, bazı enzimlerin sorumlusu olarak küÂkürt, kobalt (B12 vitaminin içinde), kadmiyum, vanadyum mineralleri de bulunur.  İSTENMEYEN MİSAFİRLER Organizma için tehlikeli olan mineraller... CİVA: İnsan organizmasına herhangi bir biçimde civa girmesi, ÅŸiddetli mide yangılarına, mide acılarına yol açar ve böbreklere çok büÂyük zarar verir. Civa tuzu ayrıca deride yanıklara neden olur. AnÂcak civanın en tehlikeli yanı, zaÂman içinde organizmayı yavaÅŸ yavaÅŸ zehirlemesidir. Bu en yoÂÄŸun biçimde deniz kirliliÄŸinin çok fazla olduÄŸu bazı Japon kentleÂrinde sürekli balık yiyen insanÂlarda görülmektedir. Civa zehirÂlenmesinin en tipik göstergeleri, damak enfeksiyonlarıyla sinir bozukluklarıdır. KURÅžUN: KurÅŸun zehirlenmesi oldukça yaygın bir olaydır... Kandaki katÂlanılabilir kurÅŸun sınırı, bir desiÂlitrede 70 mikrogramdır. Bu sınıÂrın ötesinde, zehirlenmenin beÂlirtileri ortaya çıkar. Kandaki kurÂÅŸun miktarının artmasının çeÅŸitli nedenleri olabilir; solunum yoÂluyla havadaki kurÅŸunun orgaÂnizmaya girmesi, metal maddeÂlerin yutulması ve daha sonra midede kurÅŸunun çözülmesi, kurÅŸun içeren seramik tabaklarÂda yemek yenilmesi, vernikli tahÂtadan çıkan kokunun solunması gibi... KurÅŸun zehirlenmesi kenÂdisini yetiÅŸkinlerde baÅŸ aÄŸrısı, iÅŸÂtahsızlık, mide aÄŸrıları biçiminde gösterir. Küçüklerde ise sinir sisÂtemi bozukluklarına rastlanır. KurÅŸun zehirlenmesine kesinlikÂle müdahale edilmeli ve organizÂmadaki kurÅŸun hemen dışarı çıÂkartılmalıdır. AMYANT: Solunum yoluyla organizmaya giren amyant zerreciklerinin ciÂÄŸerlerde ve bronÅŸlarda birikmesi büyük hasara neden olabilir. Hatta ciÄŸerlerde biriken amyant bir süre sonra "mesotelioma" isimli çok tehlikeli bir tümörün oluÅŸmaÂsına da yol açabilir. Hazırlayanlar : merakediyorum grubu üyeleri Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleÅŸtirilmelidir Kaynak : Focus Mayıs 1995 sayısından "Sanki maden ocağı" baÅŸlıklı yazıdan alınmıştır. Paragraf baÅŸlıkları yazıya ilave edilmiÅŸtir. Lütfen bu kısmı silmeyiniz, kaynak göstererek paylaşınız. Saatlerce uÄŸraÅŸarak verdiÄŸimiz emeÄŸi bir "Delet" tuÅŸuyla yok etmeyin.
|
| Bugün | 105 |
| Dün | 1570 |
| Bu Hafta | 8028 |
| Bu Ay | 49684 |
| Toplam | 2315841 |