Organizmamızdaki minerallerin hangisine ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu bilmek çok önemli. Çünkü bu maddelerin fazlası yarardan çok zarar veriyor...
İçimizde tam üç kilo mineral taşıyoruz
Bunların bir kısmı, organizmanın sağlıklı çalışması için vazgeçilmez unsurlar... Bazıları ise tehlikeli, "istenmeyen" grubundan maddeler... Ancak önemli olan, organizmanın bütün bu minerallere ne kadar ihtiyaç duyduğunu bilmek ve bu kadarla yetinmek... Çünkü fazlası yarardan çok zarar veriyor...
İnsan organizmasını, değerli ve ender bir maden ocağı sayılabilir
Eğer kalsiyum olmasaydı, dişleriniz sert bir elmaya bile dayanamaz, ortasından kırılırdı. Eğer demir olmasaydı, hemoglobin moleküllerinden yoksun kalır, bu nedenle de dokularımıza oksijen ulaşmazdı. Eğer kükürt olmasaydı, saçlarımız zamana karşı bu kadar direnemez, derimiz canlılığını asla koruyamazdı. Eğer potasyum ve sodyum olmasaydı, hücrelerimiz elektrik gücünü kaybedecek ve hızla yaşlanacaktık. Organizmanın sağlığı için vazgeçilmez olan minerallerin listesi bunlarla sınırlı değil. Daha arkada fosfor, magnezyum, manganez, flor, çinko ve bakır var... Bütün bu mineraller, ağırlığımızın yaklaşık yüzde 4'ünü oluşturuyor. Üç kiloluk bu mineral zenginliğine bakarsak, insan organizmasını son derece değerli ve ender bir maden ocağı sayabiliriz...
İdeal bir denge içinde bulunuyorlar
Tüm bu mineraller, genel olarak organizmamızda ideal bir denge içinde bulunuyorlar. Organizma, bu minerallerin eksikliğini ya da fazlalığını kendi iç mekanizmalarıyla ayarlayabiliyor. Örneğin, kandaki kalsiyum miktarında bir azalma olduğunda, vücut bir başka kalsiyum deposu olan kemiklerden gerekli miktarı bir süre için ödünç alabiliyor ve kandaki bu eksikliği gideriyor. Aynı şekilde, organizma, besinlerdeki demirin normal koşullarda sadece yüzde 10'unu emiyor. Ancak, organizmada herhangi bir nedenden dolayı bir demir eksikliği doğarsa, emme kapasitesini beş kez artırabiliyor. Bu doğal dengenin bir başka tipik örneği de sodyum miktarı... Kandaki sodyum miktarı aşırı tuzlu beslenme sonucu yükseldiği zaman, hemen böbrekler devreye giriyor ve bu sodyum fazlasını idrar yoluyla organizmadan temizliyor.
"makro-mineraller", "mikro-mineraller"
Organizmadaki mineraller, ihtiyaç olunan miktarlara göre de sınıflandırılıyorlar. İnsanın günlük ortalama 100 mikrogramdan fazla ihtiyaç duyduğu mineraller "makro-mineraller", diğerleri ise "mikro-mineraller" olarak tanımlanıyorlar.
"faydalı" , "zararlı" ve "nötr" mineraller
Bir başka sınıflandırma ise "faydalı" , "zararlı" ve "nötr" mineraller kategorileri... Potasyum, kalsiyum, fosfor gibi sağlık açısından vazgeçilmez olan mineraller birinci kategoriye; civa, kurşun ve amyant gibi mineraller ikinci kategoriye; nikel, kobalt ve vanadyum gibi mineraller de üçüncü kategoriye giriyorlar.
Büyümenin ve hücre üretiminin motoru...
MAGNEZYUM
Magnezyumun insan organizmasındaki ana deposu kemikler... İnsan vücudunda yaklaşık 20- 28 gram magnezyum var. Bunun yaklaşık yüzde 60'ı kalsiyum ve fosforla birlikte kemiklerde bulunuyor. Ancak, magnezyumun asıl fonksiyonu, yüzde 60'ının bulunduğu kemiklerde değil, yüzde 40'ının bulunduğu kan ve kas sisteminde...
—Kasların güçlenmesi,
—protein sentezi,
—hücrelerin büyümesi ve yenilenmesi,
magnezyum sayesinde mümkün oluyor.
Nerede bulunuyor?
Normal bir beslenme, insanın günlük magnezyum ihtiyacını kolaylıkla karşılayabilir. Öte yandan, magnezyum organizma tarafından kolaylıkla absorbe edilen bir maddedir. Besinlerdeki magnezyum miktarının yaklaşık yüzde 40 ile 60'ı organizma tarafından rahatlıkla absorbe edilir. Bütün yeşil yapraklı bitkiler, sebzeler, ceviz, balık, kakao, çikolata ve buğday ürünleri magnezyum açısından zengindir.
Ne kadar ihtiyaç var?
Amerikan Sağlık Örgütü'nün verdiği rakama göre, insan vücudu günde ortalama 350 ile 280 miligram arasında değişen oranda magnezyuma ihtiyaç gösteriyor. Ancak, bazı özel durumlarda organizmanın magnezyuma olan ihtiyacı artabilir. Örneğin, kalsiyum veya D vitamini açısından zengin bir diyet programı uygulandığında, organizmadaki magnezyum oranını artırmak gerekir. Yine, alkol, idrar yoluyla magnezyum miktarını azalttığı için, içki alındığında da organizmaya magnezyum takviyesi yapılması gerekir... Aynı durum yoğun stres yaşandığında da geçerlidir... Ayrıca bazı ilaçlar, örneğin idrar söktürücüler organizmadaki magnezyum oranını azaltır. Magnezyum eksikliği kendisini, titreme, kas kontrolünün yitirilmesi ve aşırı sinirlilik biçiminde gösterir.
Organizmanın "Sine quanon" (olmazsa olmaz) minerali...
FOSFOR
Fosfor, kalsiyumdan sonra organizmada en yaygın bulunan mineraldir. Vücuttaki fosforun yüzde 85'i kalsiyumla birlikte kemiklerdedir. İnsanın kemik yapısındaki fosfor-kalsiyum oranı 1'e 2'dir. Fosfor, kemik yapısından başka yerlerde de vazgeçilmez olan temel bir mineraldir.
—Vücudun hücre dengesini sağlar
—hücre zarlarının özellikle de sinirsel hücre zarlarının oluşumunu kolaylaştırır.
—Organizmanın enerji kaynağı olan nükleik asitlerin molekülünü oluşturur.
—Yağlı madddelerin organizma içinde taşınmasını, şekerli maddelerin de organizma tarafından absorbe edilmesini kolaylaştırır.
Fosfor yetersizliği:
Yetersiz bir beslenmenin sonucu olarak ortaya çıkan fosfor eksikliği, kendisini ciddi böbrek yetersizlikleri ve barsak hazımsızlığıyla gösterir.
Nerede bulunur?
Fosfor, genellikle protein açısından zengin olan besin maddelerinde bulunur. Et, balık, yumurta, ceviz, süt ve süt ürünleri gibi... İnsanoğlu günde ortalama 800 miligram fosfora ihtiyaç duyar. Yeterli bir beslenme bu miktarda fosforu rahatlıkla sağlayabilir. Besinlerdeki fosfor, organizma tarafından yüzde 50-70 gibi yüksek bir oranda kolaylıkla absorbe edilir.
Az, ama çok önemli...
SELENYUM
Değeri, son yıllarda gerçekleştirilen çalışmalarla ortaya çıkan bir mineraldir... Ortaya çıkarılan iki fonksiyonuyla, birdenbire tüm dikkatleri üzerine çekmiştir. Selenyumun birinci özelliği,
—dokuları, kansere yol açan bağımsız köklere karşı koruyan bir enzimin önemli bileşim maddesi olmasıdır.
—Yeni keşfedilen ikinci fonksiyonu ise, vücudu zehirli maddelerden temizlemesidir...
Bugün özellikle gelişmiş ülkelerde selenyum eksikliği hayvanlar üzerinde yapılan deneylerle araştırılıyor.
Selenyum eksikliği
Birinci göstergesi, kas yapısında şiddetli bir zayıflığa yol açmasıdır. Bu rahatsızlık, selenyum takviyesiyle kolaylıkla giderilebilir. İkinci belirtisi ise, kalp ve damarlardaki esneme yeteneğinin eksilmesidir... Kuşkusuz bu durum, ileride çok tehlikeli kalp ve damar rahatsızlıklarına yol açabilecek bir olaydır.
Son yıllarda selenyum konusunda bir başka iddia daha var: Yüksek dozda C vitaminiyle birlikte organizmayı kanserli tümörlerden koruduğu ileri sürülüyor. Ancak bu henüz kanıtlanmış değil...
Nerede bulunur?
Selenyum, balıkta, ciğerde, ette ve buğdayda bulunan bir mineral... Organizmanın günlük selenyum ihtiyacı 70 ile 100 mikrogram arasında değişiyor. Özel durumlarda bu rakam 200 mikrograma kadar rahatlıkla çıkabiliyor.
Organizmanın oksijen taşıyıcıları
DEMİR
Demir, oksijenin organizma içinde dolaşımı için vazgeçilmez bir mineraldir... Yetişkin bir organizmadaki demir miktarı, yaklaşık 3 ile 5 gram arasında değişir. Bunun çok az bir kısmı kanda bulunur ama, "transferin" denilen protein ile birlikte oksijenin kan içinde dolaşımını sağlar. Geri kalan demir miktarının yüzde 70'i ise, hemoglobinin bir bileşimi olan "eme" molekülünü oluşturur. Organizmada demir stoklayan diğer organlar, karaciğer, dalak ve kemik iliğidir...
Ne kadarı yararlı?
Organizmanın demir ihtiyacı, yaşa ve kişiye göre değişen oranlar gösterir. Yetişkin erkek ve kadınlarda günlük demir ihtiyacı yaklaşık 10 miligramdır. Ancak, menopoz döneminde kadınlar için bu oran 15 miligrama yükselir. Hamilelik ve büyüme çağı da fazla demir tüketilen dönemlerdir... Bu günlerde organizmaya demir takviyesi gerekir. Demir yetersizliğinin en somut belirtileri, cansızlık ve aşırı yorgunluktur. Ancak hemen belirtelim ki, demir eksikliği kadar aşırı demir yüklenmesi de çok tehlikelidir. Demir fazlası, ender de olsa hepatik yetersizliğe yol açabilir. Bu durumda, organizmanın dışarı atamadığı demir miktarı, mide kramplarına, baş dönmesine, kusmaya, şoka ve hatta bazı durumlarda komaya bile neden olabilir.
Nerede bulunur?
Demir, ciğerde, ette, kuru fasulyede, yulafta, kakaoda ve midyede bulunur. Ancak, organizma tarafından kolay kolay absorbe edilen bir madde değildir. Besinlerdeki demirin sadece yüzde 10'u organizma tarafından emilir. C vitamini, organizmanın demiri absorbe etmesini kolaylaştırır. Çay ve kahve gibi içecekler organizmanın demiri absorbe etmesini olumsuz etkilerler.
Cinselliğin itici gücü...
ÇİNKO
insan organizmasındaki çinko miktarı 2- 3 gram kadardır. Çinko, kanda, alyuvarlarda, prostatta, ciğerde, pankreasta, bazı kaslarda ve kemiklerde bulunur. Çinkonun organizmada çok çeşitli fonksiyonları vardır:
—Organizmanın genel gelişimini düzene sokar,
—sperm üretimini ve cinselliğe geçişi kolaylaştırır,
—protein ve RNA sentezlerine müdahale eder.
Bir iddia da, çinkonun insülin fonksiyonunda önemli bir işlevi olduğudur... Ancak, bu henüz kanıtlanmış değildir.
Nerede bulunuyor?
Çinko, mercimekte, bezelyede, yulafta ve ekmekte bulunan bir mineraldir. Bir erkeğin günlük çinko gereksinmesi 15 miligram, bir kadının ise 12 miligramdır. Sağlıklı bir beslenmeyle bu miktar rahatlıkla alınabilir...
Çinko yetersizliği:
Çinko eksikliği, cinsel gelişmede bozukluklara, bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve deride doku bozukluklarına neden olur. Daha ilerki aşamalarda, enfeksiyonlara, kansızlığa, enfarktüse, tümör oluşumuna, böbrek rahatsızlıklarına ve sarılığa yol açabilir. Hamilelik ve ostrojen kullanımı, organizmadaki çinko oranında bir düşüş yaratır. Bu nedenle, doktorlar hamile kadınlara çinko açısından zengin bir beslenme programı önerirler. Çinko fazlalığı da oldukça tehlikelidir. İnsana damar acıları ve iştahsızlık verebilir. Ender de olsa, barsak kanamalarına ve bazı sinirsel problemlere yol açabilir.
Organizmanın en çok minerali...
KALSİYUM
İnsan vücudunun ağırlığının yüzde 1,5 ile 2'sini kalsiyum minerali oluşturur. İnsan vücudunun tüm kemiklerinde ve dişlerde, fosfor ile birlikte kalsiyumfosfat biçiminde bulunur. Bu bileşim, yetişkinliğe kadar kemiklerde ve dişlerde "gevşek bir yapı" gösterir. Bu nedenle kemikler daha esnektir ve kırılma durumunda çok daha kolay kaynar. Ancak, zamanla kalsiyumfosfat kristalleri kemiğin kristalleşmemiş bölümüne de yerleşir ve kemikler daha katılaşır. Esnekliğini yitirdiği için çok daha kolay kırılır ve kaynaması da çok güçleşir. Organizmadaki kalsiyumun yüzde 1 kadarı da, kanda, kaslarda ve yumuşak dokularda bulunur. Bu nedenle, kalsiyum
—kemik yapısının oluşumundan başka,
—kas kasılmalarını, sinir sisteminden gelen sinyallerin kaslara iletilmesini ve
—hücre zarlarının oluşumunu kolaylaştırır.
Ayrıca, kalsiyum mineralinin barsak tümörlerini önlediği ileri sürülmektedir.
Kalsiyum oranı:
Kandaki kalsiyum oranının, önerilen miktar olan, bir desilitrede 9-11 miligram düzeyinde sabit tutulması çok önemlidir. Eğer oran bu miktarın altına düşerse, insanda kas kasılmaları, kramplar ve titremeler görülür. Bu durumda organizma kalsiyum yetersizliğini kemiklerdeki ve böbreklerdeki kalsiyum miktarından alarak karşılama yoluna gidecektir. Bu durumda da kemik yapısı bozuklukları ve idrar kaybı gibi durumlar ortaya çıkar. Eğer oran, önerilen miktardan daha yükseğe çıkarsa, bir aşırı kalsiyum yüklenmesinden söz edilebilir. Kalsiyum yüklenmesi kendisini, kusma, baş dönmesi ve iştahsızlık biçiminde gösterir. Aşırı kalsiyum böbrek taşlarının oluşumuna ve kireçlenmeye yol açar.
Nerede bulunur?
Kalsiyum, esas olarak süt ve süt ürünlerinde bulunur. Ancak bir süt ürünü olan tereyağında kalsiyum yoktur. Ayrıca, yeşil yapraklı bitkilerde, sebzelerde, cevizde ve kalamarda da kalsiyum bulunur. 18-24 yaşına kadar günde 1200 miligram, 25 yaşından sonra da günde 800 gram kalsiyum alınması gerekir. Hamilelikte ve son araştırmalara göre menopoz döneminde bu günlük kalsiyum oranı artırılabilir. Besin maddelerindeki kalsiyumun yaklaşık yüzde 30 ile 40'ı organizma tarafından absorbe edilir. Kortizon ve bazı ilaçlar organizmadaki kalsiyum miktarını düşürürler.
Tiroidin can damarı..
İYOT
İnsan organizmasında bulunan 20 ile 50 miligram iyot, ağırlıkla tiroid bezlerinde, deride, genel kemik sisteminde ve sinir sisteminde depolanmıştır. İyodun organizmada temel fonksiyonu,
-tiroid bezi hormonlarının üretimine yardımcı olmaktır.
Ne kadar gerekli?
Amerikan Sağlık Örgütü'nün raporuna göre, organizmanın günlük iyot gereksinmesi 150 mikrogram kadardır. Yeterli bir beslenmeyle bu miktar rahatlıkla doğal bir biçimde alınabilir. Ayrıca, iyotlu tuz takviyesi de mümkündür... Doğal haliyle iyot, balıkta, deniz ürünlerinde, sığır yüreğinde, ıspanakta ve pirinçte bulunur.
İyot yetersizliği:
Bu maddenin organizmada azalması, tiroidi etkileyeceği için hipotiroid hastalığına yol açar. İyot yetersizliğinin neden olduğu diğer rahatsızlıklar ise, kalp atışlarının zayıflaması ve metabolizmanın azalmasıdır. Metabolizmayı güçlendiren tiroksin ve tridotironin, tiroid tarafından üretilen hormonlardır, iyot azlığı nedeniyle tiroid bu hormonları yeterince üretemez ve bunun sonucu olarak metabolizma olumsuz olarak etkilenir, iyot fazlası ise genellikle çok ender görülen bir olaydır.
Hücrelerin mimarları…
SODYUM VE POTASYUM
1807 yılında, potasyum ve sodyum maddelerinin hücrelerin dengesini sağladıkları keşfedildi. Bu iki mineralin birbiriyle kaynaşması, hücrenin dışındaki potasyum maddesini hücrenin içine, hücrenin içindeki sodyum maddesini hücrenin dışına taşımakta ve böylece hücre ile dış atmosfer arasındaki denge sağlamaktadır... Bu ilişki, hücre zarlarının elektrik potansiyelini korumakta ve kandaki Ph oranının değişikliklere uğramasını önlemektedir.
Sodyum
İnsan organizmasının günde ortalama 83 ile 97 gram sodyuma ihtiyacı vardır. Sodyum maddesinin özellikle kanda fazlalaşması tansiyonun artmasına neden olmaktadır. Bunun için, diyet uzmanları organizmadaki fazla sodyumun yok edilmesini önerirler. Sodyum fazlası yemeklerde tuz kullanıldığı için sık görülen bir olaydır. Örneğin, birçok gelişmiş ülkede insanlar yemek sırasında 10- 12 gram kadar tuz tüketirler. Oysa, organizma için 3- 5 gram tuz rahat rahat yeterli olmaktadır. Ayrıca sodyum, sodyumklorür biçiminde birçok besin maddesinde de bulunmaktadır.
Potasyum
Yetişkin bir kişi için gerekli günlük potasyun miktarı, 115 ile 131 gram arasında değişmektedir. Ancak, sportif faaliyetlerde bulunanlar bu oranı yüzde 50 artırabilirler. Potasyum,
—kasların hareketliliğini dengeler,
—gücün konsantrasyonuna yardımcı olur.
Kandaki potasyum oranının azalması sık görülen bir olaydır. İshal, kısa süreli de olsa yetersiz beslenme ve yorucu bir yolculuk, kandaki potasyum oranının düşmesi için yeterli olmaktadır. Bu azalma, kendisini, kas ağrıları, kramplar ve yorgunluk biçiminde gösterir. Potasyum açısından zengin olan besin maddeleri şunlardır: Kurutulmuş kayısı, kuru fasulye, domates, muz ve kuru badem...
Kandaki büyük dost...
BAKIR
İnsan vücudunda yaklaşık 100- 150 gram kadar bakır bulunmaktadır. Bunun yüzde 10'u karaciğer ve beyinde, geri kalanı ise dolaşım halindeki kanın içindedir. Bakır, kanda hem plazmaya hem alyuvarlara dağılmıştır;
-kanda demir ile birlikte hemoglobinleri oluşturur.
Bakır, ayrıca birçok enzimin fonksiyonunu da düzenler.
Nerede bulunur?
İstiridye, karaciğer, fındık ve kuru üzüm bakır açısından en zengin besin maddeleridir. Organizmanın günlük bakır ihtiyacı ise 1,5 ile 3 miligram arasında değişmektedir. Bakır, organizma tarafından zor absorbe edilen bir maddedir. Besinlerdeki bakırın ancak yüzde 5'i organizma tarafından emilir.
Bakır yetersizliği
Bakır eksikliği, kendisini hipokromik kansızlık ve kemik yapısında bozukluklarla gösterir. Bakır fazlası çok ender görülen bir olaydır ve problem yaratmaz.
Dişlerimizin hammaddesi...
Flor
—Flor, kemik ve diş oluşumunda çok önemlidir.
Diş çürüklerinin büyük ölçüde nedeni, organizmadaki flor eksikliğidir. Bugün özellikle 6 yaşına kadar olan çocuklara diş sağlığı açısından flor takviyesinde bulunulmaktadır. Nitekim, bugün birçok diş macununa flor maddesi ilave ediliyor.
Nerede bulunur?
Sadece balık ve deniz ürünleri bol miktarda flor içerir. Bir de çay yapraklarında flor bulunur. Diğer bütün besin maddelerinde flor oranı çok ama çok azdır.
Flor yetersizliği:
Bu maddenin organizmadaki azlığı, diş çürüklerinin yanısıra kemik erimesine de yol açmaktadır. Organizmanın günde yaklaşık 1,5 ile 4 miligram arasında değişen miktarda florüre ihtiyacı vardır. Flor fazlalığı ise, vücutta çeşitli mine hastalıklarına yol acar.
Küçük,ama yararlı...
Bazı mineraller organizmada o kadar küçük miktarlarda bulunurlar ki, çoğu zaman bunların varlıkları es geçilir. Oysa organizmanın bu minerallere ne kadar ihtiyaç duyduğunu ve onların organizma içinde nasıl bir rol oynadıklarını çok iyi biliyoruz.
Manganez
Organizmanın günlük manganez ihtiyacı ortalama 2 ile 5 miligram kadardır. Manganez, kemiklerin büyümesine ve gelişmesine yardımcı olur, yağlı maddelerin dönüşümünü kolaylaştırır. Tahıllarda, meyvalarda ve sebzelerde bulunur.
Molibden
Organizmanın günlük molibden ihtiyacı 75 ile 250 mikrogram arasında değişir. Molibdenin damla hastalığına karşı olumlu bir etkisi olduğu ileri sürülmektedir. Kuru fasulyede, sütte ve bazı tahıllarda bulunur.
Krom
Organizmanın günlük krom ihtiyacı ortalama 50 ile 200 mikrogram arasında değişir. Yağlı ve şekerli maddelerin metabolizmasını olumlu bir biçimde etkiler. Krom, yulafta, yumurtada, ette ve bazı sebzelerde bulunur.
İnsan organizmasında ayrıca çok küçük miktarlarda, bazı enzimlerin sorumlusu olarak kükürt, kobalt (B12 vitaminin içinde), kadmiyum, vanadyum mineralleri de bulunur.
İSTENMEYEN MİSAFİRLER
Organizma için tehlikeli olan mineraller...
CİVA:
İnsan organizmasına herhangi bir biçimde civa girmesi, şiddetli mide yangılarına, mide acılarına yol açar ve böbreklere çok büyük zarar verir. Civa tuzu ayrıca deride yanıklara neden olur. Ancak civanın en tehlikeli yanı, zaman içinde organizmayı yavaş yavaş zehirlemesidir. Bu en yoğun biçimde deniz kirliliğinin çok fazla olduğu bazı Japon kentlerinde sürekli balık yiyen insanlarda görülmektedir. Civa zehirlenmesinin en tipik göstergeleri, damak enfeksiyonlarıyla sinir bozukluklarıdır.
KURŞUN:
Kurşun zehirlenmesi oldukça yaygın bir olaydır... Kandaki katlanılabilir kurşun sınırı, bir desilitrede 70 mikrogramdır. Bu sınırın ötesinde, zehirlenmenin belirtileri ortaya çıkar. Kandaki kurşun miktarının artmasının çeşitli nedenleri olabilir; solunum yoluyla havadaki kurşunun organizmaya girmesi, metal maddelerin yutulması ve daha sonra midede kurşunun çözülmesi, kurşun içeren seramik tabaklarda yemek yenilmesi, vernikli tahtadan çıkan kokunun solunması gibi... Kurşun zehirlenmesi kendisini yetişkinlerde baş ağrısı, iştahsızlık, mide ağrıları biçiminde gösterir. Küçüklerde ise sinir sistemi bozukluklarına rastlanır. Kurşun zehirlenmesine kesinlikle müdahale edilmeli ve organizmadaki kurşun hemen dışarı çıkartılmalıdır.
AMYANT:
Solunum yoluyla organizmaya giren amyant zerreciklerinin ciğerlerde ve bronşlarda birikmesi büyük hasara neden olabilir. Hatta ciğerlerde biriken amyant bir süre sonra "mesotelioma" isimli çok tehlikeli bir tümörün oluşmasına da yol açabilir.
Hazırlayanlar : merakediyorum grubu üyeleri Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Kaynak : Focus Mayıs 1995 sayısından "Sanki maden ocağı" başlıklı yazıdan alınmıştır. Paragraf başlıkları yazıya ilave edilmiştir.
Lütfen bu kısmı silmeyiniz, kaynak göstererek paylaşınız.
Saatlerce uğraşarak verdiğimiz emeği bir "Delet" tuşuyla yok etmeyin.
powered by Sitelinkx
Bu posta 451 defa okundu
İçimizde tam üç kilo mineral taşıyoruz
Bunların bir kısmı, organizmanın sağlıklı çalışması için vazgeçilmez unsurlar... Bazıları ise tehlikeli, "istenmeyen" grubundan maddeler... Ancak önemli olan, organizmanın bütün bu minerallere ne kadar ihtiyaç duyduğunu bilmek ve bu kadarla yetinmek... Çünkü fazlası yarardan çok zarar veriyor...
İnsan organizmasını, değerli ve ender bir maden ocağı sayılabilir
Eğer kalsiyum olmasaydı, dişleriniz sert bir elmaya bile dayanamaz, ortasından kırılırdı. Eğer demir olmasaydı, hemoglobin moleküllerinden yoksun kalır, bu nedenle de dokularımıza oksijen ulaşmazdı. Eğer kükürt olmasaydı, saçlarımız zamana karşı bu kadar direnemez, derimiz canlılığını asla koruyamazdı. Eğer potasyum ve sodyum olmasaydı, hücrelerimiz elektrik gücünü kaybedecek ve hızla yaşlanacaktık. Organizmanın sağlığı için vazgeçilmez olan minerallerin listesi bunlarla sınırlı değil. Daha arkada fosfor, magnezyum, manganez, flor, çinko ve bakır var... Bütün bu mineraller, ağırlığımızın yaklaşık yüzde 4'ünü oluşturuyor. Üç kiloluk bu mineral zenginliğine bakarsak, insan organizmasını son derece değerli ve ender bir maden ocağı sayabiliriz...
İdeal bir denge içinde bulunuyorlar
Tüm bu mineraller, genel olarak organizmamızda ideal bir denge içinde bulunuyorlar. Organizma, bu minerallerin eksikliğini ya da fazlalığını kendi iç mekanizmalarıyla ayarlayabiliyor. Örneğin, kandaki kalsiyum miktarında bir azalma olduğunda, vücut bir başka kalsiyum deposu olan kemiklerden gerekli miktarı bir süre için ödünç alabiliyor ve kandaki bu eksikliği gideriyor. Aynı şekilde, organizma, besinlerdeki demirin normal koşullarda sadece yüzde 10'unu emiyor. Ancak, organizmada herhangi bir nedenden dolayı bir demir eksikliği doğarsa, emme kapasitesini beş kez artırabiliyor. Bu doğal dengenin bir başka tipik örneği de sodyum miktarı... Kandaki sodyum miktarı aşırı tuzlu beslenme sonucu yükseldiği zaman, hemen böbrekler devreye giriyor ve bu sodyum fazlasını idrar yoluyla organizmadan temizliyor.
"makro-mineraller", "mikro-mineraller"
Organizmadaki mineraller, ihtiyaç olunan miktarlara göre de sınıflandırılıyorlar. İnsanın günlük ortalama 100 mikrogramdan fazla ihtiyaç duyduğu mineraller "makro-mineraller", diğerleri ise "mikro-mineraller" olarak tanımlanıyorlar.
"faydalı" , "zararlı" ve "nötr" mineraller
Bir başka sınıflandırma ise "faydalı" , "zararlı" ve "nötr" mineraller kategorileri... Potasyum, kalsiyum, fosfor gibi sağlık açısından vazgeçilmez olan mineraller birinci kategoriye; civa, kurşun ve amyant gibi mineraller ikinci kategoriye; nikel, kobalt ve vanadyum gibi mineraller de üçüncü kategoriye giriyorlar.
Büyümenin ve hücre üretiminin motoru...
MAGNEZYUM
Magnezyumun insan organizmasındaki ana deposu kemikler... İnsan vücudunda yaklaşık 20- 28 gram magnezyum var. Bunun yaklaşık yüzde 60'ı kalsiyum ve fosforla birlikte kemiklerde bulunuyor. Ancak, magnezyumun asıl fonksiyonu, yüzde 60'ının bulunduğu kemiklerde değil, yüzde 40'ının bulunduğu kan ve kas sisteminde...
—Kasların güçlenmesi,
—protein sentezi,
—hücrelerin büyümesi ve yenilenmesi,
magnezyum sayesinde mümkün oluyor.
Nerede bulunuyor?
Normal bir beslenme, insanın günlük magnezyum ihtiyacını kolaylıkla karşılayabilir. Öte yandan, magnezyum organizma tarafından kolaylıkla absorbe edilen bir maddedir. Besinlerdeki magnezyum miktarının yaklaşık yüzde 40 ile 60'ı organizma tarafından rahatlıkla absorbe edilir. Bütün yeşil yapraklı bitkiler, sebzeler, ceviz, balık, kakao, çikolata ve buğday ürünleri magnezyum açısından zengindir.
Ne kadar ihtiyaç var?
Amerikan Sağlık Örgütü'nün verdiği rakama göre, insan vücudu günde ortalama 350 ile 280 miligram arasında değişen oranda magnezyuma ihtiyaç gösteriyor. Ancak, bazı özel durumlarda organizmanın magnezyuma olan ihtiyacı artabilir. Örneğin, kalsiyum veya D vitamini açısından zengin bir diyet programı uygulandığında, organizmadaki magnezyum oranını artırmak gerekir. Yine, alkol, idrar yoluyla magnezyum miktarını azalttığı için, içki alındığında da organizmaya magnezyum takviyesi yapılması gerekir... Aynı durum yoğun stres yaşandığında da geçerlidir... Ayrıca bazı ilaçlar, örneğin idrar söktürücüler organizmadaki magnezyum oranını azaltır. Magnezyum eksikliği kendisini, titreme, kas kontrolünün yitirilmesi ve aşırı sinirlilik biçiminde gösterir.
Organizmanın "Sine quanon" (olmazsa olmaz) minerali...
FOSFOR
Fosfor, kalsiyumdan sonra organizmada en yaygın bulunan mineraldir. Vücuttaki fosforun yüzde 85'i kalsiyumla birlikte kemiklerdedir. İnsanın kemik yapısındaki fosfor-kalsiyum oranı 1'e 2'dir. Fosfor, kemik yapısından başka yerlerde de vazgeçilmez olan temel bir mineraldir.
—Vücudun hücre dengesini sağlar
—hücre zarlarının özellikle de sinirsel hücre zarlarının oluşumunu kolaylaştırır.
—Organizmanın enerji kaynağı olan nükleik asitlerin molekülünü oluşturur.
—Yağlı madddelerin organizma içinde taşınmasını, şekerli maddelerin de organizma tarafından absorbe edilmesini kolaylaştırır.
Fosfor yetersizliği:
Yetersiz bir beslenmenin sonucu olarak ortaya çıkan fosfor eksikliği, kendisini ciddi böbrek yetersizlikleri ve barsak hazımsızlığıyla gösterir.
Nerede bulunur?
Fosfor, genellikle protein açısından zengin olan besin maddelerinde bulunur. Et, balık, yumurta, ceviz, süt ve süt ürünleri gibi... İnsanoğlu günde ortalama 800 miligram fosfora ihtiyaç duyar. Yeterli bir beslenme bu miktarda fosforu rahatlıkla sağlayabilir. Besinlerdeki fosfor, organizma tarafından yüzde 50-70 gibi yüksek bir oranda kolaylıkla absorbe edilir.
Az, ama çok önemli...
SELENYUM
Değeri, son yıllarda gerçekleştirilen çalışmalarla ortaya çıkan bir mineraldir... Ortaya çıkarılan iki fonksiyonuyla, birdenbire tüm dikkatleri üzerine çekmiştir. Selenyumun birinci özelliği,
—dokuları, kansere yol açan bağımsız köklere karşı koruyan bir enzimin önemli bileşim maddesi olmasıdır.
—Yeni keşfedilen ikinci fonksiyonu ise, vücudu zehirli maddelerden temizlemesidir...
Bugün özellikle gelişmiş ülkelerde selenyum eksikliği hayvanlar üzerinde yapılan deneylerle araştırılıyor.
Selenyum eksikliği
Birinci göstergesi, kas yapısında şiddetli bir zayıflığa yol açmasıdır. Bu rahatsızlık, selenyum takviyesiyle kolaylıkla giderilebilir. İkinci belirtisi ise, kalp ve damarlardaki esneme yeteneğinin eksilmesidir... Kuşkusuz bu durum, ileride çok tehlikeli kalp ve damar rahatsızlıklarına yol açabilecek bir olaydır.
Son yıllarda selenyum konusunda bir başka iddia daha var: Yüksek dozda C vitaminiyle birlikte organizmayı kanserli tümörlerden koruduğu ileri sürülüyor. Ancak bu henüz kanıtlanmış değil...
Nerede bulunur?
Selenyum, balıkta, ciğerde, ette ve buğdayda bulunan bir mineral... Organizmanın günlük selenyum ihtiyacı 70 ile 100 mikrogram arasında değişiyor. Özel durumlarda bu rakam 200 mikrograma kadar rahatlıkla çıkabiliyor.
Organizmanın oksijen taşıyıcıları
DEMİR
Demir, oksijenin organizma içinde dolaşımı için vazgeçilmez bir mineraldir... Yetişkin bir organizmadaki demir miktarı, yaklaşık 3 ile 5 gram arasında değişir. Bunun çok az bir kısmı kanda bulunur ama, "transferin" denilen protein ile birlikte oksijenin kan içinde dolaşımını sağlar. Geri kalan demir miktarının yüzde 70'i ise, hemoglobinin bir bileşimi olan "eme" molekülünü oluşturur. Organizmada demir stoklayan diğer organlar, karaciğer, dalak ve kemik iliğidir...
Ne kadarı yararlı?
Organizmanın demir ihtiyacı, yaşa ve kişiye göre değişen oranlar gösterir. Yetişkin erkek ve kadınlarda günlük demir ihtiyacı yaklaşık 10 miligramdır. Ancak, menopoz döneminde kadınlar için bu oran 15 miligrama yükselir. Hamilelik ve büyüme çağı da fazla demir tüketilen dönemlerdir... Bu günlerde organizmaya demir takviyesi gerekir. Demir yetersizliğinin en somut belirtileri, cansızlık ve aşırı yorgunluktur. Ancak hemen belirtelim ki, demir eksikliği kadar aşırı demir yüklenmesi de çok tehlikelidir. Demir fazlası, ender de olsa hepatik yetersizliğe yol açabilir. Bu durumda, organizmanın dışarı atamadığı demir miktarı, mide kramplarına, baş dönmesine, kusmaya, şoka ve hatta bazı durumlarda komaya bile neden olabilir.
Nerede bulunur?
Demir, ciğerde, ette, kuru fasulyede, yulafta, kakaoda ve midyede bulunur. Ancak, organizma tarafından kolay kolay absorbe edilen bir madde değildir. Besinlerdeki demirin sadece yüzde 10'u organizma tarafından emilir. C vitamini, organizmanın demiri absorbe etmesini kolaylaştırır. Çay ve kahve gibi içecekler organizmanın demiri absorbe etmesini olumsuz etkilerler.
Cinselliğin itici gücü...
ÇİNKO
insan organizmasındaki çinko miktarı 2- 3 gram kadardır. Çinko, kanda, alyuvarlarda, prostatta, ciğerde, pankreasta, bazı kaslarda ve kemiklerde bulunur. Çinkonun organizmada çok çeşitli fonksiyonları vardır:
—Organizmanın genel gelişimini düzene sokar,
—sperm üretimini ve cinselliğe geçişi kolaylaştırır,
—protein ve RNA sentezlerine müdahale eder.
Bir iddia da, çinkonun insülin fonksiyonunda önemli bir işlevi olduğudur... Ancak, bu henüz kanıtlanmış değildir.
Nerede bulunuyor?
Çinko, mercimekte, bezelyede, yulafta ve ekmekte bulunan bir mineraldir. Bir erkeğin günlük çinko gereksinmesi 15 miligram, bir kadının ise 12 miligramdır. Sağlıklı bir beslenmeyle bu miktar rahatlıkla alınabilir...
Çinko yetersizliği:
Çinko eksikliği, cinsel gelişmede bozukluklara, bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve deride doku bozukluklarına neden olur. Daha ilerki aşamalarda, enfeksiyonlara, kansızlığa, enfarktüse, tümör oluşumuna, böbrek rahatsızlıklarına ve sarılığa yol açabilir. Hamilelik ve ostrojen kullanımı, organizmadaki çinko oranında bir düşüş yaratır. Bu nedenle, doktorlar hamile kadınlara çinko açısından zengin bir beslenme programı önerirler. Çinko fazlalığı da oldukça tehlikelidir. İnsana damar acıları ve iştahsızlık verebilir. Ender de olsa, barsak kanamalarına ve bazı sinirsel problemlere yol açabilir.
Organizmanın en çok minerali...
KALSİYUM
İnsan vücudunun ağırlığının yüzde 1,5 ile 2'sini kalsiyum minerali oluşturur. İnsan vücudunun tüm kemiklerinde ve dişlerde, fosfor ile birlikte kalsiyumfosfat biçiminde bulunur. Bu bileşim, yetişkinliğe kadar kemiklerde ve dişlerde "gevşek bir yapı" gösterir. Bu nedenle kemikler daha esnektir ve kırılma durumunda çok daha kolay kaynar. Ancak, zamanla kalsiyumfosfat kristalleri kemiğin kristalleşmemiş bölümüne de yerleşir ve kemikler daha katılaşır. Esnekliğini yitirdiği için çok daha kolay kırılır ve kaynaması da çok güçleşir. Organizmadaki kalsiyumun yüzde 1 kadarı da, kanda, kaslarda ve yumuşak dokularda bulunur. Bu nedenle, kalsiyum
—kemik yapısının oluşumundan başka,
—kas kasılmalarını, sinir sisteminden gelen sinyallerin kaslara iletilmesini ve
—hücre zarlarının oluşumunu kolaylaştırır.
Ayrıca, kalsiyum mineralinin barsak tümörlerini önlediği ileri sürülmektedir.
Kalsiyum oranı:
Kandaki kalsiyum oranının, önerilen miktar olan, bir desilitrede 9-11 miligram düzeyinde sabit tutulması çok önemlidir. Eğer oran bu miktarın altına düşerse, insanda kas kasılmaları, kramplar ve titremeler görülür. Bu durumda organizma kalsiyum yetersizliğini kemiklerdeki ve böbreklerdeki kalsiyum miktarından alarak karşılama yoluna gidecektir. Bu durumda da kemik yapısı bozuklukları ve idrar kaybı gibi durumlar ortaya çıkar. Eğer oran, önerilen miktardan daha yükseğe çıkarsa, bir aşırı kalsiyum yüklenmesinden söz edilebilir. Kalsiyum yüklenmesi kendisini, kusma, baş dönmesi ve iştahsızlık biçiminde gösterir. Aşırı kalsiyum böbrek taşlarının oluşumuna ve kireçlenmeye yol açar.
Nerede bulunur?
Kalsiyum, esas olarak süt ve süt ürünlerinde bulunur. Ancak bir süt ürünü olan tereyağında kalsiyum yoktur. Ayrıca, yeşil yapraklı bitkilerde, sebzelerde, cevizde ve kalamarda da kalsiyum bulunur. 18-24 yaşına kadar günde 1200 miligram, 25 yaşından sonra da günde 800 gram kalsiyum alınması gerekir. Hamilelikte ve son araştırmalara göre menopoz döneminde bu günlük kalsiyum oranı artırılabilir. Besin maddelerindeki kalsiyumun yaklaşık yüzde 30 ile 40'ı organizma tarafından absorbe edilir. Kortizon ve bazı ilaçlar organizmadaki kalsiyum miktarını düşürürler.
Tiroidin can damarı..
İYOT
İnsan organizmasında bulunan 20 ile 50 miligram iyot, ağırlıkla tiroid bezlerinde, deride, genel kemik sisteminde ve sinir sisteminde depolanmıştır. İyodun organizmada temel fonksiyonu,
-tiroid bezi hormonlarının üretimine yardımcı olmaktır.
Ne kadar gerekli?
Amerikan Sağlık Örgütü'nün raporuna göre, organizmanın günlük iyot gereksinmesi 150 mikrogram kadardır. Yeterli bir beslenmeyle bu miktar rahatlıkla doğal bir biçimde alınabilir. Ayrıca, iyotlu tuz takviyesi de mümkündür... Doğal haliyle iyot, balıkta, deniz ürünlerinde, sığır yüreğinde, ıspanakta ve pirinçte bulunur.
İyot yetersizliği:
Bu maddenin organizmada azalması, tiroidi etkileyeceği için hipotiroid hastalığına yol açar. İyot yetersizliğinin neden olduğu diğer rahatsızlıklar ise, kalp atışlarının zayıflaması ve metabolizmanın azalmasıdır. Metabolizmayı güçlendiren tiroksin ve tridotironin, tiroid tarafından üretilen hormonlardır, iyot azlığı nedeniyle tiroid bu hormonları yeterince üretemez ve bunun sonucu olarak metabolizma olumsuz olarak etkilenir, iyot fazlası ise genellikle çok ender görülen bir olaydır.
Hücrelerin mimarları…
SODYUM VE POTASYUM
1807 yılında, potasyum ve sodyum maddelerinin hücrelerin dengesini sağladıkları keşfedildi. Bu iki mineralin birbiriyle kaynaşması, hücrenin dışındaki potasyum maddesini hücrenin içine, hücrenin içindeki sodyum maddesini hücrenin dışına taşımakta ve böylece hücre ile dış atmosfer arasındaki denge sağlamaktadır... Bu ilişki, hücre zarlarının elektrik potansiyelini korumakta ve kandaki Ph oranının değişikliklere uğramasını önlemektedir.
Sodyum
İnsan organizmasının günde ortalama 83 ile 97 gram sodyuma ihtiyacı vardır. Sodyum maddesinin özellikle kanda fazlalaşması tansiyonun artmasına neden olmaktadır. Bunun için, diyet uzmanları organizmadaki fazla sodyumun yok edilmesini önerirler. Sodyum fazlası yemeklerde tuz kullanıldığı için sık görülen bir olaydır. Örneğin, birçok gelişmiş ülkede insanlar yemek sırasında 10- 12 gram kadar tuz tüketirler. Oysa, organizma için 3- 5 gram tuz rahat rahat yeterli olmaktadır. Ayrıca sodyum, sodyumklorür biçiminde birçok besin maddesinde de bulunmaktadır.
Potasyum
Yetişkin bir kişi için gerekli günlük potasyun miktarı, 115 ile 131 gram arasında değişmektedir. Ancak, sportif faaliyetlerde bulunanlar bu oranı yüzde 50 artırabilirler. Potasyum,
—kasların hareketliliğini dengeler,
—gücün konsantrasyonuna yardımcı olur.
Kandaki potasyum oranının azalması sık görülen bir olaydır. İshal, kısa süreli de olsa yetersiz beslenme ve yorucu bir yolculuk, kandaki potasyum oranının düşmesi için yeterli olmaktadır. Bu azalma, kendisini, kas ağrıları, kramplar ve yorgunluk biçiminde gösterir. Potasyum açısından zengin olan besin maddeleri şunlardır: Kurutulmuş kayısı, kuru fasulye, domates, muz ve kuru badem...
Kandaki büyük dost...
BAKIR
İnsan vücudunda yaklaşık 100- 150 gram kadar bakır bulunmaktadır. Bunun yüzde 10'u karaciğer ve beyinde, geri kalanı ise dolaşım halindeki kanın içindedir. Bakır, kanda hem plazmaya hem alyuvarlara dağılmıştır;
-kanda demir ile birlikte hemoglobinleri oluşturur.
Bakır, ayrıca birçok enzimin fonksiyonunu da düzenler.
Nerede bulunur?
İstiridye, karaciğer, fındık ve kuru üzüm bakır açısından en zengin besin maddeleridir. Organizmanın günlük bakır ihtiyacı ise 1,5 ile 3 miligram arasında değişmektedir. Bakır, organizma tarafından zor absorbe edilen bir maddedir. Besinlerdeki bakırın ancak yüzde 5'i organizma tarafından emilir.
Bakır yetersizliği
Bakır eksikliği, kendisini hipokromik kansızlık ve kemik yapısında bozukluklarla gösterir. Bakır fazlası çok ender görülen bir olaydır ve problem yaratmaz.
Dişlerimizin hammaddesi...
Flor
—Flor, kemik ve diş oluşumunda çok önemlidir.
Diş çürüklerinin büyük ölçüde nedeni, organizmadaki flor eksikliğidir. Bugün özellikle 6 yaşına kadar olan çocuklara diş sağlığı açısından flor takviyesinde bulunulmaktadır. Nitekim, bugün birçok diş macununa flor maddesi ilave ediliyor.
Nerede bulunur?
Sadece balık ve deniz ürünleri bol miktarda flor içerir. Bir de çay yapraklarında flor bulunur. Diğer bütün besin maddelerinde flor oranı çok ama çok azdır.
Flor yetersizliği:
Bu maddenin organizmadaki azlığı, diş çürüklerinin yanısıra kemik erimesine de yol açmaktadır. Organizmanın günde yaklaşık 1,5 ile 4 miligram arasında değişen miktarda florüre ihtiyacı vardır. Flor fazlalığı ise, vücutta çeşitli mine hastalıklarına yol acar.
Küçük,ama yararlı...
Bazı mineraller organizmada o kadar küçük miktarlarda bulunurlar ki, çoğu zaman bunların varlıkları es geçilir. Oysa organizmanın bu minerallere ne kadar ihtiyaç duyduğunu ve onların organizma içinde nasıl bir rol oynadıklarını çok iyi biliyoruz.
Manganez
Organizmanın günlük manganez ihtiyacı ortalama 2 ile 5 miligram kadardır. Manganez, kemiklerin büyümesine ve gelişmesine yardımcı olur, yağlı maddelerin dönüşümünü kolaylaştırır. Tahıllarda, meyvalarda ve sebzelerde bulunur.
Molibden
Organizmanın günlük molibden ihtiyacı 75 ile 250 mikrogram arasında değişir. Molibdenin damla hastalığına karşı olumlu bir etkisi olduğu ileri sürülmektedir. Kuru fasulyede, sütte ve bazı tahıllarda bulunur.
Krom
Organizmanın günlük krom ihtiyacı ortalama 50 ile 200 mikrogram arasında değişir. Yağlı ve şekerli maddelerin metabolizmasını olumlu bir biçimde etkiler. Krom, yulafta, yumurtada, ette ve bazı sebzelerde bulunur.
İnsan organizmasında ayrıca çok küçük miktarlarda, bazı enzimlerin sorumlusu olarak kükürt, kobalt (B12 vitaminin içinde), kadmiyum, vanadyum mineralleri de bulunur.
İSTENMEYEN MİSAFİRLER
Organizma için tehlikeli olan mineraller...
CİVA:
İnsan organizmasına herhangi bir biçimde civa girmesi, şiddetli mide yangılarına, mide acılarına yol açar ve böbreklere çok büyük zarar verir. Civa tuzu ayrıca deride yanıklara neden olur. Ancak civanın en tehlikeli yanı, zaman içinde organizmayı yavaş yavaş zehirlemesidir. Bu en yoğun biçimde deniz kirliliğinin çok fazla olduğu bazı Japon kentlerinde sürekli balık yiyen insanlarda görülmektedir. Civa zehirlenmesinin en tipik göstergeleri, damak enfeksiyonlarıyla sinir bozukluklarıdır.
KURŞUN:
Kurşun zehirlenmesi oldukça yaygın bir olaydır... Kandaki katlanılabilir kurşun sınırı, bir desilitrede 70 mikrogramdır. Bu sınırın ötesinde, zehirlenmenin belirtileri ortaya çıkar. Kandaki kurşun miktarının artmasının çeşitli nedenleri olabilir; solunum yoluyla havadaki kurşunun organizmaya girmesi, metal maddelerin yutulması ve daha sonra midede kurşunun çözülmesi, kurşun içeren seramik tabaklarda yemek yenilmesi, vernikli tahtadan çıkan kokunun solunması gibi... Kurşun zehirlenmesi kendisini yetişkinlerde baş ağrısı, iştahsızlık, mide ağrıları biçiminde gösterir. Küçüklerde ise sinir sistemi bozukluklarına rastlanır. Kurşun zehirlenmesine kesinlikle müdahale edilmeli ve organizmadaki kurşun hemen dışarı çıkartılmalıdır.
AMYANT:
Solunum yoluyla organizmaya giren amyant zerreciklerinin ciğerlerde ve bronşlarda birikmesi büyük hasara neden olabilir. Hatta ciğerlerde biriken amyant bir süre sonra "mesotelioma" isimli çok tehlikeli bir tümörün oluşmasına da yol açabilir.
Hazırlayanlar : merakediyorum grubu üyeleri Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Kaynak : Focus Mayıs 1995 sayısından "Sanki maden ocağı" başlıklı yazıdan alınmıştır. Paragraf başlıkları yazıya ilave edilmiştir.
Lütfen bu kısmı silmeyiniz, kaynak göstererek paylaşınız.
Saatlerce uğraşarak verdiğimiz emeği bir "Delet" tuşuyla yok etmeyin.
powered by Sitelinkx
| < Önceki | Sonraki > |
|---|






