SİTEDE ARA
BİZİ TAKİP EDİN
ÜCRETSİZ PROGRAMLAR

Giveaway of the Day

Anasayfa

Meteoroloji şiddetli yağışların daha bir hafta süreceğini söylüyor ama, insan umut ediyor, bugün yaşanan doğal felaketin bir daha etmemesini. En kötünün geride kalmış olmasını.
 
Böylesine büyük çaplı bir felaketin ardından söylenebilecek şeylerin listesini yapmak bile mümkün değil. Çarpık kentleşmeden, siyasetteki kokuşmaya, ahlaki çöküntüden vurdumduymazlığ a ve daha akla gelmeyecek bir çok konuda eleştirileri peşpeşe sıralamak mümkün.
 
Ne yazık ki, yapılabilecek eleştirilerin büyük bir çoğunluğu haklı eleştiriler olacak. Çünkü öylesine memlekette yaşıyoruz ki, nereden tutsan elinde kalacak.
 
Bu felaketin dikkat çeken yönlerinden biri de yağmalayanlardı . Attığım başlık yanıltıcı olabilir, bu yazıda yağmalayanları asla niyetim yok. Çünkü yaşadığımız ahlaksal çöküntünün boyutlarını ortaya koyabilecek o kadar ağır örnekler var ki, eleştirmeye yağmalayanlardan başlamak çok da doğru gelmiyor bana. Açıkçası çok şaşırmıyor insan, bu ne ki yaşanan ve halkımız tarafından alkışlanan - sahip çıkılan onca onursuz-alçakç a örnek insanın aklına gelince.
 
Hatta empati kurmaya çalışıyorum, anlamaya çalışıyorum. Tenezzül edenlerin yaşadığı hayatı, yaptıklarının kabahati olarak görüp, yaptıklarını bir miktar hoş görmeye çalışıyorum.
 
Ama birşey var ki, ne yaparsam yapayım, midem - aklım - psikolojim - mantığım onu kaldıramıyor. Televizyonlardan hepiniz görmüşsünüzdür. Sıvı sabun şampuan toplayan bir adam var, bulduğu bir kadın çantasını da içinde birşey var mı diye kontrol ediyor, mutlaka görmüşsünüzdür, işte o adamın söylediği bir şeyi bir türlü kabullenemiyorum. Kamera üzerine çevrilmişken bile utanıp yağmalamasına ara vermeyen "yurttaşımız" akla ziyan bir cümle kuruyor : "Oruç tutmadıkları için başlarına bu geldi."
 
Üstelik bunu üzülerek filan söylemiyor.Büyü k bir keyif alarak kuruyor bu cümleyi.Sanki dünyanın en haklı cümlesini söylüyormuş gibi kendine güvenerek konuşuyor. Sanki zeka ürünü birşey söylemiş gibi pis pis sırıtıyor. Ve "torbasını" doldurmaya devam ediyor.
 
Hadi anladık, bulunduğun yerde yardıma ihtiyacı olan birileri mutlaka vardır, sen bu kara günde bir dost eli uzatacağına, kendi çapında insanlığın nasıl bir çukurda debelenmeye çalıştığını ortaya koymaya çalışıyorsun. Ve hala bu çarpıklığın tamamını senin sırtına yüklemeye dilim varmıyor.
 
Ama sen söyler misin, seninki nasıl bir insanlıktır, ölenlerin ve zarar görenlerin kimler olduğu konusunda en ufak bir fikrin yokken bile, başlarına gelen bu felaketi hakkettiklerini nasıl bu kadar rahatça ve gülerek söyleyebiliyorsun?
 
Senin ahlakın nasıl bir ahlak, senin dini inancın nasıl bir inanç, senin tuttuğun oruç ne tür bir oruç, senin kafayapı n -senin beynin nasıl bir tarlada yetişiyor ki, bu kadar arsız bir cümle kurabiliyorsun.
 
İnsanların Allah yolundan saptıkları için daha çok "cezaya" tabi tutulduklarını birçok insan düşünebilir. Böyle bir düşünce başkalarına yanlış gelse de, kimileri tarafından pekala savunulabilir. Ama insanın böyle bir düşünceye sahip olması bile, felakete uğrayanlara yardım eli uzatmamaya, peşlerinden en derin kederi duymaya engel değildir. 
 
Salya akıtarak, insanların felaketinden kuduruk bir zevk alarak topladığın bir kaç şişe sabunla, şampuanla hangi alçaklığı biraz olsun temizleyebileceğ ini düşünüyorsun ki?
 
Benim aklım pek ermez, ama senin bir bildiğin vardır muhakkak, yoksa böyle bir yorum yapar mıydın? Ne diyeyim, Allah orunu kabul etsin..Bu posta 487 defa okundu