• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Çocuğunuz Sizin Gibi Olsun mu? PDF  Array Yazdır Array  e-Posta
Ayten tarafından yazıldı.   
Pazar, 09 Mayıs 2010 17:53
“ Hiçbir çocuk, gözleriyle uygulamasını görmediği bir şeyi, söyleniyor diye yapmaz.”
Anne babaların hiç unutmamaları gereken hususlardan biri çocukları tarafından örnek alınmalarıdır. Anne babalar, kendileri adına daha iyi ve olgun olma uğraşını hiç bırakmadan devam ettirdikleri gibi, bu çabaları aynı zamanda öncelikli olarak, çocukları ve içinde yaşadıkları toplum adına da devam etmelidir.

Bekar olanlar bu anlamda düzelme yaşamalılar ve gelecekteki neslin nasıl olmasını istiyor iseler, öncelikle kendileri öyle olmalıdırlar. Evli olanlar, beşiklerde ve eğitim çağlarında çocukları bulunanlar, onların nasıl olmasını istiyorlarsa kendileri öyle olma çabası içine girmelidirler.


Zaman zaman anne babalar, çocuklarındaki sorunları, çocuklarının kendilerine yaşattıkları sorunları, çocuklarının çevreyle olan sorunlarını birbiriyle konuşur, tartışırlar. Bazen durum onları işin uzmanlarına kadar gitmeye yöneltebilir. Bunu yapsalar da , yapmasalar da mevcut durum onları üzer, yıpratır.



Anneler bir araya geldiğinde de bu konu her zaman gündeme gelir. Sorunu yaşayan anne, bunu nasıl aşacağını, daha tecrübeli olduğunu bildiği annelere açar. Esasında bu, onun durumun farkında olduğunun da bir işaretidir. Yani, sorunun adını koymak, çözümün en önemli kısmını başarmak demektir aslında.



Şimdi böyle annelerin en çok karşılaştığı sorunlardan bazılarını ele almaya çalışalım:



Biz işe klasik usulle başlamayacağız. Klasik usulde sorun söylenir ve sorunu yaşayana cevaplar verilip tavsiyelerde bulunulur. Tıpkı, midesi hasta olmuş bir kadının doktora gittiğinde, doktorun ona midesi için bir ton ilaç vermesi gibi… Bana göre ise, o kadının midesini hasta eden unsurların tespit edilip düzeltilmesi giderilmesi gerekir.



Yoksa ilaçlar, yaşayanların da çok iyi bildiği gibi, ancak pansuman görevi görebiliyor. Belki kadının midesi, asabi koca, maddi sıkıntı veya üzerine yıkılmış fazla sorumluluk sebebiyle hastadır. Böyle bir durumda verilen ilaç ne yapsın, doktor ne yapsın?



Sorular, karşı sorular ve cevaplar



Efendim, şimdi biz anne babanın, çocuğuyla ilgili sorunları gidermek için sorduğu sorulara, klasik olmayan, yani çocuğu muhatap almayan cevaplar aramaya çalışalım:



Soru: Çocuğuma kitap okumayı nasıl sevdirebilirim?



Karşı soru: Siz seviyor musunuz? En son ne zaman, ne okudunuz?



…(Cevap yok )



Uyarı: Çocuğunuzun kitap okumayı sevmesi için , anne baba olarak sizin kitap okumayı sevmeniz ve okumanız gerekir. Çocuğunuz sizde bu özelliğin sevilmeye ve kazanılmaya değer olduğunu görmelidir.



Soru: Çocuğumun bazı huyları var- inatlaşma bazen yalan, sorumsuzluk gibi…Bunları gidermek için ne yapabilirim?



Karşı soru: bu huylardan sizde de var mı? Yahut bunlar sizin etkilemeniz, telkininiz sonucu oluşmuş olabilir mi?



Uyarı: Çocuğunuzun yapmasını istediğiniz her davranışı öncelikle siz yapınız, terkini istediklerinizi siz yapmayınız. Onun nasıl olmasını isterseniz, siz öyle olunuz.

...

Soru: Çocuğum benimle her şeyini paylaşmıyor; bunu sağlamak için ne yapabilirim?



Karşı soru: Geriye dönüp bakınız, onunla ne kadar ilgilisiniz, zor günlerinde hep yanında ve yardımcı mı idiniz? Bazı çok basit şeyleri bile size anlattığında büyük bir dikkatle dinlediniz mi veya anlattıklarına sert, tepkiler mi gösterdiniz?



Uyarı: Siz çocuğunuz nazarında, her şeyi paylaşabilecek olgunluğa gelirseniz, onu her zaman dikkatle dinlerseniz, katı ve sert tepkiler yerine konuşmayı öğrenirseniz, o size bu güveni duyarsa, konuşmak için kesinlikle başkalarını değil, sizi tercih edecektir.

...



Soru: Çocuğum bana karşı çok saygısız! Ne yapabilirim?





Karşı Soru: Siz ona karşı saygılı mısınız?





Uyarı: Siz ona saygı gösteriniz ki saygı göstermek nasıl bir şeydir, görsün öğrensin. Hiçbir çocuk gözleriyle uygulamasını görmediği bir şeyi, söyleniyor diye yapmaz.

...



Soru: Çocuğum içine kapanık. Nasıl değiştirebilirim?





Karşı Soru: Siz öfkeli, çok bağıran biri misiniz? Üstelik kendinize ait gördüğünüz öfkelenme ve bağırma hakkınızı (!) , çocuğunuza yasaklıyor musunuz?





Uyarı: O başka nasıl olabilirdi ki?.. İlk yapılacak iş, sizin öfkenizi yutmanız, sesinizi kısmanız, gerekirse mutlaka kesmeniz, onun fikirlerini sormanız, cevaplarını ciddiye almanız, ona çok önem vermeniz, ve öylece dinlemenizdir.

...



Soru: Çocuğumla arkadaş olamıyorum. Ne yapabilirim?





Karşı soru: Çocuklarınızla ilk andan itibaren, onların yaşına inip, oyunlar oynayarak, yeniden onlarla büyüdünüz mü? Şu anda onların yaşına inip birlikte şımarabiliyor musunuz?



Uyarı: Bunları yapmamışsanız, çocuğunuzla arkadaş olamazsınız. Onun gözünde ya patron, yada komutan gibi olursunuz. Üstündeki hakkınız sebebiyle , kendisini size saygılı olmak zorunda hisseder; hepsi bu.



...

Soru: Çocuğum beni sevmiyor galiba! Ne dersiniz?


Karşı soru: Sevgi mi?... Siz onu yeterince sevdiniz mi?, bunu davranışlarınızla gösterdiniz mi; hissetti mi sizin sevginizi?

Uyarı: Sevgi çok da iradeyle oluşturulabilen bir duygu değildir. Hele de siz büyük, o küçükken, yani eğitici ve öğretici rolü sizin iken…Şu andan itibaren en coşkun şekliyle sevginizi gösteriniz. Şımarır diye hiç endişelenmeyiniz. Daha önce isteyip de yaptıramadığınız pek çok şeyi sevginizin gücü yaptıracaktır. Çünkü hiç bir çocuk,, anne babasının sevgisini kaybetmeyi göze alamaz. O sevginin, çocukların oksijeni olduğu unutulmamalıdır.

Sevilen çocuklar ise, şu insanları olduğundan güzel gösteren aynalar var ya, tıpkı onlar gibi size daha güzel bir sevgiyle cevap vereceklerdir.


Neden mi?



Çünkü sizin üç-beş çocuğunuz vardır, ama onun bir tanecik annesi ve bir tanecik babası vardır.

Her çocuk, hatta her insan, birisini, birilerini örnek almak zorundadır. Bu, insan hayatının olmazsa olmaz kuralıdır. Örnek güzelse sonuç güzel, örnek çirkinse sonuç kötü olacaktır. Evde bulunan çocuklar için şu soruyu soralım:
 
" Kızınız annesi (sizin)gibi olsun mu?"

" Oğlunuz babası (sizin)gibi olsun mu?"



Bu soruya cevap "evet" ise, demek ki orada hayat tarzını istenilen noktaya getirmiş bir aile, en önemlisi örnek olabilecek anne ve baba var demektir.



Bu soruya cevap " hayır" ise, o evdeki anne ve baba kendi eğitiminin, kendini geliştirmenin, kendini yetiştirmenin, daha iyi olmanın yollarını derhal arayıp bulmalılar. Bunların illâ da belli yaş döneminde yapılması gerekir diye bir kural yok.



İnsan bir ömür öğrenir, gelişir, olgunlaşır; bu kapasiteye sahiptir. Bunu siz de yapınız. Çocuklarınızın gözünde özel ve örnek insan olunuz. Çünkü onlar sizi böyle görürlerse örnek alırlar. Bu bahsettiğimiz şeyin maddî durumla hiç ilgisi yoktur.



Kız Çocuklar, biraz daha anne tarafından ve anne yanında; erkek çocuklar ise en geç iki yaşından itibaren daha çok baba tarafından ve daha çok babanın yanında eğitilmelidir. Okul öncesi döneme çok önem verilmeli ve hem o dönemde hem daha sonra babalar ve anneler, çocuklarını uygun ortamlara kendileriyle birlikte götürmeli ve soyalleşmenin, dinlemenin, meclis adabının gerekleri öğretilmelidir.



Bilhassa babalar, gittikleri yerde rahat etmek için, erkek çocuklarını hep anneye bırakmanın çok büyük bir yanlış olduğunu kabullenmeli, dost ve arkadaş olacağı kendi neslinin yetişmesi için, gereken sabrı ve özveriyi göstermelidirler.




Evlilik öncesinde kızlar ve erkekler, kendilerini nesilleri adına yetiştirmeyi düşünmeseler bile, evlendiklerinde ve çocukları dünyaya gelmeden, gereken bilgiye sahip olmalıdırlar. Bu bilgilenme, "mamanın sıcaklığı, yıkanması, nasıl beslenmesi gerekir? vs." noktasını mutlaka aşıp, "Anne baba ne yapar ve nasıl davranırsa, çocuk ruhen sağlıklı, sağlam kişilikli olacaktır?" kısmında yoğunlaşmalıdır.





Toplumlarına önem verenler, iyi insan yetiştirmenin bir zaruret olduğunu bilirler.





"Dünyaya güzel karakterlerini ve üstünlüklerini göstermek isteyen önceki toplumlar, önce devletlerini bir düzene koymaya çabaladılar. Devletlerini düzenlemek isteyenler, önce evlerine çeki düzen verme gereğini gördüler. Evlerini düzene koymak isteyenler, önce kişiliklerini terbiyeden geçirmeleri gereğini anladılar." (konfüçyüs)




Demek ki eğitim tek tek olacak; tek tek eğitilecek bu insanlar, eğitimli ve olgun toplumu oluşturacaklar.





Sevgili anne babalar!





Kendinizi çocuklarınız için örnek alınabilir hâle getirmeniz, değilseniz bunun arayışına girmeniz, bunun çabası içinde olmanız, çocuklarınızın sizin üzerinizdeki evlâtlık haklarındandır.





Bu belki anne babanın, çocuklarıyla birlikte, kendisini sıfırdan ve yeniden eğitmeye başlamasını gerektirebilir. Fakat bundan başka da çözüm yolu yok.





Her hak sahibi gibi, çocuklarınız da hakkını talep edecek, ödenmeyen hakkı için şikayetçi olacaktır.





Halbûki bir de anne babalara bakın; çocuklarının hâlen kendilerinden şikâyetçi olduklarını ve ileride şikâyet edeceklerini unutmuş hep kendi yetiştirdikleri, eğittikleri yavrularından şikâyet edip duruyorlar.





Eser sizin efendim!





Ağır ve önemli (!) işlerinize ara verip, daha iyi yetiştirseydiniz. Sizi örnek aldığını, cismi gibi, özelliklerini de sizin devamınız olarak ürettiğini görmüyor musunuz? Örnek siz diniz, sizsiniz. Hâlâ vakit var, çözüm yolu var.





Bir kez daha yineliyoruz: Örnek alınabilir anne babalar hâline gelmeniz, çocuklarınızın sizin üzerinizdeki evlâtlık haklarındandır.




Yavrucuğum





Ne olursun yavrucuğum,


Sevinince "Oleey!" deme.


Coşkunluktan kabarınca


"Yiiiuhuuu!" deme n'olursun.



Bunun da ardından,

Şaşırdığın zaman,

"My god!" gelecek bilirim.


Seninle nasıl sevinirim?





Sen benim köklerimden


Fışkırmış bir fidansın, parçamsın.


Duymayayım senden "Yeaaaah!"


Sonra gücenir Allah.

Ayten Durmuş Bu Posta 64 Kez Okundu
 

Valid CSS! Web Search TurkeyRank.Com - TurkeyRank-Pagerank Servisi