SİTEDE ARA
BİZİ TAKİP EDİN
ÜCRETSİZ PROGRAMLAR

Giveaway of the Day

Anasayfa

Duygusallık, insanoğlunun yaratılışında vardır. Duymayan, duyguyla yaşamayan insan yok  gibidir..  duygusal anlar geçince  mantığın sesi meydana çıkar.Zira,  duyguda mantık yoktur. Mantığının sesini duyabilen insan,zâten  vicdanına da  kulak  verir…daha sonra..olayları tekrar  gözden geçirir. Gerçeklerle  karşılaştığında  ise,  benliğinin sanki  bir zelzeleye tutulmuş olduğunu  hisseder. Duygusal insanlar, aynı zamanda çok  da alıngan olurlar..Ne kendilerine ..ne de çevrelerine rahat ve  huzur yüzü göstermezler. Karşılaşılan birçok olaylarda

"Her buluttan nem kapıyor"…sözünde olduğu  üzere  her bakıştan, her sözden,  her davranıştan da kendilerine mutlaka bir pay ve anlam çıkarmaya  kalkışırlar.

Her konuyu, her olayı,..ziyadesiyle  abartarak kendilerine olan öz güvenlerini de yitirirler.. Zâten, mantıklarını yerinde kullanıp,muhakeme edebilme gücüne sahip olsalar idi..karşılaştıkları sorunları da  çok çabuk ve  kolay  çözerler…böylelikle, hem kendileri..hem de çevresindekileri  huzura kavuştururlardı. Hal böyleyken; günümüzde, aklı yerinde, fikri yeterli görünen pek çok insanın da  aşırı alınganlıkları yüzünden hiç de mutlu ve huzurlu olmadıkları  bilinen bir gerçektir.

Sanki, inat edercesine bu huylarından bir türlü vazgeçemezler.

Oysa, insanlar yaşadıkları sürece huzurlu ve mutlu yaşamanın yollarını arayıp-bulup..  kurallarını da buna göre    uygulamalıdır.

"Gereksiz davranışlarla gününü zehir eden insanların aklı olsa bile vicdanlarında bir  noksanlık var demektir".

Kimsenin, şu kısacık ömür köprüsünü ömür törpüsü haline

getirmeye hakkı yoktur…

Allah,  insanoğluna neden akıl ve mantık vermiş…  

Düşünce ve anlayışı elden bırakmasın  diye…

(Doç. Burhan TARLABAŞI)

Bu posta 924 defa okundu