SİTEDE ARA
BİZİ TAKİP EDİN
ÜCRETSİZ PROGRAMLAR

Giveaway of the Day

Anasayfa

Parlak, ışıklı kadınları gördükçe, o kadınların yanlarındaki ya da arkasında durdukları erkeklere ne kadar çok yatırım yaptıklarını gördükçe düşünürüm:

Bu yatırımlar erkeklere değil de kadınlara yapılsaydı acaba dünya nasıl bir yer olurdu?
Hep şöyle bir sahne olur. Kanat takılıp uçurulmuş, şişirilmiş, semiz egolu bir erkek ve onun engin, şahane, benzersiz, biricik, %100 orijinal fikirleri. Bu fikirleri ağır ağır, uzun esler vererek, yani hayran olup bayılmanız için yeterli zamanı tanıyarak anlatışı. Diğer tarafta da bir kadın. İş arkadaşı olur, yardımcısı olur, sevgilisi olur, eşi olur; artık rolü her ne ise başarıyla onu oynayan bir kadın.


Kadın, gözleri dört açılmış erkeğin ağzından hangi hikmetli söz dökülecek beklerken erkeğin egosunu nasıl ‘emzirdiğini’ bilmeden öylece durur, dinler. Bazen erkeğin cümlelerinin arkasına, sırtına yastık koyar gibi, destekler. Bazen, erkek kendi dehasından bitkin düştüğünde, varoluş mihraplara başını vura vura tarumar olduğunda, sanki sırtına tülbent ya da havlu koyar gibi pansuman cümlelerle araya girer. 

Saçını süpürge eder
Yani artık ne gerekiyorsa yapar, düşünsel ve duygusal olarak saçını süpürge eder. Muhtemelen bütün hayatı ayaklarının üzerine kaldıran kadındır. Çok muhtemeldir ki, hayatla başa çıkma rolünü üstlenmiştir ve fakat gelin görün ki masadaki rol dağılımına bakılırsa erkek sürekli kayaları tepelere çıkarıyordur sanki.
Sanki o olmasa dünya dönmeyecek, kadın ortalık yere yıkılıp kalacaktır. Bir biçimde erkek başta, arkada kadın olmak üzere bu semiz erkek egosunun yarattığı acayip yalana iki kişilik inanılmıştır.


Tam o anda şunu düşünürüm. Şimdi bu kadınla bu adamı yer değiştirsek. Kadına o semiz egoyu versek. Başlasa kadın, ‘Yok efendim, ben şu konuda şöyle düşünüyorum’, ‘Efendim benim bu konudaki fikrim şudur’, ‘Çok iyi biliyorum ki meselenin çözümü...’ filan konuşsa.


Bir kere toplumsal şartlanmadan ötürü kadını sevimsiz bulacağız. O ayrı. Ama kadınları bir kerecik bile olsun engin fikirlerini anlatan, kendini komik bulmadan fikirlerinin şahaneliğine hayran olan insan koltuğuna oturtamıyorum. Bana, sanki her kadının kendi içinde kendiyle dalga geçmesini sağlayan küçük, adını bilmediğimiz bir organı var gibi geliyor. Ve söylüyorum işte:
Hiçbir kadın bir erkek kadar kendini ciddiye alamaz. 

Erkeklere yatırımın nedeni!
Öyle sanıyorum ki bu yüzden kadınlar, kendilerine değil erkeklere yatırım yapıyorlar. Kendini çok önemli zanneden bu toy ruhların ancak böyle rahat ettiklerini biliyorlar öncelikle. İkincisi de kendilerini bir türlü o kendi kendini fazla ciddiye alan, komik duruma düşüremeyecekleri için bari erkekler bu yanılgılarıyla mutlu olsunlar istiyorlar.


Oyun gibi bir şey bir bakıma. Hani çocuklar der ya ‘Meğerse burası benim evimmiş’ diye, onun gibi bir şey işte. Erkekler de bize ‘Meğerse ben çok mühim bir adammışım’ diyor, biz de ‘Hı hı’ diyoruz. ‘Meğerse’ diyor, ‘Ben kocamanmışım, çok acayip akıllıymışım.’ Biz de ‘Hı hı’ diyoruz. Ne ki bazılarımız işte, bazı kadınlar, sanırım bunu yapabilmek için bu yalana inanmak zorunda kalıyor.


O kendini fazla ciddiye alan adamların uzun uzun esler vererek anlattıkları fikirlerini hakikaten şahane bulduğuna kendini inandırmadan bu oyunu oynayamıyor.

Bu posta 431 defa okundu