Ey Hayatımızı kurgulamak isteyen insanlar... Oysa bir gün... Kendinize geri yürüyeceksiniz. Bu yüzden dikkat edin de fazla uzaklara gidip geri dönüş yolunu kaybetmeyesiniz. Dikkat et. Bir gün geri dönüş yolunuz için kendinize küçük, beyaz çakıl taşları bırakın mümkünse. Çünkü sonra dönüp geriye baktığınizda kendinize geri giden yolu hiç bulamayabilirsiniz. Yerini yönünü şaşırıp, ormanda çöküp kalmış bir çocuk gibi etrafınizda çoğalan seslerden korkabilirsiniz. Bir gün, söylüyorum size, büyük bir sarsıntıyla kendinizi bir vitrin camında göreceksiniz.
İnsanlar gelip geçecek arkanızdan, hayat arkada akmaya devam edecek. Siz donakalacaksı n "Bütün onlar oldu mu?" diye şaşıp öylece vitrin camında eskiden ki bir halini göreceksiniz. Kendinizi ne kadar özlemiş olduğunuzu düşünüp öylece, arkanızdan insanlar akarken, yollar geçerken arkanız, içinizde çekirdeğin burularak, bir gün, söylüyorum size, kendinize geri dönmekten başka bir çareniz kalmadığınızı göreceksiniz. Ey Kurgulayıcılar Kendi isteklerinizi ve hayallerinizi gerçekleştirebilmek için başkalarının hayatlarını neden kurgularsınız ki? Ey Kurgulayıcılar bir cok seyi bilerek yaparsanız ve yollarınıza devam edersiniz, hayatın gönderdiği işaretleri okumak istemezsiniz, emin adımlarla ve güven içinde hedefe doğru ilerlersiniz, altüst olana kadar... Bu Kurgulayıcıları n, özgüvenleri tamdır, hayatın uyarıları onlara işlemez pek. Ama hayat yine de onları art arda uyarmaya devam eder, kendi gizli dengelerini hatırlatmak için çabalar durur. Bazen bunu farkına varırlar.. Ama kurgulayıcıları n ana malzemesi ‘Akıl’dır. Akıl tek güvenilir güçtür. Onun herşeyi çözeceğine; hayatın, işlerine gelmeyen dengelerini bozabileceğine inançları tamdır. Ama kör bir inançtır bu. Bu kurgulayıcilara, güvenimizi kaybetmek yalanlarıyla başlar, samimiyetsiz sözleri ve yapaylıklarıyla filizlenir.. . Bir insan bir insana güvenmek için ondan neler bekler? Söylediği sözlerin arkasında kalıyorsa kayıplar başlar. Hani tek taraflı aşklar vardır ya. Bir taraf aşka adanmıştır, diğeri de aşka ait malzemeler için yaşar. Sadece olmuş olması içindir bazı ilişkiler. Onu -alana- elde edene kadardır tüm roller. Kurgulayıcılar için ne kadar kolaydır başka hayatlara misafir olmak, sevgiyle açılmış kapılarda izler bırakırlar. Kirli ve soğuk. Ve gerçek aşktan, aşıktan, çok büyük birşey çalarlar! Sözleri söylemeden düşünmek gerek, uzun cümleler hemen kısalacaksa ve yerine gelmeyecekse susmak gerek. Sırf kendi baharımız için başkalarının mevsimlerini tahmin edemeyeceğimiz şekilde kışa dönüştürmemek gerek. Çalmamak gerek güvenleri, en çok da dokunmamak. Siyah daha koyudur ve en dürüst. Neden? Çünkü kendidir, sadece siyah. Dip Not: Sorun daha doğrusu beni üzen bu yazıda ki nokta şurada; karşınızdaki kurgulayacı insan ve insanlara gerçekten fazla değer vermeseniz, unutursunuz gider. Aldırmazsanız. Ama… Fazla değer verip de, o insan ve insanlardan bu değerin onda birini görememek canınızı acıtıyor, sizi gerçekten yaralıyor. İçinizdeki tüm umutları, iyi olan her şeyi alıp, götürüyor. Sizi düşüncelerle, sorularla baş başa bırakıyor. “Bu mu, gerçekten bu mu?” diye soruyorsunuz üzülerek kendinize. Anlamaya, gerçekten anlamaya çalışarak… Ama asla anlayamayarak Bu posta 414 defa okundu




