YAYINEVI: Altin Kitaplar Yayinevi
HAZIRLAYAN: Cüneyt Kilic
KONUSU: Bu kitapta en genel manasiyla insanin hayati boyunca gerceklestirdigi her türlü iletisim ve davranis kaliplari, karsilasilan kisisel ve toplumsal problemler, davranis bozukluklari, aile ici uyumsuzluklar gibi konularin temellerine, sebeplerine iniliyor ve cözüm önerileri sunuluyor.
METODU: Yazar akici bir üslup kullanmis, okuyucuyu sikmamaya özen göstermis, bunun icin hayattan naklettigi hikayelerle örneklemeler yapmis, fikralar ve esprili anekdotlara yer vermis.
ÖNEMLI NOKTALAR: Kisisel, toplumsal ve ailevi iliskilere dair ortaya cikan problemlere bilimsel cözüm önerileri sunuyor. Bizim acimizdan, karsimizdaki insani, onun kisilik yapisini ve zaaflarini anlamamiz icin faydali olacak bilgiler sunuyor.
ÜSTÜNLÜKLERI: Kitapta gecen konular, lisede ve üniversitede, psikoloji ve sosyoloji kitaplarinda yeralan konularla ayni olmasina ragmen takdim edilis tarzi son derece farkli ve sikiciliktan uzak.
YETERSIZLIKLERI: Kitapta gecen problemlere cözümler önerilirken dinin yaklasim tarzina yer verilmemis. Dini meselelerde kismen hatali kullanilan ifadelere rastlamak mümkün.
GIRIS
YALNIZLASAN VE MAKINELESEN INSAN
Cagimiz insani bir yandan ayda yürüyen, uzayda gezen insanlarla iletisim kurup sürdürürken, öte yandan esiyle, cocuguyla, komsusuyla iletisimde bulunamamaktan yakinmaktadir. Bugün "Sanayi Ötesi Toplumu" düzeyine ulasmis ülkeler bir yandan teknolojik gelismenin insan sagligi, özellikle ruh sagligi üzerindeki olumsuz etkilerini gidermeye calisirken, öte yandan gelecek kusaklari olumsuz etkilerden kurtaracak yollari ariyorlar.
Cogu insan ilgisizligin, gecim sikintisinin, gelecek endisesinin, issiz kalma korkusunun yarattigi güvensizlik, karamsarlik ve umutsuzluk icinde yasamini sürdürüyor. Bu nedenle insanlararasi iliskide kaygidan, kizginliktan, öfkeden kaynaklanan iletilerle baglanti kuruluyor. Bu durum bir yandan bireyin ve toplumun ruh sagligini bozuyor, öte yandan kavram kargasasina, catismalara, sürtüsmelere, kavgalara yol aciyor. Toplumun dengesini, düzenini olumsuz bicimde etkiliyor.
Dogada en kücük birim olan atomdan evrene dek tüm varliklar ancak denge, düzen, ölcü ve uyum icinde birlikte yasayabilir, tasidiklari enerjiyi, gücü böylece belirli bir amac ve islev icin yararli bicimde kullanabilirler. Atomun icindeki denge, düzen, ölcü ve uyum bozuldugunda, atom bombasinin yok edici etkisi ortaya cikar. Evrenin denge, düzen, ölcü ve uyumunun bozuldugunu düsünmek bile olasi degil.
Ruhsal Yasantiyi Yansitan Aynalar: Ruhsal yasantinin aynasi baskalaridir. Insan baskalarina bakarak kendini görür, anlar. Davranisinin, tutumunun baskalari üzerindeki etkisini yorumlayarak kendini tanir.
Hep ayni görüntüyü veren aynaya bakilirsa ya da istenilen görüntüyü veren aynalar secilirse, gercek görüntü bulunamaz. Insan, nesesini, sevincini, umudunu, kendisini, anlayacak, onlatacak, taniyacak, tanitacak insanlara gerek duyar.
Birinci Bölüm
INSANLARARASI ILETISIM
Iletisim karsiligi olarak bircok Hint-Avrupa dilinde kullanilan "Komünikasyon" (comunication) sözcügünün kökü, Latince "communicare" fiilinden türetilmis olup, baskalariyla birlikte olma, baglanti saglama, bilgi ya da haberi paylasma, yayma, cogunluga genelleme, herkesin paylasmasini ve yararlanmasini saglama, herkese pay verme anlamina gelir. Türkce"de iletisim ya da bununla esanlamli olarak kullanilan sözcüklerin hepsi bilginin, haberin, kisinin, nesnenin karsilikli olarak bir yerden baska bir yere tasinmasi anlamina gelmektedir.
Iletisimden söz edebilmek icin su kosullarin bulunmasi gereklidir.
- Karsilikli olarak baglantida bulunan iki iletisim birimi.
- Bu iki birim arasinda bilgi, haber alisverisi.
- Bu alisverisin iki iletisim birimi üzerinde de etkili olmasi ve davranis degisikligine yol acmasi.
Konusanlardan birinin ilgisizligi ya da karsisindakini alaya almasi iliskinin kurulmasini ve sürdürülmesini engeller. Konusanlarin birbirlerine önem vermeleri, iliskiyi sürdürmek icin ortak caba ve dikkat göstermelerine anlamalarina, dinlemelerine baglidir.
A. Iletisim Modeli: Iletisim, kaynak (source) ile alici (receiver) arasinda kanal (channel) yoluyla gerceklesen bir sürectir. Iletisim süreci icin gerekli olan bu üc temel öge, ayni zamanda en basit ve yalin iletisim modeli olarak kabul edilmistir. Iletisimin amaci, iletisim birimleri arasinda bilgi, haber alisverisini saglamaktir.
Kaynakla alici arasindaki bu bilgi, haber alisverisi iletiyle (mesaj) (message) gerceklesir. Kaynak, aktarmak, iletmek istedigi bilgiyi ileti yapmak icin önce bu bilgiyi belirli ilkelere, kurallara göre düzenleyip "cikti" durumuna getirir. Dügümlemek (kodlamak) (cade, encode) adini alan bu islem sirasinda kaynak ve alicida ortak olarak bulunan isaret, sifre ve semboller kullanilir. sözsüz iletisimi, saglayan mimik ve jestler anlamli isaretlerdir. Sözlü iletisimde kullanilan heceler ve sözcükler, yazili iletisimde kullanilan harfler ve resimler, isaretlerden olusan ve kararlastirilmis, belirli bir anlami bulunan simgelerdir.
Kaynaktan gelen, kanali gecen ileti, alici icin "girdi" olarak kabul edilir. Girdinin etkili olabilmesi, tasiyicinin alici icin uyaran niteliginde olmasina ve bilginin cözülüp anlasilmasina baglidir. Alici tarafindan "girdi"si yapilan iletinin icerdigi bilgiyi olusturan isaret ya da simgelerin cözülüp anlasilmasi islemine dügüm cözmek (kod acmak) (decode) adi verilir.
Konusurken kaynak olan insan, dinlerken alici; dinlerken alici olan insan, cevap verirken kaynak olur. Kaynak birimin gönderdigi iletiye karsi alicinin gönderdigi cevaba "geri iletisim ya da "geriye bildirim" (feed-back) adi verilir.
Kanal (gecit) (oluk) kaynakla alici arasinda iletinin aktarilmasini, gecmesini saglayan yoldur. Kanal kapsamina isik ve ses dalgalarindan iletisim araclarina kadar iletiyi aktaran tüm yollar girer.
Iletisimin yapildigi ve icinde iletisimi etkileyen ögelerin bulundugu ortama "iletisim ortami" adi verilir. Bu ortam, sicak-soguk gibi dogal, büyük-kücük, aydinlik-karanlik, gürültülü-sessiz gibi fiziksel kosullariyla da iletisimi etkiler.
Trafik isaretleri, deniz feneri, uyari isiklari, Kizilderililerin dumanlari görmekanaliyla iletisim saglayan sözsüz basit, yalin iletisim araclaridir. Anadolu"nun bircok kentinde dolasan davullu tellallar sahur zamanini bildiren davulcular, canavar düdügü, düdük, can, cingirak, kapi zili, korna isitme kanaliyla
iletisim saglayan sözsüz basit, yalin iletisim araclaridir.
Kisisel olan iletisim; yüzyüze iletisim olup, iki kisinin konusmasi ya da üc bes kisiden olusan kücük bir grup icindeki iletisimdir. Kaynakla alici ya da alicilar SIK SIK yer degistirir. Ders, konferans konusma, nutuk, söylesi gibi. Kisisel olmayan iletisim yüzyüze olmayan iletisimdir. Telefonda konusmak, telsizle irtibat kurmak gibi.
B. Sözsüz Iletisim: Sözsüz iletisimde ileti hareketlerden olusur. Bütün canlilar, dogal ve evrensel olarak, kalitim ve soya cekimle gelen "alan davranisi" gösterirler. Bu, yasami sürdürme, korunma icgüdüsünden ya da dürtüsünden kaynaklanir. Insan buldugu her yerde evde, iste, gezmede, eglencede, konserde, macta, tiyatroda, tasima araclarinda kisisel alan elde etmek, bu alani korumak, kollamak, savunmak cabasi icinde davranir.
Insanin kisisel alaninda dört ayri mesafe sözkonusudur.
1. Genel Mesafe,
2. Toplumsal Mesafe,
3. Kisisel Mesafe,
4. Samimi Mesafe.
A. Sözsüz iletisimin en önemli bölümünü, iletisimde bulunan insanlarin dogal, fiziksel ortamdaki yakinligi (proximity) ve yönelmesi (orientation) olusturur. Yakinlik, fiziksel cevrede iki insan arasindaki mesafedir; iletisimde bulunan insanlardan biri ya da her ikisi tarafindan sözsüz iletisim isareti olarak degerlendirilir. Bir iki metre mesafe icinde bulunan insanlar, ancak resmi is iliskilerini gerektiren iletisimi kurabilirler. Isyerindeki konusmalar, alici, satici pazarligi, genellikle bu mesafe icinde yapilir.
Kirk elli santimetreyle bir metre arasinda degisen mesafe icinde insanlar birbirlerini tanir, kolay ve rahat iletisim kurabilir. Bu mesafe birbirini taniyan iki insanin iletisim kurup sürdürdügü uzakliktir.
B. Sayginlik ve Üstünlügün Simgesi olarak Yükseklik: Yükseklik, cogunlukla bütün toplumlarda durumun (status) ve sayginligin simgesi olarak kullanilir. Devlet baskanlari, basbakanlar, bakanlar topluma yüksek balkondan, kürsüden, seref tribününden hitap eder. Profesörler, ögretmenler kürsüden ders anlatir.
Insanlar kisisel olanlarin kisiliklerinin bir parcasi, uzantisi olarak kabul edip ona bicim ve renk katarak somut, kendine özel duruma getirirler. B. Bir insanin calisma veya yatak odasi, evi, bahcesi, arabasi, calisma masasi onun kisisel alanidir. Her genc olanaklari ölcüsünde odasini, dolabini, begendigi artistlerin, sporcularin posterleriyle, resimleriyle süsler.
Kisisel alanin kurulmasi ve korunmasi, insanlar arasinda catisma, sürtüsme, tartisma ve kavgaya yol acar. Gelin, kendi istegine göre düzenledigi oturma odasi ya da salonda kayinvalidesinin koltugun, masanin, hatta vazonun bile yerini degistirmesine karsi bagirip cagirir, kiyameti koparir. Ya da bunun tersi olur.
C. Barisa Cagri: selam: Birbirlerine yaklasan, karsilikli olarak kisisel alanlari tanisiklik varsa ya da baslayacaksa bunun simgesi göz göze, yüz yüze gelmeden önce, selam almak ya da selam vermektir.
El sallama hareketini insan bilimleri ve toplumsal ruhbilim acisindan inceleyenler, bu tür hareketlerin kucaklama, sarilma hareketinden kaynaklandigini ve uzakta bulunan birine bu davranislari anlatmak icin kullanilan simgeler olduklarini ileri sürmüslerdir.
El sikisma ve el uzatma "seninle dostca iletisim kurmak istiyorum" önerisini simgeler.
Tanriyi Selamlama: Namaz: Bircok toplumda ve toplumumuzda selam sirasinda kullanilan bas, beden, el, kol hareketleri ilkel ve cagdas dinlerden kaynaklanan ve Tanri"nin gücü önünde bas boyun egen insanlarin yaptigi davranislarin ayni bicimde ya da simgelesmis olarak kullanilmasi diye yorumlanmistir. Namaz sirasinda basla, bedenle, ellerle yapilan bütün hareketler ve bu arada söylenilen sözler Tanri"ya inanisi dile getirmek, onun büyüklügünü kabul edip selamlamak amaciyla kullanilmaktadir.
D. Yüzün Bicimine Göre Kisilik Yapisi: Yüzün üst bölümü sac cizgisinden kaslara; orta bölümü kaslardan burun ucuna; alt bölümü de burun ucundan cenenin sonuna kadar olan bölümdür. Bu üc bölümün esit genislikte ve uzunlukta olmasi güclü, saglam, güvenilir kisilik yapisinin ölcüsü olarak kabul edilmistir.
Yüzün alin bölümü adini da alan üst bölümü genis ve uzun olursa, kisinin zekâ düzeyinin yüksekligini ve basarisini gösterir.
Dikdörtgen ya da oval yüzün, genellikle üstün kisilik yapisini yansittigi kabul edilmis, bu insanlarin dengeli, düzenli, mantikli davrandiklari, ileriyi gördükleri, egitim ve kültüre önem verdikleri, toplum icinde kolayca sivrilip önder olduklari söylenmistir.
Kare yüzlü olanlar icin, yukaridaki özelliklere ek olarak, bu insanlarin atilgan, savasci yönleri, acik, dogru, icten konusmalari, kararli yapici, kisilikleri vurgulanmistir.
Ücgen yüzlü olanlarin iyi düsünen insanlar olduklari, iyi egitim gördüklerinde bilim adami ve sanatci, kötü bir ortamda karanlik, karisik kötü isler ceviren insanlar olabilecekleri belirtilmistir.
Yuvarlak yüzlüler, yumusak basli, kolay iliski kuran, agizinin tadini bilen, rahatina düskün insanlardir.
Kas bicimiyle kisilik yapisi arasinda türlü baglantilar kurulmustur. Kaslarin enli, kivrimli ve uzun olmasi güclü bir kisilik yapisinin simgesi olarak kabul edilmis, dis uclari yukari kivrik olanlarin atilgan ve yürekli; asagi kivrik olanlarin atilgan ve yürekli; asagi kivrik olanlarin cekingen, korkak olduklari gözlenmistir. Ince yumusak killi ve uzun kaslari olanlarin zeki olduklari, basarili ve uzun bir yasam sürdüklerini, buna karsilik, kalin sert killi ve kisa kaslilarin basarisiz, gecimsiz kisilik yapilari üzerinde durulmustur.
Gözün yapisi ve bicimi disinda donuklugu, parlakligi, canliligi da iletisimsel anlam tasir. Büyük ve iri gözler duygulu ve etkili, yetenekli olan, önderlik özellikleri tasiyan; kücük gözlerse ice dönük, az konusan, kolay iliski kuramayan kisilerde bulunur. Siyah, yesile dönük, kahverengi gözler kisinin canli ic dünyasini; mavi gözler serüven duygusunu gösterir.
Eski Cin yüzbilimcileri, insanlari otuz dokuz hayvanin göz bicimine göre siniflandirmislar; anka, aslan, at, civciv, domuz, fil, kaplan, kedi, koyun, kurt, maymun, yilan gözlü gibi benzetmelerle her gözün kisilik yapisini tanimlamislardir.
Göz göze iletisim: Birbiriyle karsilasan iki insan, belirli bir uzaklikta, saniyenin yarisindan daha kisa bir zaman dilimi icinde karsilikli olarak birbirinin özelliklerini görür. Göz göze durumun sürdürülmesi iletisimi sürdürmek icin gerekli olan "evet" gözlerin kacirilmasi ise iletisimin kesildigini belirleyen "hayir" anlamina gelir.
Yüzün diger kisimlarinin kisilik özelliklerine yansimasi söyledir: Kemerleri ve kanatlari etli burunlarin güclü, kararli, yapici, yaratici, dudaga yakin ince, sivri, uzun burunlarin dar görüslü, degisme ve gelismelere direnen, tutucu; ince ve ucu yukari kalkik burunlarin da genis görüslü, hosgörülü ve iyimser kisilik özelliklerini belirttigi kanisi vardir.
Cevresi belirsiz ve ince dudaklarin durgun, sessiz, silik, soluk; etli ve kalin dudaklarin güclü, istekli, tutkulu kisilik yapisini yansittigi belirtilmistir.
Kulaklarin kücük olmasi, gücsüz, silik, soluk; büyük olmasi da atilgan, caliskan, güclü, yapici kisilik yapisinin simgesi olarak degerlendirilmistir.
Mimik Hareketleri: Kare kare incelenen filmler ve kasetler, acima, endise, kiskanclik, kin, korku, öfke, sikinti gibi elem dogrultusundaki duygulanim durumlarini belirten mimiklerin birbirini izleyen, birbiriyle birlesip bütünlesen aglama mimikleri oldugunu ortaya koymustur. Nese, sevinc, umut gibi haz dogrultusundaki duygulanim durumlarini anlatan mimiklerinde gülümseme mimiklerinin birbiri ardina dizilmesinden olustugu anlasilmistir. Tüm mimiklerimizle temelde "evet" ya da "hayir" deriz.
E. Sözlü Iletisim: Insanlararasi sözsüz iletisimle baslayan iliski, ya konusmayla sürdürülür ya da iletisimin bozulmasi, kopmasiyla son bulur. Insan konusa konusa acisini, kederini ya da sevincini, nesesini, tüm duygularini karsisindakine aktarir; gecmisi, simdiki durumu ve gelecegiyle kisiligini ortaya koyar, düsünceleriyle dünyü görüsünü yansitir, kisaca kendini anlatir.
Siir diliyle daha cok duygulari, bilim diliyle düsünceleri anlatan ve etkileyen konusma, temelde insanin kendisini, tüm yasamini yansitir.
Dilbilimi: Cagdas anlamiyla dilbilimi ancak XX. yüzyilin baslarinda gelismeye baslamis, bagimsiz bir bilim dali durumuna gelmesi, insanbilim, ruhbilim, topulmsal ruhbilim etkisinden kurtulmasi sonucu olmustur. Günümüzde dilbilimi ile ruhbilim arasinda yeni birlesme ve bütünlesme sonucu ruhsal dilbilim adini alan (psycholinguistic) adini alan yeni bir bilim dali dogmustur. Bu dal, ruhbilim ve dilbilimden faydalanarak kisinin duygularini ve bilissel süreclerini inceler.
Konusma dilinin dogmasina iliskin üc kuram gelistirilmistir:
a- Islevsel Kuram: Konusmada kullanilan sözcüklerin belli durumlari anlatan bir islevi oldugu kabul edilir. Bu kuramlar arasinda ünlem, yansitma ve sesli davranislar kurami ilk siralarda yer alir. "ay!", "of!", "vay!" gibi ünlemlerle, "catirt", "citirti", "sakirti" gibi yansimalar örnek olarak verilebilir.
b- Bicimsel Kuram: Konusmada kullanilan isaretlerin nesnelerin dogal görüntüleriyle baglantili oldugu görüsüne dayanir. Keskin cizgili, köseli, ibcimlerle, egri, yuvarlak cizgili bicimler icin kullanilan sözcükler farklidir.
c- Yapisal Kuram: Cocukta konusmanin ve dilin gelismesinin incelenmesi sonucunda olusturulmus bir kurumdur. Önce belli sesler cikarilir, sonra bunlarin birbirleriyle birlesmesiyle hece, sözcük, tümcecikler, tümceler ortaya cikar.
Ses, bicim, söz dizimi ve anlam bakimindan dil incelenir. Dört ana bölüme ayrilir.
a- Sesbilgisi (Phonetic): Ses yapisi acisindan inceler.
b- Yapibilgisi (Morphology): Sözcüklerin türlerini, baglantilarini inceler.
c- Sözdizimi Bilgisi (Syntax): Sözcüklerin yerini inceler.
d- Anlambilim (Semantic): Sözcükleri anlamlarina göre inceler.
Ilk Yazi ve Alfabe: Yazinin en basit ve yalin birimi olan harf ve harflerden olusan alfabe sesle görüntü arasinda baglanti kuran bir sistem ve yöntemdir. Örnegin "A" harfinin dogusu öküz anlamina gelen ve öküz resmini simgeleyen bir isaretin okunusu olan ve "aleph" sözcügünün ilk harfinin alinmasiyla olusmustur.
Dilin Degisik Görevleri:
A- Belirtme Görevi: Dilin insanin duygulanim ve cosku durumunu tutumunu disa vurmak amaciyla kullanilmasidir: "vah vah", "cok yazik" veya "zavalli kiz", "aslan Besiktas" gibi.
B- Türen Görevi: "Günaydin!", "iyi geceler!", "Buyrun" gibi.
C- Eylem Görevi: "And iciyorum", "söz veriyorum", "onayliyorum" gibi bir eylemi ifade etmede.
D- Yaptirim Görevi:Kaynagin verdigi önerilerle alicida hemen o anda davranis degisikligi olusturmaktir, "gec gelmemenizi dilerim", "Kapiyi kapa!" "pencereyi kapadin mi?" gibi.
E- Bildirme Görevi: Bilgiyi tasiyan öneriler yapar. "Bugün hava sicak", "spor yapmak yararlidir", "sinavlar bayramdan sonra baslayacak" gibi.
Dil Nasil Incelenir: Ses, bicim, söz dizimi ve anlam bakimindan dil incelenir. Dört ana bölüme ayrilir.
a- Sesbilgisi (Phonetic): Ses yapisi acisindan inceler.
b- Yapibilgisi (Morphology): Sözcüklerin türlerini, baglantilarini inceler.
c- Sözdizimi Bilgisi (Syntax): Sözcüklerin yerini inceler.
d- Anlambilim (Semantic): Sözcükleri anlamlarina göre inceler.
F- Dil Acisindan Iletisimi Bozan ya da Kolaylastiran Etkenler:
Bir sözcük birden fazla anlamda kullanilir. Bu durum sözcüklerin simgeledikleri kavramlarin birbirine karismasina, anlamlarinin belirsizlesmesine yol acar. Dildeki cok anlamlilik, dilini cok iyi bilen insanlar arasinda bile anlasmazliklara neden olabiliyor. Mesela; "daktilo" kelimesi dilimizde hem makinesi hem de onu kullanan kisi manasina gelmektedir. bu cok anlamliliga, kaypaklik ve belirsizlik denir. En cok soyut manalar ifade eden sözcüklerde görülür. "Bagimsizlik", "sorumluluk" gibi. Deyimlerimizde örnek olarak verilebilir.
- "Ameliyattan cok korkuyorum doktor bey. Yarinki ameliyat basarili olacak mi? Ne dersiniz?"
- "Korkma, metin ol! Bu ameliyati en az elli kere yaptim, bu sefer garanti basaracagim." Görüldügü gibi "bu sefer" sözcügü ameliyatin bütün garantisini götürüyor.
Dolayli Anlatim: "A bisküisi besleyicidir" diye reklam yapan firma, gercekte bildiri kipi iceren tümceler kullanarak aliciyi etkilemeye calisir. Temel amac, "A bisküisi al" demektir.
Ses tonu ve vurgulama anlami belirginlestirir.
Bunlara ek olarak, "agiz" ve "sive"nin de iletisime etkisi vardir.
G- Dis Görünüs ve Mizac: Alninin dar, burnunun büyük, cenesinin kücük, gözünün sasi, kulaklarinin uzun, ayaginin topal, boyunun kisa, kilosunun az ya da cok olmasi nedeniyle kendisini özürlü ya da sakat gören insan, ya asagilik karmasasi ya da asagilik duygusuna karsi gelisen üstünlük duygusunun etkisi altinda iletisim kurar. Tüm cabasini özrünü, sakatligini örtmek icin kullanir.
Insan iletisim kuracagi kisinin önce beden yapisini, sisman ya da zayif, kisa ya da uzun, esmer ya da sarisin oldugunu algilar. Sarisinlarin inatci olduguna iliskin bir kanimiz varsa iletisime baslamadan bunun da etkisini gözönünde bulundurmak gerekecektir.
Piknik beden yapisinda bulunan siklotimik, disa dönük (extrovert) mizacli insanlar canli, duygulu, insancil, neseli, sevecen, sicak yönleriyle cabuk ve kolay iletisim kurarlar.
Astenik ya da leptozom beden yapisinda bulunan sizotimik ice dönük (introvert) mizaclar gec ve güc iletisim kurarlar.
Üc Temel Mizac Tipinin Iletisim Özellikleri: Sheldon, ogulcugun, döl yatagi icindeki katmanlarina göre endomorf, mezomorf, elektromorf beden yapilarini ve bunlara uygun mizaclari tanimlamistir.
Endomorf tiplerin bedenleri yuvarlak, karin bölgesi genis, kaslari gevsek, saclari seyrektir. Bu beden yapisinda "viserotonik mizac bulunur. bu mizacta olan insanlar baskalariyla birlikte olmaktan hoslanirlar. Arkadas ve dost canlisidir.
Mezomorf tiplerin bedenleri dayanikli, kaslari gelismis, kollari güclü, omuzlari genistir. Bu beden yapisinda "somatotonik" mizac bulunur. Bu mizacta olan insanlar canli ve hareketli olup, bol jestli ve mimikli konusurlar.
Ektomorf tiplerin bedenleri ince uzun olup, kaslari gelismemistir. Bu beden yapisinda "serebrotonik" mizac bulunur. Bu insanlar baskalariyla birlikte olmaktan, kalabaliktan, topluluktan hoslanmazlar.
Freud"e göre sevgec (erotic) tip, iletisim sirasinda sürekli ilgi, destek ve övgü bekler. Sado-mazohist tip, cabuk ve kolay duygulanim degisikligi gösterir. Özsever (narsistik) tipse, iletisim sirasinda sürekli olarak kendisinden söz eder.
Eysenck"e göre tipik ice dönük mizaclar, gec ve güc iletisim kurarlar. Tipik disa dönük mizaclar, cabuk ve kolay iletisim kurarlar. Nevrotik ice dönük mizaclar, endise, kaygi, korku ve takinakli düsünceleri nedeniyle hep kendi saplantilariyla ugrasirlar. Nevrotik disa dönük mizaclar, sürekli olarak endise, kaygi ve korkularindan söz eder, takinakli düsüncelerinin olusturdugu gercek disi, düsürünü olaylar ve fanteziler anlatirlar.
Iletisimin Ürünü Benlik: Insanlararasi iletisimin en kücük birimi, kaynak olan "Ben" ve alici olan "Sen" arasinda olusan "Ben-Sen" iletisimidir. Bu tür iletisimin temel amaci "Ben"in önce "sana", sonra "O", "Biz", "Siz" ve "Onlara" yani baskalarina anlatilmasidir.
Insanin kisiligi ve davranisi, ancak icinde bulundugu grubun toplumun amacina, beklentisine, duygularina, ilkelerine, zorlamalarina göre anlasilip degerlendirilir. Insanin bir grubun icinde bulunmasi demek o gruptaki ortak tutum ve davranislari benimsemesi onlarla bütünlesip özdeslesmesi demektir.
"Grup Dinamigi" kavrami insanlari grup icinde birarada tutan, baska bir deyisle grubu olusturan enerji, güc olarak kullanilmistir. Kisinin gelismesi ve olgunlasmasi, insanlararasi iletisimin saglikli bicimde kurulup sürdürülmesine baglidir. Iletisimde algi nesnesiyle algilanan nesne arasinda kisilikten etkilenen "algi cevresi" vardir. Bu grup olgusu da, iletisim ve etkilesim yolu ile "algi cevresini" degistirme gücü olan en önemli etkendir.
Bir grubu gelistiren kosullari söyle siralayabiliriz:
- Dis cevreden bilgi alinmasinda artma
- Iliski kurma ve sorumluluk yüklenmede artis
- Tutum degistirmede esnekligin olmasi
- Yeni amaclar kazanilmasi
- Birligi kaybetmeden farklilasma
- Gruba katilanlarin sayisini artirma egilimi
Toplumsal Durum ve Rol: Rol, insanin icinde bulundugu duruma göre, yapmasi gerekli tom davranislari iceren genis kapsamli bir kavramdir. Rol, grup ya da toplum icinde belirli bir durumu, islevi, konumu olan kisiden baskalarinin bekledigi davranislarin tümünü kapsar. Bir cocuk, evde cocuk, okulda ögrenci, top oyununda kaleci durumundadir, bu durumda kendisinden beklenilen rolü oynamak zorundadir.
Sürekli olarak madde alisverisi yaparlar. madde alisverisi olaylarinin tümüne metabolizma adi verilir. metabolizma sürecinde dis ortamdan madde alinisi, organizmada maddenin degisimi ve özümlenmesi, degersiz ve zararli maddelerin yeniden disariya atilmasi sözkonusudur.
Tek hücreli organizmadan insani da kapsamina olan cok hücreli bütün organizmalara dek yasam süresi icinde ortaya cikan yaslanma ve üreme disinda, canlilik belirtisi olarak hareket, irkilme, tepke (refleks) ve davranisla, bunlari olusturan enerjiyi, saglayan metabolizmayi gösterebiliriz.
Insan Beyninin Elektronik Modeli ya da Bilgisayar: Buharli makinenin bulunusuyla baslayan Sanayi Devrimi, XIX. yüzyilin sonunda, XX. yüzyilin basinda insanin tüm yasantisini degistirdi. Son yirmi-otuz yil icinde bilgisayarin insanin günlük yasaminda aldigi yer ve kazandigi önem, "bilgisayar cagindan" söz edilecek asamaya ulasti.
Bilgisayar su bölümlerden olusur: Iki ana bölüme ayrilir:
- Donanim (Hardware): Bilgisayarin verilen isi yürütmesi icin bilgi isleminde kullanilan elektronik, fiziksel, mekanik yapilarin tümü olup yazilim birimlerinin calismasini saglar.
- Yazilim (Software): Bilgisayarin bilgi isleminde kullandigi bilgi program ve programlamanin tümü olup, yazilim sistemi adini alan birimlerden olusur.
Bu disinda alt birimleri söyle siralayabiliriz:
- Girdi (Input): Bilgisayara bilginin verilmesi, verilerin giris sürecidir.
- Cikti (Output): Yazilim sistemini olusturan birimlerin islevi sonucu disariya gönderilen verilerdir.
- Ana Bellek (PRimary Memory): Bilgisayara verilen, yüklenilen bilgilerin verilerin depolandigi, saklandigi bölümdür.
- Ana Islem Birimi (Central Processing Unit): Komutlarin yorumlanmasini ve uygulanmasini gerceklestirir.
- Aritmetik-Mantik Birimi (Aritmetic Logic Unit): Temel aritmetik islemleri ve mantik islemlerini yapan elektronik cevirim bölümüdür.
- Denetim Birimi (Control Unit): Aritmetik-Mantik birimiyle baglantili olarak, islemler üzerinde denetim görevi yapan bölümdür.
Bilgisayarda en kücük bilgi birimi, iki olasiliktan birini secip "evet", digerine karsi cikip "hayir" diyecek bilgi birikimi olup, buna "ikil" (bit" (binary) (digit) adi verilir. 110000111 olarak gösterilen bir veri icin bilgi ölcüsü, sekiz bit"liktir.
Güdümbilim (Sibernetik): Canlilarda ve makinelerde enerji, islev, isleyis, iletisim, etkilesim, geri iletisim bicimlerini, ilkelerini, kuramlarini, modellerini inceleyen bir bilim dalidir. Bu bilmin görüsüne göre:
a- Canlilar ve makineler ayni sistem icinde incelenebilir. Bunlari anlamak ve tanimak icin ortak ilkeler, kurallar kullanilir.
b- Güdümbilim ister canli, ister cansiz olsun, bütün varliklarin iletisim ve denetim ilkelerini, kural ve yasalarini saptar.
c- Güdümbilimin anakonusu iletisimi saglayan varliklarin isleyis bicimlerini ve aralarindaki baglantiyi arastirmak ve incelemektir.
Dilbilimi: Cagdas anlamiyla dilbilimi ancak XX. yüzyilin baslarinda gelismeye baslamis, bagimsiz bir bilim dali durumuna gelmesi, insanbilim, ruhbilim, topulmsal ruhbilim etkisinden kurtulmasi sonucu olmustur. Günümüzde dilbilimi ile ruhbilim arasinda yeni birlesme ve bütünlesme sonucu ruhsal dilbilim adini alan (psycholinguistic) adini alan yeni bir bilim dali dogmustur. Bu dal, ruhbilim ve dilbilimden faydalanarak kisinin duygularini ve bilissel süreclerini inceler.
Konusma dilinin dogmasina iliskin üc kuram gelistirilmistir:
a- Islevsel Kuram: Konusmada kullanilan sözcüklerin belli durumlari anlatan bir islevi oldugu kabul edilir. Bu kuramlar arasinda ünlem, yansitma ve sesli davranislar kurami ilk siralarda yer alir. "ay!", "of!", "vay!" gibi ünlemlerle, "catirt", "citirti", "sakirti" gibi yansimalar örnek olarak verilebilir.
b- Bicimsel Kuram: Konusmada kullanilan isaretlerin nesnelerin dogal görüntüleriyle baglantili oldugu görüsüne dayanir. Keskin cizgili, köseli, ibcimlerle, egri, yuvarlak cizgili bicimler icin kullanilan sözcükler farklidir.
c- Yapisal Kuram: Cocukta konusmanin ve dilin gelismesinin incelenmesi sonucunda olusturulmus bir kurumdur. Önce belli sesler cikarilir, sonra bunlarin birbirleriyle birlesmesiyle hece, sözcük, tümcecikler, tümceler ortaya cikar.
Ses, bicim, söz dizimi ve anlam bakimindan dil incelenir. Dört ana bölüme ayrilir.
a- Sesbilgisi (Phonetic): Ses yapisi acisindan inceler.
b- Yapibilgisi (Morphology): Sözcüklerin türlerini, baglantilarini inceler.
c- Sözdizimi Bilgisi (Syntax): Sözcüklerin yerini inceler.
d- Anlambilim (Semantic): Sözcükleri anlamlarina göre inceler.
Ilk Yazi ve Alfabe: Yazinin en basit ve yalin birimi olan harf ve harflerden olusan alfabe sesle görüntü arasinda baglanti kuran bir sistem ve yöntemdir. Örnegin "A" harfinin dogusu öküz anlamina gelen ve öküz resmini simgeleyen bir isaretin okunusu olan ve "aleph" sözcügünün ilk harfinin alinmasiyla olusmustur.
Dilin Degisik Görevleri:
A- Belirtme Görevi: Dilin insanin duygulanim ve cosku durumunu tutumunu disa vurmak amaciyla kullanilmasidir: "vah vah", "cok yazik" veya "zavalli kiz", "aslan Besiktas" gibi.
B- Türen Görevi: "Günaydin!", "iyi geceler!", "Buyrun" gibi.
C- Eylem Görevi: "And iciyorum", "söz veriyorum", "onayliyorum" gibi bir eylemi ifade etmede.
D- Yaptirim Görevi:Kaynagin verdigi önerilerle alicida hemen o anda davranis degisikligi olusturmaktir, "gec gelmemenizi dilerim", "Kapiyi kapa!" "pencereyi kapadin mi?" gibi.
E- Bildirme Görevi: Bilgiyi tasiyan öneriler yapar. "Bugün hava sicak", "spor yapmak yararlidir", "sinavlar bayramdan sonra baslayacak" gibi.
Dil Nasil Incelenir: Ses, bicim, söz dizimi ve anlam bakimindan dil incelenir. Dört ana bölüme ayrilir.
a- Sesbilgisi (Phonetic): Ses yapisi acisindan inceler.
b- Yapibilgisi (Morphology): Sözcüklerin türlerini, baglantilarini inceler.
c- Sözdizimi Bilgisi (Syntax): Sözcüklerin yerini inceler.
d- Anlambilim (Semantic): Sözcükleri anlamlarina göre inceler.
F- Dil Acisindan Iletisimi Bozan ya da Kolaylastiran Etkenler:
Bir sözcük birden fazla anlamda kullanilir. Bu durum sözcüklerin simgeledikleri kavramlarin birbirine karismasina, anlamlarinin belirsizlesmesine yol acar. Dildeki cok anlamlilik, dilini cok iyi bilen insanlar arasinda bile anlasmazliklara neden olabiliyor. Mesela; "daktilo" kelimesi dilimizde hem makinesi hem de onu kullanan kisi manasina gelmektedir. bu cok anlamliliga, kaypaklik ve belirsizlik denir. En cok soyut manalar ifade eden sözcüklerde görülür. "Bagimsizlik", "sorumluluk" gibi. Deyimlerimizde örnek olarak verilebilir.
- "Ameliyattan cok korkuyorum doktor bey. Yarinki ameliyat basarili olacak mi? Ne dersiniz?"
- "Korkma, metin ol! Bu ameliyati en az elli kere yaptim, bu sefer garanti basaracagim." Görüldügü gibi "bu sefer" sözcügü ameliyatin bütün garantisini götürüyor.
Dolayli Anlatim: "A bisküisi besleyicidir" diye reklam yapan firma, gercekte bildiri kipi iceren tümceler kullanarak aliciyi etkilemeye calisir. Temel amac, "A bisküisi al" demektir.
Ses tonu ve vurgulama anlami belirginlestirir.
Bunlara ek olarak, "agiz" ve "sive"nin de iletisime etkisi vardir.
G- Dis Görünüs ve Mizac: Alninin dar, burnunun büyük, cenesinin kücük, gözünün sasi, kulaklarinin uzun, ayaginin topal, boyunun kisa, kilosunun az ya da cok olmasi nedeniyle kendisini özürlü ya da sakat gören insan, ya asagilik karmasasi ya da asagilik duygusuna karsi gelisen üstünlük duygusunun etkisi altinda iletisim kurar. Tüm cabasini özrünü, sakatligini örtmek icin kullanir.
Insan iletisim kuracagi kisinin önce beden yapisini, sisman ya da zayif, kisa ya da uzun, esmer ya da sarisin oldugunu algilar. Sarisinlarin inatci olduguna iliskin bir kanimiz varsa iletisime baslamadan bunun da etkisini gözönünde bulundurmak gerekecektir.
Piknik beden yapisinda bulunan siklotimik, disa dönük (extrovert) mizacli insanlar canli, duygulu, insancil, neseli, sevecen, sicak yönleriyle cabuk ve kolay iletisim kurarlar.
Astenik ya da leptozom beden yapisinda bulunan sizotimik ice dönük (introvert) mizaclar gec ve güc iletisim kurarlar.
Üc Temel Mizac Tipinin Iletisim Özellikleri: Sheldon, ogulcugun, döl yatagi icindeki katmanlarina göre endomorf, mezomorf, elektromorf beden yapilarini ve bunlara uygun mizaclari tanimlamistir.
Endomorf tiplerin bedenleri yuvarlak, karin bölgesi genis, kaslari gevsek, saclari seyrektir. Bu beden yapisinda "viserotonik mizac bulunur. bu mizacta olan insanlar baskalariyla birlikte olmaktan hoslanirlar. Arkadas ve dost canlisidir.
Mezomorf tiplerin bedenleri dayanikli, kaslari gelismis, kollari güclü, omuzlari genistir. Bu beden yapisinda "somatotonik" mizac bulunur. Bu mizacta olan insanlar canli ve hareketli olup, bol jestli ve mimikli konusurlar.
Ektomorf tiplerin bedenleri ince uzun olup, kaslari gelismemistir. Bu beden yapisinda "serebrotonik" mizac bulunur. Bu insanlar baskalariyla birlikte olmaktan, kalabaliktan, topluluktan hoslanmazlar.
Freud"e göre sevgec (erotic) tip, iletisim sirasinda sürekli ilgi, destek ve övgü bekler. Sado-mazohist tip, cabuk ve kolay duygulanim degisikligi gösterir. Özsever (narsistik) tipse, iletisim sirasinda sürekli olarak kendisinden söz eder.
Eysenck"e göre tipik ice dönük mizaclar, gec ve güc iletisim kurarlar. Tipik disa dönük mizaclar, cabuk ve kolay iletisim kurarlar. Nevrotik ice dönük mizaclar, endise, kaygi, korku ve takinakli düsünceleri nedeniyle hep kendi saplantilariyla ugrasirlar. Nevrotik disa dönük mizaclar, sürekli olarak endise, kaygi ve korkularindan söz eder, takinakli düsüncelerinin olusturdugu gercek disi, düsürünü olaylar ve fanteziler anlatirlar.
Iletisimin Ürünü Benlik: Insanlararasi iletisimin en kücük birimi, kaynak olan "Ben" ve alici olan "Sen" arasinda olusan "Ben-Sen" iletisimidir. Bu tür iletisimin temel amaci "Ben"in önce "sana", sonra "O", "Biz", "Siz" ve "Onlara" yani baskalarina anlatilmasidir.
Insanin kisiligi ve davranisi, ancak icinde bulundugu grubun toplumun amacina, beklentisine, duygularina, ilkelerine, zorlamalarina göre anlasilip degerlendirilir. Insanin bir grubun icinde bulunmasi demek o gruptaki ortak tutum ve davranislari benimsemesi onlarla bütünlesip özdeslesmesi demektir.
"Grup Dinamigi" kavrami insanlari grup icinde birarada tutan, baska bir deyisle grubu olusturan enerji, güc olarak kullanilmistir. Kisinin gelismesi ve olgunlasmasi, insanlararasi iletisimin saglikli bicimde kurulup sürdürülmesine baglidir. Iletisimde algi nesnesiyle algilanan nesne arasinda kisilikten etkilenen "algi cevresi" vardir. Bu grup olgusu da, iletisim ve etkilesim yolu ile "algi cevresini" degistirme gücü olan en önemli etkendir.
Bir grubu gelistiren kosullari söyle siralayabiliriz:
- Dis cevreden bilgi alinmasinda artma
- Iliski kurma ve sorumluluk yüklenmede artis
- Tutum degistirmede esnekligin olmasi
- Yeni amaclar kazanilmasi
- Birligi kaybetmeden farklilasma
- Gruba katilanlarin sayisini artirma egilimi
Toplumsal Durum ve Rol: Rol, insanin icinde bulundugu duruma göre, yapmasi gerekli tom davranislari iceren genis kapsamli bir kavramdir. Rol, grup ya da toplum icinde belirli bir durumu, islevi, konumu olan kisiden baskalarinin bekledigi davranislarin tümünü kapsar. Bir cocuk, evde cocuk, okulda ögrenci, top oyununda kaleci durumundadir, bu durumda kendisinden beklenilen rolü oynamak zorundadir.
Sürekli olarak madde alisverisi yaparlar. madde alisverisi olaylarinin tümüne metabolizma adi verilir. metabolizma sürecinde dis ortamdan madde alinisi, organizmada maddenin degisimi ve özümlenmesi, degersiz ve zararli maddelerin yeniden disariya atilmasi sözkonusudur.
Tek hücreli organizmadan insani da kapsamina olan cok hücreli bütün organizmalara dek yasam süresi icinde ortaya cikan yaslanma ve üreme disinda, canlilik belirtisi olarak hareket, irkilme, tepke (refleks) ve davranisla, bunlari olusturan enerjiyi, saglayan metabolizmayi gösterebiliriz.
Insan Beyninin Elektronik Modeli ya da Bilgisayar: Buharli makinenin bulunusuyla baslayan Sanayi Devrimi, XIX. yüzyilin sonunda, XX. yüzyilin basinda insanin tüm yasantisini degistirdi. Son yirmi-otuz yil icinde bilgisayarin insanin günlük yasaminda aldigi yer ve kazandigi önem, "bilgisayar cagindan" söz edilecek asamaya ulasti.
Bilgisayar su bölümlerden olusur: Iki ana bölüme ayrilir:
- Donanim (Hardware): Bilgisayarin verilen isi yürütmesi icin bilgi isleminde kullanilan elektronik, fiziksel, mekanik yapilarin tümü olup yazilim birimlerinin calismasini saglar.
- Yazilim (Software): Bilgisayarin bilgi isleminde kullandigi bilgi program ve programlamanin tümü olup, yazilim sistemi adini alan birimlerden olusur.
Bu disinda alt birimleri söyle siralayabiliriz:
- Girdi (Input): Bilgisayara bilginin verilmesi, verilerin giris sürecidir.
- Cikti (Output): Yazilim sistemini olusturan birimlerin islevi sonucu disariya gönderilen verilerdir.
- Ana Bellek (PRimary Memory): Bilgisayara verilen, yüklenilen bilgilerin verilerin depolandigi, saklandigi bölümdür.
- Ana Islem Birimi (Central Processing Unit): Komutlarin yorumlanmasini ve uygulanmasini gerceklestirir.
- Aritmetik-Mantik Birimi (Aritmetic Logic Unit): Temel aritmetik islemleri ve mantik islemlerini yapan elektronik cevirim bölümüdür.
- Denetim Birimi (Control Unit): Aritmetik-Mantik birimiyle baglantili olarak, islemler üzerinde denetim görevi yapan bölümdür.
Bilgisayarda en kücük bilgi birimi, iki olasiliktan birini secip "evet", digerine karsi cikip "hayir" diyecek bilgi birikimi olup, buna "ikil" (bit" (binary) (digit) adi verilir. 110000111 olarak gösterilen bir veri icin bilgi ölcüsü, sekiz bit"liktir.
Güdümbilim (Sibernetik): Canlilarda ve makinelerde enerji, islev, isleyis, iletisim, etkilesim, geri iletisim bicimlerini, ilkelerini, kuramlarini, modellerini inceleyen bir bilim dalidir. Bu bilmin görüsüne göre:
a- Canlilar ve makineler ayni sistem icinde incelenebilir. Bunlari anlamak ve tanimak icin ortak ilkeler, kurallar kullanilir.
b- Güdümbilim ister canli, ister cansiz olsun, bütün varliklarin iletisim ve denetim ilkelerini, kural ve yasalarini saptar.
c- Güdümbilimin anakonusu iletisimi saglayan varliklarin isleyis bicimlerini ve aralarindaki baglantiyi arastirmak ve incelemektir.
IKINCI BÖLÜM
DAVRANISLARIMIZIN OLUSMASI VE ÖGRENILMESI:
Davranis, uyarana karsi organizmanin tepkisi olup, konusma gibi sözlü; jest, mimik, hareket gibi sözsüz iletilerle baskalarinin görüp izleyebileceggi bicimde disariya yansir. Davranisi olusturan iki yapi vardir. Birisi, is yapan enerji, digeri organizmayi ve davranisi bicimlendiren bilgi ve islevlerin tümüdür.
Ögrenme Kuramlari: Ögrenme, yeni durum, konum ve ortamda yeni davranislar kazanmak ve bunlari sürdürebilmektir.
1. Klasik Kosullanmayla Ögrenme: Pavlov tarafindan gelistirilen bir kuramdir. Pavlov deneyleri sonucunda su sonuclari elde etmistir.
a- Kosulsuz Cevap, Tepki: Kosullamadan önceki uyarana verilen cevap, deneyde, tükürük salgisi gibi.
b- Kosulsuz Uyarici: Kosulsuz cevaba, tepkiye yol acan uyaricidir. Deneyde, et parcasi gibi.
c- Kosullama Uyaricisi: Kosullu cevabi, tepkiyi olusturmak icin kullanilan uyaricidir. Cingirak, zil sesi ya da isik kaynagi gibi.
2. Ödül Ceza Yöntemiyle Ögrenme: (Edimsel Kosullama): Ödüllendirme ya da cezalandirma yoluyla organizmaya davranis ögretmektir.
3. Thorndik Ögrenme Kurami: Buna göre, merkezi sinir sisteminde uyaranla tepki arasinda kurulan baglanti olarak tanimlanmistir. Organizma gelistikce sinir sisteminde kurulan baglanti sayisi artar, ögrenmenin siniri genisler, bilgi birikimi cogalir.
Özel Alicilarimiz Duyu Organlari: Insan organizmasi ve duyu organlari bir bilgisayar gibi calisir. Bu nedenle hücreye en kücük bilgisayar diyebiliriz.
Görmeyi saglayan isik uyaranlari elektromanyetik dalgalarla iletilir. Gözde bulunan alicilarin (receptör) uyarilabilme duyarliligina görsel keskinlik (visual acuity) adi verilir. Bu alicilar 400-700 milimikronluk lelpaze icinde yer alan elektromanyetik dalgalarla uyarilabilir.
Ses dalgalari, titresen nesnelerden kaynaklanan, birbirini izleyen hava basinci biciminde ilerler. Nesne titredikce, önce hava moleküllerini sikistirarak basinci artirir, sonra geri cekerek basinci düsürür. Böylece ses dalgasi adini alan basinc dalgasi olusur. Kulakta bulunan alicilarin uyarilabilme duyarligina, isitsel keskinlik (adutive acuity) adi verilir. Bu alicilar 20-20.000 Hertz arasinda uyarilabilir.
Deride basinc ya da dokunma, agri, soguk ve sicak duyulari icin alici hücreler vardir. Bu alicilar degisik deri yüzeylerinde farkli yayilma göstererek belli alicilarin yogunluk kazandigi belli bölgeler ortaya cikar. Örnegin, dokunma duyusunun alicilari el parmaklarinin uclarinda yogunluk kazanmisken, gövdede, sirtta cok azdir.
Ruhsal Enerji Kaynagimiz: Güdüler: Güdü, bir davranisi baslatan, aciga cikaran, anlasilir kilan, aciklayan, sürdüren ve yönlendiren fizyolojik ve ruhsal enerjidir. Güdüler (Saik) (motiv) bir yandan icgüdü ve dürtüden kaynaklanan yönüyle fizyolojik bir yandan da cevreden ve toplumdan kaynaklanan yönüyle ruhsal enerji saglar. Yemek, icmek, korunmak, uyumak, üremek gibi dogustan gelen güdüler insan neslinin sürekliligini saglar.
Genetik Iletisim: Soya cekimle ilgili iletiler kodlanmis sifrelenmis olarak genlerde depolanmistir. Genler, hücre cekirdegindeki kromozomlar üzerinde yer alir. Kromozomlar, bilgisayardaki anabellege benzetilebilir. Genler üzkerinde kayit, depolama ve saklama dezoksiribonükleik asit (DNA) araciligiyla olur. Insan beyni genetik iletiyle edinilen ya da distan gelen uyaricilarin tasidigi bilgiyi icerir. Beyin gerektiginde bu bilgileri kullanarak yeni bilgi ve öneriler üretir, cözümlemeler ve birlestirmeler yapar.
BILGIYI OLUSTURMA VE ISLEME:
Bilinc; belirli bir zaman siniri icerisinde insanin yasantisindan haberdar olmasi, kendisinden ve cevreden bilgi edinmesi demektir. Gercekte bilinc (suur) sözcügünün Latince karsiligi olan "conscientia" bilgi durumunda olmak, bilgiyle donatilmis olmak anlamina gelmektedir. Saglikli iletisim icin gerekli olan kosullarin en üst düzeyinde bilinc yer almaktadir.
Dikkat; acik secik, aydinlik ve duru bilinc durumunda alginin bir kisi konu nesne ya da olay üzerinde odaklasmasi, yogunlasmasidir. Uyaranlara karis cabuk, dogru ve kolay tepki verilmesini, cevreye en dogru ve iyi uyumu, davranisin amaca yönelik, anlamli ve etkin olmasini "uyanik bilinc" durumu saglar.
Algilar; duyu organlariyla alinan uyaranlarin yorumlanip anlamli duruma getirilmesini saglar. Algi sürecinin isleyebilmesi icin duyu organlarinin esik degerinin üstünde uyarilmasi ve bellekte daha önceki deneyimlerden kalan anilarin, izlerin, kaliplarin bulunmasi gereklidir. Uzun bir süre duyu organlarina disaridan uyaran gelmemesi ya da gelen uyaranlarin algilanmamasi ciddi bilinc bozuklugu, karisikligi ve ruh hastaliklarina yol acabalir.
Algi sürecinin isleyebilmesi icin dikkatin algi alani icinde bir uyaran üzerine odaklanmasi, yogunlasmasi gereklidir. Odaklanma disinda kalan uyaranlar bulanik bir ardalan olusturur. Yani algida ve dikkatte bir secicilik sözkonusudur.
Bilincli algilama süreci sonucu insan, yer zaman ve hareket yönelmesi (orientasyon) kazanir.
Yanilsama (illüzyon) ve sanri (hallüsinasyon) gibi baslica algi bozukluklari, iletinin icerigine yansiyarak iletisimi olumsuz bicimde etkiler.
Düs (rüya) türlü nedenlerle engellenen, bastirilan güdülerin, günlük yasamda doyuma ulasmamis beklenti ve isteklerin bilinc alaninin kabul edecegi degisik simgeler biciminde ortaya cikisidir.
Bellek: Hafiza (memory) uyaranlarin algi araciligiyla olusturdugu simgeleri depolar ve saklar. Bu sürec su sekilde olur:
- Algilamayla kazanilan simgelerin saklanmasi
- Simgelerin beynin bir bölgesine yerlestirilmesi
- Yeni algilarin bellekte saklanan, tutulan eski simgelerle birlestirilmesi
- Bellekte sakli simgelerin canlandirilmasi, animsanmasi
Kolay Ögrenmek ve Animsamak icin Tavsiyeler
- Ögrenilmesini istediginiz konudan sonra cözümü, ögrenilmesi zor olan yeni bir konu ya da sorunla ilgilenmeyin. Örnegin; sosyal bilimlerden sonra, dinlenmeden, matematik problemleri cözmeyin.
- Calisilan konu, yapilan is ne olursa olsun, kisa tutun. Bir iki saatlik calisma dönemlerinden sonra 15-20 dakikalik dinlenme yapin.
- Ögrenilenlerin bellekte kalici olmasi icin, günlük yasaminiz da bunlari kullanacak firsatlar olusturun.
- Önce bellenecek konunun temelini, önemli bölümlerini anlamaya calisin.
- Yeni ögrendiklerinizle, eski ögrendikleriniz arasinda baglantilar kurun.
- Calisma, is ve ögrenme icin bir itici güc bulun.
- Calismanin, isin, ögrenmenin amacini dogru olarak saptayin.
- Calismayi ve ögrenmeyi bedensel ve ruhsal yorgunlugun olmadigi zaman yapin. Cevrede bilincinizi dagitacak etkenlerin olmamasina özen gösterin.
- Günlük, haftalik, aylik, yillik calisma planlari yapin.
ÜCÜNCÜ BÖLÜM
AILEDE ILETISIM VE ETKILESIM
Aile icinde yer alan bireyler, tek tek bireyler, tek tek birer alt sistemdir. Kendi özerklik sinirlarina, aile icindeki durumlarina, rollerine göre, aile icinde bulunan baska alt sistemlerle sürekli iletisimde bulunurlar. Alt sistemler, ailenin belirli kisilerinden olusan, alt ya da kücük gruplardir. Örnek olarak, ailede kadin, ayni zamanda disiler, esler, cocugu varsa anneler, anne ve babasi varsa cocuklar alt sisteminin üyesidir.
Esler bir yandan evlilikten önceki kisilik yapilarini, aliskanliklarini evlilik icinde de sürdürmek isterken, öte yandan esiyle anlasmak, bütünlesmek gereksinimi duyarlar. Böylece, eslerin olusturdugu alt sistemde karsilikli endise, kaygi, sikinti, kizginlik, kirginlik, gibi duygulanim durumlari daha sik ortaya cikar ve bu duruma tepki olarak esler arasinda duygusal uzaklik, ayri kalma özlemi baslar. Ülkemizde erkegin baskin oldugu aile tipiyle, esiyle esit iletisim yapiyor görünümü veren aile tipi cogunluktadir. Ülkemizde aile yapisi, genis aileden cekirdek aile yapisina dogru kayma egilimi göstermeye baslamis olsa da baglanti, iletisim özellikleri ve islev acisindan genis ailenin etkileri hissedilmektedir.
- Insanin Yasam Dönemleri: Yas dilimine göre:
1. Yeni Dogan bebek: Dogumdan sonra ilk iki ay
2. Bebeklik (süt cocugu): Bir yasinin sonuna kadar
3. Ilk cocukluk: Bir-üc yas arasi
4. Cocukluk: üc-alti yas arasi
5. Son cocukluk: alti yasindan bülug öncesi döneme kadar.
6. Önerinlik (bülug öncesi): Kizlarda on, oniki, erkeklerde onbir, on üc
7. Erinlik (Bülug): Kizlarda on üc, onbes; erkeklerde on dört, on bes.
8. Ergenlik (Kemal, rüst): On sekiz yasindan, genclik caginin sonuna
9. Eriskinlik, yetiskinlik: Genclik cagi sonundan, olgunluk yasina kadar,
10. Olgunluk: Otuz bes-kirk yas arasi
11. Orta yas: Kirk, kirkbes arasi
12. Yas dönümü (menapoz, antropoz): kirk bes, elli bes yas arasi.
13. Yaslilik: Altmis yasindan sonra
14. Ileri yaslilik: Yetmisden sonra
15. Cöküntü: Yaslilikta bedensel ve ruhsal cöküntülerin baslamasi.
- Cocukla Iletisim Icin Öneriler
- Cocugu kendinizin, amaclarinizin, beklentilerinizin, cikarlarinizin bir uzantisi degil, sizden ayri kisiligi olan ve bu kisiligini gelistirmek cabasinda olan bir insan nazariyla bakin.
Cocukla kurdugunuz tüm iletisimlerde ona ilgi, sevgi, güven duygusu verecek iletiler kullanin, kizdiginizda bile sevginizi belli edin.
Siz cocuk icin ilgi, sevgi, güven veren, destek olan, yol gösteren bir kaynak olun. Ona mutluluk, yasama sevinci ve umut asilayin.
Cocugu dinleyin, sorularina acik, dogru, gercek, kisa cevaplar verin. Cocuk bencildir, ben merkezlidir. Dürtü ve istekleri dogrultusunda davranir. Iletisim kurarken onun bu özelligini unutmayin.
Cocuk ögütlerden, uzun sözlerden, konusmalardan cok, davranis ve tutumlarinizdan etkilenir.
Cocukla sert ve yüksek sesle konusmayin. Gerekli, gereksiz bagirip cagirmayin. Degisik nedenlerden ortaya cikan kizginliklarinizi cocuga yansitmayin.
Ona hatali davranislarini, yanilgilarini gösterin. Azarlamadan ve ceza vermeden önce onunla konusun. Suc ve cezayi keyfi olarak saptamayin. En iyi cezalandirma yönteminin cocugun kimi beklenti ve isteklerini engelleme veya erteleme oldugunu unutmayin.
Cocuga kararli ve kesin davranin. Cocugu, yasi, becerisi ve yetenegi disinda ve üstünde cabalara zorlamayin.
Cocuga deneme ve ögrenme firsati verin. Hatalarini düzeltin. Sorumluluk verin. Cocugu simartmayin. Gereksiz, yersiz, gerceklesme olasiligi olmayan beklentiler olusturmayin.
- Cinsel Egitim Nasil Verilmeli:
- Bunlardan birincisi ve en önemlisi, ona babanin,yakin cevredeki insanlarin ögretmenlerin cinsel konular karsisinda gercekci ve akilci bir tavir takinmalari, buna uygun davranislarda bulunmalaridir.
- Ikincisi, cinsel konulara iliskin söz acildiginda, soru soruldugunda, cocugun ve gencin yasina, cagina, algi, düsünce ve ögrenim düzeyine uygun bicimde gercekci bilgilerin verilmesidir.
- Cinsel konularda yakindan ilgili bilgilerin cocugun ve gencin ögrenecegi, anlayacagi bicimde düzenli bir egitim icinde verilmesidir.
Cinsel Sapmalar: Eksik veya yanlis cinsel egitimin sonucu olusur. Genclik cagini asan, esirkinlik cagina gelen kisinin kendi kendini tatmin aliskanliginin sürmesi.
Eriskinlik caginda olan kisinin, karsi cinsle iliskilerinde cesitli aksaklik ve sapmalarin olmasi.
Kisinin hangi yas ve cagda olursa olsun ayni cinsle iliski kurmasi.
Genclerle Iyi Iletisim Icin Öneriler: Yetiskinlerin yasli kusaklarin genclerden yakinmalari ve kusaklararasi catisma, sürtüsmeler, yüzlerce, binlerce yildan beri süregelen, dogal ve evrensel bir olgudur. Yetiskinlerin ve genclerin iyi bir iletisim kurmasi icin asagidaki sartlara uymalari gerekmektedir:
Siz eriskin ve yetiskin kusak olarak, önce gencin bir insan oldugunu kabul edin. Genclik caginin firtinali ve zor bir dönem oldugunu unutmayin.
Gencin duygulanim degisiklikleri ve düslemlerden kaynaklanan davranislari karsisinda serinkanli olun, kirici, sert, yikici olmayin.
Gencin yasamina, giyinisine, süslenmesine iliskin karar alirken, durumu gencle konusun, onun düsünce ve önerilerine anlayis gösterir.
Aile ve evle ilgili sorunlarda gencin de düsünce ve önerilerini dinleyin.
Gencin tutum ve davranislarinda bicim ve yön verirken "benim gencligimde" diye baslayan konusma ve ögütlerden kacinin. Bundan baska genclere düsen vazifeleri söyle siralayabiliriz.
"Gencler bilseydi, yaslilar yapabilseydi" özdeyisine uygun olarak iletisim kurur.
Bütün amac, beklenti ve isteklerinizin hemen o anda tümüyle gerceklesmeyecegini bilin.
Her yerde ve her zaman eriskin ve yetiskinlerden ögnenmemiz gereken bigiler, deneyler oldugunu kabul edin.
Konusma ve tartismalarda kirici ve sert olmaktan kacinin.
Engeller sorunlar, zorluklar karsisinda size destek ve yardimci olacak insanlarin, anneniz, babaniz, yakinlariniz olacagini unutmayin.
Eriskinlere danismaktan kacinmayin.
Iki Ezeli Dost ve Düsman: Kadin ve Erkek:
Evlilikte kadin ve erkek aile kurumunun birer üyesi olup birlikte yasamak zorundadirlar. Evlilikten önceki "ben" ve "sen" yerine evlilikte "biz" yasantisi ortaya cikar.
Kari-koca arasinda gecimsizligin nedenleri söyle belirlenmistir:
- Cocukluk ve genclik caginda kazanilan kisilik yapisindan evlilige yansiyan olumsuz davranislar:
- Ruhsal uyumsuzluk
- Toplumsal uyumsuzluk
- Rol ve yer karmasasi
- Eslerin birbirlerini tamamlamalarinda ve bütünlesmelerinde uyumsuzluk
- Cinsel yasantida uyumsuzluk.
Yani, esler birbirlerine duyduklari ilgi, sevgiyi degisik bicimde ve farkli simgelerle, birbirlerinin anlayamayacagi sekilde ilettikleri zaman anlasamazlar.
Madem Evliligi Sectiniz..:
Yasam bicimi olarak, evliligi sectiginize göre, mutlulugu evinizde esiniz ve cocuklarinizla birlikte, onlarin yaninda bulacaginizi kabullenmis olmaniz gerekir. Ruhsal gücünüzü "bugünkü aklim olsa evlenir miydim?" türü hayiflanmalarla türetmeyin.
Esinizin size en yakin insan oldugunu "bir yastikta kocama" özdeyisimizin tüm bir yasami acisiyla, sevinciyle paylasmayi ve dayanismayi dile getirdigini aklinizin bir kösesinde sakli tutun. Bütün duygu ve düsüncelerinizi esinizle paylasin.
Esinizin de hatalari olabilecegini bilin, onu her yönüyle kabullenin.
Esinizin kisiligine saygili davranin. Onun benligini öteki yariniz olarak örselenip yaralanmaktan kirilmaktan koruyun.
Esinize duydugunuz ilgi ve sevgiyi sözlü ve sözsüz iletilerinizle belli edin. Sevgi ve sayginin en iyi anlatimi icten ilgi göstermektir.
Kizginlik, kirginlik, kaygi gibi olumsuz duygularinizi da kendinize saklayip biriktirmeyin. Yapici tartismalar yapin. Kendinizin ve esinizin kizginlik ve kirginlik nedenlerini arastirin.
Hic kuskusuz, evlilik özel bir iletisim bicimidir. Ancak insanlararasi saglikli iletisimin ilke ve kurallarinin disinda kalacak kadar da "özel" degildir.




