Warning: copy() [function.copy]: Unable to access http://i.tmgrup.com.tr/tk/2010/08/14/Haber/658649862252.jpg in /home/postacom/domains/postapaylas.com/public_html/plugins/content/mavikthumbnails.php on line 294
İngilizler'in ünlü siyasetçisi Churchill'in bu sözleri, Ortadoğu'daki petrolün ne kadar önemli olduğunu bir kanıtıydı. İngiltere, başta olmak üzere Osmanlı İmparatorluğu'nu bitirmek isteyen ülkeler, petrolü kendi egemenliğine almak için harekete geçti13 Ağustos 2010, Cuma - Takvim
Petrol, 19. asrın sonlarından itibaren Ortadoğu'da varlığının anlaşılması ve çıkarılmasıyla birlikte milletler arası ilişkilerde zorlu bir sorun hâline gelmiştir. Siyasî dengeleri değiştirecek ve insanlığın kaderini belirleyecek dinamizmi özünde taşıyan petrol bundan böyle, büyük devletlerarasındaki mücadelenin merkezini Ortadoğu'ya kaydıracak ve dünden bugüne bölgede yaşanan emperyalist çatışmalarda daima baş sıralarda güreşecektir. Ünlü İngiliz siyasetçi Churchill'in çarpıcı beyanıyla, "bir damla petrol, bir damla kandan" daha kıymetli idi. Petrol, dünyanın en kudretli ve rakipsiz hammaddesi haline geldikten sonra; her yerde kanlı ihtilâllar, harpler ve suikastlar birbirini kovalamış; birçok devlete gelecek sağladığı gibi, koca imparatorlukları tasfiye etmekten ve nice devleti piyon durumuna düşürmekten de geri kalmamıştır. Petrolcüler, çıkarları adına dünya haritasını çok defa değiştirerek imparatorlukların yıkılmasında rol oynamışlar; en fazla tesir gücünü de Osmanlı Devleti üzerinde icra etmişlerdir.
Petrol, dünyanın en zengin rezervini bünyesinde barındıran Osmanlı'nın, Batılı güçlerce yıkılışa sürüklenmesinde başlıca faktörlerden olmuştur.
BATI'NIN ORTADOĞU'YU KEŞFİ
Sanayi İnkılâbı'ndan sonra, teknolojik ve endüstriyel sahalardaki makineleşme hamleleri, hayatiyetini ve gelişimini sürdürebilmek için büyük miktarda hammaddeye ve özellikle petrole ihtiyaç duyuyordu. Muazzam atılımların devamında direkt etkisi olan sihirli güç kara altının mutlaka ele geçirilmesi gerekiyordu. Yeni durum, toprakları kara meta ile dolu Osmanlı Ortadoğu'sunu, kısa zamanda Batılı sömürgecilerin rekabet alanına çevirecekti.
Dünyanın en büyük petrol krallıkları olan (Amerikan) Standart Oil ile (İngiliz-Hollanda) Royal DutchShell'in Ortadoğu'da, kıran kırana bir mücadeleye tutuşması kaçınılmazdı. İngiltere'nin endüstri ve sanayisini inceleyenler, kudretini petrole borçlu olduğunu müşahede edeceklerdir. Onun içindir ki, İngiltere her şeyini ortaya koyarak, bu yağlı maddenin hâkimi olmak istemiştir. 1871'de yapılan araştırmalar neticesinde, Fırat ve Dicle vadisinde zengin yataklar bulunduğundan haberdar olan İngiltere; hem yeni kaynakları ele geçirmek hem de bölgede çok evvelden tespit edilen varlığı sabit rezervleri işletmek arzusuyla harekete geçecekti. Dünya üzerinde, bir İngiliz Petrol İmparatorluğu tesis etmek peşinde koşan Royal Dutch Shell'in sâhibi Sir Henry Deterding ise, Britanya'nın bütün siyasilerini, askerlerini ve iktisadî kuvvetlerini seferber edip, Musul ve etrafındaki zengin yatakları bir punduna getirip hegemonyasına sokmak ve işletme imtiyazını koparmak amacını güdüyordu. Almanlar, sahip oldukları petrol potansiyeliyle gücüne güç katan Londra ve Washington ile yarışabilecek bir sömürge imparatorluğu kurabilmek için, nüfuz ve hâkimiyet alanlarını genişletmek istiyorlardı. Alman Hükümeti, Osmanlı topraklarındaki faaliyetlerini daha rahat yürütebilmek gayesiyle yüzde 50'sine Türk hazinesinin ortak olacağı Turkisch Petroleum Şirketini meydana getirecekti. Buna karşılık İngilizler de, Royal Dutch Shell grubunun bir alt kuruluşu olan Anglosakson Oil Company ve D'arcy Grubu vasıtası ile duraksamadan harekete geçeceklerdi. Almanlar'a üstünlüğü kaptırmamak için İngilizler'in onayıyla, Londralı bir grup işadamı ve bankacı Ernest Cassel başkanlığında, İstanbul'da Ulusal Türk Bankasını kuracaklardı.
Petrol savaşında ilk defa boy gösteren Ermeni Klaust Gülbenkyan ise, Cassel'in yardımcılığına getirilecekti. Kalust Sarkis Gülbenkyan, uluslararası petrol sanayiinin doğmasında ve gelişmesinde önemli rol oynamış ve bu arada uluslararası siyasi ilişkilerde de etkili olmuş Ermeni asıllı Osmanlı vatandaşı bir işadamıdır. Üsküdar'da doğmuş, hayatının son yıllarını geçirdiği Lizbon'da ölmüştür. Gülbenkyan Londra'nın ünlü King Üniversitesi'nde jeoloji mühendisliği diplomasını almıştır. 1891'de Kafkasya'da bulunmuş özellikle Bakü petrol yataklarını incelemiştir.
Sonra, Osmanlı 'nın petrol kaynaklarını ve özellikle de Mezopotamya'daki petrol rezervlerini ele alan bir raporu padişah 2. Abdülhamid'e vermiştir. Hollandalı Shell şirketinin, bir İngiliz-Hollanda ortaklığı haline getirilmesiyle doğan günümüzün petrol devi Royal Dutch Shell'in kuruluşunda yer alarak petrol sektörüne doğrudan girmiştir. Bu şirket ABD'de Rockefeller tarafından kurulmuş zamanının diğer petrol devi Standard Oil 'e rakip olarak ortaya çıkmaktaydı.
Gülbenkyan, Royal Dutch Shell çerçevesinde Basra Körfezi kıyı şeridindeki petrol yataklarının işletilebilmesi için (özellikle Osmanlı İmparatorluğu ve İran nezdinde) gerekli girişimleri yürütmekle sorumluydu. 1898'de Paris ve Londra'daki Osmanlı elçiliklerine mali müşavir tayin edilmesiyle Gülbenkyan bir yandan da aynı zamanda bir Osmanlı memuru sıfatı edinmişti. Bu arada İngiliz vatandaşlığını da almıştır.
1910'da Jön Türk hükümeti idaresinde Osmanlı Bankası'na da danışmanlık yapmaya başlamış, petrol bölgeleri üzerindeki nüfuzunu artırmaya çalışan yeni oyuncu Almanya ile müzakerelerde rol oynamıştır.
Petrol şirketlerinde Gülbenkyan'ın hissesi yüzde beş olduğu için, "bay yüzde beş" lakabını almıştır. Lizbon merkezli olarak faaliyetlerini uluslararası ölçekte halen sürdüren ve dünyanın en büyük vakıflarından biri olan Kalust Gülbenkyan Vakfı 'nı kurmuş, müze hayali ise ölümünden sonra gerçekleşmiştir. Ermeni Diasporası'na ve Kudüs' 'teki Ermeni Patrikliğine yaptığı yardımlarla da tanınmaktadır.
CHURCHILL VE GÜLBENKYAN
Musul ve Kerkük petrollerine bir şirket vâsıtasıyla hâkim olmak ve Avrupa'nın en büyük kumpanyasını kurmak emelinde olan İngiliz Bakan Churchill ve Denizcilik Bakanı Amiral Fisher, Gülbenkyan'ın karanlık petrol pazarlıklarını yakından takip etmiştir. Gülbenkyan'a sadece petrol açısından değil, Osmanlı'lılar hakkındaki derin bilgileri açısından da yaklaşıldığını söylemek yanlış olmaz.
I. DÜNYA SAVAŞI'NIN ÇIKMASININ NEDENİ
Dünyanın ilk petrol savaşı olarak tarihe geçen I. Dünya Savaşı'nın çıkması ve özellikle etki altına soktuğu bölgeleri cehenneme çevirmesinde petrol yine en birinci rolü oynayacaktı. 1 Dünya Savaşı'nın sona ermesi ile Ortadoğu'nun İngilizler tarafından işgâl edilmesi gelişmelere farklı bir boyut kazandıracaktır. Bölge, ateşkes dönemi ve barış süreci boyunca petrolün bekçiliğini üstlenecek tampon bir Kürt ve Ermeni Devleti'nin kurulması gayretlerine sahne olacak ve bu, Osmanlı'yı parçalama planı ilk defâ Sevr Antlaşması'nda yer alarak uluslararası bir mâhiyete kavuşacaktır. Hem Sevr'in ölü doğması hem de Millî Mücadele'yi kazanan yeni Türk Devletinin otoriteyi tekrar sağlaması sonucunda, sinsi planlar gerçekleşme imkânı bulamayacak; ancak Musul ve çevresini sınırlarımıza dâhil etmemize de maalesef yetmeyecektir.
powered by SitelinkxBu posta 423 defa okundu






