ÜYELİK İŞLEMLERİ
SİTEDE ARA
BİZİ TAKİP EDİN
ÜCRETSİZ PROGRAMLAR

Giveaway of the Day

Burada, Yeryüzü’nde zamanımızı geçirmek zor olmasa da, aklın ve ruhun belli niteliklerini de geliştirmemiz beklenir bizden.
Bu niteliklere; başarabilmek ve zevk almak için kendimizi güçlendirmek,
güvenmeyi öğrenmek, ilahi kimliğimiz gibi yüksek bir güçle sarmalanmak,
herşeyi kendi başımıza, kimliğimiz noktasından yapmaya çalışmayı bırakmak
ve son olarak, daha yüksek bir oluş seviyesi geliştirerek bütünüyle uyanışa geçmek de dahildir.

Kurban Zihniyetimi nasıl gerçek bir yetkinliğe çevirebilir, yaşamımın her noktasında gerçek başarıya ulaşabilirim?
Bizler; gerçek anlamda kendi gücümüzün algısıyla doğduk;
ana-babamızın, ailemizin, öğretmenlerimiz ve toplumun bilincinden bağımsız bir algıyla…
Bizler, masumiyetimizin ve ruhsal misyonumuzu kolaylık ve zerafetle yerine getirmenin içsel kapasitesinin doğuştan farkındalığına sahibiz.
Büyüdükçe, özellikle kadınlar olarak, yaşamımızın her alanında olmasa bile
bilinçsiz bir noktadan kurban zihniyetine sahip oluruz.
Yetişkin olmaya başladıkça, öfke, korku ve endişe tarafından idare edilmeye başlarız.
Yine de bu zihniyetin bir kısmı bize aşina olsa da, bir kısmını bilinçsizce yürütür,
diğer türlüsünü seçmedikçe böyle davranmayı sürdürürüz.

Kendi yaşamlarımızın sorumluluğunu üstlenmek,
kendimizi daha tam ve derin anlamda sevmek sürecinde güçlü olmak,
şu anda olduğumuz halimizle gücümüz ve zayıflılığımızla kendimizi kabul edebilmek,
kendimizi ve diğerlerini tümüyle bağışlamaya istekli olmak ve son olarak geçmişi salıvermek bir zorunluluktur.
Kim olduğumuzla ilgili önyargılı kavramları salıvermek ve onun yerine,
kadınlar olarak ruhsal gücümüzde limitsiz ve görkemli olmayı seçmeliyiz.

Sevgi, kabul, bağışlama ve salıverme… Bunlar öz-yetkinliğin sırlarıdır.
Arzuladığımız ve hak ettiğimiz barış, mutluluk ve kişisel gücün sorumluluğunu taşıdığımızı idrak edebildiğimizde;
bu özellikleri içimizde oluşturmak çok daha kolay bir hale gelir.
Şimdi, içsel güzellik ve ululuğumuzu ifade etmenin peşine korkusuzca düşmeye adım atmanın tam zamanıdır.

İki ay kadar önce, bir hırsızlık deneyimi yaşadım.
Soyguncunun beni korkuttuğu kadar ben de onu korkutmuştum.
Neyse ki bana bir zarar veremeden kaçtı evden.
O gün için, kendime, kendi özelimize ve bizce kutsal olan yerlere saldırılmasına karşı hissettiğim şoku yaşamaya izin verdim,
ama ertesi sabah uyandığımda, bu olayda mağdur bir kurban gibi hissetmemeye karar vermiştim.
Sonuç olarak deneyimdeki hediyeyi görmüş ve kendimi bu lütfu alabilmek konusunda güçlendirebilmiştim.

Seçmediğimiz sürece kurban olmak zorunda değiliz artık.
Bunun yerine gerçek anlamda yetkili hale gelmekteyiz.
Neden teslimiyet yaşamalıyız?
Kurban zihniyeti, yerini güçlü ve yetkili bir algıya bıraktıkça;
bizler, arzularımızı tezahür ettirmenin tohumlarını ekmeye başlarız.
Böylelikle, sezgi ve önsezilerimiz üzerinde ciddi anlamda çalışarak ileriye taşınır ve dopdolu yaşamlara ulaşabiliriz.
Bu süre boyunca, belli engellerin bize meydan okuması ve orijinal plan ve zamanlamamıza uymayan durumlarla karşılaşabiliriz.
Bu duruma en uygun çözüm; teslim olmak ve
ilahi sürece, ilahi zamanlamaya ve evrenin yoldaki her adımda
bizimle birlikte yaratıyor olduğuna GÜVEN duymaktır.
Ve bazen, bize düşen, bir adım geri atıp, evrenin kendi işini yapmasına izin vermektir.
Eğer olanları zorlarsak, sonuçlar öngördüğümüzün aksi ve olumsuz olur. Diğer yandan eğer, teslim olup güvenirsek;
olanların, mükemmel zamanlama içinde, kolaylıkla ve zarifçe,
tasarladığımızdan çok daha iyi bir şekilde olmasına izin verme haline geçeriz.
İşte bu evrenin işleyiş biçimidir ve mükemmeldir… Eğer gerçekten izin verebilirsek…

Ruhsal yolumuzun neresinde olursak olalım…
Bir yerlere ulaşıncaya kadar karşılaşacağımız en sabit dersdir bu, inanın…
Ben de yolumda ne kadar ilerlemiş olsam da inanın,
sizin kadar şeylerin zamanlaması tarafından yakalanıyor ve teslimiyet sanatını yeniden öğreniyorum.

Teslimiyet; iş yapmak ya da düşlerinizi gerçekleştirmek anlamında tembel ve pasif bir yol olarak gözükebilir.
Gerçek şu ki, göremesek bile, ilahi mavi kopyamızın gerçekten yerine getirildiğine inanmamızdan daha büyük bir inanç ve güven yoktur,
gerçek bir teslimiyete vardığımızda barış içinde başarımızı kutlayabiliriz.
En sonunda, teslimiyeti yaşayıp süreçten memnun olduğumuzda,
arzularımız daha çabuk yerine gelir
çünkü kendi yolumuzun üzerinden çekilmiş oluruz.
Nereye bakarsanız bakın bulamadığınız çözümler; sihirli bir şekilde ortaya çıkar. Bu; bu kadar basittir.
Tanrı sizin mutlu olmanızı istiyor…
Saplanıp kaldığınızda, ve işler umduğunuz gibi olmadığında; sadece
“Serbest bırakın, Tanrıya bırakın.”
Siz buna değersiniz.

Uyanış yaşamlarımızı oluşturmak adına neden bu denli önemli?
Uyanış hali, eninde sonunda mutluluğa erme halidir.
Teslimiyet ve güvenme sanatında ustalaştığımızda,
kendimiz ve diğerleri için lütuf, minnettarlık, güzellik, merhamet, bağışlama ve ilahi aşk haline girmek çok daha kolaydır.
Bu her bir olma halinin armağanı ayrı ayrı büyülü ve toplu halde; dünyada cenneti yaratmakla eşdeğerdir.

• Lütuf: Lütuf hali içinde yaşamak, dış olay ve durumlardan bağımsız olarak
basitçe zihinsel ve duygusal anlamda merkezlenmiş ve topraklanmış olmak demektir.
Her bir an yaşamın armağanını hissedebilir, insanlar ve olaylar içindeki en iyiyi görebiliriz.


• Minnettarlık: Minnetarlık içinde olmak, hiçbir şeyi ve hiçbir kimseyi hafife almamayı gerektirir.
Size bahşedilmiş güzellikleri görebilmeniz için…
bunu gerçekleştirebildiğinizde, aynı güzellikleri yaratabilirsiniz.
Her zaman iyiye ya da kötüye odaklanma seçimlerine sahibiz.
Her gün minnettarlık duyabileceğiniz şeyler üzerine odaklanın.

• Güzellik: Güzellik hali içinde olmak, insanlığın içindeki güzelliğin varlığını onurlandırmak
ve doğanın güzelliğini daha büyük bir saygıyla idrak etmek anlamına gelir.
Bizim zorlamamız olmadan var olan doğanın güzelliği,
küçük bir eforla yaşamlarımızda güzelliği yaratabilmemiz adına
limitsiz bir kapasiteye sahip olduğumuzun en önemli örneğidir.

• Merhamet: Merhametli varlıklar olarak daha büyük bir resmi görürüz.
Aynı zamanda insanların da sahip oldukları bilinç seviyesinde ellerinden geleni yapmaya çallıştıklarını da görürüz.
Merhametli olmak, kabul duygusuna yer açar ve diğerlerinin de gelişmelerine yardımcı olur.

• Bağışlama: Bağışlamayı listenin en altına yazsam da, uyanış hali içinde olmanın en üst rütbesidir.
Kendimizi ve diğerlerini temelden bağışlama bizi daha yüksek bilinçlilik ve uyanış haline sokar.
Ve yaşamın sunduğu mucizeleri deneyimlememizi sağlar
.
Tüm bunlar kendimizi hep bu hallerde yaşamaya zorlamamız anlamına mı geliyor?
Kesinlikle hayır!
Ama kendimizden bu hallere daha çabuk uyumlanmayı isteyebiliriz.
Uyanışın anahtarı, var olmanın düşük seviyelerinde olduğumuz an ve günlerin farkına vararak,
kolaylık ve zerafetle kendimizi yükseltmenin cesaretini taşımakta yatar…
Gerçek doğamız olan Kendimizin ilahi aşkına doğru…


Teslimiyet Yoluyla Güçlenmek, Uyanış ve İlahi Aşk

Dawn Maclntyre
İlahi Işık Çemberi

Çeviri: Güneş Kurtulan

Bu posta 712 defa okundu